'Mali kural şu anda çıkmalıdır diyenleri anlamıyorum hangi dengeler bozuk ki'

'Mali kural şu anda çıkmalıdır diyenleri anlamıyorum hangi dengeler bozuk ki'
'Mali kural şu anda çıkmalıdır diyenleri anlamıyorum hangi dengeler bozuk ki'

Zafer Çağlayan, Türkiye artık kendi çıtasını tespit etmiştir. Türkiye nin başka çıtaya, IMF çıtasına ihtiyacı kalmamıştır diye konuştu.

Zafer Çağlayan, mali kuralın Bakanlar Kurulu'nda görüşülmeden Meclis'e gönderilmesinin bir eksiklik olabileceğini belirterek, 'Mali Kural olmazsa olmazımız değildir. Ha olursa faydalıdır Türkiye açısından' diye konuştu

AŞKABAT - Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Mali Kural’ın askıya alınmasını değerlendirirken, “Ekonomik Koordinasyon Kurulu’nda (EKK) altı bakanın bu işin doğru olduğunu ifade ettiğini ancak konunun Bakanlar Kurulu’nda görüşülmeden Meclis’e gönderilmesinin bir eksiklik olabileceğini” söyledi.
Zafer Çağlayan, “Mali kural olsun olmasın, Mali Kural’ı gündeme getiren biz, takdir hakkı da Sayın Başbakan’ındır, hükümetindir, hepimizindir. Bizim olmazsa olmazımız değildir. Ha olursa faydalıdır Türkiye açısından” dedi.

‘Beş değil altı bakan’
Zafer Çağlayan, “Mali Kural yasası çıkmadığı için endişe duyanlar, Türkiye’nin popülist politika, seçim ekonomisi uygulayacağını söyleyenlerin hepsinin suratının kızaracağını, mahcup olacağını” belirtti. Türk İhraç Ürünleri Fuarı’nın açılışına ve Türk-Türkmen İş Konseyi toplantısına katılmak üzere Aşkabat’a gelen Çağlayan, 30 Ağustos’ta, Türkiye Büyükelçiliği Rezidansı’nda Türk basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Mali Kural’ın Meclis’te görüşülmesinin askıya alınmasından sonra “Devlet Bakanı Ali Babacan’ın hükümette yalnız kaldığı” yönünde yorumlar yapıldığı, Babacan’ın da ‘Mali Kural’ı beş bakanla birlikte açıkladığı’ şeklindeki açıklaması hatırlatılarak, EKK üyesi olarak kendisinin değerlendirmesinin sorulması üzerine, Çağlayan, şunları söyledi:
“Mali Kural konusunda beş ekonomi bakanıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’ndan oluşan altı bakan birlikte çalıştık. Altı bakan da tüm görüşlerini EKK’da ifade etti. Çeşitli senaryoları beraber çalıştık ve EKK’nın altı bakanı olarak bu işin doğru olduğunu ifade ettik. EKK’dan sonra bu iş Bakanlar Kurulu’ndan Komisyon’a, Komisyon’dan Meclis’e gitmeliydi. Belki bunun eksik tarafı bakanlar Kurulu’nda görüşülmeyişi...”

‘Türkiye için önemli’
Kendisinin hala Mali Kural’ın Meclis’ten çıkarılacağını ve Türkiye için önemli olduğunu düşündüğünü vurgulayan Çağlayan, şöyle devam etti: “Burada büyük bir parantez açıyorum: Türkiye, Mali Kural olmadan, sekiz yıl boyunca yaptığımız uygulamadan dolayı küresel krizden başarıyla çıktı. Ne Yunanistan’ın ne Portekiz’in durumuna düştük. Bunun sebebi, borçlarımızın GSMH’ya oranı yüzde 45 ve bütçe açığının GSMH’ya oranının yüzde 5 olması. Biz bunu hükümet olarak sağlamışız. IMF desteği olmaksızın ve hatta Türkiye’deki birçok büyük kuruluşların, işadamı kuruluşlarının biz ciddi baskısına, (bir an önce anlaşma yapın, IMF’de para kalmayacak) diye baskısına rağmen bunu sağladık. IMF zaten bize çifte standart uyguladı. ABD başta olmak üzere gelişmiş ülkelere para harcamaları, piyasayı hareketlendirmeleri konusunda tavsiyede bulunurken bize sıkı para politikası önerdi.
Biz bu çerçevede ciddi değerlendirme kuruluşlarından not artırımı aldık. Ali Babacan’ın konuşmalarını gazetelerden okudum. Yanlış anlamaya mahal verilmemesi, böyle bir niyetle açıklama yapmadığını ifade etti. Ben zaten o yöne çekmedim. Biz bu çerçevede, birlik beraberlik içinde hep beraber, güçlü bir siyasi irade, güçlü bir hükümet olarak çok başarılı işler yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz.”

