'Riskini düştüğünüzde ABD ve Türk Hazinesi'nin faiz oranları aynı'

'Riskini düştüğünüzde ABD ve Türk Hazinesi'nin faiz oranları aynı'
'Riskini düştüğünüzde ABD ve Türk Hazinesi'nin faiz oranları aynı'

Dubai ve diğer Körfez ülkelerinde yatırımcıların son bir yılda büyük zararlar yazdığını hatırlatan Afa Boran ?Türkiye gibi riskli yatırımlara olan iştahlar azaldı? dedi.

Riski düşülmüş reel faizlere bakıldığında ABD ve Türk Hazinesi'nin faizlerinin neredeyse eşit olduğuna dikkat çeken Shuaa Capital Türkiye Direktörü Afa Boran, 'Bu yüzden bu faize yabancı yatırımcı gelmez. İMKB de bugünkü fiyatlarla cazip görünmüyor' dedi
Haber: ESİN ÇETİNEL / Arşivi

İSTANBUL - Avrupa’da yedi kez en iyi yatırım uzmanı seçilen ve Londra’da Credit Suisse Türkiye masası direktörlüğünü 10 yılı aşkın süre yürüten Afa Boran 2006 yılında Dubai’li Shuaa Capital’in Türkiye direktörü olarak ülkesine geri döndü. Dubai’li şirketin ve dubaili yatırımcıların portföylerini yöneten ve doğrudan yatırımlarını yönlendiren Boran, kriz başlamadan Nisan 2008’de Türkiye’deki portföyünü sıfırlamış... Şu anda sadece ‘ucuz olduğunu düşündüğüm’ dediği az miktarda hisse senedini tutuyor.
2010 yılında 2009’a göre borsalarda daha az getiri bekleyen Afa Boran, Türkiye’ye ilişkin de ‘Bu fiyatlarla İMKB cazip değil, bu faizle yabancı yatırımcı gelmez’ diyor. Riski düşülmüş reel faize göre ABD ve Türk Hazine kağıtlarının getirilerinin aynı olduğunu vurgulayan Afa Boran ile Türk mali piyasalarını, krizde büyük zarar eden Dubaili yatırımcıları ve global piyasaları konuştuk. 

Borsalar 2010 yılında bu kadar hızlı yükselmez: Borsalarda bu yıl çok sert bir çıkış gördük. Ama bu faktörler gelecek yıl olmayacak. 2009 yılında dünyada faizler yüzde 4-5’lerden bazı ülkelerde sıfırlara kadar indi. Şimdi seneye eksi 4’lere, eksi 5’lere inmeyecek. Maliyetler keza böyle, kamu desteği keza böyle... 2010 yılında Obama ABD Senatosu’ndan 2 trilyon dolar daha isteyemeyecek. Burada artık insanların yeniden tüketmesi zaman alacak diye düşünüyorum. 

İMKB bu fiyatlarla cazip değil: İMKB’de her yıl yüzde 50’ye varan dalgalanma yaşanıyor. Eğer sabırla beklerseniz ve analiz yaparak iyi fiyattan alım yaparsanız para kazanırsınız. Bugünkü fiyatlarla borsa çok parlak görünmüyor ama iki ay sonra fiyatlar düşebilir. Ve siz dünyanın gidişatına ilişkin görüşlerinizle birleştirip pozisyon alabilirsiniz. 
Bizim portföyümüzde de bazı hisseler var. Çünkü bazı hisselerin bu yükselişten yeterince yararlanmadığını ve fiyatlarının fırsat sunduğunu düşünüyoruz.

Bu faize yabancı yatırımcı gelmez: Bugünkü fiyatlarla bono çok da cazip görünmüyor. Ama iki ay sonra bu dengelenebilir de. Yani bu faizlerle Türkiye’ye yatırım yapılabilir demek gerçekçi değil. Kurun bu kadar dalgalı olduğu bir yerde yüzde 7’lik reel getiriye yabancı yatırımcı gelmez.

