Müslümanız dediler paralarımızı aldılar

Faizden kaçarken
Haram diye faizden kaçarken parasını Yimpaş'a kaptıranların yaklaşık 3 bini depremzede Sakarya'dan. Mağdurların 2004'te kurduğu derneğin başkanı Ahmet Çalık, "179 bin avrom gitti. Camilerde para topladılar. Müslümanlar diye güvendim" diyor.
Sattığı evin parası
Ahmet Turan Yılmaz evini satıp parayı Yimpaş'a yatırmış: "Herkes öyle yaptı. Dini duygularımızı sömürüp bizi dolandırdılar." Müezzin Hüseyin Bilmiş'in emeklilik ikramiyesi gitmiş: "Üç kez para verdiler, zekâtını dağıttım. Şimdi zekâtla yaşıyorum."
Haber: DEMET BİLGE ERGÜN / Arşivi

ADAPAZARI - 'Kâr payı' adı altında yurtdışında binlerce gurbetçiden para toplayan Yimpaş, Türkiye'de de sayıları binleri bulan mağdur yarattı. Sadece Sakarya'daki Yimpaş mağduru sayısının 3 bini bulduğu söyleniyor.
Birikimlerini, emeklilik ikramiyelerini, çocuklarının eğitim paralarını 'Müslüman sözüne' güvenerek Yimpaş'a yatıran mağdurlar, "İslami söylemlerle karşımıza çıktılar. 'Haramdır faizden kaçalım' diye paramızı onlara verdik. Müslümanın sözüne güvenilir dedik. Dolandırıldık. Depremden sonra da parasını saklayamayan Yimpaş'a verdi. Din istismarı dedikleri böyle bir şeymiş" diye konuşuyor. Yimpaş mağdurları, "Hükümet, Uzanlardaki kararlılığı bu konuda göstersin" diyor.
SPK'ya da dava açtılar
Alman Interpolü'nün 'kırmızı bültenle' aradığı Dursun Uyar, elini kolunu sallayarak gezip, bakanlarla yan yana fotoğraf çektirirken Yimpaş'ın Türkiye'deki mağdurları çaresizlik içinde olanları izliyor. Paralarını Yimpaş'a kaptıran Sakaryalılar mücadelelerini örgütlü sürdürmek için 2004'te Türkiye Yimpaş Mağdur Hissedarları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği'ni kurdu.
Derneğin şimdilik yaklaşık 170 üyesi bulunuyor. Söz konusu üyelerin 98'i, uyarı görevini yerine getirmediği gerekçesiyle Sermaya Piyasası Kurulu (SPK) hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunmuş.
'Kendimi ortak sandım'
Derneğin başkanı Ahmet Çalık'ın Yimpaş'ta 179 bin avrosu var. Hollanda'da dondurma toptancılığı yapan Çalık'ın Adapazarı'nda da ithalat-ihracat şirketi var. Çalık, Yimpaş'ın kendisini nasıl dolandırdığını şöyle anlatıyor: "Yimpaş'ın depremde yıkılan yeri işyerimin tam karşısındaydı. Müslümanlar kazansın, güçlensin, param başka yere gitmesin diye alışverişlerimi hep buradan yapardım. Ben mağazaya girince müdür koluma girer. 'Ahmet abi bize para yatır' derdi. Farklı oranlarda kâr payından söz ediyordu. Bu faizden farklıdır. Yani paranı verirsin, o para çalıştırılır, sen de kâra da, zarara da ortak olursun. Bu helaldir. Bize bir belge verdiler. Ama bunun hiçbir hukuki dayanağı yokmuş. Böyle dolandırıldık, kandırıldık. Ben kendimi Yimpaş'a ortak sanıyordum. Bu belgelerle bizden illegal para topladılar. Ben bir Müslümana güvendiğimde art düşüncem olmaz. Bana bir şey getirirse imzayı atarım. Müslüman öyledir, güven sağlar. Yüzüne gülüp arkasından araştırmak münafıklıktır. Güvendiğim için sesimi çıkarmadım. Benim Mercedes cipim vardı. Ekonomik sıkıntı olunca onu sattım. Dursun Uyar'a da haber gönderdim, 'sen de sat arabanı' diye. O bunun üstüne bir de zırhlı cip aldı. Ağacın gövdesi çürükse, her yeri çürük olur. Dursun bey, bu ağacın gövdesi."
'Din anlayışında sakatlık'
Ç.A ve eşi de Yimpaş mağdurlarından. Ç.A. lastik fabrikasında işçi. 27 bin 300 avro'yu Yimpaş'a kaptırmışlar. Ç.A. şunları anlatıyor: "Çevreden duyumlarımız vardı. Herkes Yimpaş'a para yatırıyordu. Ben de yatırdım. Para çalışacak, belli birikime ulaşacaktı. Belki ticaret yaparım diyordum. Ama olmadı ve dolandırıldık. Bu adamlar dindardı. Zarar gelmez diye düşündük. Bankaya gitmedik haram diye. Türkiye'de dindar bir kitle, bir de 'bunlarla mücadele eden' kitle var. Geldiğim noktada düşünüyorum da Türkiye'de din anlayışında sakatlık var. O yüzden geldi bunlar başımıza. 'Din düşmanı' kitle itirazlarında haklı bu anlamda. Ama onların da ortaya koyacak doğruları yok. Ben ortada kaldım. 1982 yılından beri şu şirket böyle çalışıyormuş.
'Böyle bir aksilik olsa devlet mutlaka müdahale eder' diyorduk. O zamandan bugüne kadar tüm hükümetler sorumlu bu işten.
Özellikle de AKP. Onların döneminde ortaya çıktı ama birşey yapılmıyor. Nasıl oy vereceğim bunlara. Biz Dursun Uyar'ın tutuklanmasını istiyoruz. Din istismarı derken, 'ne diyor bu adamlar' diyorduk. Şimdi öğrendik."



