Para yöneticileri uyardı: Hisse senedine dikkat, faizde vadeni uzat

Para yöneticileri uyardı: Hisse senedine dikkat, faizde vadeni uzat
Para yöneticileri uyardı: Hisse senedine dikkat, faizde vadeni uzat

İMKB?yi değil doğru hisseyi seçmek gerektiğini söyleyen para yöneticilerinin ortak görüşü: ?Dövize yatırımdan uzak durun.?

Getirilerin hızla düşmeye başladığı ve yatırımda alternatif yaratmanın zorlaştığı şu günlerde para yöneticileri yatırımcıları uyardı: Hissenizi azaltın, primsiz hisselere geçin, faiz düşecek vadeleri uzatın
Haber: ESİN ÇETİNEL / Arşivi

İSTANBUL - Düşen getiriler yüzünden yatırımcıların parasına adres bulmakta zorlandığı şu günlerde para yöneticileri “Faizler düşecek paranızı uzun vadeye yatırın” uyarısında bulundu. Hem getirisinin yüksekliği, hem de vadesi nedeniyle vadesi bir yıl hatta üzeri bono ve tahviller son dönemin yıldızı yatırım aracı haline gelirken, illa mevduat diyenlere de artık bir ayı değil olabilecek en iyi faizle üç hatta altı ayı denemeleri öneriliyor.
Dövizde ise ortak görüş ‘portföylere hiç girmemesi’ yönünde. Bankacılar önümüzdeki birkaç ayda döviz kurlarında önemli bir değişiklik beklemiyor. 
İMKB’de ise mevcut seviyeler özellikle küçük yatırımcılar için riskli olmaya başladı. Bugüne kadar hisse almamış yatırımcıların İMKB’deki düşüşleri beklentisi yüksek hisselerin alımı için kullanabileceğini söyleyen borsacılar, uzun süredir hisse senedi taşıyanların ise portföylerini bir miktar azaltıp, ellerindeki primli hisselerden daha az prim yapmış ancak beklentisi yüksek hisselere yönelmesini öneriyor. 

Bir yıllık bono ve gayrimenkule yatırım öne çıkıyor
IMF ile anlaşmanın borçlanma faizlerinden ziyade büyümeyi etkileyeceğini söyleyen Akbank Genel Müdür Yardımcısı Reşit Toygar ‘IMF ile anlaşma imzalanmazsa 2010’da ekonomi yüzde 2-2,5 büyür, anlaşma olması halinde yüzde 5’lere çıkabilir’ öngörüsünde bulunup, piyasalara ilişkin beklentilerini ise şöyle sıraladı:
IMF ile anlaşırsak yüzde 5 büyürüz: Son PPK açıklamalarından ve enflasyon verilerinden sonra Merkez Bankası gecelik borçlanma faiz oranının yüzde 7-7.5 aralığına gerilemesini bekliyoruz. Bu durum, tahvil bono faiz oranlarının da bir miktar aşağı gelmesine destek olacaktır. IMF anlaşmasının etkili olacağı alan borçlanma faizlerinden ziyade ekonomik büyüme olacaktır. IMF ile anlaşma olmaması halinde, ekonominin pozitif büyümeye geçmesi daha uzun vakit alacağından, Merkez Bankası faiz oranlarını daha uzun süre düşük tutabilir.
Bu da bono faizlerinin daha uzun süre düşük kalmasını destekler. IMF ile anlaşma olması halinde ise ekonomik toparlanma daha hızlı gerçekleşeceğinden, Merkez Bankası faizlerini artırmaya başlayacak, bu durumda da bono faizlerinin bir miktar yukarı gitmesi ihtimali doğacaktır.
Fakat bu senaryoda, IMF’den gelen para aynı zamanda Hazine’nin borçlanma ihtiyacını düşüreceğinden, borçlanma rasyosu gerileyecek, bu da bono faizleri üzerinde aşağı yönlü etki yapacaktır. Dolayısıyla, anlaşma haberleri ile birlikte tepki alımları gelebilir ancak etkinin ne olacağı tam olarak net değil. Bu konu üzerinde o dönemin koşulları etkili olacak.
Mevduat faizleri düşecek: Merkez Bankası’nın faiz indirimi, mevduat faizleri üzerinde düşürücü etki yapar. Ancak esas olarak mevduat faizlerinin gerilemesine yol açan unsur, MB’nin faiz indirimlerinin yanında piyasaya 3 aylık vadeyle TL likidite vermesidir. 3 aylık repolar sayesinde mevduat faizleri ile gecelik faiz arasındaki fark azalmıştır. Bu sayede o/n ile mevduat faizleri arasında yaklaşık yüzde 4.5 olan fark yüzde 2.5’lara kadar gerilemiştir. Önümüzdeki dönemde bankaların temkinli şekilde mevduat faizlerinde yaptıkları indirimlere devam etmesini bekliyoruz.
Kurlarda düşüş zor: Döviz kurlarında önemli bir gerileme beklemiyoruz. Bunun başlıca iki sebebi, kurdaki düşük seviyelerde artık bir miktar DTH alımlarının yapılması ve ayrıca az miktarda da olsa Merkez Bankası’nın düzenlediği alım ihaleleridir. Önümüzdeki günlerde döviz kurlarının daha çok yatay bir seyir izleyeceğini tahmin ediyoruz.
Gayrimenkule dikkat: Faiz seviyesinin çok düşük olduğu bir dönemden  geçiyoruz. TL faizine yatırımı düşünenler için hala en cazip yatırım aracı aylık TL mevduat. Yatırımlarını çeşitlendirmek isteyen yatırımcılar bir yıl vadeli bono fonlarını deneyebilirler. Bu alternatiflerin dışındaki önemli bir alan da, imkanı olan yatırımcılar için gayrimenkul yatırımı olabilir. Düşük faiz ortamında kredi faizlerinin de düşmeye başladığını gözlemliyoruz, bu gelişme gayrimenkul fiyatlarının canlanmasını beraberinde getirecektir. 

