Rap'çilerin FUBU'su yola çıktı

1980'lerde başlayan ve 90'larda Amerika'yı etkisine alan rap kültürü beraberinde büyük bir tüketim kültürü de getirmişti. Rap kendinde önce Amerika, sonra da tüm dünyayı etkileyen rock kültüründen farklı olarak bir müzik ve yaşam tarzı olarak kalmadı.
Haber: ÖZGÜR SAĞMAL / Arşivi

İSTANBUL - 1980'lerde başlayan ve 90'larda Amerika'yı etkisine alan rap kültürü beraberinde büyük bir tüketim kültürü de getirmişti. Rap kendinde önce Amerika, sonra da tüm dünyayı etkileyen rock kültüründen farklı olarak bir müzik ve yaşam tarzı olarak kalmadı. Bunun ötesine geçerek çok önemli bir tüketim kültürü nesnesi haline de geldi. Bunun sebebi belki de dünyada tüketim kültürünün yayılmasının aynı zamanlara denk gelmesi. Dünyadaki tüketim ve paylaşımdaki dengesizliklerle dalga geçen bir tarz olarak yola çıkan bu kültür şu anda kendisi bizzat dev bir tüketim kültürü haline gelmiş durumda. Öyle ki bugün ABD'deki moda fuarlarında en büyük standlar sokak modası ürünleri üreten firmalara ait.
FUBU'nun hikâyesi
New York'un zencileriyle meşhur Queens semtinde yaşayan Damon John, J. Alexander Martin, Keith Perrin ve Carl Brown adındaki dört kafadar 1992 yılında bir araya gelirler. Şapka yapıp satmaya karar veren bu dört arkadaş, finansman sorunları da içlerinden birinin evini ipotek ettirerek çözerler. Böylelikle ellerine 100 bin dolar para geçen bu arkadaşlar o zamanlarda hızla yayılan rap'çiler için kıyafetler üretmeye başlarlar. Başlarda daha çok kendi çevrelerindeki insanlara yönelik üretmeye başladıkları için markalarının adını 'for us by us' yani 'Bizim için bizim tarafımızdan' sözünün kısaltması olan "FUBU" koyarlar.
FUBU Amerika'da rap kültürünün dallanıp budaklanmasıyla hızla gelişir. 1995 yılında işleri büyütmek isterler ve 20 büyük şirkete destek çağrısı yaparlar. Bu şirketlerden Samsung Amerika olumlu cevapla döner. Türkiye'de daha çok cep telefonlarıyla ve elektronik eşyalarıyla bildiğimiz Koreli firma aslında tekstilden lojistiğe çok geniş bir alanda yatırımları olan bir dev. Samsung Amerika bu dört kafadara destek olur ve o tarihten sonra FUBU hızla büyüyen bir dünya markası haline gelir. Dört kafadar artık şirketin yönetimiyle bizzat ilgilenmiyorlar. Her ne kadar FUBU'nun söyleminde çok kuvvetli bir zenci milliyetçiliği hissedilse de bugün yönetim beyazlarda.
Amerikalı beyaz yöneticiler tarafından idare edilen, aykırı zenci söylemleri olan ve Kore sermayesiyle büyüyen şirket, rap kültürünün dünyanın dört bir yanını etkisi altına almasıyla Levi's veya Diesel gibi dünya markası haline gelmiş durumda. Bugün 450 milyon dolar ciro yapan şirket Almanya'dan Suudi Arabistan'a birçok ülkede satış yapıyor. Amerika dışında en güçlü olduğu yerler ise Japonya ve Fransa. FUBU'yu diğer markalardan ayıran 'müşteriye göre şekillenen üretim'in en güzel örnekleri Japonya'da ve İngiltere'de karşımıza çıkıyor. Bu ülkelerde satılan koleksiyonların neredeyse tamamı bu ülkelere özel olarak üretiliyor.
Türkiye'de namı çok, satışı yok
Türkiye'de rap, hip hop ve sokak kültürünü yakından takip edenler ve yaşayanlara sorduğumuzda FUBU'yu gayet iyi biliyorlar. Yalnız piyasada gördüğünüz FUBU markalı ürünler maalesef orijinal değil, sahte. Zira markanın Türkiye'ye satışı bugüne kadar hiç olmamış. Türkiye'de FUBU'nun kıyafetlerinden hoşlananlar daha çok Amerika'daki arkadaşlarına sipariş ediyorlarmış. Merkezi New York'ta olan firma üretiminin büyük kısmını ise daha çok Çin ve Pakistan'da yaptırıyor. Türkiye, FUBU'nun üretim yaptırdığı ürünlerde dünya çapında iddialı bir üretici olmasına karşın bu firmaya çok ciddi bir üretimi yok.
FUBU'nun Amerika'daki başarısının ardında iki etken var. Biri bir ürünü değil hayat tarzını pazarlaması, diğeri ise müşterileriyle çok etkileşimli bir ilişkileri bulunması. FUBU ürünlerinin reklamları Amerika'da daha çok ünlü rap şarkıcıları tarafından yapılıyor. Amerika'da ilk büyük kampanyalar Will Smith ile yapılmış, daha sonra yine birçok ünlü rap şarkıcısı ve NBA oyuncusu markanın reklamlarında boy göstermiş. Gittiği ülkelerde o ülkenin yerel kültürü ve alışkanlıklarına da dikkat eden bu sokak giyim markası, yerelde yerel sanatçılarla birlikte çalışıyor. Türkiye'de de yakın zamanda yine gençlerin çok sevdiği sanatçı ve gruplarla tanıtıma başlayacak olan FUBU'nun Türkiye pazarından beklentisi yüksek.
