Macera peşine düşmeyiz

Merkez Bankası başkanı kim olursa olsun ekonominin temel politikalarından vazgeçilmeyeceğini vurgulayan Devlet Bakanı Babacan "Bunca başarıdan sonra niçin macera peşine düşelim? Kendimizi ayağımızdan neden vuralım?" dedi.

ANKARA - Merkez Bankası Başkanlığı tartışmalarıyla alevlenen piyasalara Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan'dan önemli mesajlar geldi. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından veto edilen Merkez Bankası başkan adayı Albaraka Türk Genel Müdürü Adnan Büyükdeniz'i savunan Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, "Sayın Büyükdeniz, alanında çok başarılı, Merkez Bankası Başkanlığı görevini layıkıyla yerine getirebilecek teknik donanıma sahip olduğunu düşündüğümüz bir arkadaşımız" diye konuştu.
Babacan, yeni Merkez Bankası Başkanı'nın belirlenmesi konusunda yetkinin Bakanlar Kurulu'nda olduğunu hatırlatarak, "Biz gerekli istişareleri yapacağız ve kararlarımızı vereceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımıza başka bir aday sunacağız" diye konuştu. Yeni Merkez Bankası Başkanı için belli kriterlerinin bulunduğunun altını çizen Babacan, bu kriteri şöyle sıraladı: "Öncelikle eğitimi, birikimi, tecrübesi, teknik konulara hâkimiyeti, yabancı dili gibi pek çok konuda kendisine güvenimizin tam olması gerekiyor. Öte yandan ekonomik felsefe bakımından da bizim ekonomik programımıza tam olarak inanması gerekiyor. Bu saatten sonra yeni maceralar istemiyoruz. Kurumlar arası uyumsuzluk istemiyoruz. Çok birikimli bir iktisatçı, eğer farklı bir ekonomik felsefeye sahip ise bizim kendisi ile çalışmamız zor olur. Burada bizim arzumuz devamlılık ve süreklilik prensiplerini esas almaktır. Programda, kur ve para politikasında ya da enflasyonla mücadelede bir sapma bekleyen varsa boşuna bekler. Özellikle mali disiplin ve para politikası konusunda hassasiyetimizi artık ulusal ya da uluslararası tüm muhataplarımız, bizi takip eden herkes biliyor. Bizi hedeflerimizden hiçbir şeyin saptırması söz konusu olamaz."
'Kişi değil ortak akıl var'
Ali Babacan, Merkez Bankası Başkanı kim olursa olsun, kur rejimi, sermaye hareketleri serbestisi, fiyat istikrarı, Merkez Bankası'nın araç bağımsızlığı gibi temel politikaların asla değişmeyeceğini, bugün hiç kimsenin Merkez Bankası'nın kredibilitesini sorgulamaya çalışmamasını istedi. Babacan, CHP'nin atamalar karşısında öneriler sunmasını da garip karşıladıklarını belirterek, "Biz 3,5 yıldır Merkez Bankası'nın bağımsızlığını sorgulatmadık. Bundan sonra da kimse sorgulamaya çalışmasın. Çünkü bu bağımsızlık hükümetimizin siyasi tercihidir" diye konuştu.
Merkez Bankası'nın mevcut kadrolarının son derece yetenekli, gayretli, dünyadaki ve literatürdeki gelişmeleri takip eden, konularına hâkim kişilerden oluştuğunu vurgulayan Babacan, şöyle devam etti: "Merkez Bankamızda son derece iyi yetişmiş, teknik konulara hâkim yüzlerce kıymetli arkadaşımız var. Bunların analizleri, araştırmaları, önerileri Merkez Bankası'nın karar organları için bugüne kadar temel teşkil etmiştir. Bu böyle olmaya devam edecektir. Tabii şunu da görmek gerekiyor, Merkez Bankası'nda artık 'ortak akıl' hakim, mutabakat kültürü yerleşmiş durumda. Artık kararlar kişisel kararlar değil, komitelerin, kurulların aldığı kararlar. Değerlendirme yaparken bunlara dikkat etmek gerekiyor."
