Paramızı nereye yatıralım? (4)

ABD faiz artırımına ilişkin belirsizliklerden faiz ve döviz piyasası da nasibini aldı. Gelişmekte olan piyasalara ilginin arttığı dönemde 17 Aralık AB zirvesinin de rüzgârını arkasına alan Türk mali piyasaları yaklaşık üç aylık süreçte tarihindeki en sert fiyat hareketlerini yaşadı.
Haber: ESİN ÇETİNEL / Arşivi

ABD faiz artırımına ilişkin belirsizliklerden faiz ve döviz piyasası da nasibini aldı. Gelişmekte olan piyasalara ilginin arttığı dönemde 17 Aralık AB zirvesinin de rüzgârını arkasına alan Türk mali piyasaları yaklaşık üç aylık süreçte tarihindeki en sert fiyat hareketlerini yaşadı. Aralık-ocak dönemi içinde yabancıların toplam 4.3 milyar dolar tutarında yaptığı bono alımlarıyla faiz oranları yüzde ... seviyesinden yüzde 17'lerin altına kadar geriledi. Uluslararası piyasalarda çıkardıkları YTL cinsi tahvil ihracının riskini azaltmak ayrıca Türkiye'den Hazine bonosu almak isteyen yabancıların dövizdeki satışları ise kurları 1.3000 YTL seviyesinin altına çekti.
Yabancının ilgisi azaldı
Ancak ne olduysa mart ayı ortalarında yaşandı. Merkez Bankası'nın dövize alım yönünde yüklü müdahalesi piyasadaki döviz arz fazlasını çekti. Bu arada ABD Merkez Bankası FED'den gelen açıklamalar da bankanın beklentilerden daha hızlı faiz artıracağına ilişkin yorumlara neden oldu. İşte ne olduysa bundan sonra oldu.
Uluslararası yabancı sermaye tüm gelişmekte olan piyasalara olan ilgisini kaybetti. Herkes ABD'nin faiz artırım kararını görmek için beklemeye geçti.
'Acaba FED yüzde 0.25 mi, yoksa 0.50 mi faiz artıracak' sorusuna cevap aramaya başladı. Ancak bu bekleme sürecinde gelişmekte olan piyasalardan çıkmak içinde acele etmediler. Türkiye dahil tüm gelişmekte olan piyasalardan çok sınırlı düzeyde çıkış yaşandı.
Buna karşın yabancı yatırımcıların alımlarıyla bu seviyelere gerileyen faiz ve dövizdeki hareket hız kesti. Şimdi gözler ABD Merkez Bankası FED'in 3 Mayıs tarihinde yapılacak olan toplantısına çevrildi. Bankanın 0.25'lik bir faiz artırımı kararı alması durumunda bunun yılsonuna kadar faizde artış ancak kademeli bir artış, yapacağı beklentisini artıracak. Çok daha önemlisi ise 0.25'lik bir faiz artırım kararı Türkiye'nin de dahil olduğu tüm gelişmekte olan ülke piyasaları üzerindeki baskıyı hafifletecek.
FED 0.50 faiz artırırsa...
Tersi durum ise yani FED'in 0.50'lik bir faiz artırım kararı alması durumunda ise bunun Türkiye dahil tüm gelişmekte olan piyasalardan yabancı yatırımcılara ait olan fon çıkışını kuvvetlendireceği görüşü hâkim.
Ancak dünyadaki ağırlıklı görüş FED'in 3 Mayıs toplantısında 0.25'lik bir faiz artırımı yapacağı yönünde. Buna bağlı olarak FED stresinin azalmasının yanı sıra Türkiye ekonomisine ait enflasyon, büyüme gibi makroekonomik verilerdeki iyileşmenin de etkisiyle yabancı girişlerinin yeniden canlanması bekleniyor. Mayıs ayından itibaren faizlerdeki düşüşün başlayacağı buna karşın yılboyunca da döviz kurlarının düşük seviyelerini koruyacağı beklentisi artıyor.
Bono cazip
Para uzmanlarının ortak görüşü başta FED olmak üzere global ekonomilerde bir kaos oluşmaması halinde Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın kademeli faiz indirimi ile bono faizlerindeki düşüş sürecek. Bankanın yıl sonuna kadar 2 ile 3 puan arasında bir faiz indirimi yapabileceğini hesaplayan para yöneticileri buna bağlı olarak halen yüzde 17'lerdeki bono faizlerinin de yıl sonuna doğru yüzde 13'lere doğru gerileyeceğini savunuyor. Yıl sonu için hedef konan yüzde 8 enflasyonda göz önüne alındığında tüm bu beklentilere göre tahvil ve bonoya yatırım halen cazibesini koruyor. Ancak vadeli bir enstrüman olması nedeniyle vade riski de olduğu unutulmamalı.
