Rusya'nın alternatif yatırım haritası

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 6 Aralık 2004'te Ankara'da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin konferans salonunu hıncahınç dolduran işadamları grubuna hitaben yaptığı konuşmada şunları söylemişti...
Haber: ALTAY ATLI / Arşivi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 6 Aralık 2004'te Ankara'da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin konferans salonunu hıncahınç dolduran işadamları grubuna hitaben yaptığı konuşmada şunları söylemişti: "Ülkelerimiz arasındaki ikili ilişkiler ileride daha cesur ve aktif bir şekilde bölgesel işbirliğine de dönüşmelidir. Halihazırda Türkiye'den 150 şirket, Rusya'nın 36 bölgesinde çalışma yapıyor. Önümüzde yapılacak pek çok ortak iş ve proje olduğuna inanıyorum."


Büyütmek için tıklayınız

Aynı toplantıda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın sözleri ise Putin'i destekler nitelikteydi: "Türk müteahhitlerinin, yatırımcıların ve ihracatçıların faaliyetlerini Moskova dışındaki bölgelere genişletmeleri yararlı bir adım olacaktır. Ayrıca Moskova dışındaki müteşebbis grupların ve kuruluşların ülkemizin özellikle üretim bölgelerini ziyaret ederek işbirliği ve üretim imkânlarını yerinde görmelerinde, doğrudan temaslarda bulunmalarında yarar vardır." Bugün itibarıyla iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin gelmiş olduğu nokta son derece önemli. Türk firmalarının Rusya'da yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırımı var. Türk müteahhitlerinin son 15 yılda üstlendikleri ve başarıyla tamamladıkları projelerin değeri 14 milyar doları buldu. Yıllık ticaret hacmi 10 milyar doların üzerinde.
Bu olumlu tablonun yanında aslında çok daha önemli bir eğilim var. Son dönemlerde Türk girişimcileri Rusya'nın Moskova dışında kalan bölgelerini keşfetmeye başladı. Buralarda çok ciddi bir potansiyel var ve yerel yönetimler de yabancı yatırımcıları teşvik ediyor. Putin ve Erdoğan'ın sözlerinden anlaşıldığı gibi liderler de bu açılıma destek veriyor. Rekabetin giderek arttığı ve kâr marjlarının daraldığı Moskova'dan çıkan Türk girişimcileri artık mesafelere, iklim şartlarına, ulaşım zorluklarına aldırmadan Rusya'nın dört bir köşesinde yatırım ve ticaret yapıyor.
Birkaç büyük öncü firmanın ülkenin değişik yerlerinde yaptıkları yatırımlardan sonra, Türk özel sektörü ilgisini giderek artan oranlarda Rusya'nın bölgelerine kaydırmaya başladı. Özel sektör kuruluşları da bu eğilime destek veriyor. Bu doğrultudaki çalışmalara en güncel örnek ise Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu bünyesindeki Türk-Rus İş Konseyi'nin 20-21 Ekim 2005'te Antalya'da gerçekleştirdiği yıllık ortak toplantısı. Her iki ülkeden toplam 250 katılımcıyla gerçekleştirilen toplantının ağırlıklı konusu bölgesel işbirliğiydi. Toplantıya katılan Başkırdistan Cumhuriyeti Başbakanı Rafael Baydavletov ve Dış Ekonomik İlişkiler ve Ticaret Bakanı Boris Kolbin, Tataristan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şamil Agayev, Kuzey Osetya/Alaniya Dış Ekonomik İlişkiler Bakanı Aleta Tsorieva, Vladimir Bölgesi Valisi Nikolay Vinogradov, Urallar Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yuri Matuşkin ve Serpuhov Bölgesi Valisi Pavel Jıdanov, bölgelerinin tanıtarak Türk girişimcilerini yatırım yapmaya davet etti.