‘Mahcup olacaklar’
Mali Kural’ın yatırımcı bakanlarla görüşülüp görüşülmediği yönündeki soruya, Çağlayan, “EKK’da, Bakanlar Kurulu’nda görüşülen şeyler mahremdir, bunları söylemeye mezun değilim. Birlik beraberlik, anlayış içinde hareket ediyoruz. Eksiklikler, farklı değerlendirmeler olabilir. Ümit ederim, bundan sonra Mali Kural hak ettiği yeri alacaktır” diye yanıt verdi.
Mali Kural konusunu çıkaran, gündeme getiren, buna bir yasayla düzenleme getirenin bu hükümet olduğunu vurgulayan  Çağlayan, şöyle devam etti: “Sanki öyle bir şey çıkıyor ki; sekiz yılda birileri geldi, birileri bize bir çıta koydu, onların çıkmasını sağladı. Türkiye artık kendi çıtasını tespit etmiştir. Türkiye’nin başka çıtaya, IMF çıtasına ihtiyacı kalmamıştır. (Mali kural yasası şu anda çıkmalıdır) diyenleri anlamıyorum. Türkiye’nin, ekonominin hangi dengeleri bozuk... Endişesi olanların haksız bir endişe içinde olduğunu düşünüyorum. Bu hükümet hiçbir şekilde seçim ekonomisi uygulamamıştır. Geçen mahalli seçim öncesi, gelen bir talebi Sayın Başbakan’a ilettim. Başbakan, (bugüne kadar popülist politika uygulamadık, uygulamayacağız, taviz verirsek daha fazla vermemiz gerekir) dedi.
Bu kararlılık, yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır. 2008 krizinde (çabuk IMF’ye gidin, anlaşma yapın, para kalmayacak) diyenler mahcup oldular. Şimdi Mali Kural çıkmadığı için endişe duyanlar, Türkiye’nin popülist politika, seçim ekonomisi uygulayacağını söyleyenlerin hepsinin suratı kızaracak.” Gelecek seçimlerde de önceki seçimlerden farklı bir uygulama olmayacağını ifade eden Bakan Zafer Çağlayan, “Mali kural olsun olmasın, Mali Kural’ı gündeme getiren biz, takdir hakkı da Sayın Başbakan’ındır, hükümetindir, hepimizindir. Bizim olmazsa olmazımız değildir. Ha olursa faydalıdır Türkiye açısından” dedi.

‘Faizler artamadı ama’
Zafer Çağlayan, “EKK’da konu gündeme geldiğinde önerdim. Niye... Yapısal bir hafızaya dönüşecekmiş. Ama bizim ihtiyacımız yok. AK Parti bunu kendine yapmaktan öte, gelecekte, ileri ki dönemlerde böyle bir uygulamanın gündemde olabileceğini... Kimseye şirin görünmek için, notumuz artsın diye de yapmıyoruz” dedi.
Merkez Bankası’nın faizlerini yüksek bulmakla birlikte enflasyon rakamlarına, reel faizlere bakıldığında geçmişte hayal edilemeyecek noktalara gelindiğine işaret eden Çağlayan, “Acaba ben ASO Başkanı olsaydım ne söylerdim diye zaman zaman kendi kendime düşünmüyor değilim. Geçmişte biz, bütçe açıkları, popülist politikalar, enflasyon, derdik. Şimdi söyleyecek pek birşey yok. Bugün ekonomide gelinen noktayı, tamamen siyasi mülahaza dışında, tamamen işadamı kimliğiyle söylüyorum...Durmak yok, yola devam...” diye konuştu. Çağlayan, Mali Kural’ın askıya alınmasının üç-dört aydır konuşulduğunu ancak bu sürede, “Faizlerin artmadığını, Türkiye’ye para girişinde, borçlanmada bir sıkıntı yaşanmadığını, ihracatta azalma olmadığını, enflasyonun yükselmediğini” kaydetti. 

‘Türkmen vizeleri yakında kalkabilir’
Zafer Çağlayan, Türkmenistan ile Ankara ’da yatırım konseyi ve iş konseyi toplantısı yapılmasını istediklerini, yatırımları artırmak için de ortak yatırım alanlarının belirlenmesini öngördüklerini söyledi. Türkmenistan’daki inşaatların yüzde 90’ını Türk müteahhitlerinin yaptığını, bunun Türkiye’den inşaat malzemeleri ihracatını da artırdığını anlatan Çağlayan, bu ülkede sorun yaşayan firmaların sayısının bir elin parmaklarını geçmeyeceğini belirterek, şöyle devam etti: “Türkmenistan’da 1992’den bugüne kadar 17 milyar dolarlık iş alınmış. Şimdiye kadar 80 ülkede toplam 170 milyar dolar iş alındığı düşünülürse, yüzde 10’u Türkmenistan’da alınmış. Son iki yıldır en fazla iş alınan ülke yine Türkmenistan. Gecen yıl 2,5 milyar dolar değerinde 64 proje alınırken, bu yılın ilk 7 ayında 1.5 milyar dolarlık yeni iş bağlantısı yapıldı. Alınan işler arasında, elektrik santralları, altyapı yatırımları, konutlar, oteller ve havalimanları bulunuyor. 2009’da da 20 milyar dolarlık iş alındığı dikkate alınırsa, yine yüzde 10’u Türkmenistan’da alınmış. Avaza’da önemli yatırımlar yapılmış,
turizm merkezi haline getirilmeye çalışılıyor. Müteahhitlerin teminat mektubu sorununu ilettik. Kanunları gereği bazı Avrupa bankalarından kontrgaranti istiyorlar. Türk bankalarının da iyi durumda olduğunu ilettim. Vize konusunda Cumhurbaşkanımızın veya Başbakanımızın ziyaretinde iyi bir şeyler olabilir.

