POAŞ'tan açıklama: Maliye itibar sınavında

Petrol Ofisi Yönetim Kurulu Başkanı Vural Akışık, İş Doğan A.Ş. ve kendileri hakkındaki iddiaları yanıtladı: "Bu Maliye'nin itibar sınavı. İşlemleri, Maliye'den mukteza (özel görüş) isteyerek yaptık. Maliye önceki görüşünden vazgeçerse, kimse muktezaya güvenmez. Bu da özelleştirme, şirket satın alma ve birleşmelere sekte vurur."

İSTANBUL - Halka açık hisse senetleri binlerce yatırımcının elinde bulunan Petrol Ofisi A.Ş.'ye yönelik Sabah gazeteside yayımlanan '1.2 milyar YTL'lik vergi kaçırıldığı ve bunun da faturasının faizleriyle 2.7 milyar YTL'ye ulaştığı' şeklindeki haber Maliye Bakanlığı'nın önemli bir sınavdan geçeceği süreci başlattı.
Petrol Ofisi'nin stopaj iadesi için inceleme yapan bir gelirler kontrolörü, kur farkı zararının gider yazılamayacağına hükmedip vergi kaybına neden olunduğuna ilişkin bir rapor hazırladı. Konuyu abartarak gündeme taşıyan Sabah da Maliye'nin geçmişteki görüşlerinin tersini savunan bu rapora dört elle sarıldı. Gazetede bir haftadır çıkan haberlerde İş-Doğan A.Ş.'nin Petrol Ofisi'ni satın aldığı dönemde kullandığı yabancı kredilerin kur farkı zararını gider yazamayacağını ve bu zararı da şirketin Petrol Ofisi bünyesine katılmasından sonra bu kuruluşa taşıyamayacağı iddia ediliyor.
'Amaç baskı kurmak'
Son yıllarda birçok şirket birleşmesi olmasına rağmen sadece Petrol Ofisi gündemde tutularak Maliye'nin baskı altında tutulması hedeflenyor. Ancak Petrol Ofisi'nin elinde kullanılan kredilere ait kur farkı zararının gider yazılması gerektiğine ilişkin mukteza (görüş) bulunuyor. Türkiye'de mükellefler, kanundaki hükümlerin çok açık olmaması veya ileride ortaya çıkacak iddialara karşı kendilerini güvenceye almak için vergi kanunlarının uygulanmasına ilişkin olarak 'mukteza denilen' Maliye'nin görüşüne başvuruyor. Maliye Bakanlığı'nın görüşünü dikkate alarak yatırım kararlarını veriyor, büyüme politikalarını oluşturuyorlar.
Elinde mukteza olan çok
Maliye Bakanlığı bugüne kadar konuyla ilgili verdiği tüm muktezalarda kur farkı zararının gider yazılması gerektiğini belirtmiş. PO örneğinde olduğu gibi kur farkı zararının gider yazılmasıyla ilgili elinde Maliye'nin muktezası bulunan çok sayıda şirket evlilik yaptı. Milyarlarca dolarlık şirket satınalma ve birleştirme operasyonlarının yapıldığı günümüz Türkiye'sinde Maliye Bakanlığı'nın baskılara dayanamayıp daha önce verdiği muktezaların tersi bir tavır içine girmesi büyük sıkıntıları beraberinde getirecek.
Mükellefler, Maliye Bakanlığı'ndan aldıkları görüşün (mukteza) bir gün değişebileceğini ve bu durumda da büyük sıkıntılarla karşılaşabileceklerini düşünecek.
Petrol Ofisi Yönetim Kurulu Başkanı Vural Akışık'a göre bu, Maliye'nin itibar sınavı. Akışık 'Eğer Maliye geçmişteki görüşünden vazgeçerse, artık hiç kimse alacağı muktezaya güvenmeyecek. Bu, Türkiye'de özelleştirmelere, şirket satınalma ve birleşmelerine büyük sekte vuracak" dedi.
Kanunlaşır mıydı?
'Mukteza' konusuna açıklık getiren Akışık, "Türk ekonomik hayatında buna benzer çok sayıda birleşme gerçekleştirildi. Sabah gazetesinin sürdürdüğü kasıtlı yayının tek amacı var; o da süreci aleyhimize çevirmek. Biz, Maliye Bakanlığı mensuplarının bu kasıtlı yayından etkilenmeyeceğine güvenmek istiyoruz" dedi.
Akışık, şöyle devam etti: "Bakanlık, kullanılan kredilere ait kur farklarının gider yazılıp yazılamayacağı konusundaki incelemelerde yanlış anlamalara meydan vermemek için vergi kanunlarında yaptığı son değişikliklerde, bu konuyu görüşü olmaktan çıkarıp Temmuz 2006'da yasalaştırdı. Dolayısıyla kur farkları artık gider yazılıyor. Demek'ki muktezalar doğru ki bu yasa çıktı."
Bu tip birçok birleşme var
Akışık ayrıca şunları söyledi: "Biz Maliye'ye sorduk, 'kur farklarını ve kredilere ilişkin faizleri aktifleştirelim mi, gider mi yazalım?' İleride herhangi bir sorun çıkmasın diye müracaatta bulunduk. Bize gider yazın görüşü geldi. Mukteza '... Buna göre iştirak hisselerinin elde etme maliyetine eklenmeyip dönem giderlerine intikal ettirilmesi gerekmektedir" diyor. Diğer mukteza, 'Kur farkları ticari kazancın elde edilmesindeki genel giderlerdendir ve kurum kazancının tespitinde gider yazılır' diyor. Bunlar 1998 ve 1995 tarihli... Kanun değişmezse yeni bir mukteza almaya gerek yoktur. Kontrolörün muktezayı dikkate almaması hatalı bir işlem. Böyle olursa bütün şirketlerin eli kolu bağlanır. Bu da son derece tehlikeli bir durum olur."
Birinci adım uzlaşmak
Maliye görevlilerin raporlarının kesin sonuçlarının olmadığını söyleyen Akışık, "Rapor önce uzlaşma kurullarında ele alınır. Uzlaşma olmazsa vergi mahkemelerine gider. Bu rapor, sonunda ceza çıkarsa ve vergi mahkemeleri ve Danıştay'da tasdik edilirse 2001 yılı nedeniyle zamanaşımına uğramaz. Zamanaşımı korkusu yok. Aynı gazete niye, 'şu kadar gün kaldı, bu kadar gün kaldı' diye yazıyor anlaşılır gibi değil. Amacın başka bir şey olduğu belli. Biz Maliye ile hemen bir hukuk mücadelesine girmeyeceğiz. Uzlaşmak birinci adım" dedi.
Mali mevzuata uygun
Sonuç olarak, Petrol Ofisi şunu söylüyor: "Maliye'nin iştirak hisselerinin alımına ilişkin finansman giderlerinin gider yazılması gerektiği yönünde birden fazla muktezası bulunuyor. Dolayısıyla bakanlığın bu konudaki görüşü istikrar kazanmıştır. Vergi hukuku uzmanlarınca yayınlanmış çok sayıda kitap, dergi ve makalede de iştirak hisselerinin alımına ilişkin finansman giderlerinin gider yazılması mali mevzuata uygundur."



