Memur, soruşturulursa AİHM'e kadar gidecek

Memur, soruşturulursa AİHM'e kadar gidecek
Memur, soruşturulursa AİHM'e kadar gidecek

25 Kasım?da yurt çapında yapılan bir günlük iş bırakma eyleminde kamu çalışanları günlük hayatın akışını durdurdu. 2 milyonu aşkın memurun ve vatandaşın eyleme katıldığı belirtildi. FOTOĞRAF: SERKAN AKKOÇ / DHA

KESK Başkanı Sami Evren, önceki günkü bir günlük grevle ilgili şu ana kadar memurlara bir soruşturma bildiriminin olmadığını açıkladı

ANKARA - Başbakan Tayyip Erdoğan’ın 25 Kasım’da memurların ‘uyarı grevi’ adı altında gerçekleştirdiği 1 günlük iş bırakma eylemine katılanların sonuçlarına katlanacağı yönündeki uyarısını, dün de “Mevzuat içinde gereken yapılacaktır” diyen AKP Genel Başkan Yardımcısı Abdulkadir Aksu sürdürdü.
Ancak KESK, hükümetin bu çıkışına karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kılıcını çekerek, “Memurlara soruşturma açmak istiyorsalar açsınlar. AİHM’e başvurma yolumuz var” dedi.

AKP’den gözdağı
AKP’li Aksu, dün düzenlediği basın toplantısında önceki gün Türkiye’de hayatı durduran memur eylemi ile ilgili şunları söyledi:
“Vizyonu demokrasiden ibaret olan AK Parti’nin demokratik hakların kullanılması konusunda herhengi bir sorunu olmamaz. Olamaz, zira AK Parti’nin şu anda verdiği kavga zaten ülkede yaşayan bir çok kesimi demokratik haklardan yararlandırma kavgasıdır. Hatta AK Parti bu kavganın bedelini de ödeyen tek partidir.
Ancak, demokratik haklarını kullanılması da hukuk devletinde kurallara bağlanmıştır. Demokrasiler herkesin, her sınıfın başıboş istediğini yapabileceği rejimler değildir. Milyonlarca vatandaşın gündelik hayatını krize sokuyorsanız, kamu düzenini bozuyorsanız, niyetiniz demokratik bir eylem yapmak olsa bile sonuçta topluma zarar verirsiniz. İş bırakan sendikalara söyleyeceğimiz şudur; Bir hukuk devletinde yaşadığımızı unutmayın.
Yine kimse unutmasın ki, demokratik haklar ile hukuk devleti arasındaki çizginin özenle korunması başta hükületimiz olmak üzere herkesin zorunlu görevidir.”
Aksu, Erdoğan’ın “sonucuna katlanırlar” sözünün hatırlatılması üzerine ise, “Hukukta herşeyin kuralları vardır. Kurallar meri mevzuatla bellidir. Meri mevzuata göre gereken neyse onlar yapılacaktır” yanıtını verdi.

Uluslararası yükümlülük
Uyarı grevine karşı hükümet cephesinin tavrı, Türkiye’nin uluslararası yükümlülükleriyle çelişiyor.
Türkiye, Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından memura sendika kurma hakkı tanıyan 87 sayılı sözleşmesini imzalarken, AİHM iki ayrı kararında kamu emekçilerinin toplu sözleşme ve grev haklarını tanımayan Türkiye’yi mahkum etmişti.

Yüzde 90 katılım
KESK Başkanı Evren, grev kapsamında çok sayıda memurun katıldığını belirtirken, yüzde 90 oranında bir iş bırakmanın gerçekleştiğini savundu. Sami Evren, “25 Kasım grevinde 1 milyon insan 81 ilde sahaya indi. Toplam 2 milyon 338 bin memur var. Bunların yüzde 90 gerek masa başında iş bırakarak gerekse sahada tepkilerini göstererek, katılım sağladı. Adapazarı’ndaki tren gündeme geliyor ama 23.30’da Haydarpaşa’dan kalktı. Hastalar olduğunu tespit ettik ve bu nedenle harekete izin verdik “ diye konuştu.