Depremde malları, Yimpaş'ta paraları gitti
Yimpaş'ın depremzedelerden para topladığını belirten Ç.A.'nın eşi de şunları söyledi: "İnsanlar parayı bankaya vermiyordu. Evler yıkılmıştı. Kurtardıkları parayı çadıra mı koysunlar, prefabrike mi. Bu yüzden emniyetli bir yere koymak istediler. Yimpaş'a verdiler. Biz de depremden sonra verdik. Çocuklarımız küçüktü parayı verdiğimizde. Şimdi okula gidiyorlar ve kıt kanaat geçiniyoruz. Çocuklar isyan eder oldu. Oysa o parayı bugünler için, onların eğitimleri için ayırmıştık. Dursun Uyar'ın çocukları nerede okuyor acaba. Çocuklarına o lokmaları yedirirken, akşam sofraya otururken, gece uyurken, eşine bir kıyafet alırken vicdanı rahat mı... İnsan kendisi haram yese huzursuz olmayabilir. Ama çocuklarına yedirirse huzursuz olur. Dursun bey İslami kimliğiyle insanların karşısına çıktı. Din yönüyle çağırdı insanları. Yaptıkları hangi dini vecibeye uyuyor. Yimpaş Türkiye'de kurulmadı mı. Ona da Uzanlara yapılanı yapsınlar. Sessiz kalmasınlar."



'Eskiden zekât dağıtırdım, şimdi ben alıyorum'
Hüseyin Bilmiş, 21 yılı Adapazarı'nda olmak üzere 41 yıl müezzinlik yapmış. Emeklilik ikramiyesini de Yimpaş'a yatırmış. Gözleri dolarak, "Altı çocuğum vardı, geleceklerini düşündüm" diyor. Bilmiş'in zararı ise 27 bin avro: "Burada paralarını yatıranlar vardı. Ben de emekli ikramiyemi verdim. Sırf faize gitmesin diye. Çünkü dinen haramdır faiz. Çocuklarımın geleceğini düşünüp verdim. Bir ara 500 milyon verdiler. Ben paramın değerlendirildiğini sanıyordum. Bu parayı alınca zengin olduğumu düşünüp zekât dağıttım.
Ama şimdi ben zekât alır oldum. Üniversitedeki oğlumun masraflarını yardımla karşılıyorum. Müslüman insanlardı.
Güvendik. Ama yalan söylediler. 41 yıllık emeğimi yediler."



