'Küreselleşmiş dünyada bankacılık milli formayla yapılacak iş değil'

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı, önceki gün gazetecilerle yaptığı sohbet toplantısında yabancı bankaların sektörde artan payına dikkat çekerek 'Türkiye Bankalar Birliği Başkanı'nın...

İSTANBUL - Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı, önceki gün gazetecilerle yaptığı sohbet toplantısında yabancı bankaların sektörde artan payına dikkat çekerek 'Türkiye Bankalar Birliği Başkanı'nın 'Mr. bilmem kim olması kabul edemeyeceğim bir durum' diyen BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu) Başkanı Tevfik Bilgin'e yanıt verdi. Satıcı, Uluslararası Finans Arenası Küresel İlişkiler ve Risk Yönetimi konulu konferansındaki konuşmasında bankacılığın, küreselleşmiş dünyada ciddi anlamda milli formayla yapılabilecek bir iş olmadığını kaydetti.
Gelişmekte olan ülkelerdeki firmaların fonlanmaya daha çok ihtiyaç duyduklarını belirten Satıcı, bu ülkelerde piyasayı fonlama yükünün önemli ölçüde bankaların üzerine kaldığını ifade etti. Yabancıların bankacılık sektörüne gösterdiği ilginin Türkiye açısından olumlu olduğunu vurgulayan Satıcı, yabancıların, sektörde rekabetin artmasına yardımcı olurken, Türkiye'nin risk yönetimi açısından da dünya standartlarına ulaşmasına destek olacaklarını savundu. Satıcı, şunları kaydetti: "Yabancıların gösterdiği ilgi olumlu. Zaman zaman 'bankalarımız elden gidiyor, milli bankacılık' diye çıkışlar olsa da bunun anlamı yok. Bankacılık, küreselleşmiş dünyada milli formayla yapılabilecek iş değil. Türkiye'de Akbank'ın yaşadığı süreç de uluslararası bankacılık sisteminin Türk bankacılık sistemini kökünden ele geçirmek gibi arzularının olmadığını net olarak gösteriyor."
'B planı olmayan program'
Küresel ekonomideki riskler kadar iç piyasada da birtakım riskler bulunduğunun altını çizen Satıcı, şöyle devam etti: "En önemli risk, ekonominin en kırılgan noktası olan cari açık riskidir. Mayısta yaşanan küresel dalganın etkilerinden en fazla Türkiye etkilendi. Benzer şekilde eylülde de mini türbülans yaşadık. Maalesef, Türkiye dış şoklara bağışıklığı ve bir B planı olmayanbir ekonomik program uyguluyor. Bu da Türkiye'yi krizlere açık hale getiriyor." Satıcı, Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerin ekonomi üzerinde etkili olacağına işaret etti.



IMF: Dalgada riski iyi yönettiniz
IMF Türkiye Temsilcisi Bredenkamp, Merkez Bankası'nın dalgalanma sonrasında artık daha istikrarlı bir şekilde ilerlediğini ve piyasada güven yarattığını söyledi

IMF Türkiye Temsilcisi Hugh Bredenkamp, sonuçlara bakıldığında reformların iyi yönde olduğunu söyledi.
FOTOĞRAF: OKAN ÖZER / AA


