'Seçim, risk demek'

Merkez Bankası Başkanı Yılmaz, enflasyon için iki riske dikkat çekti: Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler. Yılmaz, "Enflasyonu tehdit eden bir durumda elimizdeki araç, kısa vadeli faiz. Merkez Bankası, bu yolla tepkisini koymaktan çekinmeyecek" dedi.
Yılmaz'ın sözleri şöyle: Bunlar, üzerine basa basa söylenmesi gereken riskler. 'Tek haneli enflasyona geldik' diyoruz, en küçük çalkantıda alışkanlıklar hortluyor. Enflasyon şimdi iyi ama bayram yapma zamanı değil. Her an döviz alım ihalesi olabilir.

İSTANBUL - Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimlerin önümüzdeki dönemin önemli riskleri arasında bulunduğunu belirterek "Eğer enflasyon hedefini tehdit eden bir durum ortaya çıkarsa elimizdeki politika aracı belli. Kısa vadeli faiz oranları... Bu durumda Merkez Bankası politika faizleri aracılığıyla tepki vermekten çekinmeyecektir" açıklamasında bulundu.
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği'ne (MÜSİAD) konuk olan Başkan Yılmaz, gazetecilerin sorusu üzerine 'üzerine basa basa söylenmesi gereken riskler' dediği seçimlere ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Cumhurbaşkanlığı seçimleri gerginlik yaratabilir, güveni sarsabilir, yabancı çıkışı başlayabilir, kur etkilenebilir. Genel seçimlerde ise hükümetler seçimi kazanabilmek için harcama yapmışlardır, bu, yadsınamaz bir gerçek. Ancak hükümet 2007 bütçesinde çerçeveyi çizdi. Dolayısıyla bütçe uygulamalarında enflasyonu tehdit eden bir durum ortaya çıkarsa elimizdeki politika aracı belli; Nedir bu? Kısa vadeli faiz oranı... 'Biz bununla tepki veririz' diyoruz.
Fiyat istikrarı kapkaç olaylarını da azaltır: Politikalarımız sosyal boyutludur. Ahlaki bozulma, aile parçalanmaları, kapkaç, hep ülkede fiyat istikrarının olmaması sonucu yaşanan olaylardır. Fiyat istikrarı sağlandığında bu olaylarda azalma olacak.
Korkularımıza esir oluyoruz: "Her defasında 'tek haneli enflasyona geldik' dediysek de yaşanan çalkantıda bile eski alışkanlıklarımız ön plana çıkıyor, korkularımız bizi esir alıyor. Bunu 2006'da bir kez daha yaşadık."
Geçmişe endekslemeyin: Enflasyon hedefinin ciddi riskleri var. Ekonomik birimlerin planlarında enflasyon hedefini göz önüne almaları önemli ancak geçmişe yönelik endeksleme yapmayın."
Petrol belirsizliğini koruyor: Petrol fiyatında son dönemdeki düşüşün kalıcı olup olmadığı henüz belli değil. Küresel risk algılamaları ve uluslararası likiditede, gelişmiş ülke para politikalarından kaynaklanabilecek hızlı değişiklikler risk oluşturuyor.
Eleştirin, ama bağımsızlığımızı sorgulamayın: Politikamız eleştirilsin bundan hiç sıkıntımız yok. Ancak Merkez Bankası'nın bağımsızlığının sorgulanmasına yol açabilecek söylem ve uygulamalar, politikalar ve hedeflerin güvenilirliğini zedeleyebilir.
IMF'ye erken ödeme için kaynak yok: IMF'ye olan borçlar hükümete ait. Erken ödeme için yeterli kaynak yok. Dolayısıyla bu, hükümetin bir tercihi. Bugünkü şartlar altında da ben borçların vadesinde ödeneceğini, ödenmesi gerektiğini düşünüyorum.
Merkez yanlış anlaşıldı: Geçen hafta açıkladığmız enflasyon raporunda yanlış anlaşılmalar oldu. Mevcut politika faizlerinin önümüzdeki yıl boyunca sabit kalacağı varsayımları yapıldı. Merkez Bankası 'faizleri bir yıl sabitledi değiştirmeyecek' demiyor. Bu da yanlış anlaşıldı.



'Bayram yapma zamanı değil'
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, piyasaların ekim enflasyonunu olumlu algıladığına işaret ederek, ileriye doğru çok fazla bilgi olmadığına dikkat çekti ve 'bayram yapmanın zamanı olmadığını' vurguladı. Enflasyon ekim ayında TÜFE'de aylık bazda yüzde 1.27 artarak piyasa beklentilerinin altında kalmıştı. Yılmaz, konuşmasında, Merkez Bankası'nın 'temkinli duruşunu sürdürmek zorunda olduğunu' söyledi.Yıl sonu için belirlenen yüzde 5'lik enflasyon hedefinden belirgin bir sapma yaşanması beklenirken, Yılmaz'ın sunumunda, "2007 ve 2008 için yüzde 4 olan enflasyon hedefleri ulaşılabilir nitelikte" denildi.


