Orta Vadeli Program'da IMF izi var, yeni ekonomik önlemler geliyor

Orta Vadeli Program'da IMF izi var, yeni ekonomik önlemler geliyor
Orta Vadeli Program'da IMF izi var, yeni ekonomik önlemler geliyor

Ali Babacan (solda) Ankara?da düzenlediği toplantıyla Orta Vadeli Program?ı açıkladı. Toplantıya Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer ve Hazine Müsteşarı İbrahim Çanakçı da (sağda) katıldı. FOTOĞRAF: HAMZAŞAHİN / AA

Başbakan Yardımcısı Babacan Orta Vadeli Programı açıkladığı basın toplantısında, 'Programı hazırlarken IMF ile anlaşırsak bu kaynak doğrudan piyasaya verilecek, varsayımında bulunduk' dedi. Büyümeye geçiş için bazı vergiler artırılacak, sosyal güvenlikte ve enerji KİT'lerinde kemer sıkılacak, zam yapılacak

ANKARA - Hükümet, Orta Vadeli Program’da gelecek yıldan başlamak üzere Türkiye’nin tekrar büyümeye başlayacağını vaat ederken, bu büyüme özel sektörün yatırımları, sosyal güvenlik harcamalarının kısılması, maktu vergi artışı ve elektrik, doğalgaz gibi kaynakların yönetiminden sorumlu enerji KİT’lerine yönelik yapılacak düzenlemelerle gerçekleştirilecek. Türkiye’nin 2010-2012 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Programı kamuoyuna açıklayan hükümet, bu programla Türkiye ekonomisinin 2009 yılında yüzde 6 oranında daralacağını, 2010 yılında yüzde 3.5 büyüyeceğini öngördü. Bu kapsamda Türkiye’nin ciddi oranda bir büyüme gerçekleştirmesi gerekirken, ekonomistler bu büyümenin IMF’den gelecek kredinin dikkate alınarak hedeflendiğini ileri sürdü.
Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Ali Babacan ise bu büyümenin dinamosunun bankacılık sektörü olacağını dile getirirken, tasarruf tedbirleri ve maktu vergilerdeki artışla bunun destekleneceğini konuşmasında ifade etti.
Hükümetin, yaklaşık üç aydır kamuoyuna açıklamadığı için eleştiri konusu olan Orta Vadeli Program dün Başbakan Yardımcısı ve Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan, Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in katılımıyla gergekleştirilen basın toplantısında açıklandı. 

‘IMF hesaplarda var’
Türkiye’nin ekonomide üç yıllık makro hedeflerini içeren Programa göre, bu yıl ekonominin yüzde 6 oranında daralması beklenirken, bu sene için 10.1 milyar TL açık vermesi hedeflenen  bütçenin son gelişmeler ışığında 63 milyar TL açık vereceği belirtildi. Ayrıca bu yıl tüm döviz geliri ile döviz gideri arasındaki farkı (cari işlemler dengesi) gösteren cari dengenin eksi (açık) 11 milyar dolar olarak gerçekleşeceği öngörüldü. Devlet Bakanı Ali  Babacan, Orta Vadeli Program’da makro ekonomik hedefler belirlenirken, IMF ile bir anlaşmanın dikkate alınıp alınmadığına ilişkin net açıklama yapmaktan kaçınırken, şu sözleri programda IMF’nin (Uluslararası Para Fonu) izleri olduğunun işaretini verdi:
 “Hazırlık yaparken şöyle varsayımda bulunduk: IMF ile anlaşırsak bu kaynaklar direkt olarak piyasanın kullanımına sunulacak. İç borçlanma ihtiyacımız IMF’den sağlanacak kaynakla azalacak. İçerden borçlancağımız kadar dışardan borçlanılacak. Bu kaynak Türk bankacılık sektörüne, özel sektöre yatırım ve tüketim için kullandırılacak kaynak haline gelecek. Görüşmelerimiz olumlu seyrediyor.”
Toplantının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Babacan, Türkiye’nin adeta yılan hikayesine dönen IMF ile anlaşmasının bu program hazırlanırken dikkate alınıp alınmadığına ilişkin soruya, IMF ile anlaşmanın olumlu bir güven unsuru olacağı, bu kuruluşun programa destek vermesi halinde güven noktasında olumlu katkı yapacağı cevabını verdi.
Babacan, “Biz açıkladık, IMF heyeti inceleyecek. Sonra onlarla program temelinde bir tur daha görüşme yaparız. Görüşmeler sonucunda stand-by düzenemesiyle ilgili mutabakat oluşursa böyle bir düzenleme yapmayı tercih ederiz. Şartlarında, çerçevesinde mutabık kalmamız lazım. Kriz döneminde IMF kaynakları güçlendirildi. Sermaye artışı ve borçlanma imkanıyla kaynakları çoğaltıldı.IMF’nin  kaynakları piyasa şartlarından daha uygun. Sadece bu açıdan bakınca Türkiye’ye uygun şartlarda dış kaynak.  Türkiye ekonomisine katkıda bulunacaktır. Orta Vadeli Programda IMF finansmanı olmazsa olmaz değildir.” 

