Merkez: İhtiyatlı olunmalı

Merkez Bankası, 2005 sonu enflasyonuna dair temkinli iyimser duruşunu korudu, ancak son bir ayda yayımlanan veriler ve dünyadaki gelişmeler ışığında orta vadede ihtiyatlı olunması gerektiğine dikkat çekti.

ANKARA - Merkez Bankası, 2005 sonu enflasyonuna dair temkinli iyimser duruşunu korudu, ancak son bir ayda yayımlanan veriler ve dünyadaki gelişmeler ışığında orta vadede ihtiyatlı olunması gerektiğine dikkat çekti. Banka, yapısal reformların kritik önem taşıdığını vurguladı.
Merkez Bankası, Başkan Süreyya Serdengeçti imzalı 'Mart Ayı Enflasyonu ve Görünüm' raporunu açıkladı. Geleneksel parasal aktarım mekanizmalarında faizlerdeki değişimin talep üzerindeki etkisi ve talep gelişmelerinin enflasyon üzerindeki yansımalarının belirli gecikmelerle ortaya çıktığına işaret edildi. Açıklamada, "Makroekonomik istikrar arttıkça, parasal aktarım mekanizmalarındaki belirsizlik azalacak" denildi.
'Enflasyon yükselebilir'
Raporda, şu görüşlere yer verildi: "Önümüzdeki dönem enflasyonda az da olsa bir yükseliş yaşanabilir. Ancak, bu yükselişin ana enflasyon eğilimini değiştirmeyeceği ve tekrar düşüşe geçebileceği öngörülmektedir."
Arz-talep dengesinin enflasyon üzerinde henüz risk oluşturmadığı, gerek uluslararası likidite koşulları ve petrol fiyatlarındaki gelişmeler gerekse birim ücretlerin önümüzdeki dönemde maliyetlerin enflasyondaki düşüş sürecine ek katkı yapmayacağı, yılın kalanında aylık enflasyonların ilk üç aya oranla daha yüksek olabileceği sinyalini verdiği kaydedildi.
Gelişmeler çerçevesinde, kısa vadeli faizlerde yarım puan indirime gidildiğinin vurgulanan raporda şu değerlendirme yapıldı: "Merkez Bankası yıl sonu enflasyonuna dair temkinli-iyimser duruşunu korumakla beraber, son bir ayda yayımlanan veriler ve dünyadaki gelişmeler ışığında orta vadede ihtiyatlı olunması gerektiğini düşünüyor. Bu doğrultuda, birim maliyetler, iç talep ve uluslararası likidite yakından izlenecektir."
'İç talep canlanabilir'
Son dönemde kredi faizlerindeki düşüşün devamı, para talebindeki artış ve tüketici kredilerindeki hareketlenmenin yılın ikinci yarısından itibaren iç talebin canlanabileceğine işaret ettiği belirtilen raporda, bu nedenle maliye ve para politikalarındaki disiplinin gerekliliği bir kez daha vurgulandı. Raporda, halen yasalaşmayan sosyal güvenlik, finansal kuruluşlar ve gelir idaresi gibi tasarıların kritik önemi olduğu hatırlatıldı.
ÜFE'de algılama hatası
Banka raporunda, ÜFE'nin hedef niteliği taşımadığı vurgulanarak, şöyle denildi:"Üretici fiyatları endeksinde (ÜFE) fiyatların vergi hariç hesaplanması yüzünden hammadde fiyatları ile kura karşı daha hassas Bu etkinin en fazla hissedildiği sektör yüksek özel tüketim vergisi yüzünden akaryakıttır. Bu durum ÜFE'de öngörülemeyen dalgalanmalara neden olabiliyor. ÜFE'deki bu dalgalanmaların 'enflasyon dalgalanması' olarak yorumlanması, algılama hatası yaratacaktır. Orta vadeli enflasyonu daha iyi değerlendirmek için tüketici fiyatları izlenmelidir."
Raporda, "Verimlilik artışlarının işgücü maliyetlerini kontrol altında tuttuğu ve enflasyondaki tarihi düşüşe katkı yaptığı bir gerçektir" denilerek, birim ücretin enflasyon açısından önemli risk oluşturmadığına işaret edildi. Kısa dönemde kurların geldiği noktanın da enflasyon üzerinde risk oluşturmadığı ifade edildi.
Gecelik faizde 0.5'lik indirim
Merkez Bankası, dün itibarıyla kısa vadeli faiz oranlarında yarım puanlık indirime gitti. Gecelik borçlanma faiz oranı yüzde 15.50'den yüzde 15'e çekildi.
Para Politikası Kurulu'nun cuma günkü toplantısının ardından, Merkez Bankası kısa vadeli faizleri 0.50 puan aşağı çekti. Buna göre, bir haftalık borçlanma faiz oranı da yüzde 15.50'den yüzde 15'e, borç verme faiz oranı da yüzde 19.50'den yüzde 19'a düşürüldü. Geç likidite penceresi uygulaması çerçevesinde, gecelik vadede uygulanan Merkez Bankası'nın borç verme faiz oranı yüzde 23.50'den yüzde 23'e indirildi.
Açık piyasa işlemleri çerçevesinde, piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla gecelik ve bir haftalık vadelerde tanınan borçlanma imkanının faiz oranları yüzde 17.50'den yüzde 17'ye düşürüldü.