B tipi yatırım fonlarına dikkat
Bu yüzden riski sevmeyen yatırımcılar için ikinci bir alternatif olarak portföyünde ağırlıklı tahvil ve bono bulunduran B tipi yatırım fonları karşımıza çıkıyor. Bu fonlar hem bono ve tahvillerin yüksek getirilerine ortak olmak hem de değişen faiz oranları karşısında anında nakde geçmek isteyenler için ideal.
Dövize yatırımın ise 2004 yılında olduğu gibi yatırımcısına reel olarak kaybettireceği görüşü hâkim. Pariteye bağlı olarak zaman zaman yaşanacak hızlı fiyat dalgalanmaları ise halen dövize yatırım yapmış ve zarardaki yatırımcılar için satış fırsatı olarak görülüyor.
Tabii tüm bu hesaplar başta ABD Merkez Bankası FED'in agresif değil beklentiler doğrultusunda kademeli faiz artırımını sürdürmesi ve global ekonomilerde bir kaos yaşanmaması durumunda geçerliliğini koruyor.
'Döviz cazip değil'
17 Aralık'tan sonra borsa dahil Türk piyasalarına yüklü para girişi oldu. Bu dönem gelişmekte olan ülkelere de yüklü girişler gördük. Bu yabancı girişi 9 Mart'ta Merkez Bankası'nın dövize alım yönünde müdahalesine kadar sürdü. Aynı dönem ABD Merkez Bankası FED'in faiz artırımını bir yerde durdurabileceği görüşü hâkimdi. Ancak datalar artışı destekleyince 'hızlanabilir' görüşleri arttı. Bu yüzden gelişmekte olan piyasalardan bu kez zayıf çıkışlar yaşandı. Daha doğrusu yeni para girişi durdu. Son açıklanan ABD dataları ile beklenti yeniden 0.25'lik bir faiz artırımını kuvvetlendirdi. Türkiye'nin son dönemde dışa bağımlılığı arttı.
Önümüzdeki dönem de FED ve özellikle enflasyona yönelik datalar izlenecek. Bu konudaki beklentiler yerine oturmaya başladıkça para girişi artacak. Ancak FED kararları ve 10 yıllık ABD tahvilinin faizi çok önemli. Bu ortamda dolara yatırım hiç cazip değil. Merkez Bankası'nın ise bu yıl gecelik borçlanma faizini yüzde 13'lere indirmesini bekliyorum. Bunun bileşik faizle getirisi yüzde 13.88. Yani bono faizlerinin yıl sonuna doğru yüzde 13'lerde oluşacağını düşünüyorum. Ancak bonoyu tercih edenler vade riski aldığını unutmamalı.
Haluk Bürümcekci/Dışbank Ekonomik Araştırmalar Başekonomisti
'Faiz yüzde 15'e indiğinde satın'
Bonoda yüzde 15.6'dan başlayan faiz yükselişi yüzde 18'de durdu. Yükselişin iki nedeni vardı: ABD'nin yüzde 0.25 yerine yüzde 0.5 faiz artıracağı korkusu, diğeri ise buna bağlı gelişen piyasalardan çıkan fonlar. Fakat ABD'nin son verileri hızlı artışı teyit etmeyince ve Türkiye ekonomisinden gelen olumlu veriler üzerine yukarı eğilim aşağı döndü. FED'den yıl sonuna dek 2-2.5 puan daha artırım bekleniyor. TCMB ise 2 puan kadar faiz indirebilir. Yani yıl sonuna kadar sallantılı bir yolda ilerlenecek. Türkiye'ye yabancı ilgisi ise IMF ve AB ile ilişiler bozulmadıkça sürecektir. Fakat TL'nin değerli olduğu ortadayken özellikle yüzde 15 faizle satılacak TL tahvillerin döviz cinsi ya da endeksli olanlar ile değiştirilmesini önerebiliriz. TL'de kalacaklar içinse B tipi yatırım fonları uygun. Portföy önerim ise yüzde 50 tahvil, yüzde 25 B tipi likit fon veya az riskli B tipi değişken fon, yüzde 25 dövize endeksli bono. Bileşik faizler yüzde 15'e inerse, yüzde 50 dövize endeksli bono, yüzde 50 B tipi likit fon veya az riskli B tipi değişken fon.
Kutalmış Keskin/Gedik Yatırım Hazine Müdürü



Global kâbus FED
Mini faiz artırımını sürdüren FED Başkanı Alan Greenspan, ABD'nin deflasyona sürüklenme olasılığını yüksek görüyor

