Orkinos çok ama kotamız yok

Cebelitarık Boğazı'ndan her yıl mayıs-temmuz aylarında Akdeniz çanağına doğru akan mavi yüzgeçli orkinos sürüleri denizlere bereket getiriyor. Gırgırlarla denize açılan Türkiye gibi Akdeniz'e kıyısı bulunan ülkelerin balıkçıları orkinosları çevirip, kafeslere naklediyor.
Haber: TUGAY SOYKAN / Arşivi

Cebelitarık Boğazı'ndan her yıl mayıs-temmuz aylarında Akdeniz çanağına doğru akan mavi yüzgeçli orkinos sürüleri denizlere bereket getiriyor. Gırgırlarla denize açılan Türkiye gibi Akdeniz'e kıyısı bulunan ülkelerin balıkçıları orkinosları çevirip, kafeslere naklediyor. Kafeslerde beslenen ve yağlandırılan orkinoslar Japonya başta olmak üzere çeşitli ülkelere ihraç ediliyor. Ancak her ülkenin, orkinos avcılığını denetleyen ICAT tarafından belirlenen bir avlanma kotası var. Orkinos neslini korumak için ülkelere getirilen kota miktarları ise değişiyor. İspanya 8 bin ton orkinos avlama hakkına sahipken, Türkiye sadece 1100 tonla sınırlandırılıyor. Oysa Türkiye'nin potansiyeli bu sınırın kat kat üstünde.
İhracat geliri artıyor
Üç tarafı denizlerle çevrili 8 bin 333 kilometre sahil şeridi bulunan ülkemizde orkinos yetiştiriciliği 2002'de çiftliklerin kurulmasıyla başladı. Bundan önce ise sadece orkinos avcılığı yapılıyordu. Çiftliklerde balıklar yetiştirilip büyütülmediği için ve av dönemlerinde de Avrupa ve Japon pazarlarına yoğun mal akışı olduğunda orkinoslar kilosu 3 ila 5 dolardan ihraç ediliyordu. 2002 yılından sonra çiftliklerin kurulmasıyla kafeslere alınan orkinoslar, buralarda yetiştirilip, 12 ila 15 dolar arasında fiyatlarla ihraç edilmeye başlandı. Türkiye'nin bu ihracattan eline geçen döviz miktarı her geçen gün artıyor. Türkiye'deki yedi çiftlikten ikisinin sahibi olan Metin Yalçınkaya, orkinos yetiştiriciliği ve ihracatı konusunda yetkin isimlerden. Yalçınkaya, Türkiye'nin ICAT'a daha 2003'te üye olduğunu hatırlatarak söze başlıyor.
"Türkiye ICAT'a üye olmadan önce de orkinos ihracatı yapıyordu" diyen Yalçınkaya, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Ancak ICAT'a üye olmamızla birlikte sanki önceden bu pazarda hiç yer almamış gibi muamele gördük. Kotalar belirlenirken de 1100 ton gibi çok düşük bir miktarla sınırlandırıldık. Oysa Türkiye'de yetiştiricilik değil de sadece avcılık yapıldığı dönemde bile 56 bin ton orkinos ihracatı gerçekleştiriliyordu. ICAT yetkilileri bunu dikkate almadı." Dönemin bürokratlarının da bu konuda üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmediğini belirten Yalçınkaya, "Oysa Türkiye'nin bu konudaki potansiyeli çok fazlaydı. Durum böyle olunca biz de kendi yöntemlerimizi geliştirdik ve orkinos avlama kotası bulunan ama orkinos avcılığı yapmayan ülkelerden kotalarını satın almaya başladık. Ancak bu şekilde çiftliklerimizin kapasitelerini kısmen kullanabiliyoruz. Oysa biz var olan kapasitemizin üstünde de orkinos yetiştiriciliği yapabiliriz. Şimdi ICAT'a üye bir ülkeyiz. Önceden masanın arkasında yer alıyorduk; 2007 yılında yapılacak olan yeni kota dağıtımlarında ise masada olacağız. Bu toplantıda Türkiye'nin kotasının 3 bin 500 tona yükselmesini bekliyoruz" diyor.