Peçeleme şirketi böyle mi olur?
Sabah gazetesinin haberlerinde vergi incelemesi raporuna atfen İş-Doğan'ın bir 'peçeleme' şirketi, yani maksadı dışında kurulan bir şirket olduğu iddiası yer alıyor. Bu iddialara da bir anlam veremediğini anlatan Akışık şunları söyledi: "İş-Doğan'la PO'nun birleşmesinde gerekli mahkeme kararları alınmıştır ve yasal birleşme tamamlanmıştır. Vergi kanunları bakımından vergisiz şirket birleşmelerinde üç şart aranır:
1- Eğer şirketlerden birinde zarar varsa, bu zararın şirket aktifinden daha büyük olmaması gerekir. Bunun anlamı şudur: Birleştiremezsiniz anlamına gelmez, birleştirirsiniz ama ancak şirket aktifi kadar zararı mahsup edebilirsiniz demektir. Bizim şirketimizde böyle bir durum yoktur. Zarar şirket aktifinden daha küçüktür.
2- Zarar beş yıldan fazla nakledilemez.
Eğer bir zarar varsa, bu beş yıl nakledilir, sonra nakli durdurulur ve öbür zararlar vergi indirimlerinde kullanılamaz.
3- Birleşen şirketlerin aynı sektörlerde faaliyet göstermesi gerekir. Hem İş-Doğan, hem PO petrol sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerdir. Her ikisinin ana sözleşmesinde bu şirketlerin petrol sektöründe faaliyet gösterdiği açık hükümler vardır. Ticaret sicil kayıtları da bunu açıkça gösterir. Her iki şirkette petrol konusunda çeşitli faaliyetlerde bulunmuşlardır. Birbirlerinden farklı, bazen birbirlerini tamamlayan petrol faaliyetlerinde bulunmuştur."
Önceden bilmek mümkün mü?
İş-Doğan'ın sırf vergi peçelemesi düşünülerek tasarlanıp kurulduğu iddiası üzerine Petrol Ofisi şu açıklamayı yaptı: "Konuyu iyi bilenler için bu gülünecek bir iddiadır. PO'nun satın alındığı dönemde, Özelleştirme İdaresi'nin elinde altın hisse vardı. Dolayısıyla o dönemde birleşmeyi düşünmek mümkün değildi. Daha sonra Özelleştirme İdaresi'nin elindeki hisseleri satması sayesinde altın hisse şartı kalkmış ve birleşme mümkün olabilmiştir. Netice olarak böyle varolmayan bir imkânı düşünerek şirket kurmak iddiası tamamen hayalidir. İş-Doğan Petrol Yatırımları A.Ş. Doğan Holding ve İş Bankası tarafından kurulmuş, birleşmeden önceki 2.5 yılda somut ticari faaliyette bulunan gerçek bir şirkettir. Petrol ithalatı yapan şirket, 2001'de 54 milyon dolarlık, 2002'de ise 379 milyon dolarlık petrol ithalatı yaptı. Irak'tan fueloil ithalatı yaptı.
LPG alanında tüm Türkiye'de faaliyet gösteren firmalarla görüşmeler yapılıp, bunların tek çatı altında toplanması sağlanıp bunun sonucunda Petrogaz markası oluşturuldu ve gaz satışına başladı. Rize'de LPG depolama tesisi kurma çalışması yaptı.