Türkiye’ye yatırım için doğru zaman değil: Hükümet IMF ile seçim öncesinde elimi bağlayacak bir anlaşma yapmak istemem derse ne olur. Bir yıl, en kötü ihtimalle 20 ay sonra seçim var çünkü. Şimdi böyle bir ortamda Türkiye’ye yatırım fırsatı için doğru bir zaman mı dediğinizde yok derim. Hükümet bir karar versin ona göre görüşümü değiştirebilirim. Çünkü Türkiye’nin halen birçok zayifeti var.    

İMKB’nin hızı kesildi: İMKB’nin ilk baştaki hızı kesildi. Herkes benim gibi değerlendiriyor diye düşünüyorum. Yani biraz düzeltme yayıp beklemeye geçti. Bankacılık sektörünün durumu ortada 2010’da eski kârlar zor görünüyor. İMKB’nin aşağı gitme potansiyeli daha fazla. Ancak faiz oranları sıfıra yakın olan borsaların düşme miktarı daha az olacak. Bizim de başladığımız noktaya kriz dönemlerinde indiğimiz (20 bin puan seviyeleri) noktalara geri geleceğimizi bu yüzden pek beklemiyorum. Ama benim tahminime göre borsalar düşecek 

İMKB’yi bankacılık sektörü kurtardı: İMKB’ye baktığımızda kriz sonrasında çok hızlı toparlandığını görüyoruz. Ancak bizim borsayı kurtaran birşey vardı o da bankacılık sektörü... Bunda bankacılık sektörü hisselerinin etkisi çok oldu. İMKB’yi bankalar kurtardı diyebiliriz. Çünkü İMKB’nin neredeyse yüzde 50’si bankacılık sektöründen oluşuyor. Ancak bu dönem bankalar bilanço büyüttüğü için değil, daha fazla komisyon aldıkları, daha fazla kredi verdikleri için değil... Maliyetlerini önemli oranda azalttıkları için kâr ettiler. Dünyada faizlerin düştüğü bu dönemde bizde de TL mevduat faizleri yüzde 20’lerden, yüzde 7’lere geriledi. 

Mevduat faizi 10 puan, kredi faizleri 1-2 puan düştü: Kredi faizleri halen çok yüksek yıllık bazda yüzde 18-20 bandında seyrediyor. Buradaki düşüş 1-2 puanla sınırlı kaldı. Oysa ki mevduattaki faiz yüzde 20’lerden 8-9’lara indi. Yani bankalar kredilerden çok iyi para kazanıyor. Burada bir de vade uyumsuzluğu var. Mevduatın ortalama vadesi 1.5 ay, krediler ise bir yıl. Yani faiz düşüşü mevduatta daha hızlı oluyor kredi ise vadesi uzun olduğu için bir yıl boyunca yüksek seviyeden geri ödeniyor. 

2010’da kârlar iyi gelmeyecek: İMKB’yi irdelerken şirketlere bakmak lazım. Şimdi şirketlerin kârları arttı mı, hayır. Bu bankacılık sektörüne özel bir kârlılık. Ancak insanlar artık gördü. Bankaların 2010 yılında bu kârlılıkları devam etmeyecek. Ayrıca iki sektördeki ÖTV ve KDV indirimleri yüzünden canlanan satışlar sonrasında bu sektörler durgunluğa girdi. Bu arada yurtdışında toparlanma yaşanıp bunun ihracat talebini artırması ve Türkiye’ye kaynak girişini destekleyecek bir canlanma da göremiyoruz. Dünyada yeni tüketim için zaman gerekiyor. Yani şirket kârları da pek parlak çıkmayacak önümüzdeki yıl. 

Gayrimenkul zor toparlanır: Körfez sermayesinin bel kemiğini oluşturan petrol, gayrimenkul ve portföy yatırımları içinde en az toparlanan gayrimenkul oldu. Sektör kredi ile finanse edildiği için en uzun süreçte toparlanma gayrimenkulde olacaktır.  

Türkiye’de bir yıllık konut stoku var: Geçen gün bir analiz yaptım. İskan izinlerine bakarsanız son üç yılda Türkiye’de çok konut yapıldığını görürsünüz. Her yıl ne kadar inşaat ihtiyacı ortaya çıkıyor diye baktığımızda son üç yılda talebin yüzde 30’unun üzerinde konut yapıldığını görüyoruz. Benim yaptığım hesaplamaya göre Türkiye’de bir yıl hiç inşaat yapılmasa da ihtiyacı karşılayacak stok bulunuyor. Körfez’de ise bunun çok çok üzerinde bir stok fazlası var. Dünyaya baktığımızda da talebin çok çok üzerinde bir konut fazlası olduğu görülüyor. Kriz öncesi dünya dört nala gidiyordu, şimdi birçok yatırım durmuş durumda kapasiteler düştü. 

