Sabancı: Başkanlık bize uymaz

TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı, "TÜSİAD, siyasi istikrar, demokrasi ve yönetimde etkinlik açısından başkanlık sisteminin, parlamenter sisteme üstünlüğü olmadığı görüşünde" dedi.

İSTANBUL - TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı, "TÜSİAD, siyasi istikrar, demokrasi ve yönetimde etkinlik açısından başkanlık sisteminin, parlamenter sisteme üstünlüğü olmadığı görüşünde" dedi. Sabancı, genel kurulda, yeni dönemin ikinci önemli odak noktasının, Türkiye'nin ihtiyaçları doğrultusunda başlattığı reform sürecini kesintisiz sürdürmesi ve henüz el değmemiş bazı alanlara doğru yaygınlaştırması olduğunu dile getirerek, "Amaç istikrar içinde gelişmenin sürdürülmesi, bunun için siyaset ve ekonomide bir dizi reformun yapılması gerekmektedir" diye konuştu.
Son günlerde kamuoyunda siyasette etkinliğin sağlanması için siyasal sistemin değiştirilmesi, başkanlık sistemine geçilmesi gerektiği tartışmalarının görüldüğünü ifade eden Sabancı, tartışmalarda üç temel noktanın göz ardı edildiğini vurguladı.
Sabancı, şunları söyledi: "Türk siyasal sistemine ilişkin her değişiklik önerisi demokrasiye, siyasi istikrara ve yönetimde etkinliğe katkıda bulunmalı. Başkanlık sistemi/parlamenter sistem tartışması yaparken, seçim ve siyasi parti sistemlerini hesaba katmak gerek. Parlamenter sistem, tarihi sürecin ürünü. Bunun özünü değiştirecek girişimler, siyasal sistemimizde belirsizliğin kapılarını açar. Siyasi istikrar, demokrasi ve yönetimde etkinlik açısından bu sistemin, farklı tarihsel koşullardan gelen ve federal yapıya sahip ABD dışında, başarı sağlamış örneğine rastlanmamıştır. Üzerinde durulması gereken konu, halen geçerli sistemin iyileştirilmesidir."
Sabancı, mevcut seçim sisteminin, temsili demokrasinin Avrupa'da kabul gören temel ilkeleriyle bağdaşmadığını savunarak, Türkiye'nin, daha etkin ve demokratik bir seçim sistemine ihtiyacı bulunduğunu dile getirdi.
Sabancı, böyle bir seçim sisteminin hedeflemesi gereken amaçları da şöyle sıraladı: "Türkiye'de uygulanan ulusal baraj yüksektir. Baraj aşağı çekilmeli. Seçim sistemi, seçmenlerin sadece ilk tercihlerini değil, ikinci tercihlerini de ifade edebildiği mekanizmalara sahip olmalı. Seçim sistemi, tek parti hükümetinin çıkamayacağı oy dağılımlarında bile, partilerarası ittifakları teşvik ederek, seçmene hükümet seçenekleri sunmayı sağlayan, böylece koalisyon kuruluşunu seçim sonrası pazarlıklara bırakmayan bir yapıya da sahip olmalı."
İstikrarsızlık kaynakları
Sabancı, ekonominin yeniden kurulmaya başlayan dengelerini muhafazanın, istikrar için şart ama yeterli olmadığını belirterek, "Çünkü, henüz istikrarsızlık üretme potansiyeline sahip bazı kaynaklar kurutulamadı" dedi.
En büyük sorun olan, gelir dağılımı bozukluğu, bölgesel gelişmede eşitsizlik ve istihdam yetersizliğine çare üretemediğini anlatan Sabancı, çözümün yatırımların artırılmasında, yabancı sermayenin sürece katılmasında olduğunu belirtti. Sabancı, şöyle devam etti: "IMF anlaşmalarını, köktenci reformların yapılmadığı ortamda, kamu maliyesinde disiplin için hep gerekli bulduk. Aynı nedenle yeni anlaşmanın da bir an önce imzalanmasını bekliyoruz. Bunları geride bırakabilmeliyiz ki, müzakerelere yoğunlaşabilelim. Sektörler temelinde detay konulara girebilelim."
Bu arada, Sabancı, iş dünyasında çatı örgütü tartışmalarına değindi ve isim vermeden TOBB'u eleştirdi. Sabancı, TÜSİAD'ın Avrupa standartlarında sivil toplum örgütü olduğunu savunarak, "Bazı sivil toplum örgütleri diyeceğim kurullar, kendilerini çatı örgütü görmeye çalışıyor. Bu örgütlerin birikimlerinden benim şüphem var. TÜSİAD gönüllülük esasıyla çalışan kurum. Bunun karşılığı da resmen AB'de UNICE'dir. UNICE'yi Türkiye'de temsil eden iki kuruluş vardır, biri TÜSİAD, biri TİSK'tir." Sabancı, hangi kuruluşun Avrupa'da hangi kuruluşla etkin çalışacağını hükümetin belirlemesini istedi.