‘Program bizim’ 
Basın mensuplarının IMF ile ilgili bir stand-by anlaşmasının olup olmayacağına ilişkin ısrarlı sorularına Babacan, bu anlaşmaya ilişkin kendisinden ve Hazine Müsteşarı İbrahim Çanakçı’dan bir yanıt gelmediği sürece hiçbir açıklamaya itibar edilmemesini istedi. Babacan, “Sabırla, sükunetle bekleyin. Sağdan soldan ‘şu dedi. bu dedi’, üzülüyorum. Bizi beklemeniz en doğrusu” dedi.  Ayrıca Babacan,  “Bunu da çok abartmamak lazım. Olmazsa olmaz noktasına bu işi getirmemek gerekir. Program kendi programımız olacak. Doğru bildiğimiz, inandığımız politikaları uygulayacağız. Türkiyenin şartlarını biliyoruz. Ne uygulanır ne uygulanmaz hangi politika sonuç verir bunun takdiri nihai karar alıcı hükümettir” dedi. 

Bankacılık dinamo sektör
Bu arada OVP’da bu yıl yüzde 6 daralma hedefi konulurken, 2010 yılı için yüzde 3.5 büyüme hedefinin nasıl sağlanacağına, hedefin gerçekçi olup olmadığına ilişkin soruya Babacan, bankacılık sektörünün sağlamlığı ve önümüzdeki dönemde uygulanacak tasarruf tedbirleriyle sağlanacağı yanıtını verdi. Başbakan Yardımcısı Babacan şunları kayetti:
Babacan, “ En önemli faktör bankacılık sektörü. Bu sektör sebebiyle kamuya maliyet üstlenmememiz. OECD ülkeleri içinde sadece Türkiye bankacılık sektöründe ne bir garanti ne bir teminat artışı ne bir kamu kaynağı artışı yapmadı. Bu da toparlanma sürecinde bizim en önemli artımız olacak. O dev anlı şanlı bankalar çok düşük sermaye rasyoları ile ayaktalar. O rasyolar da kamu desteği ile sağlanmış. Avrupa, ABD yıllarca bunun için bedel ödeyecek. Ekonomik büyümeyle vergi artışları Avrupa’da ABD’de kaçınılmaz. Ciddi tedbir almak zorunda kalacaklar. Biz vergi gelir düşmesiyle oluşan kamu açığını, ekonomik toparlanma ile kapatıyoruz. Tasarruf alalarında da her türlü tasarrufu yaparız. Finans sektörü ekonominin dinamosu, büyümenin temel unsuru olacak.” 

Kemerler sıkılacak
Bakan Babacan’a önümüzdeki dönemde uygulanacak olan tasarruf tedbirlerine ilişkin soruya Babacan, kara delik olarak adlandırılan sosyal güvenlik harcamalarının disiplin altına alınması ve enerji KİT’lerinin kamu zararlarının önüne geçilmesi olduğunu belirtti. Babacan, “Enerji KİT’lerinden beklediğimiz kâr edip hazineye kâr aktarmaları değil. Başa baş bile gitseler razıyız. Ama zarar etmesinler, borç biriktirmesin, eksi alana düşmesinler. Para kazanma derdi olmasın. Son 1.5 yıldır enerji KİT’leriyle ilgili rakamsal noktada sıkıntı var. Elektrikle ilgili fiyat ayarlaması mevcut zararın bir kısmını kapatmaya yönelik. Kaynak arayışı değil. Mevcut zararın bir miktarı kapatılınca toplam kamu dengesini de toparlamış oluyoruz. Ayrıca yerel yönetimler öz gelirlerini artırmak önemli. Yasal altyapı hazırlanacak. Belediyelerin kendi seçecekleri alanlarda gelir oluşturma imkânlarının önünü açacağız” dedi. 

