Nükleer ve Kyoto 2012'de

Enerji Bakanı Güler'in Paris'te açıklayacağı programa göre 2012'de Kyoto Protokolü'yle birlikte 'nükleer'le tanışacağız.
Haber: DENİZ ZEYREK / Arşivi

ANKARA - Türkiye, 15 yıllık enerji stratejisini şekillendirirken iki kritik karar aldı. 2020'de 54 bin megavat gücü kapasiteye dahil edecek olan Enerji Bakanlığı, bunun 5 bin megavatını nükleer santrallar aracılığıyla sağlayacak. Nükleer santrallar 2012-2017 yılları arasında sisteme girecek. Bu arada Türkiye, Avrupa ülkelerinin büyük önem verdiği 'atmosferlerdeki sera gazları yoğunluğunu zararsız seviyede sabitlemeyi' öngören Kyoto Protokolü'ne dahil olmak için çalışacak. Protokol 2012'de imzalanmaya çalışılacak.
Enerji Bakanı Hilmi Güler bugün Fransa'ya gidecek. 21-22 Mart tarihlerinde Paris'te yapılacak '21. Uluslararası Nükleer Güç' konulu uluslararası konferansa katılacak olan Güler, Türkiye'nin enerji stratejisiyle, bu kapsamda nükleer enerji programıyla ilgili önemli bilgiler verecek.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) ile Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı'nın (OECD) ortaklaşa düzenlediği konferasta Türkiye'nin 'sürdürülebilir, temiz enerji kaynaklarına büyük önem verdiğini' vurgulaması beklenen Güler'i 64 ülkeden 29 bakan dinleyecek. Toplantıya Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Okay Çakıroğlu da katılacak. Konferansta, 'Dünya enerji talebi ve enerji kaynakları, talep senaryoları, kaynakların değerlendirilmesi, nükleer enerjinin rolü, 21. yüzyılın çevre sorunları, nükleer enerji ve iklim değişikliği, radyoaktif atık yönetimi, enerji stratejileri ve seçenekler için sürükleyici faktörler, ekonomi, teknoloji, politika hedefleri, hükümetlerin rolü, sosyal kabul, silahsızlanma, uluslararası işbirliği' konuları ele alınacak.
Yüzde 10'u nükleerden
Yapılan planlamalara göre Türkiye Nükleer Enerji'yle 2012 yılında tanışacak. 2017 yılına kadar geçecek 5 yıl içinde Türkiye'nin nükleer enerji girdisi 5 bin megavat olacak. Bu miktar Türkiye'de 2020 yılına kadar sisteme girecek elektrik enerjisinin 10'da biri olacak. 2020 yılına kadar Türkiye'deki mevcut kaynaklara 54 bin megavat güç dahil edilecek.
Kyoto'ya 7 yıl hazırlık
Türkiye, nükleerin yanı sıra hidroelektrik, rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının sistemdeki payını artıracak. Bununla birlikte, atmosferde sera etkisi yapan gazların yoğunluğunu artıracak baca gazlarının emisyonunun da Kyoto Protokolü'nde belirlenen seviyenin altında sabitlenebilmesi için gerekli önlemler alınacak.
Türkiye'nin Avrupa ülkelerinin büyük önem verdiği, ancak ABD'nin imza atmaya yanaşmadığı Kyoto Protokolü'ne hazırlanması ve imza atması da 7 yıl sürecek. 7 yıl içinde bütün enerji santrallarının ve sanayi tesislerinin baca gazları konusunda belirlenen sınırın altına inmesi için gerekli altyapı ve hukuki zemin oluşturulacak. Her şey planlandığı gibi giderse Türkiye'nin 2012 yılında protokole dahil olması hedefleniyor. Bu da AB ile müzakerelerde 'çevre' başlığındaki uyum açısından büyük önem taşıyor.
ODTÜ'ye 1966'da girip 1972'de mezun olduğunu anımsatan Güler, öğrencilik duygusunu atamadığını kaydetti. Kongrenin açılışına heyecanla geldiğini vurgulayan Güler, o dönemler mümkün olduğunca daha fazla bilgi almak için yoğun çalıştıklarını da kaydetti.
Protokol ne getiriyor?
1992 yılında Rio de Janeiro'da yapılan İklim Değişikliği Çerçeve Konferansı'na katılan ülkeler, sera gazı yoğunluğunun sabitleştirilmesi gereken 'İklim sisteminde tehlikeli değişim yapmayacak seviye' kavramında anlaştılar. 1997'de Japonya'nın Kyoto şehrinde 160'dan fazla ülkenin katılımıyla tartışılan bu seviye, 5,2 oldu. İmzalanan ve bu şehrin adıyla anılmaya başlayan protokolde 38 sanayileşmiş ülke 2008-2012 yılları arasında altı önemli sera gazının emisyon oranını 5,2'nin altında tutmayı kararlaştırdı. Protokol 17 Şubat 2005'te gerekli prosedür yerine getirilerek yürürlüğe girdi.
Küresel sera etkisine neden olan gazların yüzde 75'i AB, ABD, Kanada, Rusya, Japonya, Çin ve Hindistan'dan kaynaklanıyor. Türkiye'nin Kyoto'daki taahhütleri yerine getirmesinin önemi, sanayisinin büyümesiyle orantılı olarak artıyor.