Yılda 600 bin ton balık avcılığı ve yetiştiriciliği yapılan Türkiye'de 520 bin ton balık avlanırken 80 bin ton balık yetiştirilmek üzere kafeslere alınıyor. Kafeslerde serpilen 80 bin ton balığın 3 bin 500 tonunu ise orkinos oluşturuyor. Türkiye gibi sahil şeridi çok geniş olan bir ülke için bu oldukça düşük bir miktar. Yüzölçümü ve nüfusu Türkiye'den çok küçük olan Yunanistan yılda 94 bin ton balık yetiştiriyor. Norveç'te ise bu miktar 514 bin ton. İhracatta dünyayı sarsan Çin'de ise yılda avlanan ve yetiştirilen balık miktarı 10 milyon tonu aşıyor. Avrupa ülkelerinde orkinos ve diğer balıkların yetiştiriciliğindeki rakiplerimizin avlanma miktarları bizden fazla. Ancak orkinos çiftliği sahipleri sektöre gereken ilgi ve destek sağlandığında bu rakamların ciddi ölçüde artacağını ve pazarda söz sahibi olacaklarını söylüyorlar.
'Avrupa bizden korkuyor'
Türkiye orkinos yetiştiriciliğine dört yıl önce başlamasına karşın İspanya, İtalya ve Malta gibi pazar liderlerini zorluyor. Çünkü Türkiye'deki orkinos çiftliklerinin hijyen şartları uluslararası arenada kanıtlanmış durumda. Ayrıca iklim şartlarının ve deniz suyu sıcaklığının ideal olması bir diğer olumlu etken. Bunun yanı sıra doğal yemlerle beslenerek yağ oranı ve renkleri piyasada talep edilen standartlara gelen orkinoslar, Türkiye'yi bu alanda iddialı bir ülke kılıyor. Bu nedenle Türkiye orkinos konusunda kaliteli ülke imajını dünyaya yaymış görünüyor.
Sagun Balıkçılık'ın sahibi ve su ürünleri ihracatı şampiyonu Tuncay Sagun bu durumdan bazı Avrupa ülkelerinin rahatsız olduğunu belirterek "Türkiye su ürünleri konusunda Avrupa'ya ve diğer dünya ülkelerine güven vermiş durumda, çünkü çiftliklerimizi gelip denetlediler ve hijyen standartlarına uygun olduğunu gördüler. "Türkiye'nin su ürünleri AB standartlarına uyumlu" dediler. Bu durum başta İspanya olmak üzere orkinos yetiştiren AB ülkelerini rahatsız ediyor. Kotaların 2007'deki ICAT toplantısında artmasıyla pazardaki iddiamızın daha da büyüyeceğini inanıyoruz" diyor.
Sagun'a göre 'bacasız sanayi' olarak adlandırılan balık yetiştiriciliğini baltalamaya çalışanlar var. Tuncay Sagun, "Doğal yemler kullanıyoruz. Bu yemlerle çevre kirlenmez. Orkinoslar çok hassas balıklar olduğundan pis sularda yaşayamaz. Üstelik orkinos pazarında Avrupa'yı zorlarken bu tip iddiaların ortaya atılması da kafa karıştıran bir durum. Acaba bundan rahatsız olanlar mı var?" diye konuşuyor.
Orkinos yetiştiriciliğinde çok sayıda bürokratik işlem olduğunu belirten Sagun, "Türkiye'de balık çiftliği kurmak oldukça karmaşık ve uzun zaman alan bürokratik işlemler gerektiriyor. 14 kurumda 53 işlem tamamlandıktan sonra dosyanın hazırlanması için 23 yıl beklemek gerekiyor. Ardından İl Özel İdaresi'nin belirlediği çiftlik alanlarının kiralanması gerekiyor. Bu bürokratik işlemlerin yoğunluğu da yatırımcıyı oldukça zorluyor" diyor.
Orkinosun kilosu bundan dört sene önce 3 ile 5 dolar arasında ihraç edilirken, bugün pazar şartlarına göre 12 ile 15 dolar arasında alıcı buluyor. Ancak su ürünleri ihracatçılarımızın hedefleri daha da büyük. Sagun, paketlenmiş ürünlerle iç ve dış piyasaya girmeye hazırlanıyor. 'Marines' adını verdikleri markanın karides, kalamar halka, somon dilim ve ton balığı gibi çeşitleri piyasaya girmek için gün sayıyor.
