'Sadece ben 75 toplantı yaptım dünyaya yön veren kim varsa geldi'

'Sadece ben 75 toplantı yaptım dünyaya yön veren kim varsa geldi'
'Sadece ben 75 toplantı yaptım dünyaya yön veren kim varsa geldi'

Ali Babacan, ?Türkiye, bu toplantılara ev sahipliğini başarıyla gerçekleştirdi ve artık küresel ekonominin adeta kaptan köşkündeki yerini aldı? dedi. FOTOĞRAF: ALTAN BURGUCU

Ali Babacan, Kongre Vadisi'ndeki toplantılara katılmak için 1662'si gazeteci, toplam 13 bin 713 kişinin kimlik aldığını bildirdi. Babacan, IMF'de en az 5 puanlık kota artırımı yapılacağını belirterek, 'Türkiye'nin IMF'deki temsil gücü önemli ölçüde artacak' dedi

ANKARA - Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, İstanbul’da önceki gün sona eren IMF-Dünya Bankası yıllık toplantılarını değerlendirirken, “Küresel ekonomiye yön veren kim varsa hepsi İstanbul’daydı” dedi.
Babacan, toplantıları değerlendirmek amacıyla düzenlediği basın toplantısında, Kongre Vadisi’ndeki toplantılara katılmak için 1662’si gazeteci, toplam 13 bin 713 kişinin kimlik aldığını bildirdi.

Binlerce ikili görüşme
Toplantılar kapsamında, ülke temsilcileri ve ülke temsilcileriyle finans kurumlarının temsilcileri arasında binlerce ikili görüşme yapıldığını Kongre Vadisi dışındaki çok sayıda seminer ve aktivite gerçekleştirildiğini, bunlara katılmak için de binlerce kişinin geldiğini anlatan Babacan, daha önceki toplantılara kayıt olmadan gelen kişi sayısının 8-10 bin civarında olduğunu hatırlatırken, ilerleyen günlerde bu sayının belirlenebileceğini kaydetti.

Vesile oluyor
“Küresel ekonomiye yön veren kim varsa hepsi İstanbul’daydı” diyen Babacan, bu toplantıların aynı zamanda dünyanın en büyük ekonomi ve finans fuarı niteliğinde olduğuna işaret etti ve başka vesilelerle bir araya gelemeyen insanların, en azından yılda bir defada olsa buluşup, görüş alışverişinde bulunduğunu söyledi.
Bu yılki toplantıların ana temasını küresel ekonomik krizin oluşturduğunu hatırlatan Babacan, dünya modern ekonomi tarihinin en derin krizinin yaşandığına, küresel krizin farklı seviyelerde de olsa hemen her ülkeyi olumsuz etkilediğine işaret ederken, bu nedenle bu yılki Dünya Bankası-IMF yıllık toplantılarının çok kritik bir konjonktürde gerçekleştiğini vurguladı. 

Çıkış stratejileri tartışıldı
IMF’nin Guvernörler Kurulu’na tavsiyelerde bulunmakla görevli Uluslararası Para ve Finans Komitesi’nin 4 Ekim’de yaptığı toplantıda öncelikle küresel krize karşı alınan önlemler ve krizden çıkış stratejilerinin, kriz sonrası dönemde küresel ekonominin büyüme dinamiklerinin neler olabileceğinin ele alındığını, tartışıldığını, ayrıca IMF’nin yönetişim yapısının modernize edilmesi amacıyla da yapılan çalışmaların görüşüldüğünü anlatan Babacan, bu toplantılarda bundan böyle uluslararası ekonomi ve finans camiasında adeta ‘İstanbul Kararları’ olarak anılacak önemli kararlar alındığını belirtti.

Babacan’ın notları
* IMF ve Dünya Bankası toplantıları çerçevesinde ev sahibi ülke olarak yoğun bir trafik içinde olduk. Altı günlük kısa bir süre içinde toplantı, konuşma ve sunumlar dahil olmak üzere sadece benim 75 kadar ayrı faaliyetim oldu.

