Reforma kökten veto

Derin görüş farkı
Cumhurbaşkanı Sezer, iktidarın 'sosyal güvenlik reformu' diye nitelediği Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 15 maddesini TBMM'ye iade etti. Sezer'in gerekçesi: Maddeler, Anayasa'nın sosyal adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı.
Sistemin özü
Vetolu 15 maddeden 12'si, sistemin özü olan ve aktüeryal dengeyi düzelteceği umulan üç konuyla ilgili: Emeklilik yaşının 2036'dan sonra kademeli olarak 65'e ve prim gün sayısının 7 binden 9 bine yükseltilmesi, emekli aylığı bağlanma oranının düşürülmesi.
Akıl ve adalet
Gerekçeden: Ülkede ortalama yaşam süresi 66 yıl, 65 yaşta emeklilik makul değil. Prim ödeme gün sayısını 7 binden 9 bine çıkarmak adil olmaz. Emekli aylığı piyasaya göre belirlenemez, aylık bağlama oranı düşerse, emeklinin ulusal gelirden payı da azalır.
Erdoğan eleştirdi
Yasanın 2036'dan sonra devreye gireceğini ve mevcut çalışanların yeni sistemden etkilenmeyeceğini söyleyen Erdoğan, "Burada yanlış bir bilgilendirme yapılıyor. Yanlış bilgilendirmeyi yapmamak gerekir" dedi.

ANKARA - Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 15 maddesini bir kez daha görüşülmek üzere TBMM'ye iade etti.
Veto edilen maddeler arasında, yasanın özünü oluşturan, sosyal güvenlik sisteminde aktüeryal dengeyi sağlamak için kaçınılmaz olarak değerlendirilen, emeklilik yaşını 2036'dan itibaren kademeli olarak 65'e ve işçiler açısından prim gün sayısını 7 binden 9 bine çıkaran madde ile emekli aylığı bağlanma oranını düşüren maddeleri bulunuyor. Veto edilen 15 maddenin 12'si, bu üç konuyla bağlantılı maddelerden oluşuyor.
Hükümet ne yapacak?
Hükümet yasayı ya Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in veto gerekçeleri doğrultusunda değiştirecek, ya da hiçbir değişiklik yapmadan TBMM'de aynen kabul ederek yeniden Sezer'e gönderecek. Bu durumda yasayı onaylamak zorunda olan Sezer, isterse daha sonra Anayasa Mahkemesi'ne iptal başvurusunda bulunabilecek. Üçüncü gözden geçirme için Türkiye'de bulunan IMF'nin koşulları arasında yer alan yasanın, gelecek iki hafta içinde yeniden görüşülerek Sezer'e gönderilmesi bekleniyor.
'Sosyal devleti savsaklamak'
5489 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nu, 15 günlük inceleme süresinin son gününde veto eden Sezer, veto gerekçesini büyük ölçüde Anayasa'nın sosyal devlet ve eşitlik ilkelerine dayandırırken, Anayasa Mahkemesi'nin daha önce konuyla ilgili verdiği çeşitli kararlara da atıfta bulundu. Sezer, sosyal devlette sosyal güvenlik sisteminin, yalnızca aktüeryal hesaba dayanan bir düzenek olarak oluşturulamayacağını belirterek, "Sosyal güvenliği salt aktüeryal denge olgusu düşüncesiyle oluşturmak, 'sosyal devlet' ilkesini savsaklamak anlamına gelir ki, bunu, Anayasa'nın 2. maddesiyle bağdaştırmak olanaksızdır" dedi.
'Ülke gerçeğiyle bağdaşmaz'
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 15 maddesini veto gerekçesindeki tespitler şöyle:
"(Prim gün sayısının yükseltilmesi) Yeni yasayla işçilerin prim ödeme gün sayısının 7 binden 9 bin güne çıkarılması, ülke gerçekleriyle bağdaşmadığı gibi, sendikasızlaştırmanın, esnek ve kayıt dışı çalıştırmanın ve yoğun işsizliğin yaşandığı ülkemizde 9 bin prim ödeme günü gerçekçi görünmemektedir.
22 yıl aylık beklenecek
Emekli olabilme yaşı ile aylık bağlama yaşı arasındaki kimi durumlarda uzun yılları içeren fark ölçüsüzlüğün bir başka göstergesidir. Örneğin, 01 Ocak 2007 tarihinde, 18 yaşındayken sosyal sigorta kapsamına giren, 43 yaşında emekli olma hakkı kazanan bir sigortalı, ancak 22 yıl sonra, 65 yaşında aylığa hak kazanabilecektir.
TÜFE'ye göre zam
(Emekli aylığının TÜFE'ye göre artırılması) Yasada, emekli aylıklarının, yasal kesin ölçütler yerine piyasa koşullarına dayanan yönetsel keyfi ölçütlerle artırılmasının öngörülmesi, hukuk devleti ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.
