Moody's uyardı: Türkiye IMF'siz ancak bu yazı çıkarabilir

Moody's uyardı: Türkiye IMF'siz ancak bu yazı çıkarabilir
Moody's uyardı: Türkiye IMF'siz ancak bu yazı çıkarabilir

Moody?s Kıdemli Başkan Yardımcısı Kristin Lindow, piyasadaki belirsizliği ortadan kaldırıcı bir önlemin hemen alınması gerektiğini söylei. FOTOĞRAF: AFP

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's Başkan Yardımcısı Kristin Lindow, Türkiye'nin IMF finansmanı olmadan ancak yaz aylarında idare edebileceğini söyledi. Lindow, Türkiye kendi kapsamlı orta vadeli stratejisini oluşturmak zorunda, belirsizlik kalkmalı' dedi

İSTANBUL - Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s Başkan Yardımcısı Kristin Lindow, Türkiye’nin IMF finansmanı olmadan ancak yaz aylarında idare edebileceğini söyledi.
Moody’s Kıdemli Başkan Yardımcısı Kristin Lindow, IMF’ye ilişkilere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Lindow şunları söyledi: “Türkiye, IMF finansmanı olmadan ancak yaz aylarında idare edebilir. IMF programının yokluğu Türkiye’nin büyüme hızını kesebilir. Türkiye kendi kapsamlı orta vadeli stratejisini oluşturmak zorunda. Türkiye’nin kredi notu IMF anlaşması olsa da olmasa da muhtemelen değişmeyecek.” Kristin Lindow, Türkiye’nin, IMF ile anlaşmamasının kredi notunu etkilemeyeceğini ancak piyasalardaki belirsizliği ortadan kaldırıcı bir önlemin hemen alınması gerektiğini söyledi. 

 ‘Anlaşma ihtimali düşük’
Türkiye’nin, IMF konusunda atacağı adım ile ilgili olarak belirsizliğin arttığına dikkati çeken Lindow, piyasaların da böyle bir hareket beklediğini kaydetti.
Lindow şunları söyledi: “Bizim ödemeler dengesi analizlerimiz, hükümetin IMF finansmanı programı yapılmadan, sınırlı bir süre, yani yaz aylarında idare edebileceğini  gösteriyor.” Lindow, bu hafta Türk medyasında yer alan ve Türkiye’nin Ba3 olan kredi notunun, IMF ile anlaşma olsa da olmasa da değişmeyebileceği görüşünü yineledi. “IMF ve Türk yetkililer yeni bir program üzerinde anlaşsalar da anlaşmasalar da, Moody’s derecelendirmesi muhtemelen değişmeyecektir.” 

Not ne zaman düşer?
Moody’s nisan ayında yaptığı bir açıklamada, hükümetin gelir yaratma ve borç yönetiminde daha güçlü bir tavır göstermesi, istihdam piyasası ve kamu sektörü reformlarında yeni adımlar atması halinde Türkiye’nin kredi notunun yükseltilebileceğini bildirmişti.
Lindow, “IMF bir programı ve buna bağlı olarak diğer çok yanlı ve ikili kaynaklardan gelebilecek finansmanın görece yokluğunun, ülkenin büyük yatırım ihtiyacı ve görece düşük tasarruf oranı göz önüne alındığında, ekonominin büyüme hızını düşürmesi olasıdır” dedi. Lindow, hükümetin kendi kapsamlı ve orta vadeli stratejisini oluşturmasını da salık verdi. Moody’s nisan ayındaki açıklamasında, ekonomik ve siyasi çalkantıların hükümetin borç yapısını ciddi ve kalıcı biçimde değiştirmesi halinde, ülke notunun aşağı yönlü baskı altına gireceğini söylemişti.
Diğer reyting kuruluşları da, Türkiye’de ekonomik canlanmada ana belirleyicinin halen iç talep olduğunu belirtirken, iç talep artışının da, özel sektör değil, ağırlıklı olarak kamu maliye politikasındaki gevşetici önlemlerle sağlanabileceğini ve Fon destekli olmayan bir programda ağırlığın, iç borçlanmaya verilebileceğini vurguluyorlar.
Bu arada, Türkiye’nin, kendi başına yaptığı bir programda, dış finansman açığını finanse eden ve içerde de borcun milli gelire oranını kademeli olarak düşürüp sürdürülebilir bir yapıya kavuşturabilecek bir program olması gerektiği ifade ediliyor. Reytingciler, IMF ile anlaşma olmaması halinde yerine konacak bir programın, yabancı sermaye çıkışını da frenleyebileceğini, kredi notunun değişmemesinin de bu durumu destekleyeceğini kaydediyorlar. Reytingciler, Türkiye’nin IMF ile bir anlaşma yapma ihtimalinin gittikçe zayıfladığını ancak, herhangi bir anlaşma yapılmaması halinde de kredi notunun değiştirilmeyeceğini ifade ediyor.
Reytingciler Türkiye’yi yakından izlerken, şu ana kadar kredi notunu olumlu ya da olumsuz etkileyebilecek bir gelişmenin olmadığı görüşünde birleşiyor. 

