'Mali istikrar ayağı yere sağlam bastırır, orta vadede politikacıya çok oy getirir'

'Mali istikrar ayağı yere sağlam bastırır, orta vadede politikacıya çok oy getirir'
'Mali istikrar ayağı yere sağlam bastırır, orta vadede politikacıya çok oy getirir'

Merkez Bankası Başkanı Yılmaz a (sağdan ikinci) göre bankacılık sistemi stres testini 2001 yılında atlattı

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz mali istikrarı sağlamaya yönelik önlemlerin olumlu sonuçlarının alınmaya başlandığını belirterek 'Bunların orta vadede politikacıların oyunu arttırdığı da düşünülüyor' diye konuştu

İSTANBUL- Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, çıkış stratejisinin gereklerinin tümünün yıl sonuna kadar yerine getirileceğini belirterek ‘Hem hükümetin, hem de Merkez Bankası’nın bugüne kadar mali istikrar sağlamaya yönelik olarak aldığı önlemlerin  olumlu sonuçları görüldü’ dedi.  Yılmaz, Türkiye’de bugünkü tek haneli faizin tarihi bir fırsat yarattığını belirterek ‘Bunu devam ettirebilir, mali istikrarı korursak, Türkiye eline geçen bu fırsatı çok iyi kullanabilir’ dedi.
Yılmaz ve başkan yardımcıları  Merkez Bankası’nın Enflasyon Raporu’nu açıklamasından iki gün sonra İstanbul’da gazetecilerle sohbet toplantısında biraraya geldi. Dünyada krizden çıkış konusunda biri mali sıkılaştırmanın hemen, diğeri de daha sonra uygulanması gerektiğini savunan   iki farklı görüş bulunduğunu belirten Yılmaz şöyle konuştu:
‘Bir grup bu aşamada mali istikrarın çok önemli olduğunu  söylüyor. Bu görüşün sahipleri mali istikrarın belirsizliği gidereceğini, faizleri makul bir düzeyde tutacağını ve böylelikle de ekonominin büyüyeceğini savunuyor. Kısa vadede biraz sıkıntı yaratsa bile orta ve uzun vadede böyle bir yaklaşımın çok faydalı sonuçlarının görüleceği açık. İsveç’te 1990’lı yılların başlarında ortaya çıkan bankacılık krizini çözen, 2001 krizinde IMF’de görevli olduğu için Türkiye’ye gelip bizim bankacılık krizimizin çözümüne katkıda bulunan ve bugün İsveç Merkez Bankası Başkanlığını yapan bir kişi var. Bana Mali İstikrarın Siyasete Etkisi başlığını taşıyan bir makale gönderdi. Kapsamlı bir çalışma. O makalede mali istikrarın orta vadede politikacıya daha fazla oy kazandıracağı anlatılıyor.  Oradan gördüğüm kadarıyla mali disiplin insanlar güven aşıladığı için ayaklarını yere daha sağlam bastırdığı için orta vadede daha çok fazla oy getiriyor. ‘

İsveçli bankacı kim?
Durmuş’un toplantıda sözünü ettiği İsveçli  bankacı Stefan Ingves. 2002 yılında IMF Para ve Döviz Bölümü Direktörü olan Stefan Ingves 2002 yılında dönemin IMF Avrupa Direktörü Michael Deppler ile Türkiye’yi çok sık ziyaret etmiş, bankalarla ilgili birçok düzenlemede etkin rol oynamıştı.
ABD’de son bir haftalık verilerin yine ekonomik daralmayı ön plana çıkardığını belirten Yılmaz ‘Avrupa Merkez Bankası da Mayıs başından buyana her hafta işin rengi değiştiği için farklı önlemleri denedi. Ancak Avrupa’da sonuçları tartışılsa bile stress testleri sonra rahatlama mevcut. Bu duruma bakarak dünya ekonomisinin ikinci dip yapma olasılığının, bir ay öncesine göre hayli azaldığını söyleyebilirim’ dedi.
Yılmaz, başta Merkez Bankası olmak üzere ekonomiyle ilgili kurumların çeşitli senaryolar altında bankaların dayanıklılığını ölçtükleri testlerle Avrupa’da yapılan stress testinin karşılaştırılması istendiğinde şöyle konuştu:
‘Biliyorsunuz Avrupa’da çeşitli senaryolar altında bankaların sermaye gereksinimlerini, olumsuz gelişmeler karşısındaki dayanma gücünü ölçen bir test yapıldı. Bazı çevreler sonuçları olumlu yorumlarken, eleştirenler de oldu. Ancak biz bankalarımıza bu testin gerçeğini 2001 yılında yaptık. Bunun sonucunda da ortaya çok sağlam bir bankacılık sistemi çıktı. O nedenle krizde bizim finans sistemimiz yara almadı’ diye konuştu.

