Patronluğa hızlı geçiş yaptılar

Ali Eren ve Erkan Üstün konfeksiyon atölyelerinde çalışan işçilerdi. İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği'nin (İTKİB) Gezici Eğitim Merkezleri'nde aldıkları eğitim, hayatlarını tahmin edemeyecekleri şekilde değiştirdi.
Haber: ÖZGÜR SAĞMAL / Arşivi

İSTANBUL - Ali Eren ve Erkan Üstün konfeksiyon atölyelerinde çalışan işçilerdi. İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği'nin (İTKİB) Gezici Eğitim Merkezleri'nde aldıkları eğitim, hayatlarını tahmin edemeyecekleri şekilde değiştirdi. Kısa sürede Sarteks ve Damla Tekstil'i kuran gençler bugün dünya markalarına üretim yapıyorlar. İTKİB'in Hedef dergisinden Handan Açan 2002 yılından bu yana İTKİB tarafından sürdürülen Gezici Eğitim Merkezleri'nde eğitim alan gençleri takip etti. Hepsi kariyerlerinde(!) önemli bir sıçrama yapan bu gençlerden ikisinin; Ali Eren ve Erkan Üstün'ün hikâyelerini aktardı.
Konteynırlarla farklı semtleri dolaşan Gezici Eğitim Merkezleri, hiç çalışmamış kadınlara, işsiz gençlere fırsat yaratıyor. Özellikle çocukları belli yaşa gelen ve çalışmak isteyen evli kadınlar kursların en kalabalık öğrenci kitlesini oluşturuyor. 18-30 yaş arasındaki kişilerin kabul edildiği kurslarda yalnızca teknik eğitim verilmiyor. İşe yerleştirmeden önce kursiyerlere görgü ve davranış kuralları, iş başvurusunun nasıl yapılacağı da öğretiliyor.
Ütücülükten patronluğa
İşyerlerinde görüştüğümüz Ali Eren ve Erkan Üstün, Gezici Eğitim Merkezleri'nde eğitim aldıktan sonra kendi atölyelerini kurarak iş hayatına atılan şanslı insanlardan yalnızca ikisi. Arkadaşının tavsiyesiyle gittiği ve az sayıda erkeğin kabul edildiği bu kurslardan bir yıl önce mezun olan Ali Eren'in kursa başlamasında da şansı etkili olmuş. Katıldığı sınavın ardından yedekte beklerken, belgelerini tamamlayamayan birinin gelmemesi üzerine hemen kaydını yaptırmış. 15 günlük eğitim ve ardından 15 gün kadar çalışılan tekstil atölyesinden sonra çeşitli yerlerde çalışmaya devam etmiş. Kurstan önce ütücülük yapan Ali Eren, kursla birlikte makineyi ve dikişi öğrenmiş, sabrederek çalışmış ve bugüne gelmiş. "İlk etapta zaten para kazanmak gibi bir niyetim yoktu. Önemli
olan meslek edinmekti. Makinede ne iş olursa yaparım diyerek başladım. Makineyi tam olarak öğrendim. Bir atölyede şeflik yaptım ve bugün kendi işimin başındayım" sözleriyle de geçirdiği aşamaları çok güzel anlatıyor.
Cesaretin, iş kurmak için gereken en önemli şey olduğunu söylüyor Ali
Eren. 25 yaşında kendi işinin sahibi olmak çok da kolay değil. 16 yaşında doğduğu Şanlıurfa'dan hiçbir işi bilmeden tek başına İstanbul'a gelir Eren. Eren, ütücülükle başladığı tekstil sektöründe ihracat fazlası mal alıp satmakla devam eder. Elinde numunelerle kapı kapı dolaşarak kısa sürede çevre edinir. Sabrederek geldiği bu yolda bir de destekçisi olur Eren'in, ortağı Ferit Bayar. İki ortağın en büyük şansı ise eski patronlarından devraldıkları atölye olur. Sarteks Tekstil'i kurarak işe girişen iki ortak, yeni makinelerle makine parkurunu genişletir ve yeni elemanlar alır. Ali Eren, aynı zamanda geldiği yeri unutmayan bir patron. Çoğu kadın işçinin çalıştığı atölyesinde sekiz kişiyi kendi mezun olduğu Gezici Eğitim Merkezi'nden işe almış. Çünkü buradan mezun olanlar ona göre daha bilgili...
Puma'ya üretiyorlar
Marco Polo, Puma, Premaman gibi dünyaca ünlü markaların kesimden sonraki dikim, ütü ve paketleme aşamalarını başarıyla gerçekleştirdiklerini belirten Eren, ilerisi için hedefini "Gezici Eğitim Merkezi'nde Ayşe Kurt hocamızın destekleriyle biz bu işe giriştik ve bana kalırsa başardık. Eskiden ütücülük yaparken kursta makineyi öğrendik, şimdi burada kontrol, dikim, ütü, paketleme yapıyoruz. İleride yalnızca fason değil kendi üretimimizi yapmak istiyoruz ama biraz daha zamana ihtiyacımız var" diyerek belirtiyor.