* Temaslarımda, misafir ülkelerin ekonomi bakanları, maliye bakanları ve merkez bankası başkanlarıyla ikili görüşmelerimde, ağırlıklı olarak orta vadeli program başta olmak üzere Türkiye ekonomisine ilişkin güncel gelişmeleri, ülkeler arasındaki ilişkileri ve dünya ekonomisinin genel görünümünü ele aldık. Uluslararası bankalar ve yatırımcılarla dagörüşme fırsatı bulduk.

* Yapmış olduğumuz toplantılar bir kez daha gösterdi ki, uluslararası camianın, uygulamakta olduğumuz ekonomi politikalarına güveni tamdır ve ülkemize olan yatırımcı ilgisi de artıyor.

* Toplantılar süresince başta Hazine Müsteşarı olmak üzere yetkililer kredi derecelendirme kuruluşlarıyla küresel ekonomi ve Türkiye hakkında değerlendirme yapma fırsatı buldu. Bu kuruluşlara da ülkemizin sağlam ekonomik yapısını, son yıllardaki üstün makroekonomik performansını, krizde sergilediğimiz üstün duruşu ve politika uygulamaları konusunda gösterdiğimiz kararlılığı bir kez daha ifade etme imkânı bulduk.

* Toplantılar sonucunda katılımcılar İstanbul’un güzelliğinden ve organizasyondan çok etkilendi. 13 ay gibi kısasürede tamamlanan organizasyon merkezi, Türkiye’nin dinamizmi ve özel sektörün gücü açısından sembol oluşturdu.

* Toplantılar, gerek verilen mesajlar gerekse de organizasyon itibarıyla uzun yıllar akıllardan çıkmayacak. Üç yılda bir Washington dışında yapıldığı için de Washington dışında yapılan toplantılar zaten kendi başına bir referans niteliği taşır; Dubai toplantıları, Singapur toplantıları deyince nasıl bugün gayet iyi hatırlıyorsak, İstanbul toplantıları çok daha fazla hatırlanacaktır, çünkü bu toplantılar modern ekonomi tarihinin en derin ekonomik krizinin yaşandığı bir küresel konjonktürde gerçekleştirilmiştir. Toplantılar her açıdan tarihi bir nitelikte.

İstanbul finans merkezi
Ali Babacan, toplantıların en önemli sonuçlarından birinin, İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Stratejisi ve Eylem Planı’nı dünyaya duyurmak olduğunu belirtti. Strateji belgesinin, birçok yerli, yabancı banka ve kuruluşun katılım sağladığı oturumlarda ele alındığına dikkati çeken Babacan, bu konuda çok olumlu görüşler aldıklarını söyledi.
Ali Babacan, “G20 bakanlar toplantıları, ardından G20 zirvesinde etkin bir rol oynayan Türkiye, şimdi de bu toplantılara ev sahipliğini başarıyla gerçekleştirdi ve artık Türkiye, küresel ekonominin adeta kaptan köşkündeki yerini aldı” diye konuştu.

Yoksula iki kat yardım
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, başka bir soru üzerine, IMF’nin yoksul ülkelere yardım kapasitesinin iki katına, 17 milyar dolara çıkarıldığını, düşük gelirlilere uygulanan IMF kredilerinin de faiz oranının sıfıra düşürüldüğünü belirterek, “Yani şu anda IMF o düşük gelirli ülkelere sıfır faizli kredi kullandırabiliyor” dedi.
Dünya Bankası’nın kredi hacminin de üç katına, 33 milyar dolara çıkarıldığını, ayrıca bankanın özel sektöre kaynak veren kuruluşunun kaynaklarının da önemli ölçüde artırıldığını belirten Babacan, Bahar toplantılarına kadar bu taahhütlerin yerine gelmesinin, Dünya Bankası’nın sermayesinin güçlendirilmesinde önemli olacağını ifade etti. (Radikal)