‘Basel III’e çoktan geçtik’
Başkan Yılmaz, merkez bankaları ve diğer kurumların kendi aralarındaki işbirliğini artırmak amacı ile kurulmuş uluslararası bir organizasyon olan Bank of International Settlements’in bankaların sermaye yapıları, borçlanma oranları ve diğer mali kriterleriyle ilgili çalışma yürüttüğünü belirterek şunları söyledi:
‘Buna Basel III kriterleri deniyor. Bizim de üye olduğumuz 20’ye yakın komite bu konularda çalışıyor.  Sonuç kasımda Kore’deki G20 toplantısına sunulacak. Geçen hafta Tevfik Bey ( BDDK Başkanı Tevfik Bilgin) ile Basel’e gittik. Gördük ki bir mutabakat yok. Kimileri kriterlerin yüksek, kimileri düşük olmasını istiyor. Ancak hangisi kabul edilirse edilsin biz Basel III kriterlerinin birçoğunu Türkiye’deki bankacılık sistemi olarak zaten uyguluyoruz.’

‘Vatandaş kâra geçer mi?’
Durmuş ‘ISO 500’ deki şirketlerin karının arttığı ama vatandaşın ne zaman kara geçeceğine’ ilişkin bir soruya şu yanıtı verdi:
‘Reel ekonomideki kriz, bir finansal krizin ardından geldiğinde iyileşme krize giriş hızıyla olmuyor. Bugün dünyayı ve Türkiye’yi etkileyen krizin böyle bir niteliği var. Yani vatandaşın kara geçmesi, işsizin iş bulması, işi olanının gelirinin artması bir zaman alacak. Biz T.C Merkez Bankası yönetimi olarak fiyat istikrarını sağladığımız, faizleri tek hanede tuttuğumuz zaman kredi piyasasının işlerliğine önemli katkı yapmış oluruz. Belirsizleri kaldırmak, kredi piyasasını işler halde tutmak yeni yatırımların artmasını beraberinde getirir. Bu da hem istihdamı artırır, hem de vatandaşın kara geçmesini sağlar. Bizim Merkez Bankası olarak yapabileceklerimiz bunlardır. Belirsizliği ortadan kaldırabilirsek vatandaşa katkı yapmış oluruz.’ (Radikal)

Merkez piyasadan 719 milyon dolar çekiyor
Merkez Bankası, yabancı para zorunlu karşılık oranların› 0.5 puan art›rd›. Banka bu artışla piyasadan yaklaşık 719.6 milyon doları döviz likiditesi çekilmiş olacağını açıkladı.
Başkan Durmuş Yılmaz da, krizin başlamasıyla birlikte bankaların kullandıracakları daha çok döviz kaynağı sahibi olmaları karşılık oranlarının düşürüldüğünü hatırlatarak ‘Şimdi normale dönüş başladığı için oranları yeniden yükseltiyoruz’ dedi. Merkez Bankası Başkan Yardımcılarından Mehmet Yörükoğlu da, yabancı ülkelerin Merkez Bankalarıyla karşılaştırıldığında hala bu konuda atacak adımları bulunduğunu söyledi.

‘Eski oran yüzde 11 idi’
Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, çıkış stratejisi çerçevesinde, son dönemdeki kredi gelişmeleri de dikkate alınarak, yabancı para zorunlu karşılık oranının 0.5 puan artırılarak yüzde 9.5’ten yüzde 10’a yükseltildiği vurgulanarak, yabancı para zorunlu karşılık oranında yapılan bu artışla piyasadan yaklaşık 719.6 milyon doları döviz likiditesi çekilmiş olacağını kaydetti. Banka açıklamasında şu noktalara dikkat çekti:
“Bilindiği üzere, Ekim 2008’de derinleşmeye başlayan krizle birlikte piyasalarda yaşanan sorunların ekonomimiz üzerindeki etkilerini azaltmak amacıyla bankacılık sistemi döviz likiditesine yönelik olarak alınan diğer tedbirlere ek olarak, 5 Aralık 2008’de  yüzde 11 olan yabancı para zorunlu karşılık oranı 2 puan azaltılarak yüzde 9 düzeyine indirilmiş ve bankacılık sistemimize ek döviz likiditesi sağlanmıştı. Bankamızın 14 Nisan 2010 tarihli para politikası çıkış stratejileri basın duyurusunda açıklanan döviz likiditesine ilişkin sağlanan imkanların, ölçülü ve kademeli olarak kriz öncesi seviyelere getirilmesine ilişkin stratejiler çerçevesinde; 26 Nisan’da yabancı para zorunlu karşılık oranı 0.5 puan artırılmış ve piyasadan yaklaşık 693.3 milyon dolar döviz likiditesi çekilmişti