'Davalar Rahşan affıyla düştü'
TBMM Araştırma Komisyonu üyesi CHP Milletvekili Bihlun Tamaylıgil, Yimpaş'la ilgili davaların yüzde 40'ının 'Rahşan affı' olarak bilinen yasayla düştüğünü ifade etti. Tamaylıgil, Komisyon raporu sekiz ay önce kabul edildiği halde hükümetin adım atmamasını 'kötü niyet' olarak niteleyerek, SPK'nın hazırladığı yasa taslağının aylardır beklediğini, batık banka sahiplerinden tahsilat için çıkarılan yasa benzeri düzenlemenin holdingzedeler için yapılması gerektiğini söyledi. SPK'nın yaptığı suç duyurularına rağmen Maliye'nin hesap uzmanı göndermediğini belirten Tamaylıgil, Dursun Uyar'ın, 'Vatandaşın hissesini almamıza yasalar engel' sözü üzerine, "Madem yasa engel deyip, malvarlığının olduğunu iddia ediyorsun, niye altı yıldır kâr payı dağıtmadın" dedi.



'Dini alet ettiler'
Sakarya depreminden sonra korkup memleketi Sivas'a giden derneğin ikinci başkanı Ahmet Turan Yılmaz, herkesin parasını Yimpaş'a yatırdığını görmüş. Bunun üzerine o da evini satıp, parayı hukuki geçerliliği olmayan belge karşılığı Yimpaş 'hisselerine' yatırmış. Yılmaz, yaşadıklarını şöyle anlattı:
"Sivas Yimpaş'ın önünde kuyruk oluşuyordu. Ben de hisse aldım. Amcam, kardeşim, hatta annem bile evinin önündeki kavakları satıp aldı. Dini duygularımızı sömürdüler. 'Müslüman, iyi insandır.' Zarar gelmez diye düşündük. Ama bizi dolandırdılar. İnsanlar ağladıkça yetkililer keyif mi alıyor? Hükümet sorun çözmek için var. Biz uzaydan gelmedik. Arkadaşımın babası kalp krizinden öldü. Meclis'te yakalım mı kendimizi. İnsanlar 'sen de mi para kaptırdın' diye dalga geçiyor."



'Bakanlarla dostluğu var'
Ahmet Çalık, Yimpaş'ın durumunun kötüye gittiğini mağazaların kapanmaya başlamasıyla anlamış:
"Almanya'da 250 kilometre gidip Yimpaş'tan alışveriş yapıyordum. Baktım, Avrupa ve Türkiye'de mağazaları kapanıyor. Parayı alanları aradığımda, 'Görevden alındım' diyorlardı. Sadece 2004'te dört kez 1'er milyar lira aldım. Paraları alırken, 'İstediğiniz zaman çekin' diyorlardı.
Almanya'da yedi-sekiz işadamını 500-600'er bin mark borçlandırıp iflas ettirdiler. Yimpaş muhasebe müdüründen öğrendiğime göre, Sakarya'da 3 bin ortağı varmış. Sivas, Kayseri, Çorum'da binlerce mağdur var. İran'da, Romanya'da, Bulgaristan'da milyonlarca dolar kaybetmişler. Uyar'ın, Cemil Çiçek, Ali Coşkun'la arkadaş olduğu söyleniyor. Başbakan çözülmesi emri verdiği halde engelleyenler var. Adamın (Dursun Uyar) dokunulmazlığı var."