Ortağıyla birlikte yeni hedeflere yelken açan Ali Eren, sektörün durgun olduğu şu günlerde günde 6-7 bin parça mal çıkan atölyesinde, gelen işleri yetiştirmeye çalışıyor.
"Kurstaki arkadaşlara hep, şu belgemi alayım biraz çalışıp bakacağım sonra dükkânı kuracağım derdim. Cesaret ettim başladım ve bugüne geldim."
Bu sözler, Gezici Eğitim Merkezleri'nin yarattığı bir diğer patron Erkan Üstün'e ait. Erkan Üstün hiçbir iş tecrübesi olmamasına rağmen, şu anda kendi işinin başında. Onun bu noktaya gelmesindeki en büyük etken, İTKİB'in başlattığı Gezici Eğitim Merkezleri projesi ve babasının zoruyla bu merkezde eğitim alması...
Küçükçekmece Belediyesi'nin bahçesinde kurulan merkezde makine eğitimi alan, liseden sonra çalışmayan Erkan Üstün, babasının zoruyla bir meslek sahibi olabilmek için gidiyor kursa... İyi ki de gidiyor çünkü bugün sadece meslek değil aynı zamanda Damla Tekstil adlı bir firmanın sahibi
Kursa babası göndermiş
"Kurstan önce işsizdim, hiçbir iş bilmiyordum. Babamın kurstan haberi olmuş, o meslek sahibi olmam için beni zorla gönderdi. Başta pek istemedim ama çok iyi oldu. Boş otururken iş sahibi oldum" diyor Üstün. GEM'de düz makine öğrenen Üstün, "Kursta bize bir işe nasıl başvuracağımızı da gösterdiler. 'Kursiyerlerimizin sahibi olduğu atölyelere çalışmaya gönderebiliriz sizi ya da isterseniz kendiniz bulun' dediler. Bir-iki firmaya girip çalıştım, biraz tecrübe edindim, sonra işimi kurdum" derken gözleri parlıyor. Üstün, 2003'te aldığı eğitimin ardından ailesiyle düşünür ve bir atölye açmaya karar verir.
Müşterileri ilk başta Zeytinburnu'nda sokak sokak dolaşarak arar, piyasayı inceler, ufak tefek işler alır. İşi kavramaya başlayınca da ihracat firmalarıyla bağlantıya geçer. İki yıldır aralıksız çalışan Üstün, ihracatçılara fason hizmet veriyor. Atölyede daha çok kesilmiş ürünlerin dikişi yapılıyor. Şu sıralarda nakışta ve baskıda gecikmelerin yaşanması sebebiyle işleri biraz durgunlaşmış olsa da yakında tekrar hareketleneceğini söylüyor Üstün.
Üstün'e göre de işin yüzde 90'ı cesaret edip ilk adımı atmak. Cesaretin yanında dürüstlüğün de olmazsa olmaz olduğunu belirtiyor Üstün. "Yoksa işler yürümüyor" diyor. İş kurmanın en zor taraflarından biri de sermayeyi toparlayabilmek. Üstün, babasının da desteğiyle aşar bu zorluğu. Dokuz makineyle başladığı atölyesi iki sene önce yaklaşık 20 milyara mal olur. Taksitle alınan makinelerde işe başlanır, arkasından yeni işler gelir ve borçları ödenen makinelerin sayısı 14 olur. Erkan, yakında makine sayısını 20'ye çıkarmayı düşünüyor. Elemanlarının sayısı da 14. "Hedefim kısa zamanda burayı iki katlı atölyeye dönüştürmek..." diyen Üstün hazırlıklarını neredeyse tamamlamış.
'Gezici Eğitim Merkezi Projesi' nedir?
Gezici Eğitim Merkezi Projesi 2002'den beri sürüyor. Şu ana kadar toplam 3037 vasıfsız insan, bu merkezler vasıtasıyla eğitildi, çoğu da işe yerleştirildi. İçinde derslikler olan Gezici Eğitim Konteynırları TIR'lara yüklenerek işsizliğin yüksek olduğu semtlere götürülüyor, belediyelerle işbirliği yapılarak işverenlere ve halka bu merkezde bedava eğitim verildiği anlatılıyor, duyuru için afişler asılıyor. Kurslara, işe girmek isteyen gençler geliyor ağırlıkla. Ama yetersiz gördükleri elemanlarını gönderen firmalar da var. Eğitim üretim disiplini içinde veriliyor ve öğrencilere hazır giyim üretiminin alt kademe bantları için gerekli donanım kazandırılıyor. İstanbul'un Küçükçekmece, Esenyurt, Bağcılar, Kıraç, Çekmeköy, Sultanbeyli, Ümraniye, Pendik gibi farklı bölgelerdeki konteynırların her birinde aynı anda 20 kişi eğitim alıyor. Bunların en az 17'si kurs sonrası işe yerleştiriliyor.