Sıtma, Afrika'da her yıl beş yaşın altındaki 700 bin çocuğu öldürüyor

Sıtma, Afrika'da her yıl beş yaşın altındaki 700 bin çocuğu öldürüyor
Sıtma, Afrika'da her yıl beş yaşın altındaki 700 bin çocuğu öldürüyor

12 milyon nüfuslu Zambiya, sıtmanın yaygın olduğu ülkelerden biri. Sıtmadan ölümlerin azaltılması için Novartis?le masaya oturan Zambiya hükümeti hastalığı kontrol aşamasına gelmiş.

Sıtma siyah Afrika'da, her 30 saniyede bir çocuğu öldürüyor. Sıtma ilacını kârsız satmayı kabul eden şirketler ve onlara para ödeyen Bill Gates Vakfı gibi sivil toplum kuruluşlarına rağmen Afrika ülkelerinde sağlık bütçesinin yüzde 40'ı hâlâ sıtmaya ayrılıyor
Haber: RUHİ SANYER - ruhi.sanyer@radikal.com.tr / Arşivi

LUSAKA - Ülkenizde sıtmadan insanların öldüğünü en son ne zaman duydunuz? Bir yakınınızın, bir dostunuzun önce  ateşler içinde yandığını sonra da mum gibi eriyip gittiğini en son ne zaman gördünüz? Türkiye’de artık önemli sağlık sorunu olmaktan çoktan çıkan sıtma siyah Afrika’da, dünyanın yoksul ülkelerinde her yıl yaklaşık 1 milyon insanın canını almaya devam ediyor. Dünyada her yıl beş yaşın altında 880 bin çocuk sıtmanın kurbanı oluyor. Bunun 700 bini Afrika’da.
Yani sıtma Afrika’da her 30 saniyede bir çocuğu öldürüyor. Dünyada sıtmadan ölen her 10 kişinin 9’u Afrika’da. Sıtma, hastalık yapıcı bir grup parazit olan plazmodiumların, dişi anofel sivrisinekleriyle insanlara bulaşmasıyla yayılan ateşli bir hastalık. Peki dünya, her yıl milyarca dolar kazananan ilaç devleri sıtma için ne yapıyor? Birkaçı dışında çoğunun pek birşey yaptığını söylemek mümkün değil. Çünkü sıtma dünyanın daha çok yoksul yani  ilaç ve tedaviye ayıracak fazla parası olmayan bölgelerinde görülüyor. Bu durumda da ilaç devleri sıtmayla savaş için ilaç geliştirmeye pek hevesli olmuyorlar.
Ancak ürettikleri ilaçları maliyetine satmayı kabul eden şirketler, onlara para ödeyen Bill Gates Vakfı gibi sivil toplum kuruluşları sıtmayla mücadele bayrağını taşıyor. Sivil toplum kuruluşlarının desteği, ilaçcıların maliyetine satışı kabul etmeleri bile sıtmanın Afrika ülkelerinde sağlık bütçesinin yüzde 40’ını yutmasını engelleyemiyor. Afrika’da sıtmanın yarattığı işgücü kaybı ve sağlık harcamalarındaki artış nedeniyle Gayrisafi Yurtiçi Hasılaları yüzde 1.5  oranında daralıyor. 

Büyük bir trajedi
İsviçreli ilaç devi Novartis’in Türkiye Dış İlişkiler Koordinatörü Mehmet Ateş’in, ‘Sıtmayla Savaş  Programı’nı izleme’ daveti geldiğinde yıllarca önce Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin baş belası olan sıtmaya karşı mücadeleyi bu konuda en büyük çabayı veren Zambiya’da izlemek ilginç geldi.
Türkiye’de yıllardır unuttuğumuz sıtmayı geçen yıl bir Afrika seyahati dönüşü teşhis edilemediği için hayatını kaybeden İstanbul Altın Borsası’nın başkanı nedeniyle de hatırlamıştık. Türk iş adamlarının Afrika açılımı da düşünüldüğünde Türkiye kaynaklı olmasa da sıtma kendini ara sıra bize hatırlatacağa benziyor. Zambiya’nın başkenti Lusaka’ya uçuşumuz Nairobi (Kenya) aktarmalı gerçekleşti. Nairobi’ye Türk Hava Yolları’yla (THY) İstanbul’dan yaklaşık 8 saatlik uçuş sonrası saat 02.00’de ulaştık. Havaalanı koltuklarındaki zorunlu misafirliğimizden sonra sabah 08.30’da Lukasa’ya uçtuk.
Hindistan’ın en büyük gruplarından Tata’ya ait Taj Pamodzi Oteli’ne öğleden sonra girebildik. Saat 17.00’de de, Novartis’in Uluslararası Pazarlama Direktörü ve Sıtma Girişimi Programı Sorumlusu Hans Rietveld’in bilgilendirme toplantısını izledik. Rietveld, şu noktalara dikkat çekti:

* Sıtma, Afrika kıtası için büyük trajedi. Dünya nüfusunun yarısı sıtma riski altında. Afrika’da her 30 saniyede bir çocuk sıtmadan ölüyor.
* Sıtma, dünyanın yüzde 40’ında etkin. Sıtmadan ölümlerin yüzde 90’ı Afrika’da gerçekleşiyor.
* Sıtma, geçmişteki gibi 21’inci yüzyılın da önemli sorunlarından biri olmayı sürdürecek.
* Yakın gelecekte sıtmadan etkilenebilecek nüfus 3 milyarı bulacak.
* Hızlı iklim değişikliği sıtma riskini artırıyor, risk bölgeleri de genişliyor.
Rietveld’in dikkat çektiği ülkelerden biri de kuşkusuz bu konuda en büyük savaşın verildiği Zambiya’ydı. 12 milyon nüfuslu Afrika ülkesi Zambiya, sıtmanın yaygın olduğu ülkeler arasındaydı. Novartis, “Sıtma önlenebilir hastalık olmasına karşın, Afrika’da neden bu kadar yaygın, önüne set çekilemez mi” sorusunu yanıtını aradı.
Novartis’i ‘sıtmayla mücadele’de cesaretlendiren en önemli etken, Çin’de ‘sıtma otu’ (Artemisia) bazlı bir ilacın geliştirilmesi, o ilacın yaygın üretiminde ‘ortaklık’ yapmasıydı. İlacın geliştirilmesinin öyküsü ise hayli ilginç.

Vietkong Çin’e başvurdu
Rietveld’in anlattığına göre 1970’lerin sonunda Vietnam’da ülkelerini Amerikan işgalinden kurtarmaya çalışan çalışan Vietkong gerillaları sıtmaya, savaştan çok kurban verdiklerini görmüşler. Bunun üzerine Çin’e başvurup ‘Bize bir ilaç bulun’ demişler. Yüzlerce Çinli bilimadamının çalışması Çin’de yıllardır ateş düşürmekte kullanılan sıtma otunun bugünkü kadar etkin olmasa bile bir sıtma ilacı olarak Vietkong gerillarının kullanımına sunulmasını beraberinde getirmiş. 1999’da Novatis o ilacı geliştiren Çinli bilim adamlarıyla birlikte daha etkin bir ilaç geliştirip patentini almış.
Ancak uzun süre ilaca itibar eden olmamış. Sıtmayla savaş, kinin gibi ilaçlarla yürütülmeye çalışılmış. Ölümlerin azalmaması sorunun en yoğun yaşandığı ülkelerdern Zambiya’da hükümeti radikal bir tercihe yöneltmiş.  Novartis ve Çinli ortağıyla masaya oturulup ‘Biz sizin ilacı istiyoruz’ denmiş.  Novartis ve Çinli ortağı Zambiya’da sıtmayla savaşa katkıda bulunurken maliyetine satış yapmayı kabul etmişler. 2001’den buyana Zambiya’ya ortalama fiyatı olan 76 sentten 280 milyon doz ilaç gönderilmiş. 

İlaç kullanımı ölümü azalttı
İlacın kullanımı yaygınlaştıkça sıtmadan ölümler azalmış. Yaygın kullanımın başladığı 2006’dan 2008’e  sıtma vakaları yüzde 54 azalmış. 2002’den buyana çocuk ölümlerindeki azalma ise yüzde 30’u geçmiş. Bu saptamayı Zambiya Sağlık Bakanı Kapambwa Simbao da ‘Novartisle yürüttüğümüz ‘Sıtmayla Mücadele Programı’ başarıyla yürüyor. Hastalığı kontrol aşamasına geldik. Bu bizim için önemli bir başarı’ diyerek doğruluyor.
Zambiya’da izlediğimiz sıtmayla mücadele programı şunları gösterdi:
* Sıtmayla mücadelede önemli yol almak mümkün. Ancak yalnız tedavi değil önleyici çalışma da şart. Bunların başında ilaçlama ve cibinlik kullanımı geliyor. Halkın cibinlikleri balık ağı olarak kullanmasını önlemek gerekiyor. Ancak, Zambiya’da da bütün Afrika gibi AIDS de , büyük risk olmayı sürdürüyor.
* Domuz gribi ise, sıtma ve AIDS’ten ölümleri mevsimsel olarak hızlandıracak gibi duruyor. Lusaka’daki Türklere göre domuz gribi Afrikayı vurursa ölenlerin sayısı yüzbinlere ulaşabilir. Çünkü insanlar yoksulluktan beslenemiyor ve bu nedenle de dirençleri çok düşük.

‘Bir ilaç kârsız neden satılır?’
Novartis Uluslararası Pazarlama Direktörü ve Sıtma Girişimi Programı Sorumlusu Hans Rietveld,  Zambiya’ya sattığımız ilaçtan , tek kuruş kâr etmedik’ diyor.
Verdiği bilgiye göre Novartis, çocuklar için hazırlanan ilacı 36 sente, büyüklerinkini de 1 dolardan Zambiya’ya gönderiyor ve parasını da uluslararası sivil toplum kuruluşlarından ve çeşitli fonlardan alıyor. Bu durumda da ortalama fiyat 76 sent oluyor. İlaçların çok az bir kısmı ise eczanelerde 6-10 dolar gibi sıradan Zambiyalının alım gücünün çok üzerinde fiyatlardan satılıyor. Bir ilacın AR- GE masraflarının 800 milyon doları bulduğunu anımsayınca Rietveld’e kârsız satış politikasının ne kadar daha sürdürülebileceğini sorduk.
Rietveld ise sorumuzu ‘İlaç Çin’de geliştirildi. Novartis olarak 30 milyon avro harcadık. Çinlilerle bir gelir paylaşma anlaşmamız var. Bu, ciromuz içindeki payı çok az olmasına rağmen, en çok hastaya ulaşan ilacımız. Yani bunu bir sosyal sorumluluk projesi olarak da görmek mümkün’ diyerek yanıtladı. Rietveld sorumuzu böyle yanıtladı ama bu yanıt kârsız satış politikasıyla ilgili kafamızdaki soru işaretlerini dağıtamadı.

Zambiyalı, ‘Zambulans’ı yaratmış

Dünyanın her yerinde hastalar ambulansla taşınırken, Zambiya’da bu görevi bisiklete eklenmiş tekerlekli sedyeler üstleniyor.
Başkent Lusaka ve çevresindeki sıtma turumuzun önemli duraklarından biri, Chongwe bölgesi ve buradaki Msiska Hastanesi’ydi. Hastanenin çevresi, bekleme salonlarının durumu, klinik ortamı bu koşullarda sıtma ve AIDS’le mücadelenin hiç de kolay olmadığını gösteriyordu. Gerçi ziyaret ettiğimiz diğer hastanelerde de durum pek farklı değildi ama burada gördüğümüz bir araç insan aklının yaratıcılığını bir kez daha gösterdi. Hastanenin önünde yığılmış çok sayıda bisiklet vardı. İnsanların ayağında ayakkabı bulunmayan bir ülkede, hastane önündeki pırıl pırıl bisikletlerin  hikmetini sorunca güldüler ve anlattılar:
‘Bunlar Zambulans. Bu tekerlekli sedyeleri üzerlerini kapatıp, bisiklete ekliyoruz. Dünyanın başka ülkelerinde hastalar ambülansla taşınıyor. Biz Zambiya’da yaşadığımız icin ambülansın ‘bulans’ını alıp Zambiya’nın ‘Zam’ı ile biryeştirince ortalya Zambulans çıkıyor. Bunlarla hastalarımızı taşıyoruz. Hem ucuzlar, hem de modern ambulansların giremediği yerlerde de hizmet verebiliyorlar’