ABD başta olmak üzere global ekonominin önünde çözümü zor problemler var. Öncelikle, yüksek petrol fiyatı. 50 dolar/varil üzerinde seyretmesi global ekonomiyi boğar. Ancak, yüksek petrol fiyatına rağmen FED'in faizlerini yükseltme çabası cılız da olsa devam ediyor. Önümüzdeki 2-3 aylık zaman dilimi son derece kritik bir dönemeç ve önemli makro-ekonomik kararlar gözleyeceğiz.
Para ve sermaye piyasaları da bu sıkıntıyı satın alıyor. Borsalarda fiyatlar yükselmeye başladığı zaman toplam işlem hacminin daralma eğiliminde olduğunu ve fiyatlar düşmeye başladığı zaman hacmin genişlediğini görüyoruz. Bu, borsalar için olumsuz. ABD son 2.5 yılda kısa dönem faiz oranlarını enflasyonun altında tutarken tarihindeki en yüksek piyasa likiditesine rağmen hisse senedi fiyat ortalamaları geçen senelerdeki boğa piyasasının yüksek değerlerini bir türlü yakalayamadı.
Enflasyona gizli destek
Bilindiği gibi Amerikan Merkez Bankası FED 11 Eylül 2001 tarihinden sonra faiz oranlarını yüzde 1'e çekerek borsaları desteklemişti. Ancak, Haziran 2004'ten itibaren kademeli olarak mini (yüzde 0.25) artışlarla son derece ürkek davranıyor. Neden? Çünkü, ABD Merkez Bankası Başkanı Alan Greenspan ABD ekonomisinin ani faiz artırımıyla daralma ve deflasyona sürüklenmesi olasılığını yüksek görüyor.
Hazırlayan: Ateşan Aybars
Greenspan'in üç endişesi
ABD Merkez Bankası Başkanı Alan Greenspan'in en büyük korkusu ise uzun dönem faizlerinin tırmanışa geçmesi. Çünkü FED kısa dönem faiz oranlarını kendi belirlemesine karşın uzun vade oranlar (tahvil-bono) piyasa tarafından belirleniyor.
Greenspan'in ikinci korkusu ise doların aşırı değerlenmesidir, zira uzun dönem faizleri daha da yukarı taşır. Greenspan'in üçüncü büyük korkusu ise ABD'de Japonya'da geçmiş dönemde yaşanan olası deflasyon sürecinin tekrarlanmasıdır. Önümüzdeki 2-3 aylık süreçte petrol fiyatının seyri, yatırım fonlarının emtia piyasalarına ilgisi, borsaların Alan Greenspan'in korkulu rüyası olmaya devam edecek.


Faizde sıkışma sürüyor

Büyütmek için tıklayınız

Bono faizlerinde kâr satışları henüz güç kazanmış değil. IMF ile ilgili gelişmeler, başta ABD olmak üzere dış piyasalardaki dalgalanma, TCMB'den gelen 0.5 puanlık indirim, faiz üzerinde sınırlı etki yarattı. Bono faizlerinde kâr satışları yüzde 18'e takıldı. Faizde yukarı hareketin devamı için bu seviye geçilmeli. Sonraki destek yüzde 20-21'de. 18'in altında ise ilk direnç yüzde 17 ve 16 -15.5'te. Yüzde 16.5'in altında alımlar ciddiyet kazanır yüzde 15.5-15 test edilebilir. Bono faizlerinde kısa süreli sıkışma bir süre daha devam edebilir. Kısa dönem yüzde 16.5-18 destek-direnç bandı izlenebilir.
Dolarda destek 1.340

Büyütmek için tıklayınız

Avro/dolar paritesindeki dalgalanma ve doların değer kazanması, faizler, dış piyasalardaki düşüş, cari açık, IMF ile yeni anlaşma beklentisi dolara etki edecek gelişmeler. Dolar/TL kuruna gelen tepki alımı satışla karşılaştı. Satış henüz derinlik kazanmış değil. İlk direnç 1.390-1.400 YTL'de. Tepkinin devamı için bu seviye geçilmeli. Sonraki direnç ise 1.430 YTL. 1.340'nin altına gelinirse satışın devamı ve sonraki desteği olan 1.300 ve 1.260 YTL tekrar gündeme gelebilir. Kısa süreli kâr satışları ve düzeltmenin etkisi bir süre daha sürebilir. Kısa dönem 1.340-1.390 YTL destek direnç bandı izlenebilir.
Hazırlayan: Zeynel Balcı

YARIN: Emeklilik ve yatırım fonları