Müteahhitler kendini terbiye etmeli

Müteahhitler kendini terbiye etmeli
Müteahhitler kendini terbiye etmeli

TMB Başkanı Emin Sazak bugün Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktarı ağırlayacak.

Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Emin Sazak kentsel dönüşümün çok önemli bir süreç olacağını belirterek "Sıkıntı yaşanmaması için çok iyi plan yapılması gerekiyor. Müteahhitler de kendini terbiye etmeli" diye konuşuyor.
Haber: JALE ÖZGENTÜRK / Arşivi

Müteahhitlik sektörü Türkiye ’nin dışa başarıyla açılan sektörlerinin başında geliyor. Dünyanın 225 firması arasına bu yıl 33 firma girdi. Çin’den sonra ikinci. Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Emin Sazak ise sektörün en eski firmalarından Yüksel İnşaat’ın patronu. Sazak’la hem sektörün geleceğini hem de Türkiye’nin en önemli gündem maddelerinden kentsel dönüşümü konuştuk. Bugün Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ı konuk edecek olan Sazak, kentsel dönüşümün çok önemli bir süreç olacağını söylüyor. Sıkıntı yaşanmaması için çok iyi planlama yapılması gerektiğine işaret ediyor. Bu arada kendi sektörünü de uyaran Sazak, “Müteahhitler kendilerini terbiye etmeli” diyor. İnşaat sektöründe balon tartışmasına da “Dikkatli olunacak dönemdeyiz” yorumuyla katılıyor.
Müteahhitlik sektörü dünya çapında bir sektör oldu. Dünyada ulaştığı pazar payı nedir? Bu yıl dünyanın en büyük 255 firması arasında 33 firmamız yer aldı. Bu firmaların toplam pazar payı yüzde 3,5 civarında. Aslında geçen yıl 3,8’e çıkmıştı. 2011’in düşük çıkmasının sebebi Libya. Çünkü geçen yıl Libya’da hiç iş yapılamadı. Bir yandan da dünya pazarı büyüyor. Devletler krizi aşmak, durgunluğu azaltmak için altyapı yatırımlarına ağırlık veriyor. Büyük Batılı firmalar daha rekabetçi olmaya, daha agresif yaklaşmaya başladılar. Eskiden pek ilgilenmedikleri projelerle ilgilenmeye başladılar. Bu negatif ortama rağmen bu seviyede kalmamız büyük başarı.
Birçok pazarda da ciddi sorun yaşanıyor. Büyüme sürer mi? 2008-2009 yıllarında bir arama konferansı gerçekleştirmiştik. Müteahhitlik sektöründe 2023 yılı projeksiyonunu belirledik. Hedeflerden biri uluslararası müteahhitlik payımızı yüzde 5’e çıkarmaktı. Bu gerçekleştirilebilir bir hedef, çok ütopik değil. Son yıllarda baktığımız zaman her yıl yüzde 1’lik yükselme öngörüyoruz. Bu düşük bir artış gibi görünebilir ama rekabetin yoğunluğunu düşündüğünüz zaman özellikle Çin gibi çok ciddi bir rakibin olduğu bir ortamda bunu gerçekleştirmek başarı. Uluslararası pazar da büyüyor. Bugün 450 milyar dolar olan pazar 12 yıl sonra belki 600 milyar dolar olacak. Ancak büyüme sınırlarına ulaşma noktasındayız.
Büyümeyi sürdürmek için ne gerekli? Müteahhitlik sektörü açısından katma değeri daha yüksek projelere yönelmek şart. Bu aslında müteahhitlik sektörünün son 40 yıllık yurtdışı macerasında yavaş yavaş izlediğimiz bir şey. İlk yıllar müteahhitler genellikle konut ağırlıklı düşük vasıflı işler yapmak durumunda kalmışlardı. 15 yıl içerisinde çok daha teknik, yatırım, finans becerisi gerektiren projelerle uğraşmaya başladık. Enerji, altyapı, havaalanı projelerinde yer alıyoruz. Bundan sonra katma değeri yüksek mühendislik ve müşavirlik sektörünün bizim önümüze geçmesi gerekiyor. Çünkü tasarımını, tedarikini, inşaatını yaptığımız projelerde katma değer daha fazla oluyor.
Büyüme rakamlarında 2012’de gerileme olacak. İnşaat sektörü de lokomotif sektör.
İnşaat sektörü büyüme dönemlerinde hızlı büyüyen, küçülme dönemlerinde ise en hızlı küçülen sektör. Genelde kriz dönemlerinde inşaat sektörüne, özellikle altyapıya yatırım yapar devletler. Çünkü en hızlı istihdam sağlanan sektörlerden biridir. İnşaat sektörü sosyal krizi kaldırır. Bu bakımdan sektörün gelişmesi lazım. Yurtdışında büyümenin devamı için mühendislik müşavirlik hizmetlerinin gelişmesi bu nedenle önemli. Müşavirlik hizmetlerini yurtdışına kaptırmamamız gerekir.
Öyle bir tehlike mi var? Var tabii. Projelerde müşavirlik hizmetlerini yurtdışından alıyoruz. Türk firmalarını da mümkün olduğunca değerlendirmeye çalışıyoruz. Ama o kapasitede çalışacak firma sayısı bir elin parmakları kadar. O yüzden müteahhitlik sektörü nasıl devletin yatırımlarıyla geliştiyse müşavirlik sektörü de devletin yatırımlarıyla büyümek durumunda. Müşavirlik sektörünün yurtdışında pazarlama ofisi açma faaliyetlerine destek verme amacıyla 30 milyon dolarlık rakam ayrıldı. Sanırım kullanılan rakam 1 milyonu geçmedi.
Depremler nedeniyle ciddi bir kentsel dönüşüm başlayacak. Sektörü hareketlendirecek sanırım.
Yasa çıktı. Yönetmelikler çıkacak. Bunun için bakanlıkla çok yoğun bir çalışma içerisindeyiz. Sayın Bakanımız Bayraktar konuğumuz olacak. Kentsel dönüşümü tetikleyen en önemli şeylerden biri deprem. Özellikle İstanbul bazında baktığınız zaman deprem odaklı bir kentsel dönüşüm öncelikli. Burada dikkat edilmesi gereken bazı konular var. Birincisi, bu olayın bir rant fırsatına dönüşmemesi. İkincisi, kimsenin mağdur olmaması.
Nasıl bir mağduriyet? Sosyal bir mağduriyetin ortaya çıkma tehlikesi var. Çünkü bazı kişiler evsiz barksız kalacak belki o dönem içinde. Bazılarının imkânı vardır, bazılarının olmayabilir. Ayrıca her zaman konuştuğumuz bir şey çevreye duyarlılık. Bu konuda da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı takdir etmek istiyorum. Mesela böyle büyük bir dönüşümden çıkacak molozları ne yapacağız? Bu önemli bir soru. Eskiden bu sorulmazdı. Bunu sormanın ötesinde ne yapması gerektiği konusunda araştırma yapıyor. Uzmanlara başvuruyor. Bununla ilgili ortak bir planlama yapmayı düşünüyoruz. Bu hassasiyetle devam ettiği sürece o sosyal sıkıntılara da rant çılgınlığına da izin vermeyecektir.
Önerileriniz neler? Şimdi bakın bizim özel sektörümüz çok dinamik, çok girişken. Kapıyı araladığınız anda oradan girer. O yüzden bakanlık ne kadar iyi niyetli olursa olsun, sektör de kendini terbiye etmeli. Yapı denetiminin daha ciddi olarak yapılması gerekiyor. Kurumların kendi mesleki sorumluluk sigortalarını yaptırmaları taraftarıyız. Şu anda çıkan mevzuatta pek istenen seviyede değil bu. İşlemeyecek bir sigorta sisteminden bahsediliyormuş gibi.

