Sosyal Güvenlik Reformu (1)

Radikal, haftaya Meclis gündemine gelecek Sosyal Güvenlik Reformu'nu bir diziyle anlatıyor: Çalışma Bakanı Başesgioğlu, "Başaramazsak, gelecek kuşaklara ağır yük biner" dedi.
Haber: AHMET KIVANÇ / Arşivi

Türkiye, her ne kadar nüfusunun genç olmasıyla övünse de, 27 yıl sonra nüfusu yaşlı ülkeler kategorisine girecek. Türkiye'de sosyal güvenlik sisteminin açmazı, nüfus bu kadar genç olmasına karşın emekli başına düşen aktif çalışan sayısının şu an bile 2'nin altında olması ve nüfus yaşlandığında dengesizliğin daha da bozulacak olması.
Umut verici olan ise, çalışan nüfusun, 0-14 arası yaş arası nüfus ile 65 yaş üstü bağımlı nüfusa oranının 2025 yılına kadar artmaya devam edecek olması. Ancak sosyal güvenlik sistemi için 'fırsat penceresi' olarak tanımlanan bu durum 2025 yılından itibaren tersine dönecek ve bu tersine durum 2035'ten itibaren de hızlanacak. Şayet Türkiye önümüzdeki 20 yılda büyümesini istikrarlı bir şekilde sürdürür, artan işgücünü istihdama katabilir ve bu istihdamı da kayıt altına almayı başarabilirse, şu an zaten sıkıntıda olan sosyal güvenlik sistemi, daha da zor olması öngörülen 2025 yılından sonraki sürece güçlenerek girebilecek.
Sistem tek çatıya giriyor
Planlanan sosyal güvenlik reformu dört ayak üzerine oturacak. İlk olarak nüfusun tümüne sağlık hizmeti sunumunu finanse etmek üzere Genel Sağlık Sigortası oluşturulacak. İkincisi, halen dağınık yürütülen primsiz ödemeler ve toplumun değişik kesimlerine yapılan yoksulluk yardımları Genel Sağlık Sistemi adı altında toplulaştırılarak muhtaç kesimleri sağlık yönünden sosyal güvenlik şemsiyesi altına alacak sistem oluşturulacak.
Üçüncüsü, tek bir emeklilik sigortası rejimi oluşturularak SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı aynı çatı altında toplanacak. Dördüncü olarak bu üç temel işlevi yerine getirecek, Sosyal Güvenlik Kurumu adı altında yeni bir kurumsal yapı oluşturulacak.
Türkiye'de sistemin açıklarını kapatabilmek için son yıllarda her yıl artan miktarda bütçeden kaynak aktarıldığı bir gerçek. Bu yıl da sosyal güvenlik kurumlarının açığı için bütçeden 22 milyar YTL kaynak aktarılacağı tahmin ediliyor. Ancak, sosyal güvenlik sistemi açıklarını 'kara delik' olarak nitelendirmenin doğru olup olmadığı tartışması da tüm dünyada devam ediyor. Bu yaklaşımın yanlışlığını en kestirme ifadeyle, yazı dizisi için görüştüğümüz Çalışma Bakanı Murat Başesgioğlu şu sözleriyle açıkladı: "70 milyon insan kendi aralarında topladığı paralarla sağlık hizmetini görecekse, emekli aylığını vereceklerse, devlet niye var?"
Soruları Teksöz yanıtladı
Başesgioğlu'nun siyasi değerlendirmeleriyle başlayan bu dizide Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı Tuncay Teksöz önemli noktalara açıklık getirdi. Diğer taraftan da emekli aylıkları, emeklilik yaşı, Genel Sağlık Sigortası, diğer sosyal ödeneklerde mevcut sistem ile yeni sistem arasındaki avantajlar, dezavantajlar karşılaştırmalı olarak tek tek ele alındı.
Tasarının mimarlarından Teksöz, Emek Platformu ve Ekonomik Sosyal Konsey üyesi sivil toplum örgütlerinin tasarıya ilişkin eleştirileri ile merak ettikleri noktaları Radikal için yanıtladı.
Başesgioğlu: Bu bir devrimdir
Çalışma Bakanı Başesgioğlu Radikal'e yeni sistemi anlattı: 18 yaş altına koşulsuz, mutlak sağlık güvencesi getiriyoruz, bu bir devrimdir. Reform kelimesini en çok hak eden sosyal güvenlik düzenlemesini getiriyoruz. Sosyal güvenlik sistemini desteklemek, devletin görevi

