Merkez'den borçlanma uyarısı

Merkez'den borçlanma uyarısı
Merkez'den borçlanma uyarısı

Yılmaz, kabine üyelerine Türkiye ekonomisinde yaşanan gelişmeler ve bu doğrultuda alacakları önlemler konusunda bilgi verdi. FOTOĞRAF: MURAT PAZARBAŞI

MB'nin hükümete yaptığı sunumda, '2009'da kamu kesimi borçlanma gereksiniminin belirgin olarak yükselmesi, para politikası kararlarının iktisadi faaliyet üzerindeki olumlu etkilerini zayıflatabilir' denildi

ANKARA - Merkez Bankası (MB) Başkanı Durmuş Yılmaz’ın kabine üyelerine yaptığı sunumda mali politikalardaki gevşemenin para politikasının kısa vadeli faiz oranları gibi almış olduğu kararların piyasaya etkisini frenlediği uyarısında bulunuldu.
Sunumda, “2009’da kamu kesimi borçlanma gereksiniminin belirgin olarak yükselmesi para politikası kararlarının iktisadi faaliyet üzerindeki olumlu etkilerini zayıflatabilecek” denildi. Yılmaz, dün kabine üyelerine Türkiye ekonomisinde yaşanan gelişmeleri ve bu doğrultuda Bankanın alacağı önlemlere yönelik sunum gerçekleştirdi. Sunumda otomotiv ve beyaz eşya gibi firmaların stok eritme sürecinin hızlanacağı ve bu nedenle TL’deki değer kaybının önümüzdeki dönemde dayanıklı mal fiyatına kısmen yansıyabileceğini öngörüldü.

Olumlu gidiş anlatıldı

Brifingte dağıtılan bilgi notuna göre, son zamanlarda küresel risk algılamalarında gözlenen toparlanma eğilimi Türkiye’nin risk primine, yurtiçi piyasa faizlerine ve döviz kurlarına olumlu yansıdı. Bu dönemde Türkiye’nin risk göstergelerinin göreli olarak daha iyi bir performans gösterdiği, Türkiye’de hem döviz hem de sermaye piyasalarındaki oynaklığın diğer ülkelere kıyasla daha sınırlı olduğu görüldü.
Türkiye’nin risk primi, küresel risk algılamalarındaki bozulmaya kredi notunun ima ettiğinden çok daha fazla direnç gösterdi. Türkiye gibi risk priminde göreli olarak düşük artış yaşanan ülkelerde para otoriteleri yüksek miktarda faiz indirimlerine gidebildi.
Artan risk algısı ve küresel krizin bankaların finansman imkanları üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle, diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de iktisadi faaliyette belirgin bir yavaşlama yaşanıyor. Özellikle özel tüketim ve yatırım harcamalarının gerilemesi nedeniyle iç talepte sert bir düşüş yaşandığı ifade edildi. 

Zayıf seyir sürüyor

Yurtiçi talebe ilişkin göstergeler bir önceki çeyreğe kıyasla sınırlı bir toparlanma sergilediği bunun birlikte zayıf seyrin devam ettiği belirtildi. Küresel düzeyde yaşanan krizin etkisiyle hızla gerileyen tüketici güven endekslerindeki bozulmanın son dönemde durduğu gözlendi. Banka kredilerinde 2008 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren görülen azalış eğilimi, hem arz hem talep yönlü gelişmeler nedeniyle, mart ayında da devam etti.
İşsizlik oranındaki artışta iş gücüne katılım eğilimindeki yükseliş kısmen etkili olmakla birlikte, temel belirleyicinin istihdamdaki yavaşlama olduğu düşünülüyor. 2009 Ocak döneminde tarım dışı istihdamın yıllık bazda gerilemesinde sanayi sektöründe yaşanan istihdam kaybı da önemli bir rol oynadı. Hanehalkı borçluluk oranı, AB ve Doğu Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında, düşük düzeyde kaldı. Tüketici kredileri içerisinde dövize duyarlı kredilerin payının düşük olması finansal dalgalanmalar karşısında hanehalkının kur riskini sınırladı. Sunumda yer alan bilgilere göre Türkiye’de bankacılık sistemi krize göreceli olarak güçlü bir pozisyonla girdi.
Durmuş Yılmaz, 17 Nisan tarihi itibarıyla YTL’den TL’sına banknotlarda tutar bazında dönüşüm oranının yüzde 75, adet bazında ise yüzde 73 olduğunu söyledi. Yılmaz, madeni paralarda dönüşüm oranının tutarda yüzde 20, adet bazında ise yüzde 15 olduğunu açıkladı.

Kamulaştırmaya düzen

Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Bakanlar Kurulu sonrasında yaptığı açıklamada kamulaştırma konusunda düzenleme yapıldığını belirtti. Çiçek, “Vatandaşımızın gayrimenkulünü yol geçeceği için istimlak mecburiyeti hasıl olacaksa devlete ait bir başka arsayla takas imkanı sunulacak” dedi. (Radikal)

İhracatta yaşanan sıkıntı devam edecek
Durmuş Yılmaz sunumunda ihracata da değindi: “Mevsimsellikten arındırılmış veriler, 2008 yılı Ekim ayında ihracatta başlayan gerileme eğiliminin, 2009 yılı ilk aylarında durduğuna işaret etmekte. Bununla birlikte, küresel talep koşulları göz önüne alındığında, ihracattaki toparlanmanın uzun bir süre alabileceği düşünülmekte. 2008 yılının üçüncü çeyreğinden bu yana dış ticaret açığında ve cari
açıkta önemli gerileme yaşanmakta. Cari dengedeki iyileşme sonucu finansman ihtiyacının hızla azaldığı görüldü. Cari açığın finansmanında reel kesimin payı azalırken, doğrudan sermaye girişinin payı istikrarlı bir seyir izledi.”

‘Enflasyon hızlı düşer’

Yılmaz, enflasyondaki düşüşü de şöyle değerlendirdi: “Küresel kriz karşısında ekonominin dayanıklılığını artıran temel unsur finansal sistemin sağlam ve istikrarlı yapısı oldu. Güçlü döviz rezerv pozisyonu, ortaya çıkabilecek şokların olumsuz etkilerinin giderilmesine ve ülkeye duyulan güvenin artmasına katkı sağlamakta.
İktisadi faaliyetteki toparlanmanın zaman alacağı, enflasyon üzerindeki aşağı yönlü baskıların süreceği, kısa vadede enflasyondaki düşüşün hızlanacağı tahmin edildi. 2009 yılında kamu kesimi borçlanma gereksiniminin belirgin olarak yükselmesi para politikası kararlarının iktisadi faaliyet üzerindeki olumlu etkilerini zayıflatabilecek. Kısa vadedeki mali gevşemenin, orta vadede borç dinamiklerinin sürdürülebilirliğini temin eden bir çerçeveyle desteklenmesi gerekmekte.”