Tek çatı neden çatırdadı?

Bakanlık: Emeklilikte sıkıntı yok

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkilileri emekli olmaya hazırlanan memurları rahatlattı. Yetkililer, yeni Sosyal Güvenlik Yasası'nın emeklilikle ilgili maddelerinin iptali nedeniyle işlemlerin Emekli Sandığı Kanunu'na göre yapılacağını söyledi.
Haber: ATİLLA ÖZSEVER / Arşivi

Anayasa Mahkemesi, kamu görevlilerinin emeklilik ve sağlık haklarının ayrı bir yasayla düzenlenmesini öngörmesi üzerine üç sosyal güvenlik kurumunu tek çatı altında birleştiren sistemin temeli sarsıldı.
Yüksek Mahkeme, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun bazı maddelerini memurlar için ayrı bir düzenleme yapılması gerekçesiyle iptal etti. 1 Ocak 2007 tarihinde yürürlüğe girecek olan yeni yasa, SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı'nın emeklilik ve sağlık hizmetlerinin tek elden yürütülmesini öngörüyordu. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla Emekli Sandığı sistemin dışında kalınca tek çatı anlayışı anlamını yitirdi. 5502 sayılı yasayla üç kurumu tek çatı altında birleştiren Sosyal Güvenlik Kurumu'nun varlığı tartışmaya açıldı.
Kamu hizmeti tanımı
IMF'nin de istediği tek çatı sistemi henüz başlamadan bozulurken işçiler ve emekliler açısından daha fazla hak kaybına yol açan yeni düzenleme ise Anayasa Mahkemesi'nce onaylandı. Anayasa hukukçuları, Anayasa'nın 128. maddesindeki tanıma göre kamu hizmetinin niteliği gereği memurların özlük haklarının bir yasayla düzenlenmesinin öngörüldüğünü belirtiyorlar. Hukukçular, memurda tam iş güvencesine karşılık işçide böyle bir güvence olmadığını, işçilerin toplu sözleşmeli grev hakkına sahipken memurun sadece sendika hakkı bulunduğuna dikkat çekiyorlar.
Öte yandan sendika ve sosyal güvenlik uzmanları ise, Anayasa Mahkemesi'nin kararıyla işçilerin emeklilik yaşı ve prim ödeme gün süresinin arttığını, emekli aylığı bağlama oranının düşürüldüğünü, sonuçta işçi ve memur arasında adaletsizliğe yol açıldığını ifade ediyorlar.
En fazla katkı Emekli Sandığı'na
Türk-İş sosyal güvenlik uzmanı Celal Tozan, memurların sistemin dışına çıkarılarak işçilerin haklarının ağırlaştırıldığını söyledi. Tozan, bütçeden Emekli Sandığı'na yapılan aktarmanın SSK'dan daha fazla olduğuna dikkat çekti. 2005 bütçesinde Emekli Sandığı'na 8.9 katrilyon lira aktarma yapılırken SSK'ya aktarılan miktar 7.5 katrilyon liraydı. Üç kuruma ise toplamda 23.3 katrilyon lirapara aktarılmıştı.



'Emeklilikte sıkıntı yaşanmayacak gibi'

Çalışma Bakanlığı, 'Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararına iyi bakıldığında, memurların emekliliğinde hukuki bir boşluğun doğmayacağı görülüyor' dedi

Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının memurların emekliliği yönünden sorun yaratması çeşitli tereddütlere neden oldu. Bir yandan yeni yasada emekliliği düzenleyen maddenin iptal edilmesi, öbür yandan eski yasada emekliliği ilgilendiren maddenin 1 Ocak 2007'den itibaren yürürlükten kaldırılması, yeni yılda emekli olacak yaklaşık 90 bin memur açısından hukuki bir boşluk yarattığı sorusunu gündeme getirdi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, başlangıçta hukuki boşluğa ilişkin sorular karşısında net bir açıklamada bulunmadı. Daha sonra bakanlık yetkilileri, iptal kararını açıklayan Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Haşim Kılıç'ın sözlerinin deşifre edildiğini ve hukuki bir boşluğun doğmadığını ifade ettiler.
Yetkililer tarafından yapılan sözlü açıklamada, Anayasa Mahkemesi'nin 5510 sayılı yasanın 28. maddesini iptal etmesi sonucu memurların emekliliğiyle ilgili bir sıkıntı yaşanmayacağı bildirildi. Bakanlık yetkilileri, bu maddenin iptaliyle ilgili olarak hukuki bir boşluğun doğmadığını, Haşim Kılıç'ın sözlerinin deşifre edilmesi sonucu 5510 sayılı yasayla yürürlükten kaldırılan 5434 sayılı Emekli Sandığı Yasası'nın 39. maddesinin yürürlüğünün durdurulduğunu, bu nedenle 2007 yılında emekli olacak memurlar için herhangi bir sorun oluşmadığını ifade etti.
'Sistem tarihe gömülür'
Murat Başesgioğlu, Anayasa Mahkemesi'nin Sosyal Güvenlik Reformu'nun bazı maddelerini iptal etmesi nedeniyle, reformun tarihe gömülerek bir daha hiç gündeme gelememesi yönünde riskler de olduğunu vurguladı. Bir TV programına katılan Başesgioğlu, reformun yürürlüğe girmesi gereken 1 Ocak 2007'ye kadar yasalarında tekrar düzenlemesinin de 'imkansız' olduğuna işaret etti. Başesgioğlu, iptal kararı nedeniyle 'kaos' yaşanmaması için yılbaşına kadar yapılması gereken bir kanun değişikliği varsa bunun yapılması gerektiğini vurguladı. Memurlara emekli aylığı bağlanması konusunda bir 'tereddüt' olduğunu belirten Bakan Murat Başesgioğlu, yasal boşlukların olmaması için ve iptal sonrası hangi hükümlerin etkilendiği konularında çalışmalar yapıldığını anlattı.


