Roche, Ortadoğu ve Balkanlar'ın klinik çalışmalarını İstanbul'dan yürütecek

Roche, Ortadoğu ve Balkanlar'ın klinik çalışmalarını İstanbul'dan yürütecek
Roche, Ortadoğu ve Balkanlar'ın klinik çalışmalarını İstanbul'dan yürütecek

CEMAI bölgesinde Roche?un başkanlığını üstlenen Tuygan Göker, Türkiye?yi geliştirme merkezlerinden biri yapacaklarını söyledi.

Roche'un 99 ülkeyi kapsayan CEMAI Bölgesi'nin Başkanı Göker, 'İstanbul'u, Balkanlar ve Ortadoğu'nun geliştirme merkezi yapma hedefimiz var. Bu bölgelerdeki klinik çalışmalarımızı İstanbul'dan yürütmeyi planlıyoruz' diye konuştu

ANKARA - Dünyanın önde gelen ilaç şirketlerinden İsviçreli Roche’un 99 ülkeyi kapsayan bölge başkanlığını yürüten Tuygan Göker, Türkiye’de ilaç çalışmaları konusunda geliştirme üzerinde durulabileceğini belirterek, “İstanbul’u, Balkanlar ve Ortadoğu’nun geliştirme merkezi haline getirmeyi planladıklarını” bildirdi.
Orta ve Doğu Avrupa, Afrika, Ortadoğu, Orta Asya ve Hindistan’ı içeren CEMAI adı verilen bölgede Roche’un başkanlığını üstlenen Göker, Türkiye’yi ilaç konusunda önemli araştırma ve geliştirme merkezlerinden birisi haline getirmek istediklerini söyledi.

‘Farklı hastalar çok’

Türkiye’de nüfusun yüksek olması nedeniyle çok farklı hasta gruplarıyla karşılaşılabildiğini ifade eden Göker, ilaç araştırmalarında Faz-3 çalışmaları açısından bunun büyük önem taşıdığına işaret etti. İlaçla ilgili çalışmalara dahil olmasını istedikleri Türkiye’de, bilhassa geliştirme üzerinde durulabileceğini bildiren Göker, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye’nin de bu işte tuzu biberi olursa, artan düzeyde Know-How (Bir üründen ya da yöntemden en kolay ya da en verimli biçimde yararlanmayı sağlayan bilgi) gelir. Burada çok önemli çalışmalar yürüten uzmanlar var. Bu uzmanlar diğer ülkelerdekilerle iletişim kurup Türkiye’ye yeni çalışmalar getirebilirler.”
Roche’un İstanbul’da bir araştırma merkezi bulunduğunu, burada bir de klinik çalışmalar okulunun faaliyet gösterdiğini kaydeden Göker, “İstanbul’u, Balkanlar ve Ortadoğu’nun geliştirme merkezi yapma hedefimiz var. Bu bölgelerdeki klinik çalışmalarımızı İstanbul’dan yönetmeyi planlıyoruz” diye konuştu.
Türkiye’nin yanı sıra, Hindistan, Çin, Güney Kore, Rusya, Brezilya ve Meksika’ya büyük önem verdiklerini ifade eden Tuygan Göker, bu ülkelerde önemli gelişmeler yaşandığını, sağlık sunumu ve erişiminde büyük ilerlemeler olduğunu kaydetti.
Bu ülkelerde ilaç potansiyelinde önemli bir artış beklendiğini belirten Göker, “Ancak buna karşın üstesinden gelmek zorunda olduğumuz bazı yönler de var” dedi.
Göker, Türkiye’de özel sağlık sigortalarının geliştirilmesinde yarar olduğunu, bunun hem özel sağlık sigortalarının yatırımlarını güçlendireceğini, hem de devletin yükünü azaltacağını kaydetti. İlaç sanayinin artık hastalara farklı ve yenilikçi ürünler sunma çabası içinde olduğuna işaret eden Göker, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz de bunlardan birisiyiz ancak bu konuda Türkiye’de bazı sıkıntılar yaşıyoruz. Hastaların yenilikçi ürünlere erişimi diğer ülkelere göre çok yavaş. Yeni bir ürünün ruhsatlandırılması ve geri ödemeye alınması iki-üç yılı bulabiliyor. Aynı durum ruhsatlandırılmış bir ürünün 2. ve 3. endikasyonu almasında da geçerli. Dünyada ruhsatlandırma süreci en uzun olan ülkelerden birisiyiz. Sadece Çin, Türkiye’den daha geride. Bu prosedür mutlaka hızlandırılmalıdır.” Ruhsatlandırma prosedürünün hızlandırılmasının, hem yatırımların hem de bilimsel araştırmaların artmasını sağlayacağına dikkati çeken Göker, “Bizim bundaki çabamız kesinlikle karlılığımızın artmasına yönelik değil. Zaten bilimi ve hastayı kaynaştırırsak bu karlılık kendiliğinden gelir” şeklinde konuştu.

Yeni ilaca ulaşmak için...
Yeni ilaçların ABD ve Avrupa’da, tüm dünyada otorite olarak kabul edilen kurumlardan onay aldığını, pek çok ülkede ruhsatlandırma yapılırken bu onayların yeterli görüldüğüne dikkati çeken Göker, Türkiye’deki ilaç otoritesinin ilaç şirketleriyle daha yakın iletişime geçerek değerlendirmeye gitmesinde büyük fayda olacağını ifade etti. Göker, bunun, hastaların yeni ürünlere kısa sürede ulaşması bakımından büyük önem taşıdığını vurgulayarak, “Hastaların, bilimselliği kanıtlanmış ürünlere bir an önce erişimi sağlanmalıdır” ifadesini kullandı.
Pek çok ülkede ilaçların geri ödemesinde farklı uygulamalar olduğunu kaydeden Göker, Türkiye’de fiyatı 1-2 avroya kadar olan ilaçların hastalar tarafından ödenmesi, pahalı ilaçların ise devlet tarafından karşılanmasında fayda olacağını söyledi. Bunun, hastaların yüksek fiyatlı ilaçlara erişimini kolaylaştıracağını kaydeden Tuygan Göker, halkın, cebinden ödediği ilaçların bedelini yıl sonunda vergi iadesi olarak geri alabileceklerine işaret etti. (Radikal)