IMF Türkiye Daimi Temsilcisi Hugh Bredenkamp, Türkiye'nin mayıs ve haziran aylarında uluslararası piyasalardaki dalgalanmalar nedeniyle ortaya çıkan riski iyi yönettiğini söyledi. Konferansın açılışında konuşan Hugh Bredenkamp, Türkiye'nin GSMH'sinin 1998-2000 yılları arasında yıllık ortalama yüzde 2.15 oranında büyüdüğünü, bunun da bazı riskleri ortaya çıkardığını belirtti.
Uluslararası piyasalarda mayıs ve haziran aylarındaki dalgalanmaya ilişkin hazırlanan çalışmadan alıntılar yapan IMF Temsilcisi Bredenkamp, özelikle iç politikada yapılan hataların üstesinden gelinmesinin gerekli, ancak yeterli olmadığını vurguladı.
'Neden çok etkilendiniz?'
Bredenkamp, "İç piyasada gerçekleşen dalgalanmaları en aza indirmek için önlemler almak lazım. Mayıs-haziran aylarına döndüğümüzde olumsuz şoklar kalite üzerinde de olumsuz etkiye yol açmıştır. Krediler, borçlar açısından dengesizlik söz konusu olmuştur. Yabancı yatırımcılar yeni piyasaların ortaya çıktığı ülkelerde daha ayrımcı davranmıştır' dedi.
Bredenkamp, dalgalanmadan Türkiye'nin diğer ülkelere göre daha çok etkilendiğini belirterek şöyle konuştu: "Döviz, hisse senedi piyasası, yerel iç borçlanma kağıtları piyasası da aynı etkiyi gördü. Türkiye'de kredi risklerinin dalgalanması öncesinde yeni piyasaların oluştuğu ülkelerle aynı olduğunu görüyorsunuz. Ancak, dalgalanmayla bir anda durumun Türkiye açısından değiştiğini, yükseldiğini görüyorsunuz. Yani nisanda Türkiye, Brezilya ile aynı değeri gösterirken, daha sonra açıklık meydana geldi. Açık, toparlanma döneminde de sürdü."
Mayıs-haziran dalgalanmasının bir şok olduğunu söyleyen Bredenkamp, "Ancak beş yıl içinde ortaya çıkan piyasaları etkileyen şoktu. Bu süreçte Türkiye için iki vurgu görüldü. Mali piyasalar, politikaların sıkıştırılması açısından kendini çabuk toparladı. Şimdiye kadar da kredi kalitesiyle ilgili kötüleşme göstermedi. Bu direnç risk yönetiminin iyi şekilde uygulandığını ortaya çıkarıyor. Ekonomi için risk yönetimi önemli, bu da olumsuz etkileri geri çekti" diye konuştu.
Bredenkamp, dalgalanma sürecinde Merkez Bankası'nın enflasyon hedeflerinin sağlamlaştırılması gerektiğini vurguladığını, döviz kurlarının sıkı korunması gerektiğini ortaya koyduğunu söyleyerek, böyle süreçlerde güvenilir para-bütçe politikası uygulanması gerektiğini ifade etti.
'Krizin nedeni bizi gördüler'
Sonuçlara bakıldığında reformların iyi yönde olduğunu belirten Bredenkamp, cari açıkla ilgili olarak, "Cari açıklar her zaman yanlış olacak diye bir şey yok. Bu Türkiye'nin, ülkelerin, daha büyük büyüme sürecine girdiğinde gösterdiği doğal sonuç olabilir. Yurtiçi mevduatın bu anlamda dikkate alınması gerekiyor" diye konuştu.
Türkiye ekonomisinin son beş yılda kaydettiği gelişmelere de değinen IMF Türkiye Temsilcisi Hugh Bredenkamp, "Çok fazla kriz yaşandığında bizim yüzümüzden olduğunu söyleyen insanlar olmuştu. Aslında bu böyle değildi. Ekonomide birtakım ayarlamaların yapılması gerektiğini ve bu politikalara devam edilmesi gerektiğini söylemiştik" dedi.


'İlk yıl hedefin tutmaması talihsizlik'
Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Erdem Başçı, enflasyon hedeflemesine geçildiği ilk yılda hedefin tutturulamayacağının net görüldüğünü, bunun talihsizlik olduğunu belirterek, "Bu tür sapmalar zaman zaman karşımıza çıkacak, buna alışmamız lazım" dedi. Başçı, Merkez Bankası'nın Türkiye'ye yapabileceği en büyük iyiliğin enflasyonu olabildiğince hedefe yakın tutturmak olduğunu söyledi.
Başçı şöyle konuştu: "Enflasyonda yılı yüzde 10'a yakın bitireceğiz. Yüzde 5 hedefinin oldukça dışında bir performans bu. Enflasyon hedeflemesine başlar başlamaz ilk yılda hedefin tutturulamaması talihsizlik. İlerde belki bu kadar büyük sapma olmayacak ama zaman zaman aşağı veya yukarı sapma olacak."
'Kurun katkısı olacak'
Meyve sebze fiyatlarındaki artışın 2006'da enflasyonda bir puana yakın yükselişe neden olduğunu, kur şokuyla gelen artışın da üç puan olduğunu vurgulayan Erdem Başçı, "Yıl sonuna kadar bunun 3.5 puan olmasını bekliyoruz. Yıl sonunda enflasyon yüzde 9.5 olursa bunun 3.5'i kurdan gelecek. Kur artışı olmasa hedefi tutturacaktık diyebiliriz" dedi.
'Cari açıkla evlilik uzun sürecek'
Albaraka Türk Genel Müdürü Dr. Adnan Büyükdeniz, "Cari açık, Türkiye'nin yaşamak zorunda olduğu bir gerçek. Bu gerçekle uzun yıllar daha evliliği sürdürecek" dedi. Büyükdeniz, Türkiye'nin önünde birtakım yol ayrımları bulunduğunu, Türkiye'nin ya küçük bir ekonomi olarak kalmayı tercih edeceğini ya da yapısal sorunlarını çözünceye kadar bu cari açıklarla gitmeye mecbur kalacağını ve bunları da sağlıklı şekilde finanse etmenin yollarına bakacağını ifade etti. Büyükdeniz, şunları söyledi: "Rekabet avantajımızı kur gibi geçici parasal tedbirle değil verimlilikle sağlamalıyız. Cari açıkla uzun yıllar evlilik sürecek. Kısa vadeli makro politikalarla suni rekabet şartı yaratmak kısa vadede fayda sağlasa da uzun dönemde zarar verebilir."