Memur hareketleniyor
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) , 14 Aralık günü 2007 bütçesinin çalışanlar lehine değiştirilmesi, parasız sağlık ve eğitim hakkının sağlanması, sosyal güvenlik haklarını geriye götüren yasaların uygulanmaması, memurlara toplusözleşmeli grev hakkının verilmesi amacıyla eylem yaptı.İstanbul Saraçhane Meydanı'ndaki parkta yapılan eylemle ilgili gözlemlerimiz şöyle: Eylem yorgunu olması nedeniyle şimdiye kadar hareketsiz kalan kamu emekçilerinin yavaş yavaş kıpırdanmaya başladığı görüldü. Eskiden iş bırakma eylemi nedeniyle viziteye çıkıp genelde evlerine giden memurlar, bu kez belli bir yoğunlukta alanlara gelmeye başladılar. Özellikle okul, hastane, köprü ve otoyollarda hizmet veren kamu çalışanlarının eyleme olan ilgisi daha fazlaydı. Saraçhane Meydanı'nda da belli bir canlılık göze çarpıyordu.


İşçiyi mahkeme de kurtaramadı...
Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı, memurları sistemin dışında bırakırken işçilerin yararına bir gelişmeye olanak sağlamadı, hatta birçok hak kaybına yol açtı. Son günlerde yeni sosyal güvenlik yasasına en fazla tepki gösteren kesim ise, Bağ-Kur emeklileriydi. Çalışma Bakanı Murat Başesgioğlu, "En fazla Bağ-Kur emeklilerinin sesi çıktı" diyerek bu konuda yeni bir düzenleme yapacaklarını söyledi.
İki yıldan beri gündemde olan bu yasayla ilgili olarak Emek Platformu'nun toplumu etkileyici bir eylemi olmadı, SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığı'na devrinden yasanın kanunlaşması sürecine kadar sadece basın açıklamaları ve birkaç küçük eylemle sınırlı kalındı. Yasa doğrudan doğruya çalışanları hemen etkilememekle birlikte emekli aylığı bağlanma oranının giderek düşürülmesi, sağlıkta katkı payının artması gibi uygulamaların direkt etkisi olacak, daha da önemlisi gelecek kuşakların haklarına ipotek konulacak.
Çalışan kesimin bu etkisizliği, toplumun diğer kurumlarını da etkilemektedir.
15-16 Haziran 1970'te sendikal örgütlenmeye getirilen kısıtlamalar karşısında işçi sınıfı tarihinin en önemli eylemlerinden birini yaptı. İstanbul ve Kocaeli'nde 70 bin işçi yürüdü, iş durduruldu, sonuçta sıkıyönetim ilan edildi.
O zaman TİP ve CHP, sendikal örgütlenmeyi kısıtlayan 1317 sayılı yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. Yüksek Mahkeme, 1972 yılında verdiği bir kararla yasayı iptal etti. Bir anlamda işçi sınıfının haklı eylemi, yargının olumlu karar vermesine yol açtı.
Peki şimdi durum nedir? Emek kesiminin hakları konusunda ciddi bir çaba içinde olmadığı görülüyor. Kuşkusuz böyle bir ortamın oluşmasında çok çeşitli faktörler var. Ancak işçi sınıfının tüm bu zorluklar karşısında öncelikle kendi gücüne güvenmesi, bu güçle toplumun diğer kurumlarını da etkilemesi daha uygun görünüyor. Slogan klasik ama yine de geçerli: "İşçi sınıfının kurtuluşu kendi elleri üzerinde olacaktır."