Önce eğitim sonra otel

Otel işletmeciliği alanında dünyanın önde gelen şirketleri arasında yeralan Fransız Accor Grubu İstanbul'da önümüzdeki yıl açmaya planladığı iki otelin inşasını sürdürürken, Accor Academie ile eğitim dünyasına da girdi.

İSTANBUL - Otel işletmeciliği alanında dünyanın önde gelen şirketleri arasında yeralan Fransız Accor Grubu İstanbul'da önümüzdeki yıl açmaya planladığı iki otelin inşasını sürdürürken, Accor Academie ile eğitim dünyasına da girdi. Halen 4 bine yakın otel işleten ve 7 milyar avro yıllık geliri bulunan Accor Grubu dünyanın sayılı kurumsal üniversitelerinden Accor Academie ile şirketlere eğitim ve yönetim danışmanlığı hizmeti sunuyor. Bu hizmet liderlik ve strateji, çalışanların yeteneklerini keşfetmek ve geliştirmek, finans ve enformasyon yönetimi gibi konuları kapsıyor.
Geçtiğimiz hafta bir konferans için Türkiye'ye gelen Accor insan kaynaklarından sorumlu Yönetim Kurulu üyesi ve Başkanı Yardımcısı John Du Monceau Accor Academie'nin her şirketin profesyonel yaşantısı için gerekli olan çeşitli eğitim ihtiyaçlarını karşılamak üzere yapılandığını söylüyor. AB'ye üyelik sürecinde Türkiye'nin küresel pazarlarda rekabet edebilmesi için firmaların eğitim danışmanlığı konusunda profesyonel desteğe olan ihtiyaçlarının artacağını belirtiyor. Academie Accor yarattığı iş modeliyle şirketlerin net ve ölçülebilir değerlerle yönetilmesini sağlayan bir yapıya kavuşmasına yardımcı oluyor. Bu danışmanlık desteği birbirini tamamlayan üç aşamadan oluşuyor.
Accor Academie ilk aşamada şirketteki yönetimi uygulamalarındaki mevcut durum ile olması gereken durum arasındaki fark tespit ediliyor. Bu farkın kapatılması amacıyla öngörülen eğitimler ikinci aşamada verilirken son aşamada farkın kapatılması için danışmanların katkısıyla gerekli stratejiler geliştirilerek uygulamaya konuyor. Credit Agricole, Danone, Renault, Volkwaen ve Xerox gibi dev kuruluşlara hizmet veren Academie Accor'un Türkiye'nin işgücü standartlarını yükseltmesi gerektiğini ifade eden Du Monceau şöyle konuşuyor:
'Şirkete bağlılık önemli'
"Türkiye'nin AB'ye katılım sürcinde yapabileceği en iyi iş, kendi işgücünün standartlarını yükseltmek olmalı. İnsan kaynakları alanında milli bir strateji olabilir ama bunun sadece devlet ya da özel sektör eliyle yürütülmesi sonuç vermez, burada müşterek bir çabanın ortaya konması gerekir. Bizim Accor olarak insan kaynağı stratejimiz en iyi elemanları çekmek ve onları tutmak. Çalışanların uzun vadeli olarak şirkete bağlılığını tesis etmek önem kazanıyor."
'AB dalgalanır'
Avrupa'da dünyanın en yüksek işçi maliyetlerinin olduğunu belirten John Du Monceau bunun rekabetçiliği olumsuz etkilediğini belirterek şöyle devam ediyor: "Almanya ve Fransa'daki işsizlik oranı yüzde 10'unun üzerinde, temel hedef işsizliğin en azından sürdürülebilir en düşük seviyeler olan yüzde 5'lere çekilmesi. AB'deki ülkeler Türkiye'nin girişinden çekiniyor. Türkiye ile AB arasındaki ortalama ücret farklılığı bire dört, yani Türkiye'de 25 iken AB'de 100 birim kadar. Türkiye bu ortamda AB'ye girerse Avrupa'da sosyal dalgalanma yaratır."
'Ücretlerde uçurum var'
Halen 37 Türk firmasını insan kaynakları uygulamaları açısından araştırma yapan Du Monceau çalışmalarından elde ettikleri bulguları şöyle özetliyor: "Yaptığım araştırmalara göre Türk şirketleriyle AB ülkelerindekiler insan kaynakları stratejileri temelinde benzerlikleri, çok büyük olmayan farklılıkları ve belirgin farklılıkları olmak üzere üçlü biçimde kıyaslanabiliyor. Benzerlikler bölümünde İngilizce bilgisine verilen önem ve uygulanan işe alım teknikleri geliyor. Çok büyük olmayan farkılılıklardan en belirgin hizmet içi eğitim Türk firmaları da hizmet içi eğitime önem verirken AB'de bu daha kurumlaşmış yapılar içinde ele alınıyor. En belirgin farklılık ücretlerdeki uçurumda ortaya çıkıyor."