Mama ekonomisi hızlı büyüyor

Türkiye'nin profesyonel anlamda ilk kedi ve köpek maması üreten fabrikası olan Lesa, Amerikan standartlarında mama üretiyor. Şu anda Bulgaristan, İran ve Yunanistan'a ihracat yapan firmanın asıl hedefi iç pazar.
Haber: ÖZGÜR SAĞMAL / Arşivi

İSTANBUL - Türkiye'nin profesyonel anlamda ilk kedi ve köpek maması üreten fabrikası olan Lesa, Amerikan standartlarında mama üretiyor. Şu anda Bulgaristan, İran ve Yunanistan'a ihracat yapan firmanın asıl hedefi iç pazar. Lesa şimdiden kedi-köpek mamasında iç pazarın 60'ını ele geçirmiş durumda.
Dünyanın en modern kedi-köpek maması üretim bantlarından birine sahip olan Lesa, hem Türkiye'deki pahalı ithal mamalara alternatif üretme, hem de yakın bir gelecekte ihracatta söz sahibi olma iddiasında. Türkiye için oldukça yeni bir pazar olan köpek maması, ülkenin gelişen ve değişen koşullarına bağlı olarak önemli potansiyel sunuyor. Agromag dergisinden Özgür Seyhan, Lesa Genel Müdürü Kemal Levi ve Genel Müdür Yardımcısı Talat Günbay ile bu ilginç yatırımları ve sektörün geleceğini konuştu.
Böyle bir alanda yatırım yapma fikri nasıl doğdu?
Kemal Levi: Yıllardır bu işin ithalatını yapan bir tanıdığımız vesile oldu. İngiltere ve Amerika'da yaptığımız araştırmaların ardından yatırıma 2003'ün Eylül ayında başladık. Yaklaşık 3,5 milyon dolarlık bir yatırım gerçekleştirdik. 2004 Haziran'ında çalışır duruma geçtik ve deneme üretimlerimizi gerçekleştirmeye başladık. Aralık başına kadar da piyasaya girdik. Tropikal firmasının Goody markasına başladık. Kısa vadede kendi markamızı oluşturmayı düşünmüyoruz. Bunun için biraz daha beklemek taraftarıyız.
Talat Günbay: Lesa son iki yıl içinde dünyada kurulan üç fabrikadan biri. Dolayısıyla en yüksek teknolojiye sahip. Yapılanması hâlâ devam ediyor. Bizim teçhizatımızı kuran firmaların, referans olarak gösterdikleri bir firmayız. Konusunda Avrupa'nın en iyi yapılanmış ve en disiplinli tesislerinden birisi olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim.
Türkiye bu alanda sizce yeterince büyük bir pazar mı?
Kemal Levi: Türkiye pazarı her konuda büyüyen bir pazar. Artık kedi-köpek beslemek bir alışkanlık haline gelmeye başladı ve her geçen gün gelişiyor. Bu da pazarı geliştiriyor. En büyük avantajımız Türkiye'de kedi-köpek maması konusunda kurulmuş ilk tesis olmamız. Türkiye'de bu sektör hiçbir zaman profesyonel olarak ele alınmadı. Önceleri sadece bazı firmalar atıl kapasitelerini ve artıklarını değerlendirmek için geçici üretim yaptılar
İthal ürünlerle kıyasladığınızda kendinizi nerede görüyorsunuz?
Kemal Levi: Türkiye'ye farklı kalitelerde ürünler giriyor. Çok düşük besin değerli ürünler de, çok profesyonelce tasarlanmış iyi besin değerine sahip ürünler de Türkiye'ye giriyor. Bizim en önemli avantajımız tazelik. Bir ithal ürün Türkiye'de rafa girdiğinde nereden baksanız altı ay önce üretilmiş oluyor. Bizim ürünümüz ise bir hafta sonra marketlerdeki yerini alabiliyor. Biz, iyi kaliteyi iyi fiyata veriyoruz. Zaten bu işi kurarken öncelikli hedefimiz de tüketiciyi pahalı mama sendromundan kurtarmaktı. Bugün yurtdışından gelen 15 kiloluk iyi bir mamaya 150 milyon veriliyor.