Krizden çok dalgalı çıkacağız: Önümüzdeki dönem çok dalgalı bir trend izleneceği kesin. Uzun bir süre bu durum korunacak. Dünyadaki büyüme ABD’ye, ABD’deki büyüme ise ABD’li tüketicilerin talebiyle belirleniyor. ABD’li tüketicilerin güveni bence oldukça dalgalı bir trend gösterecek. Kazanç ve güven bu kadar dalgalı olunca ben öyle düz bir çıkış beklemiyorum. Şu anki verilere bakınca da zor görünüyor tarihte de krizlerden böyle düz bir çıkış olmamış. 

ABD faizi düşerse borsalar çıkar: Şu anda 10 yıllık ABD Hazine faizi yüzde 3.5 seviyesinde. Kriz döneminde bu yüzde 4’lerdeydi. Faiz daha düşerse belki borsalar yukarı çıkar. Ancak ben faizin bu seviyenin daha da altına inmeyeceğini düşünüyorum. İhtimal zayıf ama olabilir de...

Yabancı IMF ve seçimi soruyor: Yabancılar faizi, borsanın gidişatını takip ediyor. Edemedikleri ise; hükümetin duruşu, iç politik riskler, IMF ile anlaşma, vergi konusunda hükümetin alacağı kararlar... Tüm bunlar şirketlerin kârlarını önemli oranda etkileyecektir. Tabii sorularının başında seçim de var. Çok yaklaştığı düşünülüyor.

ABD ile faizimiz aynı 
Riski düşülmüş reel faizler karşılaştırıldığında Türkiye ve ABD’nin Hazine kağıtlarının getirisinin aynı olduğunu söyleyen Afa Boran, şöyle konuştu: “Reel faize baktığınızda bundan bir de riski düşmeniz lazım. Bunu ise şöyle hesaplıyoruz: Yurtdışında bir ülkenin risk primi için CDS kullanılıyor. Bono faizinden, enflasyonu düştüğünüzde reel faize ulaşıyorsunuz. Ancak bunun üstünde bir de ülke riskiniz var. Elde edilen reel faizden CDS’i düştüğünüzde ise riski düşülmüş reel faize ulaşıyorsunuz. Bunu fiyatladığınız zaman Türkiye’nin faizi çok düşük çıkıyor. Cazip değil. ABD Hazine kağıtlarıyla eşdeğer. Örneğin Brezilya bizden çok daha yüksek reel faiz veriyor. Bu nedenle bu faizlerle Türk bono ve tahvillerine ABD, Körfez veya Avrupa ülkelerinden alım gelmez.

Türkiye’ye neden para gelmiyor?
Türkiye’ye neden para gelmiyor. Çünkü çok risksiz değil. Ekonominin uzun vadeli çözülmesi gereken problemleri devam ediyor. Örneğin, cari açık sürüyor, Türk Lirası değerli vb. gibi. Ancak bu dönem IMF’den büyük montanlı para gelebilir veya İDO gibi dikkat çeken özelleştirmelerle para girişi olur. Ama bu para Türkiye’nin ihtiyacı kadar olmaz. ” 

İki Türk inşaat firmasına Dubai’li ortak bulduk
2006 yılında Türkiye’de faaliyete geçen Shuaa Capital Dubai’nin en büyük yatırım bankası ve fon yönetim şirketi.
Türkiye’ye geliş amacı Türkiye fonu kurmak ve ülkeye doğrudan yatırımcıları çekmek olan şirket sadece kendi portföyü için değil bölgedeki müşterilerinin de işlemlerini gerçekleştirmeyi amaçlıyor. Shuaa Capital Türkiye Direktörü Afa Boran “Grup Türkiye fonu ve bunun dışında Türkiye’ye doğrudan yatırım yapacak yatırımcıları getirmek istedi. Dubai’li yatırımcılara yatırım yapma ve şirket satın alma gibi hizmetler vermeyi amaçladı. 