‘Ponza taşı ihracatını akaryakıt kaçakçılığı için durdurduk’
Zafer Çağlayan, ponza taşı ihracatının, akaryakıt kaçakçılığını önlemek için durdurulduğunu söyledi. Ponza taşının değerinin düşük olduğunu, sınır dışından akaryakıt getirmek isteyen bazı art niyetli kişilerin ponza taşı götürüp, depo dolusu akaryakıtla döndüğünü belirten Çağlayan, haksız rekabete ve vergi geliri kaybına neden olan bu durumu önlemek için ponza taşı ihracatına yasak getirdiklerini kaydetti. Çağlayan, ponza taşının kot taşlamasında ve bir yapı elemanı olan bims üretiminde kullanıldığını ve daha çok Doğu ve Güneydoğu’dan ihraç edildiğini belirterek, şu bilgiyi verdi:
“Bu taş hammade olarak çok ucuza ihraç edilirken, bu taştan üretilen bims ihracatında ithalatçı ülkeler yüksek vergi alıyordu. Biz de katma değeri yüksek ürün ihracatını istiyoruz. Kot taşlamasında da bu taş kullanılıyor. Ucuz olduğu için ponza taşı ihracatı bahanesiyle çıkan kamyonlar, dışarıdan ucuz akaryakıt alıp dönüyordu. Bu hem diğer taşımacılık yapan firmalar açısından haksız rekabete neden oluyordu hem de vergi geliri kaybı yaşanıyordu. Ticareti doğru yapanların başımızın üzerinde yeri var. İhracat amacı dışına çıkmıştı. Bu durumları önlemek için ponza taşı ihracatını yasakladık.”
 Bu arada, Çağlayan’ın Türkmenistan’da iş yapan Türk işadamları ile yaptığı toplantıda, taşımacılık yapan bir firmanın sahibi de konuyu gündeme getirdi.
Özellikle Iğdır plakalı araçlara Dilucu kapısında farklı muamele edildiğini, Ankara, İstanbul plakalı kamyonlara 550 litreden fazla akaryakıt için giriş izni verilmezken, Iğdır plakalı araçların bin litre akaryakıt sokabildiğini öne süren işadamı, şöyle konuştu:
“Ponza taşı ihracatı gerekçesiyle çıkan bu kamyonlar bin litre motorin ile giriş yapabiliyorlar. Özellikle, Ankara, İstanbul plakalı kamyonlara sorun çıkartıyorlar. Bu kamyonlar, akaryakıtı bizden ucuza aldıkları için taşımacılıkta bizden ucuza teklif veriyorlar. Hem haksız yere para kazanıyorlar hem de haksız rekabete neden oluyorlar.”
Zafer Çağlayan, gümrüklerde plakaya göre farklı uygulama olamayacağını, kamyonlarda akaryakıt limitinin 550 litre olduğunu, akaryakıt kaçakçılığını önlemek için ponza taşı ihracatını yasakladıklarını yineledi. Çağlayan, bir firmanın ürettiği sandalye nedeniyle Alman şirketiyle patent sorunu yaşadıklarını söylemesi üzerine, işadamlarına, patent ve fikri mülkiyet hakları konusunda dikkatli davranmaları uyarısında bulundu.

Altyapıya 550 milyar dolar
Önümüzdeki iki yıl için öngörülen 550 milyar ABD dolarını aşan altyapı yatırımlarının, ilerleyen yıllarda artarak devam edeceği beklendiğinden, Hindistan’ın rekabet gücü, üretim kapasitesi ve verimliliğinin daha da artıracağı tahmin ediliyor. Ayrıca, işgücü içinde İngilizce dilini iyi derecede bilen, eğitim düzeyi yüksek olan önemli bir nüfusa sahip olması, birçok gelişmiş ülkeye kıyasla Hindistan’a çok büyük rekabet avantajı sağlamaktadır. 

Çin’in nüfusunu geçecek
Bu gelişmeler, tüm ülkelerin dikkatini Hindistan’a yöneltmesine neden olmakta ve haklı olarak ülkeleri hızlı büyüyen bu ekonomiden ve pazardan pay kapma yarışına sürüklüyor. Hindistan’ın tarım, sanayi, hizmetler sektörleriyle gayri safi yurt içi hasılasındaki artış oranları yıllar itibariyle aşağıdaki tabloda görülüyor. Yakın bir gelecekte Çin’in nüfusunu da geçmesi beklenen Hindistan çalışanların haklarını koruma adına son derece katı bir sistemi var. Bilgisayar hizmetleri sektöründe Hindistan’ın yıllık cirosu bu yıl 40 milyar doları geçmiş durumda. 
(aa)