Renault kasko zammından muaf

Sigorta sektörünün 2005 yılında kaskodan 207 milyon YTL zarar ettiğini gerekçe göstererek bazı şirketler faturayı hasar riski yüksek otomobillerin alıcısına çıkarmıştı.
Haber: SİBEL ÜNLÜ / Arşivi

İSTANBUL - Sigorta sektörünün 2005 yılında kaskodan 207 milyon YTL zarar ettiğini gerekçe göstererek bazı şirketler faturayı hasar riski yüksek otomobillerin alıcısına çıkarmıştı. Bu araçların da daha çok gençlerin kullandığı küçük ya da spor otomobil segmentinde modeller olduğu ortaya çıkmıştı. Bu durumda sürücü yılı hasarsız geçirse bile sahip olduğu modelin kaza istatistikleri yüksekse indirim bir yana daha yüksek primle karşılaşıyor.
Sigortacıların "Çözüm üretmek zorundayız, aksi halde batarız" savunmasına karşılık, otomobilciler ağır vergi yükünün yanında bir de bu gibi uygulamaların kendilerini olumsuz etkilediğini belirtmişti. Bu konuda ilk müjde Renault Mais'ten geldi. Genel müdür İbrahim Aybar, "Biz grup şirketlerinden Axa Oyak ile çalışıyoruz. Axa Oyak bu kriterlere bakarak zam yapmadı. Bundan sonra da yapmayı düşünmüyor. Renault'da kasko fiyatı aynen devam ediyor. Axa Oyak genel müdürüyle konuştum ve güvence aldım. Renault'lar söz konusu zamdan muaf" dedi.


