'Sunset'e yılda 200 kez giren müşterim var'

'Sunset'e yılda 200 kez giren müşterim var'
'Sunset'e yılda 200 kez giren müşterim var'

Boğaziçi Üniversitesi?nden mezun olan Tansever, Wall Street?te porföy yönetim şirketinde çalışmış.

Tüm önemli konukların mutlaka yemek yediği, bol müdavimi olan Sunset'in sahibi Barış Tansever, restoranına yılda 200 kez giren müşterilerinin bulunduğunu söyledi. Sunset füzyon mutfağıyla tanınıyor

İSTANBUL - Türkiye’de restorancılıkta pek çok ilki gerçekleştiren, Malezya Kralı Mizan Zeynel Abidin’den Yeni Zelanda Başbakanı Helen Clark’a, ABD’nin seçim kaybeden Cumhuriyetçi başkan adayı John McCain’e kadar çok sayıda önemli konuk ağırlayan Sunset, 15’inci yılını kutluyor. Turistik Restoran İşletmecileri Derneği (TURİD) Başkanı ve İstanbul’daki Sunset Gril Bar’ın sahibi olan Barış Tansever, restoranına yılda 200 kez giren müşterilerinin bulunduğunu vurguladı.
Barış Tansever, lüks restoran müşterilerinin davranışlarını şöyle özetledi: “Aslında en zengin Türkler, öyle göründüğü ve sanıldığı kadar ev ve işyeri dışında yemek yemeye para harcamak istemiyor. Kimi göze batmaktan çekiniyor, kimileri de, ‘verdiğim paranın karşılığını alabiliyor muyum’ tereddüdü yaşıyor. Çoğu yurtdışına çıktığında restoranlarda daha fazla para harcıyor.”
Sunset’e gelenlerin, yüksek öğretim görmüş, yurtdışına sık seyahat eden, yeni lezzetlere açık, işinde başarılı ve kendisine iyi hizmet edilmesini hak olarak gören insanlar olduğunu söyleyen Tansever, “Bir hata varsa müşterimiz sırtını çevirip gitmez, bizi uyarır. Türk ve yabancı müdavimlerimiz var” diye konuştu.

Ekibi hiç değiştirmedi
Tansever, Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra dünya finans sektörünün kalbi kabul edilen Wall Street’te porföy yönetim şirketinde staj yaparken, New York’taki gastronomi kültüründen etkilenip İstanbul’da Boğaz manzaralı Sunset’i açmış. Babasının da yönetici olduğu Boğaziçi Üniversitesi camiasından gelmenin avantajlarını yaşadığını belirten Tansever, bir kriz döneminde açtığı Sunset’in başarısını “Kazandığımız parayı işletmeye harcadık, çalışanlara eğitim verdik. Bilgi ve görgümüzü artırdık. Böylece başarımız arttı. İstanbul dünyanın en güzel şehirlerinden biri. Bu güzelliğe ihanet edemezdim. Bizim endüstri de çok zordur ama 14 yıldır neredeyse aynı ekiple çalışıyoruz” dedi.

400 bin kişiye istihdam
Türkiye’deki restoranlarda doğrudan 400 bin kişinin istihdam edildiğine dikkat çeken Barış Tansever, şu bilgileri verdi: “100 bin dolarlık sanayi yatırımıyla bir kişi istihdam ediliyor. Aynı rakam restoranlarda 10 bin dolara düşüyor. Yani, 10 bin dolarlık restoran yatırımı en az bir kişiye istihdam kapısı açıyor. Türkiye’de 700 bin kişinin restoranlar üzerinden dolaylı şekilde geçindiği dikkate alındığında, bu sektörden ekmek yiyenler 1 milyon 100 bine çıkıyor. İstihdamda otomotivi 4-5’e katlıyoruz. Bizim sektörü olumsuz etkileyen kararlar alınırken, işin istihdam yönü de dikkate alınmalı.”