Akışık: 2.7 milyar YTL'lik ceza abartılı
Petrol Ofisi Yönetim Kurulu Başkanı Vural Akışık bir gazetenin haberinde şirket hakkındaki inceleme raporunda yer aldığı iddia edilen 2.7 milyar YTL'lik cezanın abartılı olduğunu belirtti. Vural Akışık, inceleme raporunda 1.2 milyar YTL'lik kur farkı giderinin zarar yazılmayacağının belirtildiğini ifade ederek şöyle konuştu:
"Eğer Maliye bugüne kadarki muktezalarının tersine verdiği bu kararda direnir, uzlaşma olmaz ve yargıdan da adil bir sonuç gelmezse bile böyle bir rakam söz konusu değil. Çünkü gider yazılan kur farkı zararı 1.2 milyar YTL. Bu, matrah olarak alınacak. Bunun üzerinden yüzde 30 kurumlar vergisi ödenecek. Bu 360 milyon YTL. eder. Bunun bir kat cezası var. Bir de ortalama yüzde 150 gecikme faizini eklesek bile rakam 1 milyar YTL'nin altında çıkacak. Öyle anlaşılıyor ki, geçici vergi matrahları ile yıl sonu kurumlar vergisi matrahları toplanıp bu 2.7 milyar YTL'lik rakama ulaşılmış."


'Basın savcı olarak ortaya çıkıyor'
Nahum: Çıkan haberler basın hukukunun sınırını zorluyor.

