'Özerklik' tehlikede

Zırh deliniyor
Siyasetin ekonomi yönetimine doğrudan müdahalesini engellemek için oluşturulan kurumların özerklik zırhı deliniyor. Hükümet yüzünden Merkez Bankası Başkan Yardımcılığı ve Para Politikası Kurulu'nun iki üyeliğine bir türlü atama yapılamıyor.
İktidarın gözü 'ihalede'
Siyasetten en fazla korunması gereken Kamu İhale Kurumu da tehlikede. Kurumun 10 olan üye sayısının yediye indirilmesi ve tamamının hükümetçe atanması için çalışılıyor. AKP iktidarı, ihaleleri inceleyen Sayıştay üyelerini de kendi belirlemek istiyor.
Haber: HANİFE ŞENYÜZ / Arşivi

ANKARA - Siyasetin, ekonomi yönetimine doğrudan müdahalesini engellemek amacıyla Merkez Bankası bağımsızlığı başta olmak üzere üst kurul olarak adlandırılan kurumlara özel yasalarla getirilen bağımsızlık ve özerklik zırhına, siyaset dokunmaya başladı.
Merkez Bankası Başkan Yardımcılığı ve Para Politikası Kurulu'nun iki üyeliğine siyasi müdahale nedeniyle atamalar yapılamıyor. Kamu İhale Kurulu ve kamu hesaplarında üst denetim görevini üstlenen Sayıştay atamalarının da siyasete endekslenmesi gündemde. Ekonomi politikalarının uygulamasında 'bağımsızlığı' en çok önemsenen kurumların başında gelen Merkez Bankası, çıkarılan yasayla para politikaları konusunda tam bağımsızlık kazanmıştı. AKP hükümeti ve ilgili Devlet Bakanı Ali Babacan da bağımsızlık konusuna sık sık vurgu yaparak, buna dokunmayacaklarını ilan etmişti.
KİK'te söz iktidarın
Siyasetin müdahalesinin en aza indirgenmesi gerektiği konusunda tüm kesimlerin uzlaştığı kamu ihaleleri de iktidarın gözünü diktiği bir diğer alan. Bu kurum üzerinde hâkimiyet kurma arayışı Kamu İhale Yasası'nda değişiklik öngören taslak ile ortaya çıktı. Taslak metinde, kurulun 10 olan üye sayısının yediye indirilmesi, yeni üyelerin tamamının da hükümet tarafından atanması öngörülüyor. Bu düzenleme Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) gibi sivil toplum örgütlerinin kurula üye vermesini sona erdiriyor.
Ayrıca, istifa ya da emeklilik nedeniyle boşalan üyeliklere yapılan atamaların, yeni atanmış gibi sürelerinin uzatılması öngörülüyor. Bu da AKP tarafından atanan yeni başkan Hasan Gül'ün ve TOBB kontenjanından atanan yeni üye Ahmet Ülker'in görev süresini 2009 ve 2007'den 2012'ye kadar uzatıyor. Diğer üyelerin görev sürelerininde 2007'de dolmasıyla AKP kurul'da tam hâkimiyet sağlamış olacak.
Sayıştay ilgi alanında
Bu arada, AKP Grup Başkanvekillerinin imzasıyla verilen yasa teklifiyle iktidarın ilgi alanındaki kurumlardan birinin de Sayıştay olduğu ortaya çıkmış ve tartışma yaşanmıştı. Sayıştay Genel Kurulu'nun boşalan üyelikler için aday belirleme yetkisi elinden alınarak, Meclis'te çoğunluğu bulunan partiye yani bugünkü durumda AKP'ye bırakıyor. Teklife göre, boşalan her bir üyelik için Sayıştay Genel Kurulu yerine Plan Bütçe Komisyonu üç aday belirleyecek. TBMM Genel Kurulu da bu üç aday arasından bir kişiyi seçecek. Sayıştay'da 2003'te boşalan sekiz üyelik için Sayıştay Genel Kurulu 32 aday belirledi. Adaylar arasında istediği hiçbir ismi göremeyen AKP, iki yıl boyunca Meclis'te seçim yapmamakta direndi. Sayıştay'da şu anda altı üyelik boşta bulunuyor.
CHP tarafından kabul edilemez olarak değerlendirilen bu düzenlemeye AKP döneminde göreve getirilen Sayıştay Başkanı Mehmet Damar da karşı çıktı. Damar, üyelerin seçiminde genel kurulun devre dışı bırakılmasının bağımsızlığı zedeleyeceğini söylerken maddenin değiştirilerek yasalaşması gerektiğini belirtti.
TBMM Plan Bütçe Komisyonu'nda iki hafta süren görüşmelerde bir madde bile geçilemedi. Teklife karşı çıkan CHP görüşmeleri kilitledi. AKP, CHP ile uzlaşma arayışına girerken, Sayıştay üyeliklerine aday gösterilecek meslek mensuplarının Sayıştay Genel Kurulu tarafından, dışarıdan seçilecek üyelerin ise TBMM tarafından belirlenmesini önerdi. CHP bu öneriye karşı çıktı.
AKP döneminde, sorunlarla boğuşan bir diğer üst kurul ise Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) oldu. Görev sürelerinin bitmesiyle başkan dışında tüm üyeler AKP döneminde atandı. Başkan Doğan Cansızlar Tasarruf Genelgesi kapsamında zaman zaman Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer'in engellemeleriyle karşılaşmış, diğer kurul üyelerinin yetki alanına müdahalesi için ilgili Devlet Bakanı Abdüllatif Şener'e yaptığı başvurulardan sonuç alamamıştı. Başbakanlık Teftiş Kurulu da SPK'da inceleme başlatmıştı.
IMF de eleştirmişti
Hükümetin, 'istediğim kişiyi atarım' anlayışıyla uzun süre tartışma ortamında ve sürüncemede bıraktığı Merkez Bankası Başkanı atamasındaki tutumu nedeniyle piyasalarda güvensizlik doğmuş, bunlar Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından da eleştirilmişti. Bağımsızlığa vurgu yapan Babacan, eleştirilere yol açan bu tutumu devam ettirecek bir tavır izliyor. Merkez Bankası Başkan yardımcılıklarından biri boş, atama bekletiliyor. Ayrıca, Şükrü Binay'ın başkan yardımcılığı görevinden istifası, Güven Sak'ın görev süresinin dolması nedeniyle Para Politikası Kurulu'nun iki üyeliği de boşalmış durumda. Başkan yardımcılığı atamasıyla bu üyeliğin biri otomatik olarak dolacak, diğer kurul üyeliği için de idare meclisinin önerisi üzerine atama yapılması gerekiyor.
Ancak, Babacan'ın bu ismi kendisinin belirlemek istediği ve Başkan Durmuş Yılmaz'a kabul ettiremediği için atamanın yapılamadığı belirtiliyor. Babacan'ın bu tutumu piyasalarda, iktidarın Merkez Bankası Yasası'nda bağımsızlık getiren yasa hükmünü değiştirmeden yaptığı atamalarla para politikası kararlarını istediği gibi yönlendirmesi isteği olarak algılanıyor. Özellikle yabancı bankaların temsilcileri de konuyu Türk meslektaşlarına soruyorlar.