Tiryakiye zam çıktı
Bu arada Babacan tasarruf tedbirleri kapsamında sigara ve akaryakıt gibi ürünlerden alınan maktu vergilerin güncellenmesine de yer vermesi, önümüzdeki dönemde sigara ve akaryakıta yeni bir vergi zammı geleceğinin sinyali oldu. Babacan, “ Vergi sisteminde maktu sabit vergiler var. Sabit TL olarak orada duruyor. Bu tür maktu vergileri de enflasyon ve ekonomiye göre makul oranda güncellenerek devam edecek. Dönem dönem enflasyona bakarak güncellenecek. Bunlar geniş değil, dar alanlarda yapıldı. Yapılabilir” dedi. Bakan Ali  Babacan, ayrıca önümüzdeki üç yıllık süre içinde 1 milyon 250 bin kişilik bir istihdamın oluşacağını belirtirken, bu sayede elde edilecek prim gelirinin de büyümeyi sağlayacak unsurlardan olduğunu kaydetti. 

Ziraat’te halka arz sinyali
Babacan, tasarruf tedbirlerinin yanı sıra büyümeyi sağlayacak gelir kalemleri arasında özelleştirmeleri de sayarken, Ziraat Bankası’nın önümüzdeki dönemde özelleştirileceğini dile getirdi. Babacan, özelleştirmenin ne zaman yapılacağına ilişkin soruya, “Ziraat Bankası takviminde çok erken aşamadayız, bakacağız” dedi. 

Sağlıkta 3 milyarlık tasarruf yapılacak
Toplantıya katılan Çalışma Bakanı Dinçer’e sağlık alanında yapılması planlanan tedbirlerin sorulması üzerine Dinçer,alınacak önlemlerin toplamının 3 milyar TL olduğunu söyyledi.  Dinçer sağlık hizmeti kapsamı ve erişimi ile ilgili bir kısıtlama yapmayı planlamadıklarını söylerken, ilaç sektörüne yönelik alınacak tedbirler ile fiyatların düşmesini planladıklarını kaydetti. Bakan Ömer Dinçer, şunları söyledi:
“Kaliteli hizmet sunumuyla ilgili idari  tedbir alacağız. Bu alandaki tasarruflar, harcamaların hizmet, ilaç ve benzeri ürün tedarik ettiğimiz firmalarla olan ilişkilerimizde ortaya çıkacak. İlaç sektörüyle ilgili alınacak terbirle fiyatların düşürülmesini planlıyoruz. Vatandaşlar sağlık hizmeti alırken ödediği katkı payıyla ilgili düzenleme yapacağız. Talebin dengelenmesi için yapılacak. Bütün basamaklarda sadece 2 lira katkı payı ile hizmet alıyorlar. 1. basamakta maliyet düşürkken maliyetin yüksek olduğu diğer basamaklarda tedavi alıyorlar. Grip olan hastanın, sadece ilaç yazdırmak için hastaneye gitmesinin maliyeti yüksek. 3 liralık ilaç için maliyet 15 lira oluyor. Hastanede maliyet 30 liraya çkıyor. Özel hastane ve üniversite hastanesinde 40 liraya çıkıyor. Bu maliyetleri kendi içinde dengelemeler yaparak kısabilceğimizi düşünüyoruz.”
Ayrıca Dinçer, hastanelerden sundukları hizmete göre fark alınacağını açıkladı. Çalışlma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dinçer, “Hastaneleri sundukları hizmetlere göre kendi içinde tasnif edeceğiz. Büyüklük, kalitesi ve uzmanlık alanına göre tasnif edeceğiz. Yüzde 30 fark alma imkânları var. Bunu yüzde 30’dan 40, 50, 60, 70’e kadar çıkarıyoruz” diye konuştu. (Radikal)