Mevduat faizi daha hızlı düşebilir
Döviz kurlarında kısa dönemde önemli bir hareket yaşanmasını beklemeyen buna karşın Merkez Bankası’nın 0.75’lik bir faiz indirimi yapacağını öngören Yapı Kredi Genel Müdür Yardımcısı Mert Yazıcıoğlu, mali piyasalara ilişkin şu öngörülerde bulundu:
Merkez Bankası faizini yüzde 7’lere indirir: Merkez Bankası’nın gecelik borç alma faizi geçen haftaki indirimin ardından şu anda yüzde 7.75 düzeyinde bulunuyor. Gelecek ay yapılacak olan Para Politikası Kurulu toplantısından 50 baz puan ve ekim ayında da 25 baz puanlık son bir faiz düşüş kararı çıkacağı bekleniyor. Sözkonusu bu senaryoya göre bono faizlerinin de mevcut yüzde 9.40 yıllık bileşik faiz seviyelerinden, yüzde 9.20’lere kadar gerilemesini bekliyoruz.
IMF Anlaşması’nın olmamasının bir etkisi olmayacaktır zira mevcutta bu gelişme piyasalar tarafından satın alınmış durumda. Ancak global piyasalardaki gelişmeler çok yakından takip edilmeli çünkü bunun Türk finans piyasalarına etkisi çok daha büyük oluyor.
Mevduat faizi 0.75 düşebilir: Gelecek iki ayda Merkez Bankası’nın gecelik faizleri toplam 75 baz puan daha indirebileceğini düşünürsek, mevduat faizlerinde de ‘yılsonuna kadar’ en az bu kadar bir düşüş olabileceğini düşünüyoruz. Aslen geçmiş dönemlerde, bu paralellik pek söz konusu değildi. Bunun yanında maliyetler konusunda daha da hassas olan ve özellikle de aktif yaratma sorunu yaşayan sektörün pasif maliyetlerine dikkat edeceğini ve mevduat faiz oranlarında, Merkez Bankası’nın faiz düşüşlerinin de üzerinde gerileme olabileceğini öngörüyoruz. 
Döviz dar bantta dalgalanır: Döviz kurlarında büyük bir hareket beklemiyoruz. Mevcut seviyelerinde dar bir bantta hareket etmesi daha olası görünüyor. Nitekim yurtdışından kaynaklanan herhangi bir talep, yurtiçi yatırımcılar tarafından karşılanıyor.
Mevduat öneririm: Bu dönemde yatırımcılara altı aya kadar vadelerde mevduat ve B tipi değişken fon öneriyoruz.