Artık biz size inşaat projesi satalım diyorlar
2006 yılından bu yana Türkiye’de yatırım fırsatlarını araştırıp hem kendi portföyümüze hem de müşterilerimize hizmet verdik. Bugüne kadarda iki tane büyük halka  arzda rol aldık, aynı zamanda kendi portföyümüze de hisselerini aldık. Bunun dışında müşterilerimiz iki tane büyük inşaat firmasına ortak oldu. Bir zamanlar böyleydi. Şimdi inşaat firması var diye Dubai’ye gittiğimizde biz size iki tane proje satalım diyorlar.” 

Bu reel faizlerle yatırım yapmak büyük risk
Analizlerinde faiz ve kurlardaki dalgalanmaları da mercek altına alan Shuaa Capital Türkiye Direktörü Afa Boran, bu çalışmalarının sonuçları hakkında da şu bilgiyi verdi:
“Geçen gün bir analiz yaptım para birimlerinin yıllık dalgalanmasına baktım. Bunları reel faizlerle karşılaştırdım. Bugün Türkiye’de reel faizler yüzde 7’ler civarında yani aslında reel faiz çok düşük. Aldığınız TL riskine karşı TL yılda yüzde 18 dalgalanıyor. Siz yüzde 1 daha fazla reel faiz alabilmek için yüzde 18’lik bir kur riskini gögüslemeniz gerekiyor. Diyeceksiniz ki Türkiye’ye para yağacak ve parası değerlenecek. Ama Türkiye’ye şu anda para yağdığı da yok. Eğer IMF ile anlaşma imzalanmazsa aksine net çıkış bile olacaktır.
Hatta Uluslararası Para Fonu (IMF) ile anlaşma imzalanmazsa kurlar daha yüksek seviyelere çıkacak. Dolayısıyla öyle de bir risk var. Türkiye’de TL kredilerin faizinin düşmemesinde biraz bu da etkili oluyor... 



İMKB yüzde 50 dalgalanıyor
Gelelim İMKB’ye İMKB’nin yıllık dalgalanmasına bakarsak bu yüzde 50’ler civarında. Diğer gelişmekte olan ülke piyasalarında ise yüzde 40’larda bulunuyor. Bu reel faizlerle yatırım yapmak oldukça büyük bir risk anlamına geliyor. Burada çok fazla kumar oynanıyor çok fazla spekülasyon yapılıyor dememek mümkün mü? 

Körfez ülkeleri krizde parasının yarısını kaybetti
Global krizden körfez ülkelerinin çok olumsuz etkilendiğini vurgulayan Afa Boran şu tespitte bulundu: Körfez bölgesinde servetler çok kayıtlı olmadığı için ne kadar kayıp yaşadılar net birşey söylemek zor. Ama konuşulan rakamlar global krizde Körfez sermayesinin yarı yarıya indiği yönünde. Kayıp ise petrol, gayrimenkul ve portföy yatırımlarından oluştu. Ancak şu anda  petrolde toparlanma yaşanıyor. Bu yüzden kayıpların halen yüzde 50 olduğunu sanmıyorum,  yüzde 70’lere geri çekildiğini düşünüyorum.

Dubai çok para kaybetti
Dubaililer emlaktan ve Avrupa ile ABD’deki yurtdışı portföy yatırımlarından çok para kaybetti. Ayrıca krizin başında bazı uluslararası bankaların sermaye artırımlarına katılıp yüzde 5’leri aşan ortaklıklar yaptılar. Buralarda da ciddi para kayıplarına uğradılar. Yatırım yaptıkları o bankanın (Citibank) değeri 60’dan, 3’e düştü mesela... Yani iki kat etkilendiler; birincisi global krizden etkilendiler, ikincisi yanlış sektörlere büyük paralar yatırdılar. Dubai gibi körfez ülkelerinin portföy yatırımlarındaki zararlarının yanı sıra emlakları da ellerinde kaldı. Bu yüzden Türkiye gibi riskli yatırımlara karşı iştahları azaldı. Önce kendi varlıklarımı satayım ondan sonra başka yerlerde yatırım fırsatlarına bakarım demeye başladılar.”