Emekli aylıklarının yalnızca yıllık TÜFE oranı kadar artırılması, ulusal gelirdeki (Gayri safi milli hasıla-GSMH) artış payının, başka bir deyişle gönenç (refah) payının emekli aylıklarına yansıtılmaması, emeklilerin ulusal gelirden aldıkları payın daha da gerilemesine neden olacaktır ki, bu da, sosyal hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
'Yıpranma payı adaletsiz'
(Çeşitli mesleklere sağlanan yıpranma payı-fiili hizmet zammı) Kanundaki söz konusu düzenleme, fiili hizmet zammı eklenmesi gereken kimi ağır ve çalışanı yıpratıcı işleri yapanlar arasında ayırıma yol açması nedeniyle eşitsizlik yaratmaktadır. Yasaya göre, TRT'de haber hizmeti yapanlar ile Devlet Tiyatrosu Sanatçıları ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası şef ve üyeleri için fiili hizmet zammı öngörülürken, aynı ya da benzer etkinlikleri gösteren özel televizyon kuruluşları veya özel tiyatrolar ile orkestralarda faaliyet gösterenler kapsam dışı. Bu durum Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırıdır.
Belediye emekli ikramiyeleri
(Kamuda ikramiyelerin 2008 yılından sonra Emekli Sandığı yerine ilgili kurumlarca ödenmesi) Kimi kamu kurum ve kuruluşlarının, özellikle yerel yönetimlerin mali zorluk nedeniyle hizmet akdi ile çalışan işçilerin kıdem tazminatlarını ödemekte güçlük içinde bulundukları bir gerçektir. Yapılan bu düzenlemeyle, memurlar ve diğer kamu görevlileri emekli ikramiyesini alabilmek yönünden aynı güç koşullar içine itilmektedirler. Normal işleyen bir düzenden, riski kurum yerine çalışanlar üzerine taşıyan bir sisteme geçmek sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmaz.
Ödenmeyen diş protezi
(18 yaş altı ve 45 yaş üstündekilerin diş protezi giderlerinin yüzde 50'sinin ödenmesi, arada kalanların ise hiç ödenmemesi) Düzenleme, sosyal devlet ilkesi ve sosyal güvenlik hakkıyla bağdaşmamaktadır. Anayasa'ya göre devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirmekle yükümlü. Ancak, Anayasa Mahkemesi kararlarında da açıklandığı gibi, bu kuralın, sosyal güvenlik hakkını kaldıran ya da onu kullanılamayacak ölçüde sınırlayan biçimde uygulanmaması gerekmektedir.
'65 yaş adil, makul, ölçülü değil'
(Kadın için 58, erkek için 60 yaş sınırının 65'e yükseltilmesi) Ülkemizde ortalama yaşama süresinin 66 yıl olduğu gözetildiğinde, söz konusu yasa ile tüm sigortalılar yönünden emekli aylığı bağlama yaş sınırının zaman içinde de olsa 65'e yükseltilmesi; sürekli çalışma olanağı işverenin inisiyatifinde olan sigortalılar yönünden de prim ödeme gün sayısının dokuz bine çıkarılması gelecek kuşakların emeklilik hakkına kavuşmasını olanaksız kılacağı gibi, bu niteliği ile adil, makul ve ölçülü değil.
'Emekli aylığı zaten yetersiz'
(Aylık bağlama oranının düşürülmesi) Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nuyla aylık bağlama oranının düşürülmesinin daha az emekli aylığı anlamına geleceği, bu durumun, çalışanların emeklilik statüsü yönünden olumsuz bir gelişme olduğu açıktır.
Günümüzde uygulanan emekli aylıklarının, insan onuruna yaraşır asgari yaşama düzeyini sağlamaktan uzak olduğu gözetildiğinde, bu tutarları daha da azaltan yeni kuralın adil, makul ve ölçülü olmadığı; emeklilerin ulusal gelirden hak ettikleri payı almalarını sağlayamayacağı açıktır.
' Kararı dönünce vereceğiz'
Başbakan Tayyip Erdoğan, Avusturya'ya hareket etmeden önce Esenboğa Havalimanı'nda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, "Cumhurbaşkanı Sezer yasayı veto etti. Yasa, 65 yaşında emekli olmayı öngörüyordu. Türkiye'de 65 yaşında emekli olunabileceğine inanıyor musunuz?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Arkadaşlarımız bunun üzerinde çalışıyorlar. Bizim hazırladığımız yasa, mevcut işçiyi kapsamıyor. İkincisi, 65 yaşında emeklilik şu anda var zaten. Öyle memurlar var ki 65 yaşında emekli oluyor. Ama öyle memurlar da var ki, 9 bin işgününü süreklilik arz etmek suretiyle doldurarak emekli oluyor. Bütün sosyal güvenlik kurumlarını birleştiriyoruz. 2036'ya kadar, şu anki sistemin içinde olanlar mevcut yasaya göre zaten emekli olacaklar, onların yeni yasayla ilgisi yok. Ama burada yanlış bir bilgilendirme yapılıyor. Yanlış bilgilendirmeyi yapmamak gerekir. Döndükten sonra bununla ilgili kararımızı vereceğiz.."