Organik eve girdi TÜİK'e giremedi

Organik eve girdi TÜİK'e giremedi
Organik eve girdi TÜİK'e giremedi
Türkiye'de 250 çeşit ürün ve 250 milyon dolarlık büyüklüğe ulaşan organik ürünler pahalı diye TÜİK'in enflasyon sepetine giremiyor.
Haber: ŞEBNEM TURHAN-GÜLŞEN CEBECİ BALLIM / Arşivi

Tekstilden sebzeye, kozmetikten süt ve et ürünlerine yaklaşık 250 çeşit ürün, 15 bin üreticisiyle hızla büyüyen organik ürünler Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 446 ürünlük enflasyon sepetinde yer almıyor. Bu nedenle Türkiye’de iç pazar büyüklüğünün 10 milyon dolara yaklaştığı tahmin edilen organik ürünlerde enflasyon artışı da hesaplanamıyor. 

Türkiye’nin 1985 yılında tanıştığı organik ürünlerde dış ticaret hacmi 250 milyon dolara kadar ulaşmış durumda. 2009’da 318 bin 164 ton üretim yapılan organik sektöründe hayvansal üretim de son yıllarda artış gösteriyor. 

Fiyat farkı yüzde 30
 
Organik ürünlerde hiçbir zirai ilaç, gübre kullanılmıyor. Fire de daha fazla olduğu için inorganik ürünlere göre yüzde 50 daha az verim elde ediliyor. Bu maliyete sertifikasyon, denetim, analiz, lojistik masrafı da ekleniyor. Böylece fiyat farkı diğer ürünlere göre yüzde 30’u buluyor. Pahalı olması tüketimi yaygınlaştırmasa da lüks mağazalarda ve alışveriş merkezlerinde kurulan organik standlar her geçen gün artıyor. Organik ürünlerin müşterileri ise çoğunlukla geliri, eğitim ve kültür seviyesi yüksek, sağlıklı yaşam ve ekoloji bilinci olan kişilerden oluşuyor. 

Tüketici kitlesinin sınırlı oluşu bu ürünlerin enflasyonunun ölçülmesinin önünde engel. TÜİK Fiyat İstatistikleri Grup Başkanı Cengiz Erdoğan, organik ürünlerin özel reyonlarda tutulduğunu ve tüketimin içinde paylarının çok küçük olduğunu söylüyor. Erdoğan’a göre bu ürünler belli bir kesime hitap ediyor ve normal ürünlerin fiyatları içinde ihmal edilebilir nitelikteler. Erdoğan, organik ürünlerin enflasyon sepetine alınmasının sistemi bozabileceğini belirterek, “Binlerce aile çarşı pazardan alırken birkaç kişi organik ürün alıyor diye sepete alamayız. Sistemi bozar” diye konuşuyor. 

En yüksek artış zeytinde 
Organik ürünlerin yüzde 40’ını taze sebze ve meyve oluşturuyor. TÜİK yerine yaptığımız piyasa araştırmasına göre organik sebze ve meyvedeki yaklaşık 37 üründen ekimden kasıma sadece 8 ürünün fiyatı arttı. En yüksek artış ise yüzde 26 ile salatalıkta yaşandı. Salatalığı yüzde 23,11’lik artışla domates izliyor. En hareketli grup sebze ve meyve. Diğer gruplarda fiyat artışları çok daha az. 

Organik süt ve süt ürünlerinde ise ekimden kasıma fiyatı değişen tek ürün süzme yoğurt oldu. 350 gram süzme yoğurdun fiyatı 5.79 liradan 6.99 liraya çıktı. Yüzde 21’lik artış yaşandı. Kuru meyve ve sebzede en yüksek artış kuru kayısıda. Ekimde 6.59 lira olan kuru kayısı yüzde 15,2 artışla kasımda 7.59’a yükseldi.
Organik ürün tüketicisini en çok zeytindeki fiyat artışı üzdü. Ekimde 1000 cc’lik gemlik siyah zeytini 19.99 liraya alan tüketici kasımda bu ürüne 24.99 lira ödedi. Fiyat yüzde 25 arttı. 700 gramlık organik vakumlu gemlik siyah zeytinde ise yüzde 73’lük artış var. Ekimde 14.39 olan ürün kasımda 24.99 liraya fırladı.

Organik tarım değil organik sektörü 
Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği (ETO) Yönetim Kurulu Başkanı Atila Ertem öncelikle sektörün organik tarım olarak anılmasına karşı çıkıyor. Ertem artık organik sektörü oluştuğuna dikkat çekiyor ve semt pazarlarının bundaki etkisinin büyük olduğunu vurguluyor. 