Yatırım için 1 yıl üzeri bonolar cazip
Merkez Bankası’nın eylül ayında faizde 0.50’lik indirime gidip yılı yüzde 6.75’den tamamlayacağını  söyleyen TEB Genel Müdür Yardımcısı Ümit Leblebici,  2009’a ilişkin şöyle konuştu:
Bono faizi 8.50’ye iner: Merkez Bankası’nın faizleri bu yıl yüzde  6.75’lere kadar geri çekeceğini düşünüyorum. Bunu durumda bono faizleri de buna paralel hareket edecektir. Halen yüzde 9.50’lerde olan bono faizlerinin yüzde 8.50’ye gerilemesini bekliyorum.
IMF 2010 için riskli: IMF ile anlaşma yapılmaması bu yıl değil ancak 2010 yılı için risk içeriyor. IMF’den gelecek olan kaynak rezervi sağlam tutacağı için önümüzdeki dönem beklenmeyen riskleri azaltıcı etki yaratacaktır.
Mevduat 9.50’ye iner: Bankalar maliyetlerini iyi yönetmesi gereken bir döneme girdi. Bu nedenle mevduat maliyetlerini de iyi yönetmek isteyeceklerdir. Merkez Bankası’nın faiz indirimleri bu yüzden mevduat faizlerine de yansıyacak. Eger Merkez Bankası faizlerini yüzde 6.75’e indirirse halen yüzde 10.5’larda yoğunlaşan banka mevduat faizleri yüzde 9.5’lara kadar gerileyebilir. Piyasadaki aralık ise yüzde 9.5-10 olur.
Kurlarda değişiklik olmaz: Döviz kurlarında önemli bir değişiklik beklemiyorum. Dolar için 1.40’ın altı zor görünüyor. Önümüzdeki bir aylık süreçte 1,47’lerin üzerine çıkma ihtimali de zayıf. Avro TL ise bugünkü seviyelerini koruyacaktır.
Hazine bonosu alınabilir: Yatırımcılara bono ve enflasyona endeksli kağıtları almasını önerebilirim. Önümüzdeki dönemde faizlerde bir puanlık düşüş bekleniyor. Bu yüzden bir yıl ve üzeri bonoları öneriyorum.  Faiz indiriminin gerçekleşmesi halinde elinde bono bulunan yatırımcılar ciddi kâr elde edecekler. Bonoda vade sonuna kadar bekleme zorunluluğu olmadığı için isteyen kısa sürede kârını da realize edebilecek. Mevduata göre hem yüksek getiri sağlıyor, hem de vadesinden önce satıp kâr etme imkanı tanıyor.
Enflasyonda çıkış 2010 ikinci çeyrek olur: Enflasyon bir süre daha düşük seviyelerini koruyacak. 2010 ilk çeyreğinde düşük seviyeler korunacak olası yükselişin ise 2010 ikinci çeyreğinden itibaren başlaması beklenmeli. 

İMKB 45.000’de iken hisselerinizi azaltın
Şirket kârlarına bağlı olarak endeksin 48.000-52.000 puana yükselme potansiyeli bulunduğunu ancak yatırımcıların artık 45 binlerde portföylerindeki hisseleri azaltması gerektiğini söyleyen Gedik Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Erhan Topaç, şu değerlendirmelerde bulundu:
Hisse değişimi önemli: Gedik Yatırım olarak mart ayında 24 binin altında hisse senedi portföyüne alım yapılmasını önermiştik. 45 binlerde ise endeksin getiri potansiyelinin azaldığını ve hisse pozisyonlarının azaltılmasını önerdik. Ancak olumlu trende karşı durmamak için hisselerde hedef değerlerine gelmiş hisselerden hedeflerine göre daha potansiyeli devam eden hisselere değişim yaparak portföyü taşımaktan ve bunu yaparken portföydeki hisse oranını azaltmaktan yanayız. Şirket kârlarına bağlı endeksin 48.000-52.000’e yükselme potansiyeli olduğunu düşünüyoruz. Ancak dünya büyüme verilerindeki gelişmelere ve şirket değerlemelerindeki seyre göre endeks için hedef seviyeler daha yukarıda oluşabilir.
2010’da gayrimenkul, sigorta, enerji öne çıkacak: Bankalar krizde en iyi kârlılık performansı gösteren kesim oldu. 2009’da kârlarında yüzde 34 artış bekliyoruz. 2010’da kâr artış hızının yavaşlamasını ve yüzde 6 civarında gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Banka dışı, sanayi sektörü şirketlerinin ise öncelikle 2009’daki düşük kârların baz etkisiyle ve ekonomideki toparlanmanın yardımıyla 2010’da daha iyi kâr artışı sağlayacaklarını öngörüyoruz. Getiride öne çıkacak sektörler, ekonomideki toparlanmayla birlikte konut ve konuta bağlı sektörler, Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları, sigorta ve enerji sektörleri olacaktır.
Portföylere makul oranda hisse alın: Küçük yatırımcılar hisse seçimi ve zamanlamasında dikkatli davranıp portföylerine yüksek olmayan oranda hisse ekleyebilirler. Mevcut seviyelerde borsada düzeltme olduğunda ise paniğe kapılmadan, hisse oranı artırılabilir. Daha önce hisse almış yatırımcılar içinse portföydeki hisse oranının azaltılması uygun olabilir. Ancak, yatırımcıların mutlaka aracı kurumlarına danışarak borsaya yönelmelerini öneririz.