'Merkez isterse kur artar'

Merkez Bankası'na kuru yükseltmesi için telkinde bulunmadıklarını söyleyen Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Abdüllatif Şener buna karşın satır arasında Merkez Bankası dışında kimsenin döviz kurunu yükseltemeyeceğini vurgulayarak bankayı göreve çağırdı.

ANKARA - Merkez Bankası'na kuru yükseltmesi için telkinde bulunmadıklarını söyleyen Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Abdüllatif Şener buna karşın satır arasında Merkez Bankası dışında kimsenin döviz kurunu yükseltemeyeceğini vurgulayarak bankayı göreve çağırdı.
Bakan Şener, Merkez Bankası'nın döviz kurunu yükseltici bir müdahalesi olmadığını belirterek, "Merkez Bankası istediği takdirde kuru yükseltir, hem de programa aykırı olmaksızın ve dalgalı kur sistemine uygun olarak isterse kuru yükseltebilir. Merkez Bankası dışında da kimse yükseltemez. Ama biz uyguladığımız politikalara, uluslararası piyasaların duyacağı güvene çok önem veriyoruz. Onun için Merkez Bankası'nın bağımsızlığına önem veriyoruz. Merkez'in operasyonel bağımsızlığı vardır. Ve Merkez Bankası'na bu konuda telkinde bile bulunmuyoruz" diye konuştu.
IMF'ye erken ödeme yok
Türkiye ekonomisini değerlendirenlerin, işsizlik ve cari açık üzerinde çok durduğunu vurgulayan Şener şöyle devam etti: "Cari denge önemle üzerinde durulması ve izlenmesi gereken bir nokta ve yakından izliyoruz. Bu açığın ortaya çıkışında kurun temel belirleyici olduğunu düşünüyorum. Kura bağlı çıkmıştır. Ancak cari açığın finansmanında herhangi bir sorun görmüyorum, finansmanın kalitesinde artış var."
Brezilya ve Arjantin'in IMF'ye borçlarını ödeyeceğini açıklamasından sonra Türkiye'nin de böyle bir yola başvurup vurmayacağını değerlendiren Şener, "Bu konuda hesapları en iyi Hazine' yapar. Ancak bu IMF ile sürdürülen programı koparma anlamına gelir. Şu anda IMF ile başladığımız programı devam ettiriyoruz. Program sürerken belli aralıklarla gözden geçirmeler tamamlandıkça belli parayı veriyor, 'O parayı istemiyorum' demek programı bozar" dedi. Şener, kamu finansman dengeleri açısından IMF parasına fazla ihtiyaç olmadığını da ifade etti.
Hükümetin reform yorgunluğu yaşadığına ilişkin eleştirileri de yanıtlayan Şener, "Onu söyleyenler ne yapılması gerektiğini önersin" şeklinde konuştu.
'Vergi borsayı etkilemez'
Dev altyapı projeleri ve enerji yatırımları için kamu-özel sektör işbirliğinde yeni finansman sistemi üzerinde çalıştıklarını açıklayan Şener, bu işbirliği konusunda Devlet Planlama Teşkilatı'nı görevlendirdiklerini belirtti.
Tüm yatırım araçlarında 2006 yılından itibaren yüzde 15 stopaj uygulamasının İMKB'den çıkışlara neden olacağına ilişkin iddialara da değinen Şener, şunları söyledi: "Burada sermayenin kârlılık oranı önemlidir. Yatırımcı hangi ülkede hangi yatırım aracını kullandığı zaman kârlılığı fazla ise, parasını oraya yatırır. Vergiye rağmen, Türkiye'de yapılan yatırımın kârlılık oranı fazla ise, Türkiye'ye sermaye akışı devam eder. Bu konuda da şu anda farklı bir sinyal almış değiliz."
'Ziraat'i yabancı alır'
Şener, AB'ye programda, 2005-2007 dönemi için 15 milyar dolarlık doğrudan yabancı sermaye girişi öngörüldüğünü anımsatarak, özelleştirmeler ve TMSF satışlarının yanı sıra 2006 yılında devreye girmesi beklenen ipotekli konut (mortgage) sistemi ile bu rakamın aşılacağını belirtti.
Kamu bankaları olan Ziraat ve Halk'ın 2006 Haziran'ında özelleştirme takviminin ilan edileceğini hatırlatan Şener, "Açıkça söylemek gerekirse, bu iki bankanın yerli gruplarca alınabileceğini düşünmüyorum. Mutlaka uluslararası sermaye gelecektir, iki banka yabancıların ilgisinin odağında olacak" diye konuştu.
Şener bu yıl sonu için öngörülen yüzde 5'lik büyümenin yüzde 5.2 olarak gerçekleşeceğini tahmin ettiklerini söyledi.