'Başmüzakereci olarak Babacan'ı destekleriz'
Muharrem Kayhan'dan boşalan YİK Başkanlığı'na seçilen Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, başmüzakereci olarak adı geçen Devlet Bakanı Ali Babacan için, "Bu işi layıkıyla yapabileceğine inanıyoruz" dedi. Koç, "Başmüzakereci kim olmalı?" sorusu üzerine, isim vermenin doğru olmayacağını, bunun hükümetin takdirinde bulunduğunu kaydetti. Bir gazetecinin, "Ali Babacan'ın adı geçiyor" demesi üzerine Koç, şunları kaydetti: "Sayın Babacan, bunu (başmüzakereci) layıkıyla yapabilecek bir kişi. O bakımdan olursa, özel sektör ve sivil toplum örgütü olarak elimizden gelen yardımı gösteririz, yani dışarıda saygınlığı olan enternasyonel kimliği olan, iyi müzakere yapan biri olması lazım. Sayın Babacan, bunu yerine getirir diye düşünüyorum. Tecrübesi yeter." Koç, ekonominin durumuyla ilgili bir soruya da, "Dengeler oturdu. Bu en az ekonomi kadar önemli bir konu, dolayısıyla ben ikisinin beraber götürülebileceğini tahmin ediyorum. Kurmay kadrosu var. Uygun görürlerse yapabilecek durumda" diye konuştu. Koç, başkanlık sistemine ilişkin ise parlamenter, demokratik sistemi değiştirmenin ne kadar doğru olacağının tartışılacağını ifade ederek, şöyle dedi: "Başkanlık sistemini düşünmeden evvel, siyasi sistemin yanlışlarını gidermek lazım. Zaten Türkiye için erken olduğu gibi, ne kadar uyar o da tartışılır. Bunun ABD dışında örneği yok."
Hükümete 'Zaman kaybetmeyin' uyarısı
TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı, "AB sürecinde bugüne kadar yaşadıklarımız, yumurta kapıya gelmeden harekete geçmediğimizi, bu yüzden de alternatif hareket planları üzerinde yeterince düşünmediğimizi gösterdi. Oysa, müzakerelere hazırlanmaya başlamak için bir gün bile kaybetmememiz gerekiyor" dedi. Sabancı, "Nasıl müzakere etmeliyiz?" sorusunun, masa başında çıkacak boyutlarının henüz gündemin dışında olduğunu, ancak müzakereye nasıl hazırlanılması gerektiğinin günün en önemli konularından olduğunu söyledi. Sabancı, "Biz Türkler, zamanı iyi kullanan ulus değiliz. AB sürecinde bugüne kadar yaşadıklarımız, yumurta kapıya gelmeden harekete geçmediğimizi, bu yüzden de alternatif hareket planları üzerinde yeterince düşünmediğimizi gösterdi. Oysa, geleceğimizi şekillendirecek müzakerelere hazırlanmaya başlamak için tek bir gün daha kaybetmememiz gerekiyor" diye konuştu.
İkinci noktanın bu konudaki ulusal psikolojinin değiştirilmesi gereği olduğuna işaret eden Sabancı, şöyle konuştu: "Bu müzakereler, AB müktesebatına uyum sağlamak için yapılıyor. Yani biz önümüze konan kuralları tartışmayacağız, bu kurallara ne kadar sürede uyum sağlayacağımızı tartışacağız. Ayrıca mevzuat uyumunu sağlamamız da yetmeyecek, bu mevzuatı tatmin edici biçimde uygulayıp uygulamadığımız AB tarafından sürekli denetlenecek. İstisnalar dışında, uyum süresi tam üyeliğin gerçekleşmesinden önce bitmek zorunda."
Türkiye gibi bir ülkede, en üst düzeyde siyasetçinin müzakere heyeti başkanı olması gerektiğinin altını çizen Sabancı, "Başmüzakereci ve yardımcıları görevlerinin, siyaset, diplomasi ve bürokrasi ile özel kesimden gelecek uzmanlara verilmesi yararlı olacaktır. Başmüzakereci sorumluluğunu üstlenecek kişinin, süreç boyunca sadece müzakere çalışmalarına odaklanması, görevinde sürekliliğin sağlanması önemli" dedi. AB standartlarına göre sivil toplumu gönüllü üyeliğe tabi kuruluşların temsil ettiğini anlatan Sabancı, TÜSİAD'ın müzakere sürecinde Türkiye'ye önemli katkı sağlayacağını söyledi.
Kadınların ağırlığı arttı
TÜSİAD'ın yönetiminde kadınların ağırlığı arttı.
10 üyeden oluşan yönetim kurulunda yerlerini koruyan Arzuhan Yalçındağ ve Ayça Dinçkök'ün yanına Ümit Boyner'in de katılmasıyla kadın yönetici sayısı üçe çıktı. TÜSİAD Başkanlığı'na Ömer Sabancı tekrar seçilirken, yönetim kurulunun yeni üyeleri de Ümit Boyner, Agah Uğur, Bülent Akgerman ve Ali Kibar oldu. TÜSİAD YİK'in yeni başkanlığına da Mustafa Koç seçildi. Koç, görevi Muharrem Kayhan'dan devraldı. YİK'te Mustafa Koç başkan, Erkut Yücaoğlu, Tuncay Özilhan ve Aldo Kaslowski başkan yardımcısı, Yavuz Canevi ve Zekeriya Yıldırım da sekreter olarak görev yapacak.
Görev dağılımı sonrasında Ömer Sabancı yeniden başkanlığa seçilirken, Pekin Baran ve Cem Duna başkan yardımcılığı görevini yürütecek.
Ömer Aras saymanlığa getirildi. Yönetim kurulunun diğer üyeleri ise Bülent Akgerman, Ümit Boyner, Ayça Dinçkök, Ali Kibar, Agah Uğur, Arzuhan Yalçındağ ve Haluk R. Tükel'den oluştu. Ayrıca, bu yıl aidatlar döviz cinsinden değil, YTL olarak belirlendi. Yeni aidat 14 bin 500 YTL oldu.