Şirketler krizden sıyrılıyor, eylül bilançoları düzelmeye başladı

Şirketler krizden sıyrılıyor, eylül bilançoları düzelmeye başladı
Şirketler krizden sıyrılıyor, eylül bilançoları düzelmeye başladı

Çağlar, ?Ziraat için yıl sonu kâr tahminimiz 2 milyar dolar? dedi.

Şirketlerin krizin hasarlarını atlatmaya başladığını açıklayan Ziraat Bankası Genel Müdürü Çağlar, 'Eylül bilançolarında düzelmeyi görüyoruz' dedi
Haber: ESİN ÇETİNEL / Arşivi

İSTANBUL - Bankacılık kesiminin artık Merkez Bankası faiz indirimlerini takip edemediğini söyleyen Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar, “Çünkü mevduat faizlerini hala yüzde 9-10 seviyelerinin altına çekemiyoruz. Bu maliyeti düşüremediğimiz için kredi faizlerinde de indirim yapılamıyor. Bu yüzden artık Merkez Bankası’nın faiz indirimleri piyasa açısından bir gösterge olmaktan çıkmaya başladı” dedi.
Şirket bilançolarında iyileşme başladığını da açıklayan Çağlar, haziran ayında başlayan düzelmenin kamuoyuna daha açıklanmamış eylül bilançolarında daha da dikkat çekmeye başladığını vurguladı. 

Mevduat faizi artabilirActive Academy’nin düzenlediği 7 Uluslararası Finans Zirvesi’ne katılan Can Akın Çağlar, burada gazetecilerin sorularını yanıtladı. Çağlar, bir soru üzerine aralık ayında bankaların yılsonu bilanço kapamalarını düşünerek mevduatta faiz yarışına girerek faizlerini bir miktar yükseltebileceğine vurgu yapıp ancak bunun aralık ayında etkili olacağına söyledi. 
2001 krizinin bankacılık krizi olduğunu oysa ki 2008 global krizin reel kesim krizi olduğunu hatırlatan Can Akın Çağlar, bu nedenle bankaların bu yıl reel kesime kredi verme konusunda seçici davrandığına dikkat çekip şöyle konuştu; “Reel kesimin 2008 yılsonu ve özellikle 2009 mart ayı bilançoları çok kötü geldi. Krizin etkisi en çok bu bilançolara yansıdı. Bankacılık kesimi de krizden etkilenen şirketlere kredi verme konusunda tabii ki daha çekimser kaldı. Ancak bankacılık kesimi bu dönemde ne yaptı bilançosu iyi şirketlerin yanı sıra bireysel kredilere ağırlık vermeye başladı.
Faizlerde hızla düştü. Bireylere verilen krediler satışları ve ekonomiyi canlandıracağı için bunun dolaylı yoldan da olsa reel kesime pozitif etkisi oldu. Bankacılık sektörü bilançosu nispeten daha zayıf şirketlerin kendilerini düzeltmeye başlamasıyla reel sektöre yönelecektir. 

Hasarlar atlatılıyor
Zaten şimdi reel kesim bilançolarında toparlanma gözlüyoruz. Faizlerin düşmesi kurların gerilemesiyle bilançolardaki bozulmalar da düzelmeye başladı. Özellikle bize ulaşan son ayrıntılı Ocak/Eylül 2009 bilançolarında önceki dönemdeki hasarların atlatıldığını görüyoruz. Reel sektöre kredi verilmeye başlamasıyla Türkiye ekonomisi de büyümeye geçecek”

1250 personel alınacak
Cağlar, bankanın 2010 yılında da yeni personel alımına devam edeceğini söyleyip bu sayının bin 250 kişi olabileceği bilgisi verdi. Çağlar gazetecilerle yaptığı söyleşide Ziraat Bankası’nın son 3 yılda 6,000 kişilik işe alım yaptığını bu rakamın 2,500 kişilik bölümünün 2009’da işe başladığını da söyledi.
Çağlar dün CNBC-e televizyonunda yayınlanan söyleşisinde ise bankanın yıl sonu kâr tahmininin 2 milyar dolar olduğunu söyledi. Ziraat Bankası kısa süre önce ilk dokuz aylık net kârının, geçen yıla göre yüzde 63 oranında artarak, 2.67 milyar liraya ulaştığını açıklamıştı. 

