Sosyal haklar dibe vuracak

Üç sosyal güvenlik kurumunu tek çatı altında birleştiren sistem, vatandaşı üzecek. Emekli aylığı bağlanmasından sağlığa kadar en düşük standart hangi kurumda geçerli ise sosyal haklar o düzeye inecek.
Haber: ATİLLA ÖZSEVER / Arşivi

SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı'nın emeklilik ve sağlık hizmetleri, 1 Ocak 2007 tarihinden itibaren tek çatı altında yürütülmeye başlanacak. Bu üç sosyal güvenlik kurumu, 20 Mayıs 2006 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 5502 sayılı yasayla Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) adı altında birleştirildi.
16 Haziran 2006 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası ile de bu üç kurumun sosyal güvenlik hizmetleri 1 Ocak 2007 tarihinden itibaren tek elden yürütülecek.
5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu (tek çatı) Kanunu'nun gerekçesinde, "bu kurumlar kapsamında bulunan kişilerin hak ve yükümlülüklerinin farklılaştığı bir sosyal güvenlik sisteminden kaynaklanan dağınıklığın giderilmesi için standart birliğinin sağlanması" amaçlanıyordu.
'Yoksullukta eşitlik'
Bu norm ve standart birliği, 1 Ocak 2007 tarihinde yürürlüğe girecek 5510 sayılı yasayla emekli aylığı bağlanmasından sağlığa kadar birçok konuda en düşük standart hangi kurumda geçerli ise o düzeyde sağlanmış olacak. Başka bir deyişle çalışanların emeklilik ve sağlık hakları, en alt düzeyde 'tek çatı' altında toplanmış bulunacak. Örnekler şöyle:

  • Halen 25 yıllık sigortalılık süresi için aylık bağlama oranları, brüt maaş üzerinden SSK ve Bağ - Kur'da yüzde 65, Emekli Sandığı'nda yüzde 75 üzerinden hesaplanıyor. Yani SSK ve Bağ-Kur'da bu oran yıllık bazda yüzde 2.6'ya, Emekli Sandığı'nda ise yüzde 3'e denk geliyor. Yılbaşından itibaren aylık bağlama oranları bütün çalışanlar için 2015 yılına kadar yüzde 2.5'e, 2016 yılından itibaren ise yüzde 2'ye düşürülecek.
    Görüldüğü gibi emekli aylığı bağlama oranı SSK düzeyine, hatta zamanla onun da altına düşürülüyor. Somut bir örnek verecek olursak, bugünkü koşullarda emekli olan bir memur, yüzde 75 üzerinden emekli maaşını almaya hak kazanırken, 2016 yılında çalışmaya başlayan ve 2041'de emeklilik hakkını kazanacak diğer memurun aylık bağlanma oranı yüzde 50'ye düşecek.
    Aylık oranları düşüyor
    10 yıldır çalışan ve emekliliğine 15 yıl kalan bir kamu görevlisine ise yüzde 65 oranından emekli aylığı bağlanacak. Sonuçta memur emeklilerinin maaşları yüzde 33, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıkları ise yüzde 23 düşürülüp 'tek çatı' altında toplanmış olacak.
  • Mevcut durumda Bağ-Kur emeklisi, çalıştığı takdirde yüzde 10 oranında sosyal güvenlik destek primi ödüyor. Memur ya da işçi emeklisi ise, çalıştığı takdirde yüzde 7.5'i kendisinden yüzde 22.5'i de işveren katkısı olmak üzere toplam yüzde 30 oranında bir prim ödeniyor. Yılbaşından itibaren üç kesimin emeklisi, çalıştığı takdirde yüzde 14'ü kendisinden, yüzde 19.5'i işveren katkısı olmak üzere toplam yüzde 33.5 oranında bir prim ödemiş olacak. Görüldüğü gibi çalışan emeklinin prim kesintisi yüzde 7.5'ten yüzde 14'e yükselirken hak kaybı yönünden en alt sınırda bir norm birliği sağlanmış oluyor. Bağ-Kur emeklilerinin tepkisi üzerine bu konuda yeni bir düzenleme yapılması düşünülüyor.