Büyütmek için tıklayınız

Türk yatırımları dört bir yanda
Bu yazıda amacımız, başkente uğramadan Rusya'nın değişik bölgelerine seyahat yaparak Türk firmaları için ne gibi fırsatlar olduğunu değerlendirmek. Bunu yapmadan önce 'Bugüne kadar kim ne yaptı?' sorusunu yanıtlamamız lazım, çünkü bu firmaların deneyimleri, yeni firmalar için önem taşıyor.
Rusya'nın en büyük perakende zincirlerinden birisi olan Enka ve Koç Holding ortaklığı Ramstore'un ülke çapında 50 mağazası var. Bunların çoğunluğu Moskova'da, ancak son dönemlerde yayılma prensibi doğrultusunda Kazan, Nijni Novgorod, Rostov, St. Petersburg, Samara ve Volgograd'da da mağazalar açıldı. Efes Pilsen, Moskova'nın yanı sıra Rostov ve Ufa'da kurmuş olduğu tesislerde bira üretimi yapıyor. Şişecam'ın tesisleri ise St. Petersburg, Ufa ve Vestel'in de televizyon seti imalatı yapmakta olduğu Vladimir bölgesindeki Gorohovets'te. Bu büyük yatırımların yanı sıra irili ufaklı birçok Türk firması, Rusya'nın çeşitli bölgeleriyle iş yapıyor.