‘Yeni bir program gerekli’
Reytingciler, Türkiye’nin, IMF ile bir anlaşma yapmaması halinde yeni bir programın gerekli olduğunu ve böyle bir programın da orta vadeli hedefler içerecek nitelikte olması gerektiğine dikkat çekiyorlar. IMF ile hemen bir anlaşma yapılmaması halinde, 20 ile 30 milyar dolar arasında olduğu hesaplanan bir dış finansman gereksinimini karşılayacak programın gecikmeden hemen uygulamaya konulması gerektiğini vurguluyor.

‘Anlaşma olmazsa Türkiye’nin risk primi yükselir’
Yatırım bankası Merrill Lynch, IMF ile stand-by anlaşmasını geçen yıl mayısta başarıyla tamamlayan Türkiye’nin aradan geçen sürede yeni bir anlaşma imzalamaya soğuk baksa da yüksek dış finansman ihtiyacı nedeniyle tutumunu değiştirmesi gerektiğini ileri sürdü. Merrill Lynch’in gelişen piyasalarla ilgili haftalık analizinde, hükümetin Türkiye’yi yıllardır süren IMF boyunduruğundan kurtararak tarihe geçmek istediğini, fakat bunun küresel kriz dönemine rastlamasının iyi bir zamanlamaya işaret etmediğini savundu. ABD’li yatırım bankası Lehman Brothers’ın geçen yıl eylül ayındaki iflasıyla birlikte kötüleşen piyasanın Türkiye’yi IMF’yle müzakerelere yönlendirse de aradan geçen sürede fazla mesafe alınamadığı hatırlatılan analizde, hükümetin anlaşmayı geciktirme politikasına IMF’nin geçen yıl yeterince esnek davranmaması ve mart ayındaki yerel seçimler nedeniyle hak verildi. Gelinen noktada her iki gerekçenin de anlamını yitirdiğini belirten Merrill Lynch, cari açıkta sağlanan hızlı iyileşmeye rağmen, “Kayda değer miktarda dış fonlamaya ihtiyaç duyulması, IMF anlaşması olmaması halinde yabancı sermaye girişinin azalması ihtimalinin finansman açığıyla birleşmesinin daha yavaş büyüme, daha güçsüz Türk lirası, daha yüksek reel faiz oranları ve özel sektöre belirgin şekilde zarar görmesi” sonucunu doğuracak olması nedeniyle Türkiye’nin IMF ile anlaşması gerektiğini öne sürdü.
Merrill Lynch, IMF anlaşması beklentisiyle Türkiye’de pozisyon alan yatırımcıların daha fazla bekletilmesinin risk algısını artırarak, “Geri çekilme ihtimallerini güçlendireceğini, piyasalardaki düzelmenin fazla kırılgan olduğunu ve hızla etkisini kaybedebileceğini, piyasaların artık maliye politikasında şüpheye imtiyaz tanımadığı, yeterli kaynakla desteklenmiş ikna edici ve güvenilir bir çıkış planına ihtiyaç duyması ve bazı gelişen piyasaların IMF ile anlaşarak ucuz güvence politikalarına kavuşmasının, bundan yoksun olan Türkiye’nin risk primini yükseltecek olması” nedeniyle de Türkiye’nin IMF ile anlaşması gerektiğini iddia etti.
(Reuters, aa)