Orhan Peker'e açılan pencere

Beşiktaş Belediyesi'nin Mustafa Kemal Kültür Merkezi içindeki galeri mekânı Beşiktaş Çağdaş, Türk resim sanatı tarihinin önemli isimlerinden Orhan Peker'i ağırlıyor.
Haber: MÜJDE YAZICI / Arşivi

İSTANBUL - Beşiktaş Belediyesi'nin Mustafa Kemal Kültür Merkezi içindeki galeri mekânı Beşiktaş Çağdaş, Türk resim sanatı tarihinin önemli isimlerinden Orhan Peker'i ağırlıyor. Küratörlüğünü sanat tarihçisi Kıymet Giray'ın yaptığı sergide sanatçının tüm dönemlerine ait çalışmaları yer alıyor. Kapalı kapılar ardındaki devlet koleksiyonlarından özel koleksiyonlara kadar birçok yeri zorlayan Giray, uzun soluklu bir çalışma sürecinden sonra sergiyi kurgulamış. Resimlerini 'içten olmak' ifadesiyle açıklayan Orhan Peker'in ölmeden önce yaptığı son resmi de bu sergide yer alıyor. Peker son olarak Amerikan Hastanesi'nde bir hasta bakıcı resmi yapmış. Giray bu resimle ilgili olarak, "Kendi leke dengelerini geliştirdiğini gösterip yaşama veda ediyor" diyor. Yakın dostu Ara Güler'in çektiği Peker fotoğraflarıyla ve Kıymet Giray'in yazdığı yazılarla izleyiciyi karşılayan sergi, sanatçının sanat hayatına açılan bir pencere niteliğinde.
Bu derecede kapsamlı bir Orhan Peker sergisi açma fikri nasıl oluştu?
Türk resim sanatı tarihi araştırması yapıyorum. Sanat tarihçisi olarak İş Bankası ve Sabancı gibi özel koleksiyonlardan sonra İstanbul Resim ve Heykel Müzesi için 'Manzara' kitabını yazmak bilgilerime yeni kapılar açılmasına neden oldu. Meşrutiyet döneminden Türk resim sanatının gelişimini inceleyen ve ordaki temel taşı olan sanatçılara yöneldim. Karşıma Orhan Peker çıktı. Üç yıl önce yazmaya karar verdim ve yazdım. Doğru resimler ve koleksiyonların iyi parçalarını ve onun dönemlerini verecek resimler olmasını istediğim için kitap uyudu. Kitabın uykudan kalkması Beşiktaş Belediyesi'nin bu çağdaş mekânını görmemle başladı. Sergiye karar verdim.
Beşiktaş Çağdaş'ı görüp sergi açmaya karar verdikten sonra nasıl bir süreç izlediniz?
Kitabın paralelinde Orhan Peker'in sanat serüvenini ve temel taşlarını oluşturan sanat eserleri hangileridir diye çalıştık. Çalışmalarının peşine düştük. Ankara Resim ve Heykel Müzesi, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, Ünal Göğüş, Kemal Bilginsoy gibi çok bilinen ve yıllar içinde oluşmuş koleksiyonlara ulaştık. Bu koleksiyonlar sağlıklı bir Orhan Peker çizgisi veriyordu.
Bu araştırmalar sırasında Orhan Peker'in sanatçı kimliğiyle ilgili karşınıza çıkan en önemli özellik ne oldu?
Orhan Peker'in çizme yeteneğinin akışkan bir şekilde desenlere ve kâğıt işlere yansımasıydı. Bu yansımayı da özellikle 'İspanyol Defteri' ve desenler gibi ön çalışma örnekleriyle toplamaya başladık. Neyin peşinde ve sanata nasıl baktığını görmek, kâğıt işlerini görmek önemliydi. Daha sonra da duvarlar üzerine gelişen bir okuma programıyla sergi açıldı. Orhan Peker, çevresinde varolan tüm nesneleri resim olarak görüyor. Bu, konusal olarak büyük bir devrim yaratıyor döneminde. Bir küçük çay bardağı, bir terlik, bir kır çiçeği (aristokrat çiçeklerin yerine bozkır çiçekleri) ve çevrede varolan bir kürek mükemmel resimsel değerlere ulaşmaya başlıyor. Onu takip eden sanatçılarda bunların izleri görülüyor. Beygirler, düz duvarlar, mavi kapılar... Diğer sanatçıların izlerini sürdürdüğü görülüyor. Benim de Orhan Peker'i seçme nedenlerim bunlardı biraz da.
Sergide Ara Güler'in çektiği Orhan Peker fotoğraflarına da geniş yer vermişsiniz.
Ara Güler'le çok iyi dostlarmış. Yaşamı birlikte paylaşmışlar. Bu sergide kronolojik bir yaşam öyküsü yerine Ara Güler resimlerini kullanmak istedim. Ara Güler de hayli memnun oldu. Resimleri kendi bastı, kadrajladı ve imzaladı. Ben de aralara yaşamla ilgili küçük göndermeler yapan notlar yazdım. Sergi Ara Güler'le Orhan Peker'in dostluğunun sanata yansımasını da bir araya getirdi. Yaşamda olduğu gibi.
Orhan Peker çok uzun bir sanatçı yaşamı sürdüremedi, genç öldü...
Evet, ne yazık ki. 1951 yılında Akademi'den mezun olduğunu düşürsek ve 1978'de de yaşamını yitirdiğini söylersek, bu çok kısa bir sanatçı yaşamı demek. Ancak çok dolu bir yaşam. Çok baş kaldırılı. Kendi yapmak istediklerini yapan ve belge ve bilgilerin peşine düşen hedefini iyi belirleyen bir ressam. 1951'de açılan 'Onlar' sergisinin Bedri Rahmi'nin yaktığı ruhla ilk öğrenci sergisinin lokantada açıldığını biliyoruz. 1950'li yılların Türkiye'sinin kırılma noktasında milli değerlere dönüşü simgeleyen ve geleneksel resmi milli resim olarak algılamak eğiliminin ortaya çıktığı bir dönemdi. Bir grup sanatçı da soyut resmin peşinden koşarak evrenselliği ve Türk resiminin gelişimini sağlamaya çalışarak tartışma açar.
Bu ortamın içinde Orhan Peker ideali olan iki temel değere bakıyor. Bir geleneksel kaynaklara göndermeler yapmak. Batı'nın estetik duyarlılığının doruk noktasına ulaşmak. 1963-64'te İspanya'da yaşıyor. Aslen Trabzonlu. Burada küçük bir yayla evleri var. Bu ev onun piyano çaldığı, kendi başına kaldığı bir yer. Doğayla tanışması da bu eve dayanıyor. Daha sonra Trabzon'daki yaşantısı bitmeyen bir hayvan ve doğa sevgisine dönüşmüştür.
Orhan Peker sergisi 17 Nisan'a kadar Mustafa Kemal Merkezi'ndeki Beşiktaş Çağdaş'ta açık kalacak. Tel: 0212 282 60 76