Kurumsal yönetişimde iş çok

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD), 'Türkiye Kurumsal Yönetişim Pilot Çalışması Raporu' Türkiye'nin kurumsal yönetişim alanında atacak çok adımı olduğunu gösteriyor.

İSTANBUL - Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD), 'Türkiye Kurumsal Yönetişim Pilot Çalışması Raporu' Türkiye'nin kurumsal yönetişim alanında atacak çok adımı olduğunu gösteriyor.
Dünya Bankası'nın eylül ayında Singapur'da yapılan IMF-Dünya Bankası toplantısı sırasında yayımlanan 'İyi Yönetişim Raporu'ndakilere benzer görüşlerin yer aldığı çalışmada, son yıllarda Türkiye'de kurumsal yönetişimin gelişmekte olduğu, ancak Türk şirketlerinin uluslararası alanda gelecekteki fırsatlardan yararlanmaları için azınlık ortakların haklarının çiğnenmesinin engellenmemesi gerektiği belirtildi.
OECD Genel Sekreteri ve eski Meksika Ekonomi Bakanı Jose Angel Gurria, raporun sunumu için düzenlenen basın toplantısında, bu tür bir çalışmanın ilk kez yapıldığını belirterek "İyi kurumsal yönetişim, uluslararası alanda rekabet etmek isteyen bir ülke ya da şirket için çok
önemlidir. Türkiye'de bu alanda gelişmeler olmakla birlikte atılacak adımlar var" dedi.
Türkiye çalışmaya gönüllü oldu
Edinilen bilgiye göre Türkiye, bu pilot çalışma için gönüllü oldu. OECD yetkililerinin ifadesiyle çalışmanın Türkiye'de yapılma nedenlerinden biri gönüllülük. Örgüt yetkilileri, çalışmanın Türkiye'nin kurumsal yönetişim alanındaki çabalarına katkıda bulunacağını düşündüklerini söyleyerek,
'Türkiye daha yolun ortasında. Bu nedenle rapor, gelişmiş ülkelere göre Türkiye'ye daha çok katkıda bulunabilir. Türkiye'nin tercih edilmesinin ikinci nedeni de bu" değerlendirmesi yaptı.
Gurria, Türkiye'nin kurumsal yönetişim alanında iyi bir yasal altyapısı bulunduğunu belirterek şunları söyledi: "Şirketler kamuya daha fazla bilgi veriyor. Denetim ve muhasebe alanında uluslararası standartlar yürürlükte. Ancak yapılacak işler de az değil. Ülkem Meksika'da olduğu gibi burada da birbirleriyle ortaklık içinde olan çok sayıda aile şirketi var. Bunların büyük olanlarının hisseleri İstanbul Borsası'nda işlem görüyor. Hâkim ortaklar her konuda karar verebiliyor. Bu tek başına bir tehlike değil ama küçük ortaklar ve şirket, önlem alınmazsa kolaylıkla suiistimal edilebilir. SPK'nın aldığı önlemler, bu endişeleri bir oranda azalttı. Türkiye bu konudaki sıkıntıları gidermek için yasal düzenlemeleri güçlendirmeli. Halka açık şirketlerin hakim ortaklarının kim olduğu ve yönetimin kimin elinde bulunduğu konusunda daha çok bilgi vermeleri sağlanmalı."
Gurria, Türkiye'de son yıllarda Turkcell ile Çukurova Elektrik'in yabancı ortakları tarafından dile getirilen, 'tüm ortaklara adil davranılması' istemine de değinerek bunun için yönetim kurullarının adil, bilgili ve bağımsız karar verebilecek kişilerden oluşturulmasını istedi. Gurria'ya göre Türkiye'de hisse senedi alarak şirketlere ortak olan kurumsal yatırımcıların, yönetim kurullarında gerektiği oranda temsil edilmememeleri de büyük bir eksiklik.
'Piyasada yeterli hisse olmalı'
Türkiye'nin muazzam ilerleme kaydettiğini ifade eden Gurria, "Piyasada sermayeleştirme artıyor. Buna karşılık yeterli derecede hisse senedi olmalı ki insanların iştahını karşılayabilsin" dedi.



Türkiye'nin karnesi
Temel yatırımcı hakları: Türkiye'de bazı haklar kısmen, bazıları ise tamamen uygulanıyor.
Kurumsal yatırımcıların sahiplik hakları: Sermaye piyasalarında ağırlığı olan kurumsal yatırımcıların, ortak oldukları şirketlerin yönetimlerine katılmaları yasalarla kısıtlı. Türkiye, bu alanda OECD standartlarını uygulamaktan uzak. Kurumsal yatırımcıların yönetime iştirakleri, piyasaya disiplin getirir.
Bilgi verme ve şeffaflık: Bu iki konuda da olumlu gelişmeler bulunmakla birlikte OECD standartlarına ulaşılamamıştır.
Küçük ortakların korunması: Kamu bu konuda standart belirlemede adımlar attı. Ancak birçok OECD standardı kısmen uygulanıyor. Bu konudaki adımların gecikmesi, potansiyel bir suiistimal tehlikesini de taşımaktadır.
Yönetim kurulları: Hâkim ortakların şirketlerde çok etkin olduğu Türkiye'de, yönetim kurullarının niteliği büyük önem taşımaktadır. Bilgili, adil ve bağımsız karar veren yönetim kurulu üyelerinin varlığı, küçük ortakların haklarının korunmasına ve şirket çıkarlarına büyük katkıda bulunacaktır. Ancak Türkiye'de OECD'nin bu konudaki prensipleri kısmen uygulanmaktadır.
Finansal raporlama ve denetim standartları: OECD standartlarıyla yürürlükteki standartlar arasında önemli farklılıklar var. OECD standartları kısmen uygulanıyor.


Cansızlar: Tasarruf tedbirleri zorluyor
Hükümet'in atadığı kurul üyeleriyle karşı karşıya gelen ve çalışmasının engellendiğini daha önce dile getiren Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Doğan Cansızlar, OECD raporundaki 'SPK'nın operasyonel bağımsızlığının korunması' tavsiyesine katıldığını belirtip şunları söyledi: "Raporda üç ayda bir SPK bütçe fazlasının önemli bölümünün Maliye'ye gönderilmesi, SPK'nın hükümet programına uygun bir yıllık faaliyet planı izlenmesi yönündeki Sermaye Piyasası Kanun taslağındaki madde ve SPK'nın kendi bütçesi üzerinde kontrolü olmaması eleştirilmiştir. Bu hususlar bağımsız kurul olarak çalışmamızı güçleştirmektedir. Tasarruf genelgesi nitelikli eleman temin etmemizi zorlaştırıyor."