'40-50 dolara satabiliriz'
Orkinosun da dondurularak ve paketlenerek yurtdışına ihraç edilmesinin hem katma değeri hem de ülkeye girecek döviz miktarını çok fazla artıracağını belirten Sagun "O zaman kilosunu 40-50 dolara satacağız. Ancak bunları yapabilmemiz için önce kotanın yükseltilmesi gerekiyor. Çünkü balıkları çiftliklerinin hemen yanında kurulacak tesislerde eksi 80 derecede şoklamalıyız. Bu da ciddi parasal yatırım gerektiren bir iş. O nedenle önce önümüzdeki ICAT toplasında kotamızı yukarılara çekmeliyiz ki yeni yatırımlar için yola çıkabilelim" diyor.



218 milyar avroluk dev hazır giyim pazarı
Avrupa Birliği'nin temelini oluşturan 15 ülkede hazır giyim tüketimi artmaya devam ediyor. 2001-2004 yılları arasında pazar her yıl yüzde 3 oranında büyüyerek 218 milyar avroya ulaştı. Bu pazara girmek isteyen her satıcı dünyanın en ünlü markalarıyla rekabet etmek zorunda kalıyor


Büyütmek için tıklayınız
Avrupa Birliği'nin (AB) 15 zengin ülkesi dünya hazır giyim ve moda endüstrisinin en önemli pazarı. Bu pazar Türkiye için de çok önemli. Fakat bu pazarla ilgili bilinmesi gereken bir gerçek daha var. O da AB 15'lerin aynı zamanda dünyanın en önemli hazır giyim ve moda üreticisi olduğu. Bunun göstergesi de dünyanın en çok bilinen 10 moda markasının dokuzunun Avrupalı olması. Bu pazara girmek isteyen her üreticinin karşısına, Armani, Gucci, Burberrys, Hugo Boss, Channel, Zara gibi dünyanın en büyük moda markaları çıkıyor.
AB'nin temelini oluşturan 15 ülkenin hazır giyim tüketimi ekonomideki durgunluğa rağmen sürüyor. 2001-2004 arasında pazar her yıl yüzde 3 büyüyerek 218 milyar avroya ulaştı. Bu da AB'nin giyim tüketiminin yüzde 82'sine denk. 2000 sonrası Avrupa ekonomisi durgunluk sürecine girmiş olsa da -Almanya hariç- bu durgunluk giyim sektörünü pek etkilememiş. Birliğin 10 yeni üyesinde ise durum daha farklı. Aynı dönemde yeni üyelerdeki ortalama ihracat artışı yüzde 21civarında. Oran olarak payı azalsa bile Almanya, Avrupa Birliği'ndeki en büyük ithalatçı ülke. Ancak Almanya, İngiltere ve İtalya arasındaki fark yıldan yıla azalıyor.
Boyu küçük, kendi büyük
AB'nin beş büyük ülkesi Almanya, İngiltere, İtalya, Fransa ve İspanya, AB'deki toplam hazır giyim tüketiminin yüzde 80'ini gerçekleştiriyor. AB'nin aynı zamanda en büyük giyim üretici ülkeleri olan bu beş ülkenin nüfusunun ve kişi başına gelirinin fazla olması tüketim fazlalığının en büyük nedeni. Kişi başı tüketimin şampiyonları ise iki küçük üye olan Belçika ve Avusturya. Kişi başı tüketimde Hollanda, Fransa ve İspanya ise AB ortalamasının oldukça altında seyrediyor. AB'ye girmemekte ısrar eden Norveç ve İsviçre ise AB ortalamasının üstünde giyim harcaması gerçekleştiriyor. Tüm AB üyesi ülkelerde bayan dış giyim sektörü dünya genelindeki gibi hazır giyim sektörünün lideri.