Markayı Türkiye'ye getiren Ersin Emre, aynı zamanda markanın Rusya haklarını da satın almış. Rusya pazarı onu Türkiye'dekinden daha çok heyecanlandırıyor. Dünyanın en hızlı gelişen markalarından birinin, dünyanın en hızlı gelişen iki ülkesinde lisansını alan genç girişimci şimdilerde bir taraftan FUBU'nun dünyanın dört bir yanında denenmiş pazarlama stratejilerini inceliyor, bir taraftan da Türkiye'de FUBU ürünlerinin en geniş kitleye ulaşması için büyük reklam kampanyaları tasarlıyor. Marka, Amerika'da daha çok zenciler tarafından tercih ediliyor. Yani bir nevi alt kültür ürünü... "Türkiye'de zenci olmadığına göre farklı bir yol izleyeceğiz" diyor genç girişimci.
Karşılarına FB çıkmış
Gelir grubu olarak olabildiğince geniş bir kitleye ulaşmak için, Amerika'dan gelen diğer markalar gibi yüksek fiyatlar hedeflemeyeceğini söylüyor. Türkiye'de bu tip bir hayat tarzına sahip kitle için çok uygun fiyatlara çok güzel ürünler sunacaklarını söyleyen Emre, bu hayat tarzının yaygınlaşmasıyla Türkiye'de FUBU ürünlerinin hızla yayılacağı kanaatinde. Tek kaygısı ise sahte ürünler. Türkiye'de yılda bir milyon sahte FUBU üretimi yapıldığını tahmin ediyor ve şirket merkezinin de bunun farkında olduğunun altını çiziyor. Emre lisans anlaşması çerçevesinde aynı zamanda FUBU'ya tişort ve sweat shirt de tedarik edecek.
Emre lisans anlaşması yapmak için FUBU'nun New York Empire State Binası'ndaki merkezine gittiğinde ilginç bir durumla karşılaşır. Şirket yöneticileri FUBU'nun önemli markalarından birinin Türkiye'de satılamayacağını, çünkü o isimde bir markanın Türkiye'de bir spor kulübü tarafından tescil ettirildiğini söyler. Bu marka FB'dir. Hip hop'çuların çok sevdiği bu marka ürünler Fenerbahçe Spor Kulübü izin vermezse satılamayacak. Zira Fenerbahçe'nin de FB adlı bir jeans markası var.
Ersin Emre 32 yaşında bir girişimci. İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği mezunu olan Emre, üniversite sonrasında arkadaşlarıyla birlikte tekstil sektörüne girer. Kurduğu atölyesinde nakış işleri yapan Emre, bir süre sonra Almanya'ya gider ve orada anlaştığı firmalara Türkiye'den fason üretim yapmaya başlar. Bu arada kendi markasıyla da sokak modası kıyafetleri üretimi yapıp satar.
İkinci hedef İran pazarı
Almanya pazarı dar gelince daha büyük arayışlara yönelen girişimcinin karşısına FUBU çıkar. FUBU'nun Türkiye ve Rusya lisanslarını alan Emre'nin bir ortağıyla birlikte Adapazarı'nda 96 kişinin çalıştığı konfeksiyon fabrikası var. Hayatı Adapazarı ve Almanya arasında geçen Emre'nin bir sonraki hedefi ise Türkiye üzerinden İran'a FUBU ürünlerini sokmak.
Amerika'da hip hop ekonomisi
Amerika'da şu anda en çok dinlenen müzik türü hip hop. Kimi araştırmalara göre hip hop dinleyenlerin toplam harcama gücü 1 trilyon dolara vardı. Bu kültür Amerika'da artık sadece gençliği yönlendiren bir kültür değil, dev bir endüstri. Bir çalışmaya göre lüks tüketimin dörtte biri hip hop kültürünün etkisiyle yapılıyor. Hemen bütün firmalar bunu değerlendirmeye çalışıyorlar. Seri tüketim yapan firmalar sokağın kültürüne yakın olmak için büyük pazarlama ekipleri kuruyorlar. Hatta bu iş için şirketler ve thinktank kurumları bile kuruluyor. Amerika'da bu tarz albümlerin CD satışları 1 milyar doları geçmiş durumda. Yine bu araştırmaya göre hip hop endüstrisinin yıllık toplam cirosu 10 milyar dolar.
İstanbul'un kendi markaları var
Sokak modası daha çok yerel küçük markalar olarak ortaya çıkıyor FUBU gibi. Bir başka adı da kent modası. Dev markalar ise piyasada FUBU gibi sırf bu işe yönelmiş güçlü markalar varken ürün gamlarında bu tip ürünlere çok geniş yer vermekten kaçınıyorlar. FUBU'nun şansı bu işin kalbinde New York'ta ortaya çıkmış olması. Türkiye'de ise İstanbul'da yıllardır bu işi yapanlar var. Özellikle Beyoğlu'nda belli pasajlarda yoğunlaşmış bu firmaların en bilinenleri Pulp, Flux, Night People, Monkey's, Encore, Purple ve Virus.
Pulp'un sahibi Nuri Erkılıç bu işe ilk başlayanlardan. On yıl önce ikinci el ürün satışıyla başlayan işleri daha çok underground müziğin Türkiye'de yaygınlaşmasıyla gelişmiş. Şu anda çoğunu yurtdışından getirse de kendi tasarımı ürünleri de satıyor. Flux'ın sahibi Cüneyt Özkorkut ise 6-7 yıldır kendi yaptığı tişörtleri satıyor. Tişörtlerin üzerine yaptığı baskılarla popüler kültür ürünleriyle dalga geçen Özkorkut ürünlerine özellikle yurtdışından çok talep olduğunu söylüyor. Spank adında bir markası olan firmanın en büyük müşterisi İngiltere.