Nobuo’dan Takemura
Barış Tansever, 2006’dan beri ‘konuk şef’ olarak zaman zaman birlikte çalıştığı Londra’daki Nobuo Restoran’ın aşçısı Takemura’yı tümüyle transfer etmesi sonrasında, onun hazırladığı mönüyü tanıtmak üzere düzenlediği sohbet toplantısında, sigara yasaklarının bedelini restoran işletmecilerinin ödediğini savundu. Barış Tansever, kararı babası sigaraya kurban gitmiş bir insan olarak yasakları bir taraftan doğru bulduğunu belirterek, “Ancak Türkiye’de sigara kullanan nüfusun yüzde 30’luk bölümü ne olacak? Üstelik karar Avrupa Birliği (AB) direktifi de değil” diye sordu.
Tansever, TURİD yönetimi olarak, yasakların yaygınlaşmasından kısa süre önce Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ı ziyaret ettiklerini vurgulayarak, şunları anlattı: “Sayın Bakan’a dünyadaki durumu, özellikle İspanya modelini anlattık. İspanya’da büyüklüğü 100 metrekarenin üzerinde olan restoranlarda yüzde 30’luk bir alan tümüyle kapatılarak, diğer müşterileri hiçbir şekilde rahatsız etmeyecek şekilde sigara içenlere ayrılıyor. 100 metrekareden küçük yerlerde karar işletme sahibinin insiyatifine kalıyor. İsteyen, ‘Burası sadece sigara içenlere açıktır’ diyebiliyor.” Tansever, Yunanistan’da da sigara yasaklarının İspanya’dakine benzer şekilde uygulandığını ifade etti. (Radikal)

1000 avroluk Petrus nasıl 4 bin 200 avro olur?
Barış Tansever, Türkiye’de şarap üzerindeki vergilerin yüksekliğine dünyanın en yüksek fiyatlı şaraplarından Petrus üzerinden örnek verdi:
“Diyelim ki, 1000 avro’luk ortalama bir Petrus’u Türkiye’ye ithal edeceğiz. Kafadan, daha kapıda yüzde 50 ithalat vergisi biniyor, fiyat 1500 avro’ya çıkıyor. Yine diyelim ki 10 şişe Petrus getirdik, bunun 3-4 şişesini ilgili kamu kurumları ‘örnek’ olarak alıp tahliller yapıyor, ondan sonra izin veriyor. Böylece kalan şişelerin maliyeti 1600 avro’ya yükseliyor. Üstüne yüzde 63.5 ÖTV eklenince bir şişe Petrus 2 bin 600 avro’yu buluyor. Bu aşamada doğal olarak yüzde 30 ithalatçı kârı ekleniyor, fiyat 3 bin 500 avro’ya yükseliyor. Sıra yüzde 18’lik KDV’ye geliyor. O da eklenince Petrus, restoranın kapısından içeri 4 bin 200 avro’luk fiyatla giriyor. Dünyadaki uygulamalara göre restoranlar pahalı şarabı 2.5 katı, ucuzları da 3-3.5 katı fiyatla satar. İnsaflı davranıp biz Petrus’u iki kat fiyatla müşteriye sunacak olsak, 8 bin 500 avro fiyat çekmemiz gerekiyor. Türkiye’de kaç kişi fiyatı 8 bin 500 avro olan Petrus’u içmek isteyebilir. Fransa, İspanya ve İtalya gibi turizmdeki rakiplerimiz şarap ithalatında sıfır vergi uyguluyor. Dolayısıyla bu ülkelerde Petrus içmek daha uygun.”
Tansever ayrıca, restoran işletmecilerinin en büyük rakibinin devlet olduğunu savunarak, şunları söyledi: “Bir yandan sigara yasağının keskin bir şekilde devreye soktular, diğer taraftan lüks restoranların KDV’sini yüzde 8’den 18’e çıkardılar. Oysa başta Fransa olmak üzere, bazı ülkelerde KDV oranlarını düşürdüler.”