AB konfeksiyon üretiminde ise lider İtalya. Bu ülke toplam üretimin yüzde 37'sini tek başına gerçekleştiriyor. İtalya'yı Fransa, Almanya, İngiltere ve İspanya takip ediyor. Bu beş ülkenin toplam konfeksiyon üretimi ise AB'nin toplam üretiminin yüzde 86'sına denk geliyor. Bu üretimin üçte ikisi yine diğer AB üyelerine ihraç ediliyor. En büyük dış pazarlar ise ABD, İsviçre, Japonya, Rusya, Norveç ve Hong Kong.
Asıl değişim Almanya'da
2003 yılı rakamlarına göre Alman giyim pazarı İngiliz pazarından yüzde 18 daha büyük. Uzun haftalar süren indirim kampanyaları sebebiyle fiyatlar genel olarak düşük. Buna ek olarak 2004'te ekonomideki belirsizlik nedeniyle tüketicilerin mağazaları ziyaret sıklığı azaldı. Hazır giyim üreticilerinin pazar payının, 2002-2007 döneminde ortalama yüzde 9 küçülmesi bekleniyor. Uzmanlar Almanya'daki hazır giyim pazarının 2007'de 57 milyar avroluk büyüklüğe ulaşacağını tahmin ediyor. Kadın dış giyim ise 27 milyar avroyla pazarın en büyük alt kolu olarak kalmaya devam edecek.
İngiltere'de jean yükselişte
İngiltere'de son dönemde kadın kıyafetlerinin satışı azalırken, jeans satışlarında büyük artış oldu. Palto ve ceket de satışı artan ürünler arasında. Günlük giysiler, 13-15 yaş arası genç erkekler arasında en çok beğenilen kıyafetler durumunda. Rahat sokak giysileri, sweatshirt'ler 15-17 yaş arası erkekler arasında oldukça popüler. Aynı yaş grubundaki genç kızlarda ise mont ve ceketler tercih ediliyor. Çocuk sayısı azalmasına rağmen, 1998'den beri pazar büyümeye devam ediyor. 2007'de pazar büyüklüğünün 55 milyar avroya çıkması bekleniyor.
İtalyan erkeği kalite seviyor
İtalya, erkek dış giyimde İngiltere'nin ardından AB'de ikinci sırada. İtalyanlar daha çok pahalı ve kaliteli malları tercih ediyor. İngiltere ve Almanya'da ise daha çok spor kıyafet tercih ediliyor. AB'deki diğer ülkelerle karşılaştırıldığında İtalyanlar daha tarz düşkünü ve daha zevkliler. Araştırmacılara göre İtalya hazır giyim pazarı 2003-2007 döneminde yüzde 8.2 büyüyerek 45.4 milyar avroya yükselecek.
Çocuk giyiminde Fransa lider
Fransa, 2004'te 5.5 milyar avroyla çocuk giyimi tüketiminde AB lideri. 10-14 yaş arası grup 1.7 milyar avroyla en çok para harcayan grup. Yaş gruplarına göre kişi başı harcanan para incelendiğinde ise, (spor giyim ve kıyafet aksesuvarları dahil) 0-2 yaş arasında 589, 3-14 yaş arası erkeklerde 355, aynı yaş grubu genç kızlarda ise 492 avro civarında. Ekonominin zayıf olması ve yüksek işsizlik oranı nedeniyle Fransız tüketiciler fiyat konusunda artık daha dikkatli davranmaya başladılar. Fransız kadınlarda moda tutkusu hâlâ devam ediyor. Araştırmacılara göre Fransa hazır giyim pazarı 2007'de 41 milyar avro büyüklüğe ulaşacak.
İspanyolların giyim tüketimi düşük
İspanya'nın ortalama giyim tüketimi AB ülkelerinin oldukça altında. Bu ülkede iki tip tüketici var. Biri İspanya'nın batısında oturan ve tarımla uğraşan geleneksel tüketiciler, ikincisi ise modaya uygun giyinen tüketiciler. Bu grup daha çok Madrid, Barcelona ve Valencia gibi şehirlerde yaşıyor. İspanyol tüketiciler satın alma kararı verirken fiyat hâlâ önemli bir faktör. Malın kalitesi, görünümü ve markası da satın alırken dikkat edilen diğer faktörler.