Fiyat farkı yüksek değil 
Ertem sektörün enine boyuna genişlediğine dikkat çekerek şöyle konuşuyor: “Kuru gıdayla başladı, meyve ve sebze eklendi. İki yıldır kişisel bakım ürünlerinden tekstile, temizlik malzemelerine ve hayvansal ürünlere geçti. Özellikle yumurtayla başlayan hayvansal ürünler tavuk eti ve kırmızı et de başladı. Organik hayvansal ürünler Çanakkale’de üretilip satılıyor. Samsun’da organik mobilya yapılmaya başlandı. İstanbul Harbiye’de organik otel açıldı.”

Manavim.com sahibi Erol Ağırlar internetten organik ürün dağıtımı yapıyor. Beşinci yıllarını kutlayan Ağırlar geçen yıla göre yüzde 30 büyüme yaşadıklarını dile getirerek organiğin artık tamamen yaşam biçimi olduğunu söylüyor. Ağırlar müşteri portföyünün yüzde 70’inin bebek için alışveriş yaptığını anlatıyor. Ağırlar şöyle konuşuyor: “Türkiye’nin dört bir yanında bizim için üreten çiftçilerimiz var. Antalya ’dan narenciye, Marmara’dan yeşillik, Bursa’dan meyve gelir. Bakım ürünleri ve paketli ürünleri ise yurtdışından ithal ediyoruz.” Ağırlar semt pazarlarıyla fiyatın düşeceğini söylüyor.


Organik pazarda bir cumartesi 
Frog Yoga & Plates’in kurucusu ve eğitmeni Yeşim Tuncay, 29 yaşında. Kırmızı et toksinli olduğu için uzak duruyor. Domatesin ise hormonlu olduğunu düşünüyor ve tüketmiyor. Peynirinden üzümüne tüketeceği gıdaları almak için her hafta daha güneş doğmadan Şişli Bomonti’deki halk pazarının yolunu tutuyor.
Yeşim Tuncay yalnız değil. Harita mühendisi Müveddet-Murat çifti, henüz 6 aylık kızları Ayşenaz’ı alıp Kocamustafapaşa’dan sabahın 7’sinde pazara gelmiş. Bankacı Ebru Polat Özhelvacı, 8 yaşındaki oğlu Emir ile yaklaşık 3 aydır her cumartesi pazara geliyor. Hekim Rahmi Yaşat, 5 yıldır düzenli olarak pazardan alışveriş yaptığını söylüyor. 

Naylon poşet pazarda yasak
Bir tatil sabahı olmasına rağmen pazarda kuyruklar başlamış bile. Gelen ürünlerin en tazesini almak isteyen müşteriler alışveriş yapıyor. Kalabalığa rağmen pazar sessiz ve sakin. Bu pazarda hiç kimse “domatese gel” diye bağırmıyor. Tezgâhların tamamında fiyatlar belli. Esnafın çoğunluğu ya emekli kadı nlardan ya da halkla ilişkiler mezunu, jeofizik mühendisi gibi eğitimli gençlerden oluşuyor. Naylon poşet yasak. Sadece kesekâğıdı kullanılıyor. 

Pahalı olmaları nedeniyle eleştirilen ve TÜİK sepetine giremeyen organik ürünlerin yer aldığı pazarda sebze meyveden yoğurda, etten oyuncağa kadar her şeyi bulmak mümkün. Birçoğu uzak semtlerden pazara gelen müşteriler de zaten baştan bu fiyat farkını kabul ediyor. Gelen müşteriler ortalama 100 TL’ye bir evin haftalık ihtiyacının karşılanabileceğini bilerek geldikleri pazar için, “Pahalı ama sağlıklı beslendiğimizi bildiğimiz için kabulleniyoruz” yorumunu yapıyor. 

Çok güçlü bir denetim mekanizması olan pazarda, Buğday Derneği üyeleri, ortak bir fiyat politikası için sürekli kontrol yapıyor. Değişik illerden gelen 60’ın üzerinde esnaf stand açıyor. Her hafta 500-800 kişinin geldiği pazarda yılda ortalama 500 ton ürün satılıyor. Buğday Derneği % 100 Ekolojik Pazarlar Koordinatörü Batur Şehirlioğlu, pazarlarda pahalı, lüks algısı oluşmaması için esnaf ve üreticilerle çalışarak ortak bir fiyat politikası oluşturduklarını söylüyor.


En çok ne ithal ediliyor 
İsveç’ten 549.483 kilo ahududu ve yabanmersini reçeli.
İsveç’ten 210 bin 693 kilo rokfor peyniri.
Almanya ’dan 7672 kilo ayçiçek yağı.
Almanya ve Hollanda’dan 4235 kilo çikolata.
Çin’den geçen yıl 100 bin kilo organik soya unu.

bigPara.com