'Gevşemeye zaman yok'
Babacan, Merkez Bankası Başkanı kim olursa olsun, temel politikaların asla değişmeyeceğini vurgulayarak şöyle devam etti: "Türkiye'de serbest kur rejimi vardır, bu asla değişmeyecektir. Biz bunca başarıdan sonra niçin macera peşine düşelim? Kendimizi kendi ayağımızdan neden vuralım? İhtiyatlı olmak zorundayız, dikkatli olmak zorundayız. Zaman gevşeme zamanı değil. Türkiye'de sermaye hareketleri tamamen serbesttir, bu asla değişmeyecektir. Falanca şöyle diyor, filanca böyle diyor, biz bunları dikkate almıyoruz, ısrarla doğru bildiğimiz yolda ilerliyoruz. Bu politikalar sürecek."
'Kurda ayar olmaz'
Babacan, kur politikasına ilişkin de şunları söyledi: "Şimdi, bir de kur politikasında ince ayar bekleyenler var. 'Bant' diyenler var, 'Kur dalgalı olsun ama şuradan dalgalansın' diyenler var. Bunların hiçbirine prim vermemiz mümkün değil. Kurda ayar mayar olmaz. Kur rejimi ya serbesttir ya da serbest değildir. Türkiye'de hiç kimse kur rejiminden taviz beklemesin. Bu ateşle oynamaktır. Üç buçuk yıllık uygulamalarda da bu yöndeki samimiyetimizi ispat ettik. Bunun ötesinde sürdürülen tartışmaları anlamsız buluyorum. Falanca şöyle demiş, filanca bunu istiyor. Kimse kusura bakmasın. Bu işin siyasi sorumluluğu bizdedir, kararı da biz veririz. Bazıları, (Kur serbest de Merkez Bankası niye müdahale ediyor?) diyor. Merkez Bankası herhangi bir kuru savunmak ya da kuru belli bir bantta tutmak için müdahalede bulunmuyor. Müdahaleler, sadece aşırı oynaklığı önlemek için yapılmaktadır. Bu iyi bilinmeli."
'Süreç hiç sapmadı'
"Atama sürecinde hiçbir sapma yok, hiçbir aksama yok, tamamen Anayasa, yasalar ve diğer düzenlemeler çerçevesinde bir atama süreci içindeyiz" diyen Babacan şöyle devam etti: "Merkez Bankamız Doç. Dr. Erdem Başçı'nın liderliğinde tüm fonksiyonlarını eksiksiz olarak icra etmektedir. Erdem Başçı ülkemizin yetiştirdiği sayılı makro iktisatçılardan biridir. Son üç yıl içinde gerek Devlet Bakanlığımıza akademik danışman olarak hizmeti süresince ekonomik programımızın tasarım ve uygulamasına, gerekse Merkez Bankası Başkan Yardımcısı ve Para Politikası Kurulu'nun aktif bir üyesi olarak para politikalarının yürütülmesinde kayda değer katkılar yaptı. Merkez Bankası'nda özellikle 'enflasyon hedeflemesi'ne geçiş sürecinde Para Politikası Kurulu'nun çalışmalarına yoğun bir şekilde katıldı. Erdem bey hiç gecikmeden boşalan ve boşalacak iki Başkan yardımcılığı için bize iki aday önerdi. Bu iki değerli isim Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşar Yardımcısı Birol Aydemir ile Merill Lynch ekonomisti Mehmet Şimşek'ti. Her iki adayı da hem teknik hem de yöneticilik yetenekleri açısından bu görevlere son derece uygun kişiler olduklarına karar verdik."