Gayrimenkulde balon
tehlikesi artıyor

Gayrimenkulde balon tartışması var. Sizce tehlikeli bir gidiş söz konusu mu?
Yurtdışındaki bazı yorumcular Türkiye’de bir gayrimenkul balonu mu oluşuyor diye tartışıyor. Dünyada 80’li yılların sonunda Japonya’da kriz çıktı. Sebebi gayrimenkul sektörünün aşırı şişmiş olmasındandı. Olay gayrimenkullerin değerlerini olduğundan fazla hızlı büyüterek onları güvence olarak gösterip, daha yüksek miktarlarda kredi alıp yeni işlere yönlendirme. Bu bir saadet zinciri haline dönüşüyor. Bu zincir çok hassas dengeler üzerinde gitmek zorunda. Sürdürülmesi de uzun yıllar mümkün olmuyor. Çünkü halkalardan birisi çıktığı zaman ciddi dökülmelere sebep olabiliyor. O yüzden evet gayrimenkul sektörünün büyümesi doğru bir şeydir ama hep söylediğimiz gibi planlı, sindire sindire ve uzun vadeyi düşünerek.
Ne yapılması gerek? Yatırımlarda seçici olunması gereken bir dönemden geçiyoruz. Ben hiçbir zaman karamsar olmadım ama tedbirli olmanın da gerekli olduğunu düşünüyorum. Türkiye’nin potansiyeli büyük. Doğru işleri de ortaya koyuyoruz. Dünyanın gözü de bizde. Yükselen, parlayan yıldız, yatırım yapılabilir ülkeyiz falan ama dünyanın bütün kaynağını da birkaç yıl içerisinde Türkiye’ye çekemeyiz. Bunu zamana yaymayı bilmek durumundayız. Büyük projeleri birer birer hazmederek ortaya çıkarmak durumundayız. Aksi takdirde piyasaları boğmaya başlarız. Bu yatırımlar öngörülen zamanların çok ilerisinde oluyor ve öngörülen sermayenin çok üzerinde gerçekleşiyor. Sermaye koymak zorunda kalıyor, maliyet artıyor.

bigPara.com