Büyütmek için tıklayınız

Renault, otomotivde yılın ilk yarısında sekiz yıldır sürdürdüğü binek otomobildeki liderliğini 29 bin 750 adetlik satış ve yüzde 14.9 pazar payıyla korudu. Bu alanda 2006'nın kendileri için liderlikte dokuzuncu yıl olma ihtimaline vurgu yapan Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar ile sektör genelinde ve Renault ile Formula-1 özelinde görüştük.
Dövizdeki dalgalanma otomotivi nasıl etkiledi?
Yılbaşından itibaren böyle bir hareket bekliyorduk. Ancak çıkış ani oldu. Türkiye'de diğer ülkelere göre dalga boyları yüksek ama bu sefer daha da yukarı çıktı. Yüzde 25 bir artış oldu ve şu anda geri geldi. Bugünkü seviyeyi de mayıs başında tahmin ediyorduk. 1.85-1.90 avro arasında durulur diyorduk. Nitekim oldu. Burada önemli olan istikrarın sağlanması. İstikrar kelimesinin üzerinde çok duruyoruz. Enflasyonla dövizin gösterdiği değer artışı paralel olduğu anda zaten son derece istikrarlı bir ortam oluşuyor. Yılın son çeyreği otomotiv için çok önemli. Sektörde firmalar buna göre bağlantı yapmak zorunda. Türkiye'nin bu yılın sonuna kadar son iki buçuk-üç yıldır yaşadığımız istikrar ortamında olduğunu hissetmesi lazım. Gerisini sektör kampanya gibi uygalamalarla hallediyor.
Fiyatların dalga boyuna paralel yükseldiği ancak daha sonra inmediği görüldü. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Mayıs ayında zaten sektörün artan döviz fiyatlarına paralel zam yapacağını bunun da haziranda başlayacağını duyunca iyi bir satış oldu, talepler öne alındı. Haziranda zam yapıldı, temmuzda tekrar yapılması kaçınılmaz oldu. Ağustos başında yine ayarlamalar oldu ama yine de sektör dövizin dalgalanmasını tam olarak yansıtmış değil. Yani şu anda kampanyaların da etkisiyle piyasada oldukça avantajlı bir fiyat var. Şöyle ifade edeyim ağırlıklı olarak 2005 yılında hatta 2004'te zam yapmadık. Ama bir yandan da Türkiye'de enflasyon vardı. Dövizdeki beklenen değer artışı biraz da hızlı gelince bu fiyat ayarlaması gereğini ortaya koydu. Bu gerçek. Şimdi kampanyalarımız var. 2007 modellerin ağustos ayında gelmiş olması bunların tanıtılmasının gereği kampanyalara zemin hazırladı. Elbette piyasanın normale dönmesi için bizlerin de bir şeyler yapması gerekiyordu her şeyi biryerlerden beklemeniz mümkün değil bütün bunlar kampanyaları ortaya çıkardı. Fiyatlar tüketici açısından son derece makul.
2006 satış tahmininizi dövizdeki sıçrama etkiledi mi?
Ağustos ayının temmuzdan biraz daha iyi çıkacağını tahmin ediyorum ama geçen yılın seviyesini bulmasını beklemiyorum. Çünkü henüz o ortam yok. Ancak ağustos rakamı bu yıla gösterge olacak. 2006'yı 600 bin civarında bir rakamla kapatıyoruz. Geçen yıl bu rakam 715 bin adetti. Demek ki yüzde 15-20 arasında bir daralma var. Bu da iyi bir rakam. Artı ve eksi yüzde 10-15 gibi oranlar artık Türkiye'de istikrarın ifadesi oluyor. Dolayısıyla bu yılı böyle yöneteceğiz.
Seçimden önceki yıl, 2007 için ne düşünüyorsunuz?
Önemli olan 2007 yılı zaten. İki önemli seçim arifesi yaşayacağız. Yasal yapının tamamen serbestliği öngördüğünü, bu nedenle önümüzdeki yıl endişe yaşamamamız gerektiğini düşünüyorum. 2007'de de bu yılın satışlarına ulaşılabilir. Belki bir miktar düşebilir ama siyasi ortam iyi yönetilirse bu da olmayabilir. Bunları konuşmak için erken ama temkinli olmakta yarar var. Tahminleri doğru yapmalıyız. Bu, nihai fiyatı da etkiliyor. Ticaret yapıyoruz, hem müşterimize kazandıracağız hem de biz kazanacağız.
İstanbul Grand Prix'si 25-27 Ağustos'ta İstanbul Park'ta düzenlenecek. Renault 2005 Formula-1 Şampiyonu. Markayı olumlu etkilediği muhakkak. Hangi yönlerde olduğunu anlatır mısınız?
F-1 her şeyden önce marka imajına katkıda bulunuyor. Tamamen bir teknoloji savaşı. Markalar ürünlerini, dayanıklılıklarını tespit ediyorlar. Dolayısıyla F-1 önemli bir imtihan alanı. 2005 yılında hem marka hem pilot olarak dünya şampiyonu olduk. Bu sene de dünya şampiyonluğunda iddialıyız. İstanbul'da önümüzdeki hafta yapılacak Grand Prix çok önemli. Muhtemelen bir finali de yaşayacağız. F-1 markanın bilinirliğini çok artırıyor. Otomobille tanışmaya hazır hale gelen, ehliyet alan genç nesle önemli bir referans oluyor. Birinci olan markanın teknolojik olarak ne kadar geliştiğini ortaya koyuyor. Milyarlarca gözün izlemesi ve dünya medyasında yer alması da ülke tanıtımına katkı sağlıyor.
F-1 teknolojisi binek modellerde kullanılıyor mu?
Renault'larda yakıt kapakları F-1 teknolojisinden. Yüksek performanslı motorlarda da yararlanılıyor. Küçük hacimlerde büyük torkların büyük beygir güçlerinin elde edilmesinde F-1 teknolojisinin katkısı var. Bizim commarial dizel teknolojisindehem torkumuz yüksek hem de yük ek güç sağlıyoruz. Özellikle spor, Türkiye'ye gelecek olan Clio RS üç kapı gibi spor modellerimizde büyük yarar sağlıyor. Örneğin F-1 tutkunları için üç tane Megane F-1 getirdik. Modeli sipariş üzerine tüketicilerle buluşturacağız.
Bütçesi ne kadar?
Yıllık bütçe 250-300 milyon avro. Renault arkasındaki markalardan daha düşük maliyetle şampiyonluk alıyor. Bu da verimlilikteki başarımızı gösteriyor.
Renault önümüzdeki dönem hangi yeni modelleri piyasaya sunmaya hazırlanıyor?
Yeni Clio Symbol'ün Avrupa lansmanı eylül ayında yapılacak. Bu model Clio 3 ve Megane II sedanla birlikte Bursa fabrikamızda üretiliyor. Dolayısıylya Türkiye'deki otomotiv sektörünün üretici kimliğine dair yaptığı katkı nedeniyle önemli. Ayrıca Grand Scenic gelecek ve Megane serisi fazları kapanacak. Dünya çapında ise önümüzdeki yıldan itibaren yeni ürünler piyasaya çıkmaya başlayacak.


Uçak mühendisi bir otomotivci
Renault Mais Genel Müdürü İbrahim AYBAR, 1953 yılında Nazilli'de doğdu. 1974 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi'nden makine Uçak mühendisi olarak mezun oldu. Aynı üniversiteden 1976 yılında yüksek mühendis ünvanını aldı. Daha sonra ABD'ye giderek doktora çalışması yaptı. 1988-1991 yılları arasında Başbakanlık'ta çalıştı. 1991-1992 yılları arasında Başbakanlık Müsteşar Yardımcılığı yaptı. Aynı yıllarda Sümerbank Holding A.Ş. Yönetim Kurulu üyeliği ve başkanvekilliği yaptı. 1992 yılından 2000 yılına kadar Varan Turizm Genel Müdürü olarak görev yaptı. 2000 yılından itibaren Renault Mais Genel Müdürü görevini yürütüyor.