Şarapta 'gizli kota' keyif kaçırdı

Elda'nın Mey İçki ve CarrefourSa'ya yönelik olarak 'pazardaki rekabet şansımızı elimizden alıyorlar' diyerek başlattığı mücadelenin bir benzeri de şarapta yaşanıyor.
Haber: HALE TÜZÜN / Arşivi

İSTANBUL - Elda'nın Mey İçki ve CarrefourSa'ya yönelik olarak 'pazardaki rekabet şansımızı elimizden alıyorlar' diyerek başlattığı mücadelenin bir benzeri de şarapta yaşanıyor.
Aile işletmeleri olarak faaliyet gösteren ve şato şarabı denilen özel üretimleriyle dikkat çeken küçük işletmeler, Doluca ve Kavaklıdere'nin gücünü kullanarak pazara girmelerini engellediği görüşünde. Yıllık 40 milyon şişeye yakın üretimle pazarın hâkimi durumunda olan iki işletmenin, restoran ve eğlence merkezlerine yıllık ödemeler, servis elemanlarına yönelik promosyonlar, hatta garsonlara lig maçlarına kombine bilet gibi hediyelerle mönülerde sadece kendi markalarına yer verdiğini savunan küçük üreticiler, isyan etti. İki üreticinin ithal şaraplara gösterdiği ilgi ve hassasiyeti yerli üreticiye göstermediğinden yakınan küçük ölçekli işletmeler, 'tezgâh altı'ndan satılmaktan şikâyetçi.
Rekabet Kurumu inceledi
Bu durum Rekabet Kurumu tarafından da mercek altına alınırken sektörün iki büyük üreticisi Doluca ve Kavaklıdere soruşturmalardan geçti. Bu süreçte eğlence mekânlarından havalimanı işletmelerine kadar birçok
alanda Rekabet Kurumu uzmanları inceleme yaptı. Sektörde Doluca ve Kavaklıdere, üretim liderliğini elinde bulundururken yıllık 250-400 bin şişelik üretimleriyle Corvus, Gülor, Melen, Diren, Sevilen gibi küçük ölçekli işletmeler yer alıyor. Yetkililerin verdiği bilgiye göre, sektörde büyük miktarda da kayıt dışılık var. Küçük ölçekli işletmeler, pazara girişlerinin engellendiğinden yakınırken Doluca ve Kavaklıdere ise 'kayıt dışı'lıktan şikayetçi.
Dizayn ettiği otelde satamıyor
Sektördeki iki büyük üreticinin üretimlerinin yüzde 80'i olan sofra şarabını satabilmek için ellerindeki sermaye gücünü kullanarak mönülerde tekelleşme yarattıklarını söyleyen Corvus Şarapçılık Başkanı Reşit Soley, "Hangi restorana gitseniz mönüde bir ya da iki markanın şarapları var. Mekânları 'göbek'lerinden bağlıyorlar. Belli bir kotaya ulaşan mekânlara yıllık paralar ödeniyor. İşletmeler için de bu paralar çok
önemli" dedi. Bazı sağduyulu işletmelerin ise nerdeyse 'tezgâh altı'ndan Corvus gibi küçük ölçekli işletmelerin şaraplarını sattığını belirten Soley, kendi dizayn ettiği otelde bile ürünlerini satamamaktan yana dertli.
Soley, kendisinin dizayn ettiği İstanbul'daki butik Aija Oteli'nde de bu tür kısıtlamalar nedeniyle Corvus'un ürünlerinin bulunamadığını açıkladı. Sofra şarabında hangi markanın satılacağının servisi yapan elemanlara çok bağlı olduğuna da dikkat çeken Soley, şunları söyledi: "Uğraşılarımız sonucunda restoranlara girmeye başladık. Ama en büyük engelimiz 'servis elemanları'. Türkiye'de şarap kültürü çok gelişmediği için birçok müşteri seçim aşamasında garsona bağlı kalıyor. Garsonlara da bazı üreticiler ilginç hediye ve promosyonlar vererek seçimlerde kendi mönülerini ön plana çıkarıyor."