‘Kriz yüzünden gıdadan kestiler’
Dünya Bankası Türkiye Direktörü Ulrich Zachau, “Katıldığımız bir  araştırmaya göre İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Kocaeli’deki yoksul ailelerin kriz yüzünden yüzde 10’u gıda tüketimini çocukları için azaltttığı ortaya çıktı” dedi. 
Zachau, 7. Uluslararası Finans Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, şöyle dedi: “Hükümet krizden en çok etkilenen insanlara destek vermek amacıyla istihdam yaratıcı politikalar üretmelidir. Türkiye’de işsizliğin yükselmesi travmatik bir etki yapmıştı. Dünya Bankası, Unicef ve Tepav bir araştırma yaptık, İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Kocaeli il merkezinde. Bu 5 merkezde en yoksul yüzde 20’nin içindeki ailelerin 10’da 9’u ciddi gelir düşüşü yaşıyor. Bunların yarısı, yani 5 merkezdeki nüfusun yüzde 10’u gıda tüketimini çocukları için azaltmış durumda.”
Zachau buna karşın sürdürülebilir makroekonomik politikalar ve reformlarla Türkiye’nin iyi bir gelişme göstereceğini ve yatırım alanı olarak çekici olacağını söyledi.
Artık dünyada sistematik çöküş korkusu bulunmadığını vurgulayarak, ekonomik depresyon korkusunun azaldığını söyleyen Zachau, şöyle devam etti: “Bu toparlanma Çin’de güçlü, ileri ekonomilerde, özellikle yükselen Avrupa ve ABD’de alçak yönde olacak. Ancak büyüme ve toparlanma işsizliğe çözüm ve çare olacak mı bu önemli.” 
Zachau, iş gücü piyasasını daha esnek hale getirmenin çok önemli olduğunu belirterek, şunları ifade etti: “Türkiye kadın istihdamı oranları bakımından oldukça düşük. Türk kadınlarının sadece yüzde 6-7’si tam zamanlı işe girseler Türkiye 9. Kalkınma planında önüne koyduğu hedeflere ulaşacaktır ve yoksulluk yüzde 20 azalacaktır. Türkiye’de kızların eğitimine de önem verilmelidir.”

‘Bir yeşil liste oluşturulsa Türkiye de içinde yer alır’

Başbakan Yardımcısı, ‘2010’un kriz yaralarının tamir edilmeye başlandığı ve küçük iyileşmeler yaşanan bir yıl olmasını bekliyoruz’ dedi 

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, “Artık risklerden daha az bahsedilen ülkeler diye bir yeşil liste oluştursanız, belki o kategoriye Türkiye de konur” diye konuştu.
Babacan, Active Academy tarafından düzenlenen, krizden sonra yeni finansal mimari konusunun ele alındığı ‘7. Uluslararası Finans Zirvesi’nin açılışında yaptığı konuşmada, “Ancak dünyadaki ekonomik toparlanma istihdam üretmeyen bir toparlanma. İşsizlik oranları dünya genelinde hızla yükseldi, daha da yükselecek. Özellikle reel sektör, kriz sırasında işten çıkardığı elemanlarını hemen geri almıyor. Bunu dünya geneli için söylüyorum. İstihdamda toparlanma olmazsa birçok ülkedeki iç tüketim ve iç tüketime bağlı ekonomik toparlanmada da tehirler söz konusu olabilir” diye konuştu.
Babacan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “2010’u artık krizin yaralarının tamir edilmeye başlandığı, Türkiye’de istihdam rakamlarının artmaya başladığı, işsizlik oranında küçük de olsa iyileşmelerin yaşanacağı bir yıl olmasını bekliyoruz.”

Ülkeler ayıp örtemeyecek
Ali Babacan, ülkelerin bir dış göz tarafından denetimi konusuna da değinerek, “En büyük ekonomi dahi dış gözetimin dışında olmamalı. Bir ülke kendi içinde kendi ayıplarını, hatalarını örtecek uygulamalar yapabilir. Siyasiler sorunları halının altına süpürmeyi tercih edebilir. Ancak bugün eğer büyük bir ekonomide yapılan hataların bedelini Türkiye olarak ödüyorsak, pek çok ülke ödüyorsa, demek bizim büyük ekonomilerin ne yaptığını yakından izlememiz gerekiyor” şeklinde konuştu.
Ali Babacan, geçen hafta G-20 toplantılarında da bu yönde karar alındığının altını çizdi.
Dünyanın her yerinden toparlanma işaretlerinin gelmeye başladığını ancak, Avrupa’da toparlanmanın çok geriden geleceğini, 2010 ortalama büyümesinin belki sıfır olacağını belirten Babacan, “Özellikle Avrupa bizi yakından ilgilendiriyor. Çünkü önemli ihracat pazarımızdır. Avrupa’daki toparlanma ne kadar erken başlarsa, ihracatımızı o kadar etkileyecektir. Dolayısıyla Türkiye ekonomisi için Avrupa’daki toparlanma belirleyici olacak” diye konuştu. 

Özince’den uyarı
Bankalar Birliği Başkanı ve İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince ise, toz duman ortadan kalktığında dünyada bir çok dengenin ve sıralamanın değişmiş olacağını belirterek, “Biz ülkemizin, ekonomimizin rekabet gücünü, ihtiyaçlarımıza cevap verebilir bir konuma yönlendirmeliyiz. Çünkü kaygım o ki; bunu yapmazsak gelişmekte olan ülkeler ligindeki konumumuz gerileyebilir. Çünkü dünyadaki rolü büyümekte olan G20 üyesi birçok gelişmekte olan ülke de var.”