Talat Günbay: Türk hayvanseverlerin en büyük sorunu üretildiği ülkede 30 dolara satılan ürünü burada 100 dolara almaları. Önündeki seçenek ya çok kaliteli ama pahalı bir mama, ya da hayvana hiçbir fayda sağlamayan 30 dolarlık bir mama. Biz dünyada en ileri teknoloji ile üretim yapan firmalarla aynı altyapıya sahibiz. Sadece piyasa açısından altyapımız eksik, yani yeni bir firmayız.
İhracatınız ne düzeyde?
Kemal Levi: İran, Bulgaristan ve Yunanistan'a ihracatımız var. Burası dünyanın en küçük kedi-köpek maması tesisi. Saatte 1.5 tonluk üretimimiz var. Burayı tasarlarken tamamen Türkiye piyasasını hedef alarak tasarladık. Yurtdışındaki fuarlarda gördüğümüz ilgiden dolayı artık yurtdışını da düşünüyoruz. Numune gönderdiğimiz her ülkeden çabuk ve olumlu yanıt alıyoruz. Fakat üretim kapasitemiz yüksek olmadığından, ki bu yurtdışında fiyat rekabetini sürdürebilmenizdeki en önemli kriterlerden biri ve Türkiye'de bu sektöre yönelik hammadde üreten doğrudan bir yapılanma olmadığından yurtdışı pazarlara şu aşamada çok agresif biçimde giremiyoruz.
Hammadde ihtiyacınızı nasıl karşılıyorsunuz?
Kemal Levi: Hammadde araştırması ve tedariğinde büyük Türk firmalarla çalışıyoruz. İnsan gıdası kalitesinde hammadde kullanıyoruz. Kedi-köpek maması sektör olarak ilginç bir yerde. Ne hayvan yemi kadar düşük, ne de insan gıdası kadar yüksek kalitede. Türkiye'de bu ara kalite yok. Türkiye'de bazı firmalarla girdiğimiz çalışmalarda ortasını yaratmaya çalışıyoruz. Bunu gerçekleştirmeye çalışan ilk firma olduğumuzdan dolayı da ürünlerimizin maliyeti artıyor. Ama bu durum dinamizmimizi de ortaya koyuyor. Türkiye'de hammadde araştırmaları konusunda patikayı biz açıyoruz. Örneğin en önemli hammaddelerimizden biri mısır. Dünyada 85 dolara satılan mısır Türkiye'de 240 dolara satılıyor. Bu fiyat farkı bile çoğu zaman maliyetlerimizi etkiliyor.
Bu durum uzun vadede yurtdışındaki rekabet şansınızı etkilemeyecek mi?
Talat Günbay: Dünyada bilinen firmaların arkasında ciddi araştırma ve bilimsel çalışmalar var. Biz köpekler için pizza üretiyoruz ve bu ürünün o hayvanın sağlıklı yaşaması için gerekli her şeyi içerdiğini iddia edebilmeniz için en az beslediğiniz hayvanın ömrü kadar yaşlı bir firma olmalıyız. Şu anda teknik datalarla diğerlerine rakibiz. Bu yüzden de fiyatlarımız diğerlerinin altında olmak zorunda. Bugün pahalı bir markayı satan birinden ürünümüzü satmasını istediğimizde, tüketicisine o malı satarken verdiği garantileri henüz veremiyoruz. Ortada bir yerde kalıyoruz. Kötü ya da ucuz bir mama değiliz. Ürünlerimizi, yiyen hayvanın en pahalı ürünleri yediği kadar beslensin diye ürettik. Fakat aynı kalitede olduğunun görülmesi zaman alacak. Biz Türkiye'de en kaliteli hammaddelerle üretim yapıyoruz. Bize hammadde satan firmalar, tüm Avrupa ülkelerine malını satabilir. Onlar için de yepyeni bir pazarın filizi oluyoruz. İhracat konusuna döndüğümüzde ise, çok ucuza çok kaliteli ürünlerle Avrupa'yı sallayabilecek potansiyele sahibiz diye düşünüyorum.