Tekel işçileri: Ölümüz dirimizden daha fazla eder

Tekel işçileri: Ölümüz dirimizden daha fazla eder
Tekel işçileri: Ölümüz dirimizden daha fazla eder
Direnişleriyle 4-C kadrosunun simgesi