Merkez hükümeti uyardı

Enflasyon bekleyişlerindeki artışla birlikte kısa vadeli faizleri 1.75 puan arttırma kararı alan Para Politikası Kurulu'nun kararın gerekçelerini de içeren değerlendirme raporu açıklandı.

ANKARA - Enflasyon bekleyişlerindeki artışla birlikte kısa vadeli faizleri 1.75 puan arttırma kararı alan Para Politikası Kurulu'nun kararın gerekçelerini de içeren değerlendirme raporu açıklandı. Raporda, istikrar ortamını ve bekleyişleri bozacak davranışlardan kaçınılmasının önemine dikkat çekildi, reformların kesintisiz hayata geçirilmesinin kritik önem taşıdığı vurgulandı.
Raporda, uluslararası piyasalardaki dalgalanmalardan Türk ekonomisinin daha fazla etkilenmesine cari açığın yükselme eğiliminde olduğu bir döneme denk gelmesi ve yurtiçindeki diğer belirsizlik algılamalarıyla birleşmesinin sebep olduğu ifade edildi.
Yurtiçi talebin önümüzdeki aylarda yavaşlamasının beklendiği, üretim ve yatırımların yavaşlayacağına işaret edilen raporda, "Kurlardaki dalgalanmalar kısa vadede iç talebi yavaşlatsa da, net dış talepteki artış nedeniyle döviz kurunun büyüme üzerindeki etkileri orta vadede olumsuz olmayacaktır" görüşüne yer verildi.
Raporda sağlıklı para politikası için önşart olan mali disiplin ve finansal derinleşmede önemli mesafeler alındığına vurgu yapılarak şu değerlendirme yapıldı:
Orta vadede risk var: "Para politikasının bu kararlı tutumuna rağmen, enflasyonun orta vadeli görünümüne yönelik bazı riskler mevcut. ABD, Avrupa ve Japonya merkez bankalarının para politikalarındaki sıkılaşma sürüyor. Bugünkü bilgiler ışığında uluslararası likidite koşullarındaki belirsizliklerin tam anlamıyla ortadan kalktığı söylenemez. Önümüzdeki dönemde global risk iştahının daha da azalması ve gelişmekte olan piyasalardan fon çıkışının hızlanarak sürmesi halinde, Merkez Bankası orta vadeli enflasyon bekleyişlerini kontrol altına alabilmek amacıyla gerekli politika (faiz) tepkisini vermekte tereddüt etmeyecektir.
Tersine döner mi?: Enflasyon hedefleri fiyatlama kararlarında giderek daha fazla referans alınan bir değişken olma niteliğine bürünmüştür. Önümüzdeki döneme ilişkin önemli risklerden biri bu eğilimin tersine dönmesidir.
Bekleyiş yönetimi önemli: Geçmişteki yüksek enflasyondan kaynaklanan alışkanlıklarla ekonomide orta vadeli yaklaşımın henüz yaygınlık kazanmadığı ve kısa vadeli gelişmelerin enflasyon bekleyişlerinde kalıcı etkiler oluşturma potansiyeli taşıdığı gözleniyor. Bu bağlamda, bekleyiş yönetimi halen kritik önemini korumaktadır. Mevcut durumda enflasyon bekleyişleri bir yıl sonrası için yüzde 6.66, iki yıl sonrası için ise yüzde 5.37 düzeyindedir. Bir diğer ifadeyle ekonomik birimler, orta vadede enflasyondaki düşüş sürecinin devam edeceğini, ancak enflasyonun hedefle uyumlu patikanın üzerinde gerçekleşeceğini tahmin etmektedir.
Ortamı bozmayın: Fiyat istikrarının sürdürülebilir büyüme için önşart olduğu unutulmamalı. Merkez Bankası, fiyat istikrarı algılaması yerleşene kadar temkinli duruşunu elden bırakmayacaktır. Elde edilen kazanımlardan geri dönülmemesi ve risk algılamasına yönelik kaygıların sınırlı tutulması açısından, istikrar ortamının sürmesi gerekiyor.
Global risk algılamasının artış eğilimi gösterdiği bir dönemde bekleyişlerde bozulmaya yol açacak uygulamalardan kaçınılması büyük önem taşımaktadır.
Bu bağlamda, AB'ye uyum ve yakınsama sürecinin sürmesiyle yapısal reformların kesintisiz hayata geçirilmesi kritik önemini koruyor. Bu uluslararası konjonktürdeki değişimlerin en az dalgalanmayla atlatılmasına katkıda bulunacaktır.
'Hedef 2007'de tutar'
Kurulun enflasyona ilişkin değerlendirmesiyse şöyle: "Kurdaki hareketlerin doğrudan etkileriyle, önümüzdeki aylarda yıllık enflasyonun geçici olarak bir miktar daha yükselmesi söz konusu olabilecektir.
Enflasyondaki yükselişin mayıstan sonra haziran ve temmuzda da süreceği ve 2006'da hedefin üzerinde kalacağı tahmin edilmektedir. Kurun enflasyon üzerindeki etkisi haziranda görülecektir. Kurun enflasyon üzerindeki doğrudan etkileri temmuzda azalarak devam edecek ve enflasyondaki yükseliş sürebilecektir. Ağustostan itibaren etkilerin belirgin olarak azalacağı tahmin edilmektedir.
Önümüzdeki dönemde iç talep kaynaklı bir enflasyon baskısı öngörmemektedir. Bu doğrultuda, kurun enflasyon üzerindeki etkisi iç talepteki yavaşlamayla beraber sınırlı kalacağı ve 2007 yılına taşınmayacağı düşünülmektedir.
Buna göre enflasyonda 2007 yılı nokta hedefine yakınsayacağı öngörülmektedir. Kararlar oluşturulurken, enflasyonun 2007 sonlarına doğru hedefe yakınsayacağı bir perspektif gözetilecektir."