‘Kimse sağlam kaynaklara dayanmadan IMF kredisi rakamı telaffuz etmesin’
Ali Babacan, IMF anlaşmasıyla ilgili olarak farklı ortamlarda, farklı sorulara verilen cevaplar arasında cımbızlanan kelimelerle, cümlelerle bir hava oluşturulmaya çalışıldığını belirterek, “bazen bu oluşturulmaya çalışılan hava olumlu, bazense olumsuza doğru gidiyor. Rakamlar uçuşuyor havada. Bakın bu rakamları böyle havalarda uçuşturmanın ciddi sorumluluğu olur. Kimse sağlam kaynaklara dayanmadan rakam telaffuz etmesin” dedi.
Babacan, IMF ile imzalanması gündemde olan Stand-By anlaşması ile ilgili sorular üzerine, prensip olarak yeni bir stand-by anlaşması ile alakalı, önemli bir gelişme olduğunda belli bir aşamaya geçildiği zaman, zaten bir basın toplantısı ile ya da Hazine Müsteşarlığı’ndan yapılan yazılı açıklama ile duyurduklarını söyledi.
“Dolayısıyla her gün, her fırsatta bununla ilgili bize soru sorulmasının tek bir sonucu olmayacaktır” diyen Babacan, farklı ortamlarda, farklı sorulara verilen cevaplar arasında cımbızlanan kelimelerle, cümlelerle böyle bir hava oluşturulmaya çalışıldığını söyledi. Babacan şöyle devam etti: “Bazen bu oluşturulmaya çalışılan hava olumlu, bazense olumsuza doğru gidiyor. Rakamlar uçuşuyor havada. Bakın bu rakamları böyle havalarda uçuşturmanın ciddi sorumluluğu olur. Kimse sağlam kaynaklara dayanmadan rakam telaffuz etmesin. Bu rakamlarla alakalı karar, müzakerelerin en sonunda belirlenir ve orada zaten açıklanır. Yok rakam şu mu? Bu muydu rakam? rakam büyük müydü, küçük müydü? Bunları anlamakta gerçekten zorluk çekiyoruz. Ümit ediyoruz bir art niyet yoktur böyle rakamları havada uçuşturmanın. Bakın bu ciddi bir meseledir. Türkiye ekonomisinin istikrarı ile alakalı, piyasaların istikrarıyla alakalı ciddi bir meseledir. Milyarlarca dolarlardan bahsediyoruz. Yani rakam şu ya da bu oluşunun önemli piyasa sonuçları olur.” Bu konuda çeşitli haberlerin yapıldığını ve yetkililerden alınan bilgilere dayandırıldığını ifade eden Babacan, “söyle açıkça kimden aldığını... Biz bu konularda açıklamamızı ya kendimiz yaparız ya da Hazine Müsteşarlığı yazılı açıklama yapar” dedi.
Babacan, kendisinin de gerektiği zamanlarda müdahaleleri yaptığını ve Başbakan Erdoğan’a da gelişmeler hakkında bilgilendirme yaptıklarını söyledi. Babacan şöyle devam etti: “Onun gerekli talimatları alınır. Başkası yok bu işin içinde, başka yetkili yok. Biz söylemiyoruz bunları. Hangi yetkili söylüyor bunları. Dolayısıyla yetkisiz kişilerden (yetkili) diye haberler yapılıyor. Hiç kimsenin bilgisi yok. Ama soruluyor. Alınan cevaplar havalarda uçuşuyor.”

‘IMF ile ilişkilerin tonu gayet iyi, fark ettiniz mi?’
Toplantının ardından soruları da yanıtlayan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, IMF ile yapılması muhtemel anlaşmayla ilgili, “Ne zamanlama konusunda ne de bunun ihtimali konusunda herhangi bir sinyal vermenin uygun olduğunu düşünmüyorum” dedi. Babacan, bir gazetecinin IMF ile anlaşmaya ne kadar yakın ya da uzağız?” sorusu üzerine gülerek, bu konuda artık daha fazla speküle edilebilecek herhangi bir açıklama yapmayı kesinlikle doğru görmediğini söyledi. Babacan, şöyle devam etti: “Bu arada zaten ilişkilerin tonunun da gayet iyi olduğunu sizlerde farketmişsinizdir. Kişisel bazda, kurumsal bazda son derece iyi bir diyalog var, karşılıklı bir anlayış var. Dün gece Paris’e iner inmez IMF Başkanı aradı, teşekkürlerini tekrar iletti. Tabii ‘İstanbul’a külfet oldu’ dedi ama ben de, ‘Evet külfet oldu biraz ama bunun nimetleri de olacak’ dedim. İstanbul’a inşallah bu iyi bir yatırımdır.”