Petrol Ofisi A.Ş. (POAŞ) Genel Müdürü Jan Nahum, hukuk yerine basının savcı olarak ortaya çıkıp yargıda bulunmasının ekonomiyi ve ekonominin itibarını, yatırımcıları, kamuoyu ve çalışanları yanlış yönde etkileyebilmekte olduğunu belirtti. Nahum, "Petrol Ofisi'nin basının belirli kesiminden farklı bir sermaye veya düşünce grubunun ortaklığına sahip olması nedeniyle kamuoyunda bu şekilde lekelenmesi Türkiye'deki moral değerler açısından çok düşündürücüdür" dedi.
Nahum, Petrol Ofisi ile ilgili olarak son üç aydır değişik konularda basının belirli kesimlerince basın hukukunun sınırlarına dayanan veya aşıldığı haberleri kurum olarak izlemekte olduklarını dile getirdi.
Jan Nahum, hukuk sisteminde sadece suçlayan tarafın yeterli ve tek doğru olması halinde savunma mekanizmasına ihtiyaç duyulmayacağını, sadece suç ve savcı dinlenerek gerekli karara varılacağını aktardı.
'Suçlanan dinlenmiyor'
Petrol Ofisi Genel Müdürü Nahum, şunları kaydetti: "Oysa hukuk sistemi suçlananın da kendini savunmasına fırsat vermektedir. Ne yazık ki basının bir kısmı kurumumuzla ilgili olarak bir olayı ortaya koyacağına kendini savcı veya suçlayan konumuna oturtmakta ve suçlanan tarafı hiç dinlemeden dinletmeden düşünce ve savına hiç yer vermeden taraf olarak davranmaktadır. Basının savcı olarak ortaya çıkıp yargıda bulunması ekonomiyi ve ekonominin itibarını, yatırımcıları, kamuoyu ve çalışanları yanlış yönde etkileyebilmektedir. Bin 500 kişiyi istihdam eden 40 bin aileye iş imkânı sağlayan Türkiye'nin en büyük kurumlarından biri olan Petrol Ofisi'nin lekelenmesi Türkiye'deki moral değerler açısından çok düşündürücüdür."
'İdari disiplin bozulmuş'
Haber konusu olan kurum olarak kamuoyunu ve yatırımcıyı yanlış etkilememeye azami özen gösterirken, kendilerinin, daha gelişmelerden haberdar olmadan raporları ve kararları basın yoluyla öğrenmelerinin idari disiplinin de açıkça bozulduğunu işaret ettiğini kaydeden Nahum, "Basın, elindeki toplumu bilgilendirme gücünü lekeleme, yönlendirme ve karalama ile baskı gücüne dönüştürürse kurumlar ve toplum bu şantaja karşı kendilerini savunmakta güçlük çeker. Petrol Ofisi'nin özellikle son üç aydır karşılaştığı uygulamayı kamuoyunun vicdanına bırakmaktayız" ifadesini kullandı.


'Haberleri hayret ve ibretle okuyorum'
Doğan Şirketler Grubu Holding A.Ş. bünyesindeki şirketlerdeki görevlerinden ayrılan Tufan Darbaz, Aydın Doğan, Doğan ailesi ve Doğan Holding yöneticilerinin herhangi biriyle problemi olmadığını belirterek, ayrılmasının daha önceden alınmış bir karar olduğunu açıkladı. Darbaz, istifasının Petrol Ofisi ile ilişkilendirilmesine yönelik haberlerle ilgili yaptığı açıklamada, gazetelerde hakkında yayımlanan haberleri 'hayret ve ibretle' okuduğunu belirtti.
Darbaz, son beş yılını birlikte geçirdiği Doğan Holding ve Aydın Doğan'dan, daha önce almadığı hayat dersleri aldığını ifade ederek bundan dolayı müteşekkir olduğunu aktardı.
Darbaz, bir gazetede, 'Petrol Ofisi'ndeki vergi kaçağı raporuyla ilgili sorumluluğum yoktur' şeklinde bir yazı istediği iddiasına ilişkin olarak da, "Doğan Grubu şirketlerinden bir yazı istemeyi 28 yıllık iş hayatında bir profesyonel olarak kendime ve o kurumlara karşı zül addederim" ifadesini kullandı.