'Seninle çalışamayacağım' demeyi 'Çırak'ta öğrendi

Yılların sanayicilik birikimini Kanal D'de yayımlanan 'Çırak'ta tüm Türkiye ile paylaşan Anadolu Grubu İcra Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, 'Seninle çalışmak istemiyorum' demeyi bu programda öğrendi.
Haber: ADİL KÜÇÜK / Arşivi

İSTANBUL - Yılların sanayicilik birikimini Kanal D'de yayımlanan 'Çırak'ta tüm Türkiye ile paylaşan Anadolu Grubu İcra Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, 'Seninle çalışmak istemiyorum' demeyi bu programda öğrendi. Türkiye'nin en büyük holdinglerinden birini başarıyla yöneten ve Türk Sanayici ve İşadamları Derneği'nin Ömer Sabancı'dan önce başkanlığını yapan Özilhan, Radikal'in sorularını yanıtladı.
Anadolu Grubu'nda binlerce işçinin istihdam edildiğini hatırlatan Özilhan, "Donald Trump CNN'de 'Kovuldun' diyor. Siz ise bunu yumuşatıp 'Seninle çalışmak istemiyorum' diyorsunuz. Birisini kovmak sizi çok mu zorluyor sorusuna şu yanıtı veriyor:
"Anadolu Grubunda ben hiç kimseyi işten çıkarmadım. Eğer hatırlamadığım varsa bu sayı biri geçmez. Programın formatı gereği bu cümleyi benim söylemem gerekiyor. Çok zor. Hayatta söylemekten hep kaçındığım bu cümleyi şimdi her hafta söylemek zorunda kalıyorum. Bizim grupta yıllardır işten eleman çıkarılmadı. Bizde sadece suiistimal ve yolsuzluk olursa eleman çıkarılır.
Bu gibi durumlara hiç tahammülümüz yok. Eleman yetiştirmenin hem masraflı hem de çok uzun zaman isteyen bir iş olduğunu biliyoruz. Eğer çok kötü bir şey yapılmamışsa eleman çıkarmayız. Elemanın zayıf yanları varsa, performansı düşükse eğitimden geçiriyoruz. Kazanmak için her şeyi yapıyoruz. Eksikliklerini kapatıyoruz. Ama az da olsa gerektiği durumlar olur. Bu durumda insan kaynakları departmanı kendisine birlikte çalışmak istemediğimizi söylerler.
Eğer eleman doğrudan bana bağlıysa bu işi yapmak bana düşer. Ancak birine seninle çalışmak istemiyorum demeyi sevmem."
15 yıllık tecrübe
İşin başına ilk geçtiği yıllarda kendisi için sermaye ve makinelerin çok önemli olduğunu da sözlerine ekleyen Özilhan, ancak zaman içinde yılların tecrübesiyle elemanın ilk sıraya alınması gerektiğini öğrenmiş. İyi bir elemanın hem parayı, hem de makineyi bulabileceğini kaydeden Tuncay Özilhan, "Aşağı yukarı 15 yıldır bu felsefeyi yerleştirdik ve bunu uyguluyoruz" diyor. Anadolu Grubu bünyesinde insan kaynakları biriminin çok güçlü olduğunu da sözlerine ekleyen Tuncay Özilhan, "İşe eleman alma, yükseltme, performans değerlendirme ve ücret sistemleri de çok iyidir. Bu nedenle de bu zor kararı alma durumuyla pek karşılaşmayız" diye konuşuyor.
Özilhan, işçisini çıkarmak durumunda kalanlara da bu işi kırmadan, dökmeden yapmaları tavsiyesinde bulunarak, "Bir kişinin yaşamıyla ilgili çok önemli karar verdiğinizi hiç aklınızdan çıkarmadan konuşun. Ailelerini de düşünüp hareket edin" diyor.
Gizem Tokgöz: Bizi gönderirken elleri titriyor
Tuncay Özilhan'ın bu hassasiyeti 'Seninle çalışmak istemiyorum' dediği ilk elenen üç çırağın da gözünden kaçmamış. İlk hafta elenen İsmail Haznedar, ikinci hafta elenen Gizem Tokgöz ve Baran Fidansoy, "Tuncay bey bizi gönderirken elleri titriyordu" diyerek ortak bir görüşte birleşiyorlar.
30 bin kişi içinden 16 kişilik finale kalan çıraklar, elenmelerinin etkisinden de çabuk kurtulmuşlar. Her biri hayata kaldığı yerden devam ediyor. Yarışmadan ilk ayrılan İsmail Haznedar, pastanesinde yenilik yaparak işe başladı. Perakende işini bırakan Haznedar, toptan satışın hesaplarını yaparken, üniversiteyi yeni bitiren Gizem Tokgöz ise, 15 günlük programın hızlandırılmış bir eğitim olduğunu ve kendisine çok şey kazandırdığını düşünüyor. Baran Fidansoy da memleketine dönerek kendi işlerine kaldığı yerden devam ediyor. İlk üç haftanın elenen isimleri şunları söyledi:
İsmail Haznedar: Kimse bu yarışmaya 15 milyar lira maaş için katılmadı. Para da dolaylı getiridir. Benim 'Çırak'ta olmamın en önemli nedeni 30 bin kişi içinde ilk 16'ya girmekti. Bunu da başardım. Kendimi tescil etmiş oldum. Tuncay bey, hayatında ilk kez beni gönderdi. Ben hayatımda ilk kez Tuncay bey tarafından gönderildim. Ama oyunun kuralı buydu. Kuralları yerine getirdik. Tabii ki çok üzüldüm. Ama söylediğim gibi kuralların üzücü olduğunu biliyorduk ve bunu göze almıştık. Burada hiçbir arkadaşımın Tuncay beye kırıldığını düşünmüyorum. Böyle bir fırsat hayatta bir kez karşınıza çıkar. Ben de bu fırsatı değerlendirdim. Beş yıl stratejik iş planlama bölümünde çalıştım. Şimdi Pastanemizde toptan satışa geçeceğiz. Gelecek kaygısı yaşamıyorum.
Baran Fidansoy: Yüzde 100 kazanmak için girmedim. Paradan daha önemlisi heyecandı. Bu heyecanı yaşadım. Eğer programı kazansaydım, kendi işlerimi askıya almayı düşünebilirdim. Tuncay beyin yerinde ben olsam ben de beni kovardım. Çünkü ekip lideriydim ve ekibimin hatalarından sorumluyum. Bu programda 15 milyar maaştan daha fazlasını kazandığıma inanıyorum. Tuncay Özilhan gibi bir duayenle tanışmak benim için çok önemli. Laf aramızda benim için iyi bir reklam oldu. Kendi işimi yaparken beni herkes tanıyacak. Müthiş bir avantaj. Bir de bağlantım kopan tüm eski arkadaşlarımla yeniden bağlantı kurdum. Asker arkadaşlarım bile arıyor.
Gizem Tokgöz: Okuldan yeni mezun olan birisinin kendisini 30 bin kişi içinden ilk 16'da bulması büyük bir avantaj. Bu programda her biri birbirinden bağımsız iş planları yapmanız gerekiyor. Yaşı benden büyük insanlarla kıran kırana iş yaptım. Parayı verip masa başında yaptığınız bir iş değildi. Ayrıldığıma çok üzüldüm. Ayrılma anında bana büyük suçlamalar geldi. Fakat ben kendimi savunup seviyeyi düşürmek istemedim. Eğer kendimi savunsaydım programda kalırdım. Çünkü her suçlamaya verilecek yanıtım vardı. Tuncay beyin kararından sonra çok üzüldüm. Ama o kadar iyi niyetli ki, programdan sonra benimle görüştü ve gönlümü aldı.
O cümleye alınmadım. O da isteyerek söylemiyor. Bunu herkes biliyor. Mecburiyetten yapılan bir şey, onu söylerken elleri titriyor.