‘Reytingçiler alın yazımız değil, yapacaklarımızla onları utandıralım’
Yılmaz, piyasaların Türkiye’yi ‘yatırım kategorisi’nde bir ülke olarak görmeye başlamalarına rağmen reytingçilerin gelişmelerin çok gerisinde kaldığını belirtti. Merkez Bankası Başkanı Yılmaz ‘Reytingçiler Türkiye’nin alın yazısı mı? Onların etkin olmadığını bir finans dünyası mümkün değil mi?’ sonusuna şu yanıtı verdi:
‘Sorunun cevabı kısa. Tabii ki alın yazısı değildir. Biz her IMF- Dünya Bankası toplantısına gidişimizde New York’a uğrayıp gelişmeler hakkında bilgi veriyoruz. Onlar Türkiye’ye geliyorlar. Kimin kimi neye göre değerlendirdiğinin herkes farkında. Bu tip değerlendirmeleri içselleştirmememiz lazım.  Uluslararası camianın en önemli sorunlarından biri bu yani reyting şirketleri. Hararetle tartışılıyor. G20’nin gündeminde. Uluslararası finansal kurumun gündeminde bu konuyla ilgili oluşturulmuş 3-4 komisyon var. Bununla ilgili düzenlemeler yapılacak. Reyting kurulu?larını yasaklamak onlarla iş yapmamak olmaz.  Burada doğru olan dışardan üçüncü kişilerin bizi değerlendirmeye devam etmeleri. Onlar değerlendirmeye devam etsin ama biz doğru yapmaya devam edelim ve her defasında bunları onların yüzüne söylemeye devam edelim. Bunu yüzlerine vuralım, onları utandıralım. Bu en çıkar yol gibi geliyor bana. ‹şimizi doğru yaptığımız, enflasyonu düşürdüğümüz, istikrarı sağladığımız, finansal ve mali disiplini koruduğumuz zaman sürece ortaya bir resim çıkacak. Onlar bu resme ne kadar kötü derse desin yatırımcı bunu görecek. Görüyor da zaten. ‘

‘Krize neden oldular’
Merkez Bankası Başkan Yardımcılarından Erdem Başçı da, özel şirketler olan reytingçilerin bugüne kadar denetlenmediğini belirterek  şunları söyledi:
‘Başkanın da bahsettiği gibi durumlar› G20’de bu hararetle tartışılıyor. Nedeni mevcut bankacılık krizinin arkasındaki nedenlerden biri olmalar›. Bunlar özel sektör kuruluşları ancak kamu düzenlemelerinde söyledikleri sözler, verdikleri notlar kullanılıyor. Basel II dediğimiz düzenlemenin içinde kredi derecesine göre risk ağırlığı veriliyor. Bankanın ne kadar sermaye tutması gerektiği buradan belirleniyor ... Çürük varlığa yüksek not verirse banka o kadar sermaye tutmadan o varlığı taşıyor ve risk taşıyor. Zarar ettiğinde de kamu zararı oluşuyor. Burada cidi sorun var. Reyting kuruluşları denetlenmiyor ancak onların söyledikleri kamu düzenlemesinde . kullanılıyor. Finansal sistemin tasarımıyla ilgili çok ciddi eksiklik. Bu da geç fark edildi. İleride farklı uygulamalar olacak. Ya reyting kuruluşları çok ciddi denetlenecek, ya da maddi yükümlülük gelecek. Yanlış yaparlarsa cezasını çekecekler. Ya da verdikleri reytingler kullanılmayacak.’

‘İhracatçının sıkıntısını biliyoruz’
Merkez Bankası Başkanı Yılmaz Türkiye’nin ihracatındaki sıkıntının, ana ihraç pazarı olan Avrupa Birliği ülkelerindeki daralmadarn kaynaklandığını belirterek şunları söyledi:
‘İhracatta iki sıkıntı iki nedenden doğar. Birincisi ihraç pazarınınzda sorun yoktur ama sizin iç maliyetleriniz artmıştır. İhracatta zorlanırsınız. İkincisi içeride herşey aynıdır, rekabet gücüaünüz azalmamıştır ama ihracat pazarınız daralmıştır. Türkiye’nin sıkıntısının nedeni budur. Avrupa ülkeleri daraltıcı politikalar uyguluyorlar o da iç talebi düşürdüğü için bizi etkiliyor. Ancak Merkez Bankası olarak kur bizi ilgelendirmez, ihracattaki sıkıntının tek nedeni pazar daralmasıdır da demiyorum. TL bir miktar değerlendi. İhracatçının sıkıntısını biliyoruz. Ak’a da kara diyemeyiz. Ancak sorunun çözümü ve kullanılacak yöntemler konusunda farklı düşünüyoruz. Biz dövizde makro finansaml riskleri azaltıcı önlemleri devreye sokarak çözüm düşünüyoruz.Bu gün olur döviz ihalelerinde miktarı artırarak, gün olur faizleri değiştirerek olur. Ancak bu önceliklidir, öbürü daha sonra gelir diye birşey yok.


    ETİKETLER:

    BDDK

    ,

    Cunda