Petrol fiyatı yükseldi, fırsatlar arttı

Dünyanın hâlâ en değerli materyali olan petrolün fiyatı 2004'ün ikinci çeyreğinden beri hızlı bir yükseliş trendi içinde. Bunun temel nedeni hâlâ büyük çoğunluğunu Ortadoğu'nun tedarik ettiği petrolün, Irak savaşı dolayısıyla taşıma güvenliğinin en riskli boyutlara ulaşmasıydı.

İSTANBUL - Dünyanın hâlâ en değerli materyali olan petrolün fiyatı 2004'ün ikinci çeyreğinden beri hızlı bir yükseliş trendi içinde. Bunun temel nedeni hâlâ büyük çoğunluğunu Ortadoğu'nun tedarik ettiği petrolün, Irak savaşı dolayısıyla taşıma güvenliğinin en riskli boyutlara ulaşmasıydı. 2004'ün yaz ayları geldiğinde ABD'deki petrol tüketiminin de artmasıyla petrol fiyatları tarihinin en yüksek seviyelerini görmüştü. Fiyatlardaki bu artış en çok, en büyük petrol tüketicisi ABD'yi olumsuz etkilerken, en büyük petrol ihracatçısı konumundaki Ortadoğu ülkelerini zengin etti. Ekonomilerinin yüzde 80'e yakını petrol ve doğalgaza dayalı olan bu ülkeler petrol fiyatlarının yükselmesinden dolayı kısa sürede kazandıkları zenginliğin büyük kısmını yapı ve petrokimya sektörüne yönlendirdi.
Özellikle Bahreyn'de yapı sektörüne olan ilginin arttığı görülüyor. Körfez ülkelerinin en küçük ölçeklilerinden olan Bahreyn, altyapı konusunda çok büyük yatırımlar yapmaya hazırlanıyor. Öncelikle endüstriyel ve kamu kuruluşlarının altyapılarının geliştirilmesinin hedeflendiği, ancak devamında sosyal mekânların da gelişimi için yönetimin ayırdığı paranın 10.7 milyar dolar civarında olduğu belirtiliyor. Bu yolla yabancı sermaye çekmek konusunda bu zamana kadar pek çabası olmayan Bahreyn'in yabancı sermaye de çekmeyi hedeflediği söyleniyor. Bahreyn'de dikkatleri çeken bir başka büyük çalışma ise Asdaf Adası Projesi. Bahreyn'in kuzey doğusunda kalan ve 1600 hektar büyüklüğünde olan bu proje, birbirine bağlanmış yapay ada topluluklarından oluşuyor. Yukarıdan bakıldığında denizatı figürü oluşturan proje, aslında Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki Palmiye Adası projesine öykünerek tasarlanmış. Yaklaşık 10 yılda tamamlanması hedeflenen proje dahilinde, büyük alışveriş ve iş merkezleri, ültralüks konutlar ve turistik tesislerin oluşturulması planlanıyor.
Üretim petrokimyaya yönelecek
Bahreyn'deki bu projenin bir başka benzeri de Kuveyt'teki İnci Şehri. Yine deniz üzerinde yapay olarak oluşturulan bu adaların yapımını La'ala El Kuveyt Gayrimenkul Şirketi yürütüyor. Değişik etaplardan oluşan ve tamamlandığında 50 bin konuttan oluşacak olan şehrin 250 bin kişiyi barındırması bekleniyor. Körfezin görece en az gelişmiş ülkelerinden olan Umman ise petrokimya alanında yatırım yapmayı tercih edenlerden. Umman Petrol Şirketi'nin 956 milyon dolara Sohar Endüstriyel Liman Bölgesi'nde bir petrokimya yatırımı yapacağı açıklandı. Tesis, Sohar rafinerisinin ürettiği nafta ile yıllık 800 milyon ton parakisilen ve 210 milyon ton benzin üretecek. Parakisilen polyester fiber ve pet şişelerin en temel hammaddesi olarak biliniyor. Yine benzin de deterjan, kimyasal ve plastiğin hammaddesi. Petrokimya tesisi konusunda hâlâ çok büyük açıkları olan bu devletlerin uzun vadede rafineri ürünlerinden katma değeri çok daha yüksek petrokimya ürünleri üretmeye yönelecekleri biliniyor. Bunun için de gereken büyük endüstriyel yatırımların bu dönemde yoğunlaşması bekleniyor.