Büyütmek için tıklayınız

Müteahhitlik firmaları da ülkenin dört bir yanında projeler üstlenmeye devam ediyor. Buna da en çarpıcı örnek Enka'nın Sakhalin'deki projeleri. Moskova'dan yaklaşık 9 bin kilometre uzaklıkta Japonya'nın kuzeyindeki bu adada Enka, petrol ve doğalgaz işleme üniteleri ile lojistik tesislerin inşa ediyor.
Rusya, çok büyük bir ülke. 17 milyon kilometrekarelik yüzölçümüyle Türkiye'nin yaklaşık 22 katı büyüklüğe sahip ve 11 saat dilimi üzerine yayılıyor. Federasyonu oluşturan 89 idari birim (21 cumhuriyet, 49 idari bölge, altı vilayet, 11 otonom bölge ve iki şehir idaresi), yedi federal bölge altında toplanıyor. Bunlar, Merkez Rusya, Kuzeybatı Rusya, Güney Rusya, Volga, Urallar, Sibirya ve Uzakdoğu Rusya.
Merkez Rusya'nın ekonomik yapısı her ne kadar Moskova etrafında şekillenmekteyse de burada yer alan Vladimir bölgesi de yabancı yatırımcılara sunduğu imkânlarla ön plana çıkmaya başladı. Bölgenin orman ürünleri ve tarım konusunda büyük potansiyeli var ama yabancı yatırımcılar için Vladimir'i asıl, uygun iş ve yatırım ortamı, bölgenin kuvvetli bilimsel araştırma ve geliştirme altyapısı, Moskova'ya yakınlığı cazip kılıyor. Kent Moskova'ya sadece 180 kilometre uzaklıkta.
Moskova'nın 300 kilometre kuzeydoğusundaki İvanovo bölgesi ise Rus tekstil sektörünün kalbi durumunda. Rusya'daki tekstil ve hazır giyim üretiminin yarısı bu bölgede gerçekleştiriliyor. İvanovo Tekstil Akademisi'nde ise sektör için kalifiye eleman yetiştiriliyor.
Yükselen yıldız Volga bölgesi
Volga, Rusya'nın yedi federal bölgesi içinde ekonomik açıdan 'yükselen yıldız' olarak tabir ediliyor. Burada yabancı yatırımcılar açısından ön plana çıkan bölgeler ise Tataristan ve Başkırdistan cumhuriyetleri ile Samara ve Nijni Novgorod. Tataristan, Tüpraş ihalesine katılan Tatneft ile gündemimize girmişti. Tataristan yönetimi Türkiye ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine özel bir önem veriyor.
İki ülke arasında son beş yıldır düzenli olarak artan ticaret hacmi 2004'te 1 milyar dolara ulaştı. Tataristan, başta petrol ve petrokimya ürünleri olmak üzere ulaşım araçları, inşaat malzemeleri, gıda, ambalaj ve tekstil gibi çeşitli sektörlerde ciddi imkânlar sunuyor.
Başkırdistan Cumhuriyeti de ülkemizin kültürel ve tarihi bağlara sahip olduğu bir ülke. Federal bütçeye en fazla katkıyı sağlayan bölgelerden biri olan ve üretim hacmi açısından Rusya'nın bölgeleri içinde ilk 10'a giren Başkırdistan, yatırım faaliyetlerini düzenleyen, yabancı yatırımcılar için garanti ve muafiyetleri öngören bir mevzuat altyapısıyla yabancı yatırımlarda son dönemlerde önemli artış sağladı. Birçok Türk firmasının yatırımları için başkent Ufa'yı seçmesi bunu kanıtlıyor. Bölgedeki yabancı yatırımlar enerjiyle birlikte metalurji, makine imalat, gıda ve içecek alanlarında yoğunlaşıyor. Başkırdistan, Moskova, St. Petersburg ve Samara ile birlikte uluslararası reyting kuruluşlarının en yüksek not verdikleri bölgelerden birisi konumunda.
Türklerin henüz pek ilgi göstermedikleri Samara bölgesi de yüksek kredi notuyla yabancı yatırımcılar için cazibe merkezi haline geldi. Bu bölgeye giren yabancı yatırım, Rusya ortalamasının yüzde 50 üzerinde. Bölgede Pepsi'den, Coca-Cola'ya, Nestle'den Danone'ye kadar birçok dev firmanın üretim tesisi bulunuyor. Samara'nın en az gıda ve içecek sektörü kadar önemli olan diğer bir sektörü de otomotiv. Bölgedeki makine imalatının yüzde 81'ini otomotiv sektörü oluşturuyor ve Rusya'nın en büyük üreticisi Samara'daki AutoVAZ tek başına yılda 700 bin araç üretiyor.
İhracattan yatırıma