Maliyeti 365 milyon TL
Ali Babacan, toplantının maliyetine ilişkin soru üzerine de toplantılar için yapılan harcamaların yaklaşık yüzde 95’inin kalıcı yatırımlar olduğunu ifade ederek, bundan sonra da onlarca yıl kongre merkezinin toplantılara, etkinliklere ev sahipliği yapacağını ve İstanbul’un çok önemli bir eser kazandığını söyledi.
Ali Babacan, henüz nihai rakamlara ulaşılmasa da yaklaşık 320-330 milyon lira civarında bir yapı inşaat maliyeti ile 30-35 milyon lira civarında inşaat haricindeki demirbaş artı organizasyon maliyeti olduğunu bildirdi. Babacan, toplantıların katılımcıların profili düşünüldüğünde İstanbul’un şimdiye kadar ev sahipliği yaptığı en önemli toplantılar olduğunu da söyledi.
Ali Babacan, emeği geçen herkese hükümet ve şahsı adına teşekkür etti. Basın mensuplarına da teşekkür eden Babacan, en büyük teşekkürü ise sabır ve anlayışları nedeniyle İstanbulluların hak ettiğini dile getirdi.   

‘Kaptan köşküne oturduk’ dedi ‘kararları’ anlattı
* Bu toplantıların G20 zirvesinden hemen sonra yapılması, G20’de liderler seviyesinde çıkan kararların 186 ülke tarafından daha kolay kabul edilebileceği öngörüsünü doğruladı.

* Uluslararası Para ve Finans Komitesi’nin Sonuç Bildirgesi’nde, G20 liderlerinin güçlü, sürdürülebilir ve dengeli büyümeyi sağlayacak ortak bir çerçeve oluşturulmasına yönelik önerisinin süratle hayata geçirilmesi ve bu konuda IMF’nin teknik destek sağlaması kararlaştırıldı. 

*l Ülkelerin, küresel ekonomik toparlanma süreklilik ve yaygınlık kazanıncaya kadar ekonomik canlanmayı destekleyici politikalara devam etmesi gerektiği konusunda da görüş birliğine varıldı.

* Uygulanmakta olan olağan dışı önlemlerden çıkışa ilişkin stratejinin, ülkelerin özel koşullarını da dikkate alacak şekilde korunmak suretiyle belirlenmesi ve uygulanması kararlaştırıldı.

* G20 platformunda üzerinde mutabakata varılan finansal sektör reformların gecikmeksizin hayata geçirilmesi kararlaştırıldı. 

* Her türlü korumacılığa karşı çıkılması konusunda anlayış birliği bir defa daha ortaya kondu. Düşük gelirli ülkelere yardım ve yoksulluğa karşı her türlü mücadele konusundaki kararlılık da vurgulandı.

* İstanbul Kararları’ndan Türkiye açısından en önemlilerinden bir tanesi, ‘IMF yönetim yapısının reformu kapsamında kotaların artırılması ve dağılımın daha adil hale getirilmesi’ oldu.

* Buna göre, 2011 yılı ocak ayına kadar IMF’de kendi ekonomik kapasitesine göre yüksek temsil edilen ülkelerden bizim gibi ekonomisinin gerçeklerine göre daha düşük temsil edilen ülkelere, gelişmekte olan, yükselen piyasa ülkelerine en az 5 puanlık kota artırımı yapılması kararlaştırıldı. Yani en az 5 puan gereğinden fazla temsil edilen ülkelerden alınıp, gereğinden daha düşük temsil edilen ülkelere kaydırılmış olacak.