Diren, evlere sipariş ediliyor
En eski şarap üretilerinden Diren de yazılı olmasa da 'kota'lar konularak kısıtlamaların yapıldığını doğruluyor. Dimes Genel Müdürü Bülent Ozan Diren, bunun satışları yavaşlattığını vurguladı. Diren'in 'kaliteli şarap' kategorisinde faaliyet gösterdiğini ve sofra şarabında rekabet etmediği için özellikle a la carte restoranlarda ve mönülerde kendine yer bulduğunu aktaran Bülent Ozan Diren, "Bizim bazı müşterilerimiz de şaraplarımızı şipariş verip, evlerine istiyor" dedi.
'Çeşitlilik sektörü büyütür'
Kısıtlamaların sektörün büyümesini de engellediğini hatırlatan Diren şunları söyledi: ABD, Avrupa gibi uzmanlaşmış ülkelerde yüzlerce firma faaliyete. Bu çeşitlilik, sektörü büyütüyor. Aynı şey Türkiye'de de olmalı. Türkiye, 70 milyon litrelik üretimle dünyaya da şarap satma imkânı bulamaz."
Sabancı'ya Gülor şoku
Reşit Soley'in başına gelen Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı aynı zamanda Gülor şaraplarının da yaratıcısı Güler Sabancı'nın da başına gelmiş. İstanbul Akmerkez'de bulunan Papermoon'da Ömer Dinçkök ile bir yemekteyken Gülor şaraplarını mönüde bulamayan Sabancı'nın bu duruma çok şaşırdığı ve üzüldüğü, bunun üzerine Akmerkez'in ortağı Dinçkök'ün araya girmesiyle dışarıdan Gülor şarabı getirtildiği belirtiliyor.
Fas, Tunus, Cezayir Türkiye'nin önünde
Melen Şarapçılık Genel Müdürü Cem Çetintaş, kısıtlamaların dünyadaki en büyük beş bağ üreticisinden biri olan Türkiye'de sektörü büyütmediğini, büyük firmaların ön plana çıkmasından rahatsız olduğunu söyledi.
Fransa, İtalya gibi şarap konusunda dünyaca ünlü ülkelerde küçük aile işletmeleriyle ve butik üretimle bu sektörün büyüdüğünü hatırlatan Çetintaş, Türkiye'de tersi bir mekanizmanın işlediğini aktardı. Komşu ülke Yunanistan'da en küçük restoranda bile şarap mönüsünde onlarca markanın bulunduğunu, Türkiye'deki mönülerde ise bir ya da iki markanın ürünlerine yer verildiğini aktaran Çetintaş, "Tekelleşme var. Bunun en son örneğini bir restoran sahibinin düğününde yaşadık. Kendisi düğün için bizim şaraplarımızdan satın aldı ve konuklarına ikram etti ama restoranın mönüsüne koyduramıyoruz" dedi. Şarabın bir ülke imajını olumlu etkileyen bir 'kültür içkisi' olduğunu vurgulayan Çetintaş, Güney Afrika'yı da bölgede ayrıcalıklı kılan etkenin 'şarap'taki ustalığı olduğuna dikkat çekti.
Fas, Cezayir, Tunus gibi ülkelerin bile bu konuda Türkiye'yi geçtiğini anlatan Çetintaş şöyle devam etti: "Türkiye, yıllık 30 milyon litre üretim yaparken Bulgaristan 150 milyon, Yunanistan 130 milyon litre üretim yapıyor. Fransa'nın bu sektörden elde ettiği gelir 60 milyar dolar düzeyinde. Dünyadaki 5500 üzüm cinsinin 2000'i Türkiye'de ama biz bunları geliştirmek için uğraşmıyoruz. Türkiye'de sektörü büyütmek için adım atılmak yerine tekelleşme çabalarıyla küçülüyoruz."