'Dövizde her an alım ihalesi açılabilir'
Başkan Durmuş Yılmaz, gelecek dönemde döviz ihalelerine başlamak zorunda kalacaklarını ve zamanı geldiğinde açıklama yapacaklarını belirterek ihalelere 'her an' başlayabileceklerini vurguladı.
Yılmaz, bir soru üzerine "Döviz rezervi biriktirmeye ihtiyacımız var; döviz alım ihaleleri üzerinde ciddi olarak çalışıyoruz" dedi ve bunu 'zamanı gelince açıklayacaklarını' ekledi.
Ekonomi ve finansal sistemlerin mayıs-haziran ayında yaşanan şoklarla sınandığını da vurgulayan Yılmaz, Türkiye'nin bu global çalkantıdan neden diğer ülkelere göre daha çok etkilendiğini de "Enflasyon, cari açık ve siyasi konulara ilişkin yurtiçi risk algılamaları nedeniyle, güçlü bir biçimde hissedilmiştir" diyerek özetledi.


Dalganın enflasyona etkisi 3.5 puan
Başkan Durmuş Yılmaz, mayıs-haziran aylarında piyasalarda yaşanan dalgalanmaların fiyatlara etkisinin toplamda yüzde 3.5 olacağını öngördüklerini belirterek, "Bunun yüzde 3'ü gerçekleşmiştir. Eğer bu dalgalanma olmasaydı, eylül sonu enflasyonu yüzde 1.5 seviyesinde olacaktı" dedi.
'Kur değerlensin istemiyoruz'
Kurlardaki değerlenmeyle enflasyon arasında sıkı bir bağ olduğunu vurgulayan Yılmaz, şu görüşleri aktardı: "Kur değerlendiği sürece enflasyon hedefine yakınsamasına önemli katkıları oluyor ve yardım ediyor. Ancak 'Mademki kurun bununla yakından ilişkisi var, kurları değerlendirelim' gibi bir politikamız yok. Merkez Bankası'nın temel politika aracı kısa vadeli faizler. Kur, enflasyon hedefleyen bir Merkez Bankası olarak bizim politika aracımız değildir."


Borcu artan özel sektör risk yönetimi yapmalı
Başkan Yılmaz, "Cari açık risktir. 'Açık finanse edildiği sürece sorun değil' gibi söylemin arkasında değiliz" dedi. Bugün yüksek cari açığın nedeninin farklı olduğunu vurgulayan Yılmaz, sıcak paranın cari açığa oranının 2002'de yüzde 89,7 iken, ağustosta yüzde 14.6'ya indiğini, uzun vadeli borç ve doğrudan yabancı yatırımlarıyla açığı finanse ettiklerini anlattı. Yılmaz özel sektörün ise artan borcu yüzünden risk yönetimine azami özen göstermesi gerektiğini söyledi.
'Umarım özel sektör kamu zammını izlemez'
Yılmaz, kamu çalışanına 2007 için öngörülen ücret artışının enflasyondaki düşüş sürecine destek vermesinin mümkün olmayacağını belirterek, "Umarım ekonominin diğer aktörlerinin ücretlerine bu şekilde yansımaz" dedi.


Yüzde 8 büyürsek 10 yılda Yunanistan'a ulaşırız
"AB'nin bizi hazmedebilmesi için büyümeliyiz" diyen Yılmaz, kesintisiz olarak önümüzdeki 10 yılda yüzde 7-8 civarında büyüme rakamı elde edildiği zaman, Yunanistan ve Portekiz'in seviyesine ulaşılacağını kaydetti. Toplantıda, '2007 bütçesiyle ilgili endişeniz var mı' sorusuna ise başkan Yılmaz, burada en önemli kalemin personel gideri olduğunu ve yüzde 20'ye yakın artış yapıldığını hatırlattı.
'Daha güvenli para basacağız'
Yılmaz, para sahteciliğine ilişkin bir soruya ise şu yanıtı verdi: "2009 yılında YTL'den Y'yi atarken daha güvenli parayı çıkarmak için çalışıyoruz" dedi. Türkiye'ye gelen yabancı sermayeye yönelik olarak da Yılmaz, tercihin sıfırdan yatırım yapan yabancı sermaye olduğunu belirtip "Ancak bunun için daha almamız gereken epey yol var" dedi.