Volga Bölgesi'nden Kuzeybatı Rusya'ya gelince burada St. Petersburg kenti ve bu kenti de içine alan Leningrad bölgesinin ekonomideki ağırlığını görüyoruz. St. Petersburg, Moskova'dan sonra Rusya'nın ikinci büyük kenti olmasının yanı sıra Avrupa'ya yakınlığıyla da yatırımcıları çekiyor. Şehir, Moskova'yla birlikte Rusya'nın başlıca finans, lojistik, eğitim, bilim ve turizm merkezi konumunda. Phillip Morris, Kraft, Motorola, Gillette, Caterpillar, Ford, Coca-Cola, Pepsi ve Conoco Philips gibi birçok dünya devinin burada yatırımı var. Ayrıca bu bölgeye coğrafi olarak çok yakın olan İskandinavya ve Kuzey Avrupa ülkelerinin firmaları da St. Petersburg'da çok etkinler. Rekabetin yüksek olmasının pazara yeni girecek Türk firmalarının işini zorlaştıracağı düşünülebilir. Ancak buradaki firmalar incelendiğinde özellikle gıda sektöründe ihracatla başlayan firmaların daha sonra pazarlarına yakın olabilmek için üretimlerini buraya kaydırdıkları görülür. Türk firmaları da bu modeli tercih edebilirler. St. Petersburg'un en önemli sektörleri bölgenin toplam sınai üretiminin yüzde 86'sını karşılayan makine imalat, metal işleme, gıda ve elektrik üretimi.
Güney Rusya'da Rostov ve Krasnodar, Urallar'da ise Sverdlovsk, Çelyabinsk ile Yekaterinburg, Rusya'da Türk firmaları için potansiyel arz eden diğer bölgeler. Güney Rusya'nın Karadeniz'e yakınlıkları önemli bir avantaj. Karadeniz havzasında ticari ve ekonomik işbirliğinin kuvvetlendirilmesi çerçevesinde Türkiye'nin bu bölgelerle olan ilişkilerini güçlendirmesi ağırlık kazanıyor. Gemi taşımacılığının imkânlarından faydalanarak bu bölgelerle olan ticaret ve yatırım ilişkilerini geliştirmek mümkün. Urallar'a baktığımızda bölgenin petrol ve doğalgaz açısından önemli potansiyeli var. Rusya'nın enerji üretiminin büyük kısmını bu bölge sağlıyor. Petrol fiyatları yüksek seviyelerini korudukça bölgeye ciddi döviz girdisi sağlanıyor. Bölge yönetimleri döviz gelirlerinden kendilerine kalan kısımları diğer sektörleri geliştirmek için de kullanıyor. Uluslararası rekabetin Merkez ve Kuzeybatı'daki kadar yoğun olmadığı bu bölgede Türk firmaları cazip imkânlar bulabilir.
Sibirya ve Uzakdoğu Rusya keşfedilmeyi bekliyor
Sibirya ve Uzakdoğu Rusya, enerji dışındaki sektörlerde faaliyet gösteren yabancı yatırımcılar için henüz bakir durumda. Sahip oldukları doğal kaynakların zenginliği nedeniyle Rusya'nın 'hazine sandığı' olarak nitelendirilen bu bölgeler, ticaret konusunda ise coğrafi konumları nedeniyle Çin ve diğer Asya-Pasifik ülkeleriyle yakınlaşıyor. Bu bölgeler, Çukotka ve Sakhalin adasında petrol ve doğalgaz, Sakha'da elmas, Magadan'da çeşitli madenler, Krasnoyarsk'ta kömür çıkarılıyor. Vladivostok ise Pasifik kıyısında, Kore ile Japonya'ya bakan önemli bir liman. Bu bölgelerde sanayi ve lojistik altyapısının geliştirilmesi için Rus hükümeti ciddi yatırım yapıyor. Türk müteahhitlik firmaları, Enka'nın Sakhalin örneğinde olduğu gibi bu projelerde yer alabilir, inşaat malzemeleri üreten firmalar için de yeni pazarlara ihracat imkânları söz konusu olabilir.
Buralarda iş imkânlarını değerlendirirken, bu bölgeler her ne kadar değişen ölçülerde kendi kararlarını kendileri alıyorlarsa da sonuç olarak Rusya Federasyonu'nun Moskova'dan yönetildiğini unutmamak gerekiyor. Bölgeler, yatırımcılara sunacakları imkânları kendileri belirleyebiliyorlar. Bu nedenle aralarında yabancı yatırımcıya cazip teşvikler sunmak için bir yarış var. Ancak Kremlin'in, Beslan'daki okul baskınından sonra bölgeler üzerindeki kontrolünü artırmaya çalıştığını söylemek de mümkün.
2000 yılında Rusya'nın idari birimlerini yedi federal bölge altında toplayan ve bunların her birisine bir 'süper vali' atayan Putin, Beslan'dan hemen sonra valileri kendisinin atamaya devam edeceğini açıkladı. Karar antidemokratikliği nedeniyle eleştiriliyor, ancak Putin'in bakış açısından federasyonun dağılmasına ve bölgesel ayrılıkçılığa karşı bir önlem niteliğinde. Ekonomik açıdan bakıldığında ise Putin'in stratejisi karşılıklı faydalar çerçevesinde Moskova ile bölgeler arasındaki bağları güçlü tutmak. Moskova, bu doğrultuda bir yandan bölgelerde Ural ve Sibirya petrollerini Vladivostok'a bağlayacak boru hattı gibi dev projeler başlatırken, diğer yandan özellikle Sibirya ve Uzakdoğu Rusya'daki bölgelerin valiliğine zengin işadamlarını atıyor. Çukotka Valisi Roman Abramoviç buna bir örnek. İngiliz futbol kulübü Chelsea'nın sahibi olan Abramoviç, geçtiğimiz haftalarda görev süresinin bitimine rağmen çok istekli olmasa da Putin tarafından aynı göreve tekrar atandı.