Kuşlar ve yapı

Kuş gribi paniği toplumsal dokumuzda derin ve yaygın bir gelişmemişlik olgusunun varlığını gösterdi. Toplumun büyükçe bir parçasının ekonomik ve sosyal gelişmeden dışlanmış...

Kuş gribi paniği toplumsal dokumuzda derin ve yaygın bir gelişmemişlik olgusunun varlığını gösterdi. Toplumun büyükçe bir parçasının ekonomik ve sosyal gelişmeden dışlanmış, adeta kırsallığın göreli geriliğine tutsak edilmiş şekilde yaşamını sürdürdüğünü olabilecek en açık biçimde gördük. Bu dokunun kanserleştiğine, kentsel alanlara doğru yayıldığına, bu mekânlardaki görece gelişmiş yaşamları da tehdit ettiğine de tanık olduk.
Temel bir yapı sorunu bu. Göreli gerilik ve yoksulluk üreten bu yapının değiştirilip dönüştürülmesi gerekiyor. Bunun nasıl gerçekleştirileceğini, ülkenin geneline dengeli biçimde yayılmış bir uygarlık ve refah düzeyine nasıl ulaşılacağını en azından tartışmaya başlamak gerekiyor.
* * *
İşe önce oyun alanımızı ve oyun kurallarımızı belirleyerek başlamanın doğru olacağını düşünüyorum. İçinde yaşadığımız dönemde yapısal değişimlerin tasarlanıp, yönetilmesi açısından oyun alanını ve kurallarını etkileyen bazı gelişmeler var.
Bu etkilerin bir kısmı sistemik koşullardan kaynaklanıyor. İktisadi sistem tercihi açısından yepyeni bir koşullar seti var. Küreselleşme, piyasalaşma, dışa açılma, artan rekabetçilik gibi yeni parametreler tanımlıyor bu yeni koşulları. Sorun yapısal dönüşüm olunca, eskiye kıyasla, şimdi oyun alanı daha dar, politika uygulayıcılarının etki dozu daha düşük. Dışa açık piyasa ekonomisi koşullarında istenen yapı değişmelerini tasarlamak, güdümlemek ve hayata geçirmek şimdi daha zor.
Bizim bazı özgül koşullarımız da önemli etki ve kısıtlar üretiyor. Türkiye'nin dünyadan ayrı düşmeme tercihi küreselleşmenin dayattığı yeni koşullara uyumu gerektiriyor. Dolayısıyla son çeyrek yüzyıldır dışa açık, rekabete açık bir piyasa ekonomisi olma doğrultusunda yol alıyor, küreselleşmenin tüm etkilerine maruz kalıyoruz. Oyun alanı ve koşulları açısından önemli kısıtlar üretiyor bu etkiler. Bu bir.
İkincisi AB'ye katılım konusunda oluşan irade. Bu doğrultuda gerçekleştirmek durumunda olduğumuz uyum ve yakınsama hedefleri yüzleşmek zorunda olduğumuz dev boyutlu yapısal dönüşümün hayata taşınmasına ilişkin seçenekleri kısıtlıyor kuşkusuz.
Dışa açılıp, piyasalaştığımız dönemde kapıldığımız 'piyasacılık şehvet'inin de yapısal dönüşüm sorunu açısından önemli bir zihinsel kısıt yarattığını düşünüyorum. Piyasacılık şehveti bizi ekonominin görece küçük bir parçası olan finans alanına ve dolayısıyla kısa vadeciliğe kilitledi. Bu bileşim en yetkin ekonomi uzmanlarımızın dahi konjonktür değerlendirmeleriyle kısıtlı kalmalarına neden oldu. Bırakın görece uzun dönemli bir yapısal dönüşüm projesinin tasarlanmasını, ekonomik ve toplumsal yapıdan söz eden dahi kalmadı neredeyse. Yüzleşmek zorunda olduğumuz yapı dönüşümü açısından, bu zihinsel blokajın en önemli kısıtlardan birisi olduğu kanısındayım.
* * *
Bu kısıtlar bizi bir dizi soru ve tercihle karşı karşıya bırakıyor. İşte benim aklıma gelen ve daha çok sistemik tercihle bağlı olan bir dizi soru.
Geri kalmışlığımızı piyasa mekanizmasi bağlamında mı aşmayı hedefleyeceğiz? Yoksa bunun dışına çıkıp, siyasi otoritenin kaynak akışına daha fazla egemen olduğu merkezci bir tercihe mi yöneleceğiz?
Görece daha merkezci bir tercihe yönelecek olursak, sitem tercihi bulanık olan eski düzene mi döneceğiz? Bu durumda, kaynak tahsisi ve kullanımında disiplini nasıl sağlayacağız? Siyasetin popülizm illetini ve bu bağlamdaki kaynak israfını nasıl önleyeceğiz? Popülist konjonktür darbelerinden nasıl kaçınacağız?
Piyasa sistematiğini koruyacak olursak, geriliği aşma gibi bir yapısal dönüşüm projesinin bugünkü piyasa bağnazlığıyla gerçekleştirilmesi mümkün olabilecek mi? Mümkün değilse hem piyasa sistematiğini muhafaza edip hem de kaynakların yapısal dönüşüm doğrultusunda tahsisini nasıl sağlayacağız? Piyasa fiyatlarının temel gösterge işlevini bozmadan ama kaynak akışını yönsüzleştirmek, etkinlik kayıpları gibi olası maliyetlerden de kaçınarak söz konusu yapısal dönüşümü nasıl becereceğiz?
Bunlar daha ilk adımda ortaya çıkan sorular. İleri aşamalarda ortaya daha fazlasının çıkacağında da kuşku yok. Şu kuşların başımız açtığına bakın.