'Performans iyi ama hâlâ kırılganlık var'

IMF, son gözden geçirme raporunda Türkiye'yi önce övdü, sonra uyardı: "Üç yıldaki gelişme etkileyici. Enflasyon ve büyüme iyi yolda. Ama borç yükü ağır ve ekonomi hâlâ kırılgan."

ANKARA - IMF'nin Türkiye ekonomisiyle ilgili olarak hazırladığı raporda, son üç yıldaki ekonomik performansın 'etkileyici' olduğu belirtilmesine karşın, "Türk ekonomisi hâlâ kırılgandır" denildi. Raporda, kısa vadeli borç yapısının ve döviz cinsinden borçlanmaların genişliği nedeniyle faiz oranları ve kur değişimine karşı kırılganlık olduğu anlatılırken, asgari ücretlerdeki artışlardan duyulan rahatsızlık dile getirildi.
Rodrigo Rato'nun başkanlığını yaptığı IMF'nin geçen yıl temmuz ayında IMF sözleşmesinin 4'üncü maddesi gereğince yaptığı inceleme ve sona eren stand-by anlaşmasının sekizinci ve son gözden geçirme sonuçlarına ilişkin olarak kendi uzmanlarına hazırlattığı rapor yayımlandı. Türkiye'nin son üç yıldaki ekonomik performansının 'etkileyici' olduğu belirtilen raporda Türk ekonomisinin büyüme ve enflasyon hedefleri konusunda iyi yolda olmasına karşın ekonominin fazla talep ve cari açığın yarattığı sorunlarla karşı karşıya olduğu ifade edildi. Ekonomik programın finansal piyasadaki güven konusunda dramatik bir iyileşme sağladığı belirtilirken enflasyondaki düşüşün tüm beklentileri aştığına dikkat çekildi.
Kırılganlığın nedeni
Raporda ekonomik programla sağlanan ilerlemeye değinildikten sonra Türk ekonomisindeki 'kırılganlıklar' üzerinde duruldu. Raporda, "Türk ekonomisi hâlâ kırılgandır ve bu sorunun kalbinde kamu borcunun büyüklüğü yatıyor" denildi. Kamu borcunun kısa vadeli yapısı ve yabancı para biriminden borçlanmaların genişliğinin, faiz oranları ve kur değişimi şoklarına karşı Türkiye ekonomisini kırılgan yaptığı anlatıldı.
Şirketlerin canlanmayı finansal durumunu iyileştirmek için kullanmasına karşın elverişsiz borç yapısının hâlâ onları kırılgan yaptığı kaydedilen IMF raporunda, bankacılık sektörünün bilançolarının iyileştiği ancak bu
iyileşmenin önemli bölümünün, özel sektörün risklerinin birçoğunun, hükümet tarafından daha fazla döviz ve değişken faizli borçlar alınarak topluma mal edilmesiyle gerçekleştiğine dikkat çekildi. Raporda şöyle denildi:
'Vadeler hâlâ kısa'
"Hükümetin yeni borçların vadelerini uzatmasına karşın ortalama vadeler hâlâ çok kısadır. Bu nedenle borç çevirme riski ve kısa vadeli faiz oranlarındaki artışlara ilişkin kırılganlık kaygı yaratmayı sürdürüyor. Dalgalı kura geçişe karşın döviz riski de sorun oluşturuyor. Dolarizasyon çok yaygındır. Kamu borçlarının ve mevduatın yarısı döviz cinsindendir ve
geri kalan vadelere göre kısa vadeli dış borç brüt uluslararası rezervleri aşıyor." Finansal piyasalarda yaşanan türbulansların bu kırılganlıklara vurgu yaptığı belirtilen raporda, diğer yükselen piyasalara göre
Amerika'daki faiz oranları konusunda değişen beklentilere olan tepkilerin Türkiye'de daha büyük olduğu, bunun ekonomideki daha büyük kırılganlıkları ve genişleyen cari açığa ilişkin kaygıları yansıttığı ifade edildi. Orta vadeli politika zorlukları üzerinde de durulan raporda Türkiye'nin ekonomik liberalizasyondan çok kazançlı çıktığı ancak politika disiplinsizlikleri nedeniyle ağır bir fatura ödediği vurgulandı.
Türkiye'nin orta vadede daha yüksek büyüme potansiyelinin bulunduğu belirtilirken, mali adaptasyonunun etkileyici olduğu, ancak bu ayarlamanın kalitesinin kaygı yarattığı kaydedildi. Bazı kısa vadeli tercihlerin uyumun kalitesini kötüleştirdiği öne sürülen raporda "Emekli maaşları ve asgari ücretteki, bütçe dışındaki planlamış olmayan harcama girişimleri, bütçe sürecini zedeledi ve telafi edici veya düzeltici önlemleri gerektirdi" değerlendirmesi de yapıldı.
Hassas reform alanları
Kamu harcamalarında reformun gereğine işaret edilirken sosyal güvenlik transferleri ile ücretlerin faiz dışı harcamanın üçte ikisini oluşturduğu vurgulandı.
Uluslararası Para Fonu raporunda, programın daha önce sosyal güvenliğe odaklanması gerektiği söylenebileceği ancak Türk yetkililerinin
bunu, güçlü siyasi iradeyi gerektiren hassas reform alanı olarak gördükleri kaydedildi. Piyasadaki cari açığa ilişkin gerginlik ve belirsizliklerin reel faizle döviz kurunun büyük bir belirsizliğine dayalı olduğunu gösterdiği ifade edilirken, borçları azaltmaya yönelik bir stratejinin güçlü bir faiz dışı fazlayı gerektirdiği öne sürüldü.
Orta vadede en büyük zorluğun daha şeffaf bir parasal çerçeve kurmak olduğu belirtildi. Güçlü bir parasal çerçevenin Merkez Bankası'nı ilgilendiren risklere karşı yardımcı olacağı vurgulandı. Para Politika Kurulu'na daha büyük bir rol verilmesi önerilirken faiz oranlarına ilişkin kararların zamanlanmasının daha öngörülür olması istendi. Raporda bankacılık reformu da üzerinde duruldu. Bankacılık alanında izlenen stratejinin başarılı olduğu ve sistemin önemli ölçüde güçlendirildiği belirtilirken henüz gerçekleştirilmeyen reformların önümüzdeki birkaç yıl yerine getirilmesi gereğine dikkat çekildi.
Asgari ücret sorunu
IMF, özellikle devlet bankalarının özelleştirilmesi için iddialı ancak gerçekçi bir stratejinin önemini vurguladı. Türkiye'deki yatırım ikliminin iyileştirilmesinde ilerleme sağlanmasına karşın daha da iyileşmenin gerektiği belirtildi. Özelleştirmedeki ilermenin hayal kırıklığı yarattığı kaydedilirken yargı reformuna daha çok ağırlık verilmesi istendi. Uluslararası Para Fonu, kamu işçileri ve asgari ücretteki artışları sınırlandırmayı da kapsayan gelirler politikasının sıkı bir şekilde korunmasının gerekli olduğunu bildirdi. Raporda, IMF, asgari ücrette tekrarlanan artışlardan "üzüntü duyduğunu", ancak iç talep baskısını sınırlandırmaya yardımcı olacak, kamu ücretlerini sınırlandırmada yetkililerin güçlü çabalarını memnuniyetle karşıladığını ifade etti.