Karçay davası içtihat
KESK’e bağlı Yapı-Yol-Sen üyesi Erhan Karçay, memur maaşlarını protesto etmek için İstanbul’da yapılan bir eyleme iştirak etmesinden dolayı ceza kesilmişti. Bunun üzerine AİHM’e başvuran Karçay, bu başvurusu sonucunda sendika eylemine katıldığı için verilen cezayı haksız bulmuş ve iki yıl önce Türkiye’yi mahkum etmişti. Böylece  mahkeme, memurların grev ve iş bırakma hakkını da bu kararla belirtmiş oldu. Ayrıca AİHM, 2008’de Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası’yla ile ilgili, ‘toplu sözleşme hakkı yoksa, sendikal haklar işe yaramaz’ karar almıştı.
KESK Genel Başkanı Sami Evren, iktidarın uyarı grevine kamu emekçileri hakkında soruşturma açması halinde hukuk mücadelesi vermeye hazır olduklarını belirterek, “Kamu emekçileri asla geri adım atmayacaklardır. İktidar bunu böyle bilmelidir” diye konuştu.
Evren yazılı açıklamasında, “25 Kasım grevi, bayramı iki gün önce getirmiştir, Türkiye’nin bayramı kutlu olsun” ifadesini kullandı. Evren, “Grevin ardından AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in yaptığı kamu emekçilerini hedefleyen açıklamaları bir talihsizlik olarak görüyoruz. Grev öncesinde başbakanın yaptığı benzer açıklamalardan aldığı cesaretle işgüzarlık yapmaya kalkışan Çelik’in görmesi gereken gerçek, milyonlarca kamu emekçisinin başbakanın tehditlerine rağmen boyun eğmemeleri, itaatsizlik haklarını kullanmaları ve hakları için sergiledikleri kararlılıktır” dedi. 

Eylem bitti kapışma sürüyor

Bu arada binlerce memurun katıldığı ‘uyarı grevine’ katılmayarak diğer sendikaların tepkisini çeken Memur-Sen’in Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, Memur-Sen’e ithafen yapılan eleştirilere önce yavru sendikadan başlayalım diyerek şunları söyledi: “Yanaşmanın ne demek olduğunu BASK Başkanı Resul Akay, çok iyi bilir. Devlet Bahçeli’nin emriyle geldiği Kamu-Sen Genel Başkanlığı’ndan Devlet Bahçeli’nin tokadıyla ağlaya ağlaya gitmiştir. Bu kaseti de Cumhurbaşkanına taşıyarak, gözyaşını dünyaya yaymıştır. Yaşadığı gerçek de emir aldıklarının emrinden çıkamayacağı gerçeğini ortaya koymuştur. Ondan sonra da bağımsız olarak kurduğu sendikada da geldiği toplam sayı 5 bini bulamamıştır. Demek ki sendikayı kurarken emir alırsan emir verenler tokadı da atarlar. Ömür boyu sürünürsün.”
Bağımsız Kamu Görevlileri Sendikaları Konfederasyonu (BASK) Başkanı Resul Akay’ın “hükümetin yanaşması” eleştirisine, “Yanaşmanın ne demek olduğunu emirle gelip, emirle gidenler çok iyi bilir” diyen Gündoğdu, Memur-Sen için ‘hükümetin büyütüp beslediği sendika’ yorumunu getiren Kam-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız’a da şu yanıtı verdi: “Kamu-Sen tam bir vaka. Üyesinin parası olmadığını hatırlamayıp, hükümetin hoşuna gidecek projelere balıklamasına atlayan, MHP’nin de emrinden hiç çıkamayan bir konfederasyon” şeklinde konuştu. Gündoğdu, KESK Başkanı Sami Evren’in, Memur-Senli’lerin meydanda bizimle halay çekiyor sözlerine ise, “Evren kimlerle halay çektiğini bilmiyor” dedi. (Radikal)