* Bu kararın uygulanmasıyla birlikte yükselen piyasa ekonomileri arasında son yıllardaki dinamizmi ve güçlü performansı ile ile ön plana çıkan Türkiye’nin IMF’deki temsil gücü de önemli ölçüde artacak. 

* IMF’nin görev tanımının küresel istikrarı etkileyebilecek tüm makro ekonomik ve finansal sektör politikaların kapsayacak şekilde gözden geçirilmesine karar verildi. 

* IMF’nin ödemeler dengesi problemlerini çözme, finansal istikrarsızlığı önleme ve ülkelerin ihtiyacı üzerinde rezerv biriktirme eğilimlerinin azaltma kapasitesinin daha da güçlendirilmesi yönünde görüş birliği oluşturuldu.

Dünya Bankası’na sermaye desteği

* Dünya Bankası’nın Guvernörler Kurulu’na tavsiyelerde bulunmak üzere Kalkınma Komitesi’nin 5 Ekim’de yaptığı toplantıda işsizlikle ve yoksullukla mücadele, düşük gelirli ülkelere yardım, iklim değişikliği, gıda güvenliği, Dünya Bankası’ndaki yönetişim reformu çalışmaları ele alındı.

* Dünya Bankası’nın sermayesinin güçlendirilmesi çalışmalarının 2010 yılı bahar aylarına kadar tamamlanacak.

* Dünya Bankası’na ‘azgelişmiş ülkeler için gıda güvenliği girişimi’nin diğer uluslararası kuruluşlarla koordinasyon şeklinde geliştirme görevi verildi. Uluslararası Kalkınma Birliği’nin azgelişmiş ülkelerin krizlerden etkilenmesini önlemek üzere yeni mekanizmalar geliştirmekle görevlendirildi.

* İklim değişikliğinin gelişmekte olan ülkelere etkisi, iklim değişikliğiyle mücadele, bu süreçte ülkelere ve IMF ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlara düşen görevleri de tartışıldı.

* Dünya ekonomisinde her geçen gün ağırlığı artan gelişmekte olan ülkelerin Dünya Bankası’nın yönetimi ve politika kararlarında daha fazla söz sahibi olmasına yönelik çalışmalar yapıldı. Bu çalışmaların birinci aşaması tamamlandı. 

* Gelişmekte olan geçiş sürecindeki ülkelerin ağırlığı yüzde 44 seviyesine ulaştı. Çalışmaların ikinci aşaması kapsamında ise İstanbul’da önemli toplantılar gerçekleştirildi ve gelişmiş ülkelerin toplam oy gücünden gelişmekte olan geçiş sürecindeki ülkelere yüzde 3’ten az olmamak üzere bir oy kaymasının gerçekleştirilmesi üzerinde görüş birliği sağlandı. 

* Çalışmalar kapsamında nihai hedefin gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan geçiş süresindeki ülkelerle temsil açısından yüzde 50-50 ağırlığa doğru yol almak olduğu da bir kez daha teyit edildi.

‘Protesto olur ama şiddet tolere edilemez’
Ali Babacan, IMF ve Dünya Bankası toplantılarının dünyanın hangi şehrinde yapılırsa yapılsın protesto gruplarını bu şehirlere taşıdığını belirterek, “Sivil toplum kuruluşları, sendikalar çok doğaldır, gösteriler düzenleyebilirler. Ancak, işi şiddete dökmek tolere edilecek bir iş değil” dedi.
Babacan, İstanbul’daki protestolara ilişkin bir soru üzerine, bu toplantılar Washington’da da yapılsa, başka ülkelerde de yapılsa kendine özgü bir eylemci grubunun protesto yapabileceğini söyledi.  Toplantılarda güvenlik ve emniyetin öncelik olduğuna işaret eden Babacan, güvenlikte tolerans olamayacağını belirterek, “Gösteri düzenlenebilir. Ancak oradaki kalabalıktan, istifade eden, araya karışmış, art niyetli, şiddet eğilimli kişiler de olabiliyor ki, İstanbul’da olan da budur” dedi.