Katar da petrokimya sanayisine yatırım yapmayı planlayanlar arasında. Ülke önümüzdeki beş yılda petrokimya endüstrisine 10 milyar dolar yatırım yapmayı hedefliyor. Katar Petrokimya Şirketi Qapco'nun hedefi ise bu süre içerisinde ülkenin petrokimya üretimini yılda 12 milyon tona çıkarmak. Katar'ın amacının doğalgaz ve petrol ihracına dayalı ekonomisinde çeşitlilik oluşturmak ve istihdam sahaları açarak gelir dağılımını daha sağlıklı yapabilmek olduğu görünüyor. Ülkenin petrol kaynakları diğer Körfez ülkelerine göre daha düşük seviyedeyken doğalgaz üretimi petrokimyayı güçlendirmek için gerekli desteği ekonomiye verecek ölçekte bulunuyor.
Şeffaflık bölgeye güveni artırdı
Bölge yıllardır birçok Batılı yatırımcının ilgi odağı konumundaydı. Ancak sistemin şeffaf olmaması, yönetimin demokrasiden habersiz bir ortamda sürüp gitmesi ve gelir dağılımının bozuk olması, birçok büyük yatırımcının bölgeye uzun vadeli yatırım planlamasını engelliyordu. ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi'nin psikolojik zorlamasıyla bölge ülkelerinin bir bir 'demokrasi'ye yönelik adımlar atarak daha şeffaf iş ortamı yaratması yabancı yatırımcılarda bölge ülkelerine güvenin artmasını sağladı. Bu olay petrol zengini Körfez ülkelerinin ekonomik kaynaklarını çeşitlendirme çabalarıyla örtüşünce Körfez bir anda tekrar global iş dünyasının dikkatini çekti.
En büyük ilgi Çin'den
Bölgeye en büyük ilgi ise Çin tarafından gösteriliyor. Çin petrol ithalatının önemli bir kısmını Ortadoğu'dan yapıyor. İthalatının yüzde 40'ından fazlasını Suudi Arabistan (11.53 milyon ton), İran (10.73 milyon ton) ve Umman'dan (8.31 milyon ton) gerçekleştiren Çin'in günlük petrol ithalatı 400 bin varil civarında. Ülke, petrol ile başlayan ilişkisini bölgede stratejik yatırımlarla geliştirmeye çalışıyor. Türkiye'nin ise tam anlamıyla Körfez ülkelerini değerlendiremediği gözleniyor. Özellikle inşaat firmalarının Körfez ülkelerine ihracatı 2.5 milyar dolar civarında. Geçtiğimiz haftalarda Yapı Merkezi'nin Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki Palmiye Projesi'ni almasıyla tekrar Körfez ülkeleriyle ticaretin artması bekleniyor. Türkiye, 1.1 milyar dolarla en fazla ihracatı Birleşik Arap Emirlikleri'ne yaparken bölgeye en fazla demir çelik sektörü ihracat gerçekleştiriliyor. Mücevher, halı ve hayvansal ürünler de Türk firmaların önemli ihraç malları arasında.
2005'te petrol geliri 200 milyar dolar
Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Katar'ın 2005 yılı sonunda toplam 200 milyar dolarlık petrol gelirine ulaşması bekleniyor. Ortadoğu konusunda uzman Mena Consultants adlı danışmanlık şirketinin projeksiyonlarına göre Suudi Arabistan 120, Birleşik Arap Emirlikleri 33, Kuveyt 30, Katar ise 15 milyar dolarlık petrol geliri elde edecek. Bu rakamlar 2004 yılı gelirlerine göre yüzde 40'lık bir artış anlamına geliyor.