Seremoni mayısta
Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilere de değinen Babacan, Müzakere Pozisyon belgesinin AB Komisyonu'na iletilmesiyle, geçen hafta bir bakıma AB ile fiili müzakerelerin başladığını vurguladı. Ali Babacan, şunları söyledi: "Avrupa Birliği katılım süreci çerçevesinde yürüttüğümüz tarama çalışmalarımız saat gibi işliyor. 20 Ekim 2005'te başladığımız tarama süreci 13 Ekim 2006'da tamamlanacak. Yani müzakere aslında başladı. Resmi seremoni de mayıs ayında yapılacak."
'Erdem bey, isminin sunulmadığını biliyordu'
Ali Babacan, 23 Mart tarihinde Cumhurbaşkanlığı'na gönderilen Merkez Bankası için 3 ismin de onaylanmayarak kararnamelerin iade edildiğini bildirerek, "Sayın Cumhurbaşkanımız 15 Mart sabahı yurtdışı programından döndü. Ben aynı gün sayın Cumhurbaşkanı'na üç Kararname götürdüm. Sayın Adnan Büyükdeniz'e ait Bakanlar Kurulu Kararı, sayın Mehmet Şimşek ve sayın Birol Aydemir'e ait birer adet üçlü kararname. 'Köşk'e boş kararname gönderildi, alternatif isimler gönderildi' diye pek çok asılsız haber çıktı. Bunların hiçbiri doğru değil. Sayın Cumhurbaşkanımıza, bu isimlerle ilgili bir karar verilinceye kadar isimlerle ilgili hiçbir açıklama yapmayacağımızı söyledik. Sözümüzde de durduk. Bu arada, Erdem bey kararnamede kendi isminin olmadığını biliyordu. Öte yandan sayın Adnan Büyükdeniz de alanında çok başarılı, bilgili, tecrübeli ve birikimli bir arkadaşımız. Türkiye'nin ve dünyanın en iyi okullarında iktisat ve özellikle para politikası eğitimi almış. Merkez Bankası Başkanlığı görevini layıkıyla yerine getirebilecek teknik donanıma sahip olduğunu düşündüğümüz bir arkadaşımız. Yani her şey planlı, programlı, belli bir strateji çerçevesinde gerçekleşti"
'IMF ile hiç olmadığı kadar iyiyiz'
Ali Babacan, Türkiye'nin, IMF ile ilişkilerinin hiç olmadığı kadar iyi bir durumda olduğunu söyledi. Babacan, son gözden geçirme çalışmalarından bu yana bazı adımlarının olduğunu belirterek, "Özellikle iki konuda bize kaygılarını ilettiler" dedi. Babacan, şöyle devam etti: "Birincisi, tekstilde KDV oranlarının indirilmesiydi. Bu konuyu en üst düzey yetkililerle telefonda istişare ettik. Hem bütçe etkileri açısından, hem de yapısal perspektiften endişeleri vardı. Yaptığımız hesaplara göre burada gelir kaybı değil, tam tersine gelir kazancı var. Çünkü tekstilde ihracatta ödenen KDV iadeleri, yurtiçindeki KDV tahsilatından daha yüksek. Çünkü, yüksek KDV'nin haksız yere fazla iade almak için mükellefleri yasadışı uygulamalara yönlendirdiği söyleniyor. Şimdi bu haksız kazanç azalacak.
'Yetkililere anlattık'
Fon yetkililerinin kaygılarını ifade ettiği ikinci bir konu ise geçen hafta kabul edilen ve memur maaşlarıyla ilgili düzenlemeler getiren yasa. Bu yasa ile yapılan düzenlemenin önemli bir kısmı 2006 bütçesi hazırlanırken zaten dikkate alınmıştı. Ancak bu yasaya bazı yeni unsurlar eklendi. Ek unsurların 2006 bütçesine yüklediği ek maliyet, bütçedeki yedek ödeneklerden karşılanacak gibi. Bu konuyla ilgili tüm hesaplamaları da birkaç gün önce Fon yetkililerine ilettik. Arkadaşlarımız bu konuları ayrıntılı bir şekilde izah ettiklerinde konuların IMF yetkilileri tarafından daha iyi anlaşılacağını bekliyoruz."