Çalışma Bakanı Murat Başesgioğlu, SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı'nı tek çatı altında toplayan, toplumun tüm bireylerini Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamına alan, herkesin aynı sağlık hizmetlerini almasını öngören düzenlemelerin reform kelimesini en çok hakeden düzenlemeler olduğunu belirtti.
Anne babalarının sigortalı olup olmadığına, primlerini ödeyip ödemediklerine bakılmaksızın 'doğumundan 18 yaşına kadar Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı herkese' koşulsuz, mutlak sağlık güvencesi getirdiklerini ifade eden Başesgioğlu, "Bu bir devrimdir" dedi. Başesgioğlu, yeni yıldan itibaren TBMM'nin sosyal güvenlik sisteminde köklü değişiklik yapan düzenlemeler hakkında şu bilgileri verdi:
'Herkes eşit olacak'
"Sosyal güvenlik sistemi şu anda herkesi kapsamıyor. Eşit hizmet dağıtımı konusunda sistemin sıkıntısı var; memursanız değişik, SSK'lı iseniz değişik, Bağ-Kur'lu iseniz değişik hizmet alıyorsunuz. Bunun değişmesi gerekiyor. Herkesten eşit prim alındığına göre hizmet eşit olmalı. Geçmişte yapılan düzenlemelerde reform kelimesi çok sık kullanıldığı için Türkiye reform yorgunu oldu. Bu nedenle reform kelimesini kullanmaktan kaçınıyoruz. Ama reform kelimesini en fazla bu düzenlemeler hak etti. Sosyal güvenlikte bugüne kadarki en büyük değişim yaşanacak. Sistemi hayata geçirdiğimizde çok şey değişecek?
'Hizmet aksamayacak'
Çocuklar, doğumundan 18 yaşına kadar GSS güvencesi altında olacak. Anne babasının sosyal güvenlik kurumuna bağlı olup olmadığına bakmıyoruz, primleri ödeyip ödemediklerine bakmıyoruz. Bu devrimdir. Tasarıyı eleştirenlerce, 'sağlık piyasalaştırılıyor, ticarileştiriliyor' deniliyor. Aksine, tek başına bu bile konuya sosyal baktığımızın, toplumsal baktığımızın nişanesi. Bugüne kadar böyle kapsayıcı, kavrayıcı anlayışı hayata geçirmek hiç mümkün olmadı.
Sosyal güvenlikte yapılan değişiklikler hemen bir sene sonra sonuç vermez. Mesela emeklilik yaşını 1999 yılında 58-60 yaptık ama, 58-60 yaşın sisteme tamamen hâkim olabilmesi için 2023 yılını beklememiz lazım.
Şu anda çalışan vatandaşlarımızın emekliliği hak etme şartlarında hiçbir değişiklik getirmiyoruz. Emeklilik yaşı ancak 2036'dan sonra kademeli olarak artacak. Halen emekli aylığı almakta olanların aylıklarının azalacağı iddiaları doğru değil. Bugün itibarıyla emekliliğini hak etmiş ama 'gücüm kuvvetim yerinde, çalışayım' diyen insanlar var, onların da bu sistemden aleyhte etkilenmeleri söz konusu değil. Aksine sistemde kalmaları onların menfaatine.
Sosyal güvenlik kurumlarına destek konusundaki ezberimizi bozmalıyız. 'Sosyal güvenlik açığı', 'kara delik' diye, sosyal güvenlik kurumlarını ticari işletme gibi görmemeliyiz. 70 milyon insan kendi aralarında topladığı paralarla sağlık hizmetini göreceklerse, emekli aylıklarını verecekse o zaman da devlete ihtiyaç yok. SSK'da prim ödeme süresi açısından 7 bin günden 9 bin güne kademeli geçeceğiz. Dar alanda düşünüldüğünde bazı tepkiler gelebilir. Ancak gelecek nesilleri düşündükleri zaman yasayı çıkarmak konusunda istekli olacaklarına inanıyorum."
Devletten gönüllü katkı
'Sosyal güvenlik kurumları sıfır açıkla yönetilir' demenin hiç gerçekçi olmadığını dile getiren Bakan Başesgioğlu, devletin bu sisteme katkı vermesi gerektiğini söyledi. 2005 itibarıyla toplam sosyal güvenlik giderlerinin gayri safi milli hasıladaki payının yüzde 12.5 olduğunu kaydeden Başesgioğlu şunları söyledi:
"Bu oran İskandinav ülkelerinde yüzde 35-37, Almanya'da yüzde 27 seviyesinde. Açığımızın GSMH'ye oranı yüzde 4.5'tir. Bu da aslında fazla bir rakam değildir. Ama Hazine bu parayı piyasadan borçlanarak karşıladığı için borcumuz büyüyor. Yoksa sağlıklı bir ekonomide bu rakamlar büyük değil. Bu nedenle biz şöyle bir yaklaşım getirdik; emeklilik sistemi için devletin verdiği paranın adını devlet katkısı olarak koyduk. Devlet de her ay emeklilik sistemi için yüzde 5 prim verecek. Genel sağlık sigortası için de yüzde 2-2.5 civarında katkı öngörüyoruz. Devlet gönüllü olarak 'ben sosyal güvenlik sistemine katkı veriyorum' diyor."
'Sağlık karneleri tümüyle kaldırılıyor'
Sağlık karnelerinin tümüyle kaldırılacağını kaydeden Bakan Başesgioğlu, nüfus cüzdanlarına sosyal güvenlik bilgilerinin işleneceğini söyledi. Yeni nüfus cüzdanları için İçişleri Bakanlığı'nın çalıştığını ifade eden Murat Başesgioğlu şunları söyledi: "Hastaneye de gitseniz, sosyal güvenlik kurumuna da gitseniz bu kartı kullanabileceksiniz. Sosyal güvenlik sisteminin 58 milyar YTL gideri var; bunun en az 35-36 milyarı vatandaştan toplanıyor. Bu az para değil. Dolayısıyla bunlar vatandaşın kendi kurumları aslında. Türkiye'de 23 milyon işgücü, sosyal güvenlik kurumları kapsamında da 13 milyon kişi olduğundan hareketle 10 milyon kişinin kayıt dışında olduğunu söylemek yanlış. Onların büyük kısmı ücretsiz aile işçileri veya yevmiyeli çalışanlar. Bizim tespitimiz, sigortalı olma potansiyeli taşıyan 2.8 milyon civarında çalışan var."

YARIN: Ne kadar prim, o kadar maaş