    Yetimlerdeki hak kaybı
    Sosyal güvenlik uzmanı ve Yol-İş Sendikası Toplu Sözleşme Dairesi Başkanı Mehmet Babadağ ise, şu örnekleri verdi:
  • Halen yetim kız çocuklarına evlendikleri takdirde bir çeyiz yardımı yapılıyor ve yetim maaşı kesiliyor. Bu çeyiz (evlenme) yardımı SSK'da 24 aylık toplu maaş, Emekli Sandığı'nda ise 12 aylık toplu maaş tutarında bulunuyor. Yeni yasayla bu miktar 12 aya, yani Emekli Sandığı düzeyine indiriliyor.
  • Mevcut durumda memurların ilaç alması yönünden bir sınırlama yoktu, SSK'lılar için belli bir sınır vardı. Şimdi SSK düzeyine hatta fark ödemek suretiyle daha alt düzeye indiriliyor.
    Refah payı azalıyor
  • Askerlik borçlanması eskiden asgari ücretin yüzde 20'si oranında ve 6 ay içinde ödeniyordu. Yılbaşından itibaren bu oran yüzde 32'ye çıkarıldığı gibi ödeme süresi bir aya indiriliyor.
  • Eski uygulamada emekli aylığı hesaplanırken prime esas kazanç miktarı, enflasyon oranı ve büyüme oranı (refah payı) dikkate alınarak belirleniyordu. 1 Ocak 2007'den itibaren enflasyon oranı ile refah payı olarak yüzde 1'in toplamının yarısı alınacak. Yani, emekli aylığının hesaplanmasındaki önemli bir gösterge, yarı yarıya düşürülmüş olacak.
  • Memurlar şimdiye kadar sağlık primi ödemiyordu. Yılbaşından itibaren SSK'lılar gibi yüzde 12.5 oranında sağlık sigortası primi kesilecek. 2007'de bu farkı devlet karşılamasına rağmen daha sonra ne olacağı belli değil, kesinti olursa maaşları azalacak.
    'AB normuna yakınlaşmalı'
    Tek çatı kuruluşu olan Sosyal Güvenlik Kurumu'nda (SGK) kamu çalışanlarının temsilcisi olarak seçilen deneyimli KESK yöneticisi Hasan Hayır, görüşünü şöyle açıkladı:
    "Norm ve standart birliğinin en azından AB ortalamasına yakın bir düzeyde olması gerekir. En alt düzeyde, yoksullukta bir eşitlik olmasından yana değiliz. Zaten hükümetin temel hedefi de, AB standardı olarak ifade edilmektedir."
    'Önce kurumlar birlik sağlasın'
    "Norm ve standart birliğini savunuyoruz, ancak öncelikle her kurumun kendisi bu konuda bir birlik sağlamalı, ondan sonra tek çatıya geçilirse geçilir. İlle de tek çatı olsun diye bir yaklaşımımız yok. Örneğin kişi başına sağlık harcaması Emekli Sandığı'nda 3.5 milyar TL., SSK'da ise 900 bin TL. Önce her kurumun kendisi bir standart sağlamalı. Bütçeden sosyal güvenliğe yapılan aktarmada da, en fazla pay Emekli Sandığı'na gidiyor. En az payı SSK alıyor. Burada da norm birliği sağlansın"
    'Adil ve eşit bir sistem'
    "Tek çatı altında adil ve eşit bir emeklilik sistemi getiriyoruz. Emeklilik yaşı, 2036'a kadar 58-60 olarak devam edecek. Ondan sonra kamedeli bir artış var. 9 bin gün prim ödeme süresi de, birdenbire yükselmiyor, kademeli olarak yükselme söz konusu. Bütçeden aktarılan
    23 katrilyon lirayı bundan böyle yoksul kesime de yönlendireceğiz. Tek çatı için zaten üç yıllık bir geçiş süresi var, bazı maddelerin yürürlüğe konmasında esneklik olabilir. Öte yandan yasaya olan tepki sadece emeklilerin çalışmasıyla ilgili oldu.
    Demek ki başka itiraz edecek konu bulunmuyor. Vatandaşlarımızın hassasiyetini algıladık. Konu bu hafta içersinde bir netliğe kavuşacak."
    Anayasa Mahkemesi kararı yakında
    Geçen hafta Anayasa Mahkemesi'nde 7.5 saat Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hakkında bilgi veren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu, "Yüksek Mahkeme sürecin kısalığının farkında. Bu hafta ortalarına doğru bir karar verme beklentisi içindeyim" diye konuştu..
    Bakan Başesgioğlu, Cumhurbaşkanı ve CHP'nin Anayasa'ya aykırılık iddiasıyla yasanın 23 maddesi hakkında Anayasa Mahkemesi üyelerine teknik bilgi sunduğunu belirtti. Başesgioğlu, yargı kararını beklediklerini, 1 Ocak 2007 tarihinden geçerli olacak yasayı ertelemenin birtakım sakıncalar doğurabileceğini ifade etti.
    Öte yandan Anayasa Mahkemesi'nden edinilen bilgiye göre, Yüksek Mahkeme yasayla ilgili olarak 12 Aralık Salı günü görüşmeye başlayacak ve muhtemelen hafta sonu bir karara varmış olacak. Yasanın yürürlüğe gireceği 1 Ocak 2007'den önce mahkeme kararının çıkması bekleniyor.
    Bu arada CHP Genel Sekreter Yardımcısı Oğuz Oyan, hak kayıpları karşısında çalışanların panik halinde emeklilik için başvuru sürecine girdiğini, Anayasa Mahkemesi'nin yılbaşından önce karar vererek belirsizlikleri gidermesini istedi. Oğuz Oyan, erken emeklilikle kadroların boşaltılması için hükümetin kasıtlı davrandığını öne sürdü.
    Sosyal devlet için 'grev'
    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), sosyal devleti savunmak amacıyla 2007 bütçesine karşı 14 Aralık Perşembe günü hizmet üretiminden gelen güçlerini kullanarak alanlarda eylem yapacak.
    KESK Genel Başkanı Dr. İsmail Hakkı Tombul, 2007 Bütçesi'nin temel karakterinin yoksullaşan halka daha fazla vergi yükleyerek sermaye kesimine kaynak aktaran, sosyal güvenlik sistemini tasfiye eden, sosyal devlet yerine yurttaşı sürekli muhtaç duruma getiren ve asli işlevini bir hayırseverlik mekanizmasına indirgeyen bir yapıya sahip olduğunu söyledi.
    Başkan Tombul, bütçe kaynaklarının nitelikli kamu hizmeti için kullanılmasını, kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınarak kaynak yaratılmasını, kamu çalışanlarına grevli toplusözleşme hakkının getirilmesini, sosyal güvenlik haklarını geriye götüren yasaların uygulanmamasını, memurlara siyaset yapma yasağının kaldırılmasını istedi.


    Okurlara candan teşekkürler...
    Sosyal Forum Köşesi'nin başlaması nedeniyle çok sayıda okurdan ve tanıdık dostlardan kutlama mesajı ve köşeye ilişkin sorular aldım. Bu
    arada Can Dündar'ın 5 Aralık'ta NTV'de yayımlanan sosyal güvenlikle ilgili programına katılıp görüşlerimi açıklamam nedeniyle de, yine okurların kutlama ve sorularına muhatap oldum. Öncelikle en içten teşekkürlerimi,
    saygı ve sevgilerimi sunuyorum...
    Soruların önemli bir bölümü kişisel düzeyde emekli aylığının bağlanma koşulları, oranı, ikramiyesiyle ilgiliydi, sağlık karnesi, fiili
    hizmet zammı gibi konulara ilişkin de sorular vardı. Genel anlamda örgütlenme hakkının kısıtlanması, genel sağlık sigortası uygulamaları yönünde sorular da mevcuttu.
    Bu alanda 25 yılı aşkın bir gazetecilik deneyimim var. Ayrıca akademik anlamda sosyal siyaset (çalışma ekonomisi) doktoruyum. Bir üniversitede hocalık görevine devam etmenin yanı sıra gazetecilik faaliyetimi de sürdürüyorum. Sosyal politikaya ilişkin genel ve makro düzeyde bir formasyona sahip olmama rağmen teknik anlamda okurların kişisel sorularını yanıtlayacak detaylı bilgiye vakıf değilim. Bu konuda araştırma yapıp yanıtlayacak zamanım da çok sınırlı. Anlayışla karşılayacağınızı umuyorum. Okurlarımızın kişisel düzeyde olmayan geneli ve toplumsal sorunları ilgilendiren sosyal politikaya ilişkin sorularını bekliyorum, yanıtlamaya ve gazetede yer vermeye çalışacağım. Tekrar teşekkürler...