Serdengeçti: Faiz telkini yok

Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti: "Faiz kararları, enflasyon gelişmelerine göre veriliyor. Hükümetten faizlerle ilgili bir telkin gelmedi."

ANKARA - Merkez Bankası, fiyat istikrarının ardından finansal istikrar için harekete geçti. "Finansal İstikrar Raporu'nun ilki yayımlandı. Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, finansal istikrarın Türkiye ekonomisinin geldiği normalleşme sürecinde daha fazla önem kazandığını söyledi. Serdengeçti, faiz indirimine gitmemesine yöneltilen eleştirilere bir soru üzerine yanıt verirken, hükümetlerin seçim öncesi puan toplamak için faiz indirimi istemelerinin doğal olduğunu, Merkez Bankası bağımsızlığının da bu noktada önem taşıdığını vurguladı. Serdengeçti, hükümetten kendilerine faiz indirimi telkini gelmediğini söyledi.
'Ekonomi için önemli'
Serdengeçti, Finansal İstikrar Raporu'nun kamuoyuna tanıtımı ile ilgili düzenlediği basın toplantısında, finansal istikrarın ekonominin bundan sonra izleyeceği seyir açısından önemine dikkat çekti. Serdengeçti, 32 ülkenin finansal istikrar raporu yayımladığını belirtirken, krizler sonrası finansal istikrarın öneminin daha iyi anlaşıldığını kaydetti. 1970'lerden sonra dünya ekonomisinde 117 ekonomik kriz yaşandığını kaydeden Süreyya Serdengeçti, bu krizler sonrasında ülkelerin milli gelirlerinde önemli kayıplar yaşandığını, Kore'de milli gelirin yüzde 24.5, Finlandiya'da yüzde 8, Türkiye'de ise 2001 krizinin maliyetinin milli gelirin yüzde 9.5'i oranında maliyet getirdiği örneklerini verdi.
Fiyat istikrarının finansal istikrar için olmazsa olmaz koşul olduğunu ifade eden Serdengeçti, finansal çalkantılardan ve şoklardan kaçınabilmek için finansal sistemde disiplinin şart olduğunu kaydetti. Serdengeçti, akademisyen Eichengren'in finansal krizleri kalp krizine benzettiğine işaret edip konuşmasına şöyle devam etti:
"Ekonominin finansal sistem dışında kalan işleyişi güçlü ve sağlıklı olduğunda finansal krizden daha az etkilenmekte, iyileşme sürecine çabuk başlamaktadır. Makroekonomik temellerin zayıf olması durumunda ise aynı ölçüde bir finansal kriz, aksine ekonomiye çok büyük zarar verebilmektedir."
Başkan Süreyya Serdengeçti, Türkiye'de finansal sistemin yüzde 92'sinin bankacılık kesiminden oluştuğunu, sektörün kriz sonrası alınan önlemlerle önemli bir mesafe kat ettiğini vurguladı.
Risklere göre karar alın
Hazırlanan raporun çok dikkatle okunması gerektiğini belirten ve "finansal istikrar ne durumda" sorusuna "Raporu baştan aşağı okuyunca durumu göreceksiniz" yanıtını veren Serdengeçti, hem finans kesiminin, hem de diğer ekonomik birimlerin finansal kesimde yaşanabilecek gelişmelerle ilgili bölümün çok dikkatli okunmasını önerdi. Süreyya Serdengeçti şunları kaydetti:
"Bankacılık kesiminin riskleri, kredi riski, piyasa riski ve likidite riski başlıkları altında analiz edilmiş ve modern risk yönetimi göstergeleri çerçevesinde ekonomideki risklere dikkat çekilmiştir. Söz konusu risklere ilişkin olası senaryolar altında finans kesiminde yaşanabilecek gelişmeler yapılan analizin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Hem finans kesiminin hem de diğer ekonomik birimlerin bu bölümü dikkatle okumaları ve ekonomik kararlarını mevcut riskleri gözeterek almaları son derece önemlidir."
Reel faizde çok yol aldık
Gazetecilerin faiz indirimine gidilmemesine yönelik eleştirilerle ilgili sorusu üzerine Serdengeçti, faiz kararının enflasyon hedefi ve gelecekteki enflasyon beklentileri göz önüne alınarak verildiğini belirtti. Herkesin faizlerin inmesini isteyeceğine işaret eden Serdengeçti, reel faizlerin yüzde 30'lardan yüzde 10'lara çekildiğine dikkat çekti. Hükümetlerin de özellikle seçim öncesinde puan toplamak için faiz indirimi isteyebileceklerini vurgulayan Serdengeçti, "Bana faizlerle ilgili herhangi bir telkin gelmemiştir" açıklamasını yaptı.
Merkez Bankası, Hazine, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun ilişkilerinin güven verip vermediği sorusuna Serdengeçti, "Tabii güven duymak kamuoyunun bileceği iş. Türkiye'de eşgüdüm genel olarak zayıftır. Son yıllarda kurumlararası işbirliği büyük ilerleme kaydetti. Tabii bu daha iyi olabilir" yanıtını verdi.
Kısa vadeli faizler ve cari açıkla ilgili değerlendirmelerin eski yaklaşımlar çerçevesinde yapıldığını söyleyen Serdengeçti, Merkez Bankası'nın iyi anlaşılabilmesi için raporların iyi okunması gerektiğini vurguladı. Serdengeçti, yayımlanan raporlara onbinlerce kişinin internet aracılığıyla ulaştığını belirtirken, bazen hiç okumadan yazılıp çizildiğinden yakındı.
'Vergiyi destekliyoruz'
Finansal araçlar üzerindeki vergilerin yakınlaştırılması ile ilgili kararın 2006 başında uygulamaya gireceği, ancak özellikle yabancı sermayenin bunda endişeleri olduğu sorusu üzerine Başkan Süreyya Serdengeçti, ekonomi programı çerçevesinde alınan bu kararı destekledikrini vurguladı. Serdengeçti, "Dünyada hiçbir mali otorite şantaja boyun eğerek karar vermemektedir" diye konuştu.
Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, bankaların tezgâhaltı faiz uygulamaları ile ilgili soruya, "Bize göre endişe edilecek bir durum yok" yanıtını verirken, konut kredilerini dikkatle izlediklerini ve temkinli yaklaştıklarını söyledi. Serdengeçti, konut kredilerine iyi bakmak gerektiğini, yüksek artış olduğu değerlendirmesinin daha önce çok düşük seviyedeki kullanıma göre yapıldığını belirtti. Serdengeçti, konut kredilerinin toplam krediler içindeki payının yüzde 4.6. GSMH içindeyi payının ise yüzde 1.2 olduğu bilgisini verirken, bunun AB'nin ilk 15 ülkesinde sırasıyla yüzde 32 ve yüzde 39 olduğunu sözlerine ekledi.
Bankalara iyi ve kötü senaryolar
Finansal İstikrar Raporu'nda, bankacılık sektörü için piyasa riski senaryo analizleri yapıldı. Bankacılık sektörü, piyasa, kredi ve likidite riski açısından değerlendirildi. Olumlu ve olumsuz senaryolar şöyle:
Negatif Yönlü Kur Şoku: En yüksek kur şoku nedeniyle açık pozisyondaki bankaların uğradığı zararın özkaynaklarına oranı yüzde 1.7'dir. Bankacılık sektörünün genel olarak yüksek açık pozisyon bulundurmaktan kaçındığı ve büyük çaplı kur şokuna bile dayanaklı olduğu görülmektedir.
Negatif Yönlü Faiz Şoku: Bankacılık sektörünün özkaynaklarının güçlü yapısı göz önünde bulundurulduğunda söz konusu zararların özkaynaklara etkisinin sınırlı olacağı anlaşılmaktadır.
Pozitif Yönlü Kur Şoku: Pozitif yönlü bir kur şokunda bankaların kâr elde edecekleri görülmektedir.
Pozitif Yönlü Faiz Şoku: TMSF bankaları hariç bir aylık pozitif
yönlü faiz şoku yeniden yapılandırmaya bağlı net faiz geliri artışı yaracaktır. Üç ay olması durumunda kârlılık daha da artacaktır.
Likidite Riski: Enflasyon ve faizdeki gerilemenin kalıcı olduğu bekleyişlerinin artmasıyla Türk parası ve yabancı parada likidite oranlarında düşüş gözlenmekle birlikte sektörün portföyündeki menkul değerlerin önemli kısmının teminat olarak kullanıma hazır bulunması, likidite açısından olumlu olarak değerlendirilmekte.
Kredi Riski: Kredi riskine maruz değer artarken, bankaların kredilendirme politikalarında risk unsurunu dikkate almaları, firmaların mali yapılarının düzelmesi ve bankaların özkaynağının yüksek olması kredi piyasasındaki dinamizmin devam edeceğini gösteriyor.
Sektör son beş yılın en yüksek değerinde

  • Bankacılık sektörü 1999-2001 yılları arasında üç yıl üst üste zarar ederken, 2002 ve 2003 yıllarını özellikle ticari kârlardan elde ettikleri gelirler ile tatmin edici kârlarla kapatmışlardır. 2004 yılında ise kârlılık endeksindeki yükselişin durduğu görülmektedir. Ancak 2005 yılında enflasyon muhasebesi uygulamasının sona ermesiyle birlikte enflasyon muhasebesinden kaynaklanan net parasal pozisyon zararlarının ortadan kalkması sektörün net dönem kârını olumlu etkileyerek, kârlılık endeksinin tekrar yükselişe geçmesine neden olmuştur. Düşük enflasyon ortamında daralan kâr marjları ve artan rekabet sektörün bilançolarını yeniden yapılandırarak değişen makroekonomik koşullarda sürdürülebilir gelir
    kaynaklarını artırmasını ve operasyonel verimliliğini de sürekli olarak
    yükseltmesini zorunlu kılmaktadır.
  • Sermaye yeterliliği endeksinde son üç yıllık dönemde görülen artış ise bankacılık sektörünün özkaynaklarının geçmiş yıllara göre güçlendiğini göstermektedir. Güçlü sermaye yapısı bankacılık sektörünün olası şoklara karşı dayanıklılığını artırmaktadır.
  • Sektörün aktif kalitesindeki iyileşme, yabancı para açık pozisyonlarının kapanması, başarılı kârlılık performansı ve daha güçlü sermaye yapısı sonucunda finansal sağlamlık endeksi 2004 yılı sonu itibarıyla son 5 yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Mayıs 2005 tarihi itibarıyla da bankacılık sektörünün finansal yapısındaki güçlülük devam etmektedir.