Sanayinin duayeni Bodur, hasta yatağından kalkıp 'Gücüne İnan' dedi

Sanayinin duayeni Bodur, hasta yatağından kalkıp 'Gücüne İnan' dedi
Sanayinin duayeni Bodur, hasta yatağından kalkıp 'Gücüne İnan' dedi

?Türk iş dünyasının önde gelen isimleri ve 26 sivil toplum kuruluşunun başkanları bir araya gelerek moral verdi.

'Kriz Varsa Çare de Var' kampanyasının dördüncü mesajı 'Gücüne inan' oldu. Kale Grubu'nun kurucusu ve Onursal başkanı İbrahim Bodur hasta yatağından kalkıp kampanyaya destek verdi. Bodur, 'Sanayi Odası'nı kurarken üye müteşebbis bulmakta zorlanıyorduk, bugün Türk sanayicisi dünyaya ihracat yapıyor' dedi
Haber: SATFİYE YUVA KİREÇCİ / Arşivi

İSTANBUL - Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) öncülüğünde başlatılan, Hak-İş, Türk-İş, TESK, TİSK, Kamu-Sen, TİM, TÜSİAD ve MÜSİAD’ın’da aralarında bulunduğu 26 sivil toplum kuruluşuyla hükümetin ve muhallefet partilerinin desteklediği ‘Kriz Varsa Çare de Var’ kampanyasının dördüncü mesajı ‘Gücüne inan’ oldu. ‘Üreten Türkiye Platformu’nun beş ayaktan oluşan kampanyasında, ilk hafta ‘Eve kapanma pazara çık’, ikinci hafta ‘Kimse işini kaybetmesin’ ve üçüncü haftasında da ‘Güven ve istikrar’ mesajları verilmişti.
Dördüncü mesajın açıklandığı toplantıya iş dünyası büyük ilgi gösterirken, Kale Grubu’nun kurucusu ve Onursal başkanı İbrahim Bodur hasta yatağından kalkıp kampanyaya destek verdi. Bir buçuk yıldır yaşadığı ciddi rahatsızlık nedeniyle çok ortalıkta görünmeyen Türk sanayiinin duayen ismi İbrahim Bodur, kendi sanayicilik geçmişini anlatarak Türk sanayisinin satır başlarından örnekler verdi. 1950’li yıllarda İstanbul Sanayi Odası’nı kurarken üye müteşebbis bulmakta zorlandıklarını söyleyen İbrahim Bodur, bugün elektronik, tekstil ve vitrifiye alanında Türkiye’nin Avrupanın en büyük üreticisi haline geldiğini ve dünyaya ihracat yaptığını anlattı. “10-15 yılda bir Türkiye’nin yaşadığı duraklamalar (ihtilaller) olmasaydı bugün Türkiye daha iyi bir yerde olurdu” diyen Bodur, Türk girişimcisinin, iş adamının taşın altına elini değil, ayaklarını da koyarak sanayiyi bu duruma getirdiğini kaydetti. 

Devir kâr devri
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da, “Yaşanan küresel kriz ortamında devir, kâr devri olmaktan çıktı, ar devri oldu. Birçok şirket krize inat ayakta kalma iddiası ile zarar pahasına yola devam ediyor” dedi.  Kampanyanın yeni mesajının açıklandığı, Topkapı’daki Şişecam fabrikasında düzenlenen toplantıda konuşan Rifat Hisarcıklıoğlu, toplumun krize duyarlılığını ortaya koyan bu kampanyanın faydalı olduğunu ve çözüm arayışlarına katkıda bulunduğunu düşündüğünü ifade ederek, kampanya birinci ayını doldururken, halktan, özel sektörden, hükümetten ve muhalefet partilerinden aldıkları desteğin katlanarak arttığını söyledi.
Hisarcıklıoğlu, 1 milyon adet kampanya afişinin, Türkiye’nin dört bir yanındaki çarşılara, pazarlara, alışveriş merkezlerine ve organize sanayi bölgelerine asıldığını belirterek, Türkiye’nin en büyük firmalarının her gün gazetelere verdikleri ilanlarla, açıkladıkları ilave indirimlerle kampanyaya destek olduğunu, bu desteklerin genişletilmesi için sürekli görüşmeler içerisinde bulunduklarını anlattı. Hükümetin de son bir ay içinde ekonomiyi canlandırmak adına son derece önemli adımlar attığını, başta yeni teşvik ve istihdam paketi olmak üzere, bazı sektörlerde oranların düşürülmesine rağmen, ÖTV indirimlerinin devam ettirilmesini memnuniyetle karşıladıklarını dile getiren Hisarcıklıoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu adımların bir bütünlük içerisinde devam etmesini bekliyoruz. Özellikle sabit ve dar gelirlilerin alım gücünü artıracak mekanizmalar üzerinde düşünülmeye devam edilmelidir. Geçtiğimiz bir ay içerisinde krizden çıkışa yönelik çözüm arayışları hızlanmış, ekonomi bütün Türkiye’nin meselesi haline gelmiştir. Elbette bu kampanya tek başına krizi çözmez. Biz bunu hep söyledik. Ancak tedbirlerin bütüncül biçimde alındığı bir ortamda kendimize güveniyor olmak, krizden korkmamak, ülkemize çok şey kazandırır.”
Rifat Hisarcıklıoğlu, yaşanan küresel kriz ortamında herkesin zihinlerindeki ezberleri bozması, önyargılarını bir kenara bırakması gerektiğini belirterek, “Alışılmadık bir dönemde, alışıldık önlemlerle yola devam edilmez. Bugünler, yeni bir beyaz sayfayı açmanın tam zamanıdır. Beyaz sayfanın ilk şartı da, suçlama psikolojisini bir kenara koymaktır. Zaman, ileriye bakma zamanıdır. Zaman, krizi değil, çareyi tartışma zamanıdır” şeklinde konuştu.
En küçük bir sıkıntıda işçiyi kapıya koymak ne kadar yanlışsa, ‘bütün işverenler kriz fırsatçılığı yaptı, işçileri işten çıkardı’ söyleminin de o kadar yanlış olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, bu dönemde bütün işverenlerin beşeri sermayesini korumak için çaba göstermesi gerektiğini kaydetti. Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti:
“Yaşanan küresel kriz ortamında devir, kar devri olmaktan çıktı, ar devri oldu. Birçok şirket krize inat ayakta kalma iddiası ile zarar pahasına yola devam ediyor. Ancak hepimiz biliyoruz ki bu kararlılığın sürdürülebilirliği hükümetimizin gerekli tüm önlemleri almasından geçiyor. Bir yandan iç piyasayı canlandıracak tedbirlere odaklanırken, orta vadede dış talebe dayalı büyümeye geçiş ve sanayinin rekabet gücünü artırıcı yapısal reformları da ortaya koymak gerekiyor. Bu noktada orta vadeli mali programın son derece önemli olduğunu düşünüyoruz.”

‘Harcama çeki şart’
Hisarcıklıoğlu, iletişim kampanyalarında dördüncü haftaya girerken, yeni afişlerinin yurt genelinde yerini alacağını, bu hafta başta iş dünyası olmak üzere Türkiye’ye ‘Gücüne inan’ dediklerini söyledi. Bugün ev sahipleri olan Şişecam gibi, dünya rekabet arenasında Türkiye’nin kaliteli üretim gücünü gösteren Türk şirketleriyle, Türkiye ekonomisini oluşturan işçiyle, esnafla, memurla gurur duyduklarını ifade eden Hisarcıklıoğlu, “Bu güven ve özveriyi kaybetmediğimiz sürece, üretimden gelen gücümüzle Türkiye’nin önü hep açık olacaktır” dedi. Yapacak çok işleri olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti:
“Bu yolda ilk adımımız ise mevcut krizden en az hasarla çıkmak. Bunun için hükümetimiz güven ve istikrarı sağlayan tedbirleri almaya devam etmeli. Bizler de gücümüze inanıp moralimizi kaybetmemeliyiz. Hedefimiz büyük. Dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi arasında olmalıyız. Kendisine, insanına ve ülkesine güvenen girişimcilerimiz, bir Türkiye mucizesini daha gerçekleştirebilirler. Bu ülkenin neleri başarabileceğini herkese göstermek istiyoruz. Bundan 30 yıl önce milli gelirimiz 70 milyar dolar, yıllık ihracatımız 3 milyar dolardı. Bugün 740 milyar dolar milli gelir, 132 milyar dolara ihracatla dünyanın 17. ekonomisiyiz.  Bu krizi de atlatacağımıza inancımız tam. Biz gücümüze inanıyoruz. Gücümüz, daha önce başarmış olmamızdan kaynaklanıyor. Yaptık, yine yaparız. Aştık, yine aşarız. Yolumuza devam ederiz.” Hisarcıklıoğlu konuşmasını, “Dar ve sabit gelirlilerin, emeklilerin, memurların,işçilerin, yeşil kartlıların harcamasını teşvik edecek mekanizmalara ihtiyaç var” diyerek tamamladı.
Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu da sanayisiz bir  Türkiye düşünemediğini belirterek, “Yerli malı kullanalım, Türkiye’mizi uçuralım” dedi. 

‘Türk iş dünyası kriz konusunda egzersiz sahibi’
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği(TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, “Eğer evimize çekilirsek, moralimizi bozarsak ve tüketmezsek unutmayalım ki ekonomideki düzelmeyi de ertelemiş oluyoruz” dedi. Ekonomik krizlerin üç birleşeni bulunduğunu ifade eden Arzuhan Doğan Yalçındağ, şöyle devam etti:
“Önce hükümetimiz, ekonomi yönetimi, gerçekçi bir analiz yaparak gerekli önlemleri almalı, mevzuat değişiklikleri yapmalı ki, burada ilerliyoruz. Bu son derece sevindirici. Bu yapılacaklar güven ve istikrarı sağlayacaktır. Sonra iş, tüketicimiz ve hane halkına geliyor. Eğer evimize çekilirsek, eğer moralimizi bozarsak, kabuğumuza çekilirsek ve tüketmezsek unutmayalım ki ekonomideki düzelmeyi de ertelemiş oluyoruz. Onun için tüketimimizi, ihtiyaçlarımızı ertelememeliyiz. Sisteme inanmalıyız ve evimizden çıkarak üzerimize düşen görevi yapmalıyız. Bunun son ayağı, bugün için de önemli olan, bizim üzerimize düşen, yatırımcının, iş adamının, iş insanının üzerine düşen sorumluluklar... Türk iş dünyası olarak, krizlerle baş etmekte diğer rakiplerimize, diğer dünya ülkelerine göre öndeyiz. Burada egzersiz sahibiyiz. Bu bizim büyük bir avantajımız. Elimizi taşın altından çekmeyelim. Sisteme inanalım, güvenelim ve cesaretimizi kaybetmeyelim. Eğer bizler de öyle olursak bu sürecin üstesinden çok daha çabuk geleceğiz. TÜSİAD olarak inanıyoruz ki, ülke olarak cesaretle, inançla ve akıllı davranarak bu krizi dünyanın birçok ülkesinden çok daha çabuk atlatıp kriz sonrası rekabet ortamına da hazır olarak başlayacağız.”