'Merkez' ataması: Kararname Köşk'e verildi

Devlet Bakanı Babacan, Merkez Bankası Başkanı atamasına dair kararnameyi Cumhurbaşkanı Sezer'e sundu. Babacan, isim açıklamadı. Başkan yardımcıları kararnameleri, başkan kesinleşince hazırlanacak.

ANKARA - Hükümet veto edilen Al Baraka Türk Genel Müdürü Adnan Büyükdeniz'in ardından Merkez Bankası Başkanı adayını belirledi ve onay için kararnameyi Köşk'e gönderdi. Devlet Bakanı ve Ali Babacan, Merkez Bankası Başkanlığı'na yapılacak atamaya ilişkin ikinci kararnameyi dün Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e sundu.
Önceki gece atv'de 'Teke Tek' programına katılan Babacan, Merkez Bankası Başkanlığı kararnamesi için bu sabah (dün) Cumhurbaşkanı'ndan randevu talep edeceğini açıklarken, dün randevu talebine yanıt geldi. Bunun üzerine Babacan dün saat 17.00'de kararnameyi Köşk'e götürdü. Beş dakika Sezer'in yanında kaldı. Daha sonra da hiçbir açıklama yapmadan Köşk'ten ayrıldı.
Babacan, 'Teke Tek' programında başkan yardımcıları kararnamelerinin Başkan'ın atanmasından sonraya bırakıldığını söyledi. "Göndereceğimiz ismi açıklamak istemiyoruz" diyen Babacan, kararnamenin bu kez onaylanıp onaylanmayacağı sorusu üzerine bu konudaki kararı Cumhurbaşkanı'nın vereceğine dikkati çekti. Babacan, benzer bir konuda, "yerindelik konusundaki kararın hükümete ait olduğuna dair" Anayasa Mahkemesi'nin kararı bulunduğunu hatırlattı, "Cumhurbaşkanımızın kararına her zaman saygılı olduk" dedi.
'Var bir bildiğimiz'
Devlet Bakanı Babacan, Merkez Bankası Başkanı'nın atanmasına yönelik süreci takvime ve hukuka uygun götürdüklerini savundu ve kararnamedeki ismin, onaylanıncaya kadar açıklanmaması konusundaki prensiplerinde de ne kadar haklı olduklarını geçen sürecin gösterdiğine işaret etti. Merkez Bankası'na, başarılı bir kişiyi önereceklerini vurgulayarak, "Biz göz göre göre kurumları başarısızlığa sürükleyecek kişileri önermeyiz" dedi. Ali Babacan, atama sürecinin Türkiye'ye güveni olumsuz etkilemediğini belirtirken, atamalarda ilk defa duyulan isimlerin de olabileceğine vurgu yaptı. Babacan, zamanın yaptıkları atamaları haklı çıkaracağını söyledi. Süreyya Serdengeçti'nin görev süresinin neden uzatılmadığına ilişkin soruya ise, "Var bir bildiğimiz" yanıtını veren Devlet Bakanı Babacan, TÜSİAD ve diğer kuruluşların, özel görüşlerini kendilerine ifade ettikten sonra kamuoyuna açıklamalarının doğru olmadığına işaret etti. Babacan, "Kararları tabii ki biz vereceğiz, Türkiye'de bir şeyler ters giderse, TÜSİAD ve diğer kuruluşlar sorumlu tutulmayacak, siyasi sorumluluk bizde" dedi.
IMF daveti nisan sonunda
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Babacan, 22-23 Nisan'da Washington'da yapılacak IMF-Dünya Bankası Bahar Dönemi toplantılarının ardından, halen Türkiye'de bulunan teknik heyetin yanı sıra IMF heyetinin geri kalanının, 3. Gözden Geçirme için davet edileceğini açıkladı. Uyguladıkları ekonomik politikalarda taviz vermeyeceklerinin altını çizen Babacan, bütçe disiplini, para politikaları ve serbest kur rejiminin aynen devam edeceğini kaydetti.
Babacan, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun "Büyümede yüzde 7'nin üzerini hedeflemeliyiz" önerisine ise "Büyüme potansiyeli yüksek ama enflasyonda kalıcı istikrar sağlamadan yüksek hedef koyamayız" yanıtını verdi. Sürdürülebilir büyümeyi amaçladıklarını belirten Babacan, yüzde 4'ün altında enflasyon hedefinin resesyona neden olabileceğini söyledi.
'Sermayeye sınır felaket getirir'
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Kemal Derviş'in Türk parasının aşırı değerli olduğu açıklamalarına değinen Devlet Bakanı Ali Babacan, "YTL için değerli deniliyor. Ancak Türkiye'ye 3.5 yıldır önemli miktarda sermaye giriyor. O zaman YTL'ye yatırım yapan insanlar hata yapmışlar. Yani bugün YTL değerli diyenler, Türkiye'ye yatırım yapanlara yanlış yapıyor demek istiyorlar" dedi.
AB sürecinde, Türkiye'ye net sermaye girmeye devam edeceğini vurgulayan Babacan, sermaye hareketlerine kısıtlama getirici önlemlerin tehlikesine de dikkati çekerek, "Kim Türkiye'de sermaye hareketlerini kısıtlayıcı önlemler almaya kalkarsa bu büyük felaketlere neden olur" dedi.
Ekonominin ve ekonomideki kurumların kur riskine karşı çok daha dayanaklı olduğunu belirten Babacan, "Sermaye yeterlilik rasyosu açısından OECD ülkeleri içinde birinci sırada" diyerek bankacılık sektörünü örnek gösterdi.
'Büyümede dünya ikincisiyiz'
Türkiye'nin son 3.5 yıldaki kümülatif büyüme hızı açısından, Çin'den sonra dünyanın en hızlı büyüyen ülkesi olduğuna işaret eden Babacan, bu dönemde enflasyon hedeflerinin tutturulduğunu, bütün bunların ABD ve Avrupa Birliği'nde faizlerin yükseldiği bir ortamda gerçekleştirildiğine dikkat çekti.
Ekonomideki başarının arkasındaki en önemli unsurun ise 'güven' olduğunu söyleyen Babacan, enflasyon hedefinin tutturulabilir olduğunu, "Petrol fiyatları çok yükselse bile bunun enflasyon ve büyüme üzerindeki etkisinin sınırlı olacağını" kaydetti.
'Emekli maaşıyla otomobil alınabiliyor'
Ücretlerdeki artışın, enflasyonun üzerinde seyrettiğini ifade eden Babacan, 5 bin dolarlık kişi başına milli gelirin, Satın Alma Gücü Paritesi'ne göre 9 bin doların üstünde bir gelir yarattığını belirterek, "Türkiye'de emekli maaşıyla, taksitle otomobil alınabiliyor" dedi.



'Vergide sapma beklemiyoruz'
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, IMF'nin programdan sapma olarak değerlendirdiği tekstilde KDV indirimine de değindi. Ali Babacan, bu konuda IMF'nin en üst düzey yetkilileriyle saatlerce telefon görüşmeleri yaptıklarını, görüşmelerinde, sektördeki sıkıntıyı anlattıklarını, bunun bütçe dengelerini asla bozmayacağını, etkisinin olumlu olacağını anlattıklarını aktardı.
IMF'nin, KDV indirimine ilişkin olarak atılan adımı programdan sapma olarak açıkladığını hatırlatan Babacan, bilgilendirme konusunda eğer yeterli zaman olsaydı, IMF'nin de atılan adımın haklılığını anlayabileceğini kaydetti. İndirimden bir tek haksız para kazananların memnun olmadığına işaret eden Babacan, KDV'nin indirilmesiyle, tekstil sektöründeki kayıtdışılığın da azalacağını tahmin ettiklerini söyledi.
Vergi oranlarında indirime karşın, gelir ve kurumlar vergisi gelirlerinde çok ciddi bir sapmanın beklenmediğinin altını çizen Babacan, bütçe olanakları çerçevesinde, ileride vergi oranlarının daha da düşürülebileceğini de kaydetti. KDV indiriminin dengeleri bozmayacağını savunan Babacan, gelir ve kurumlar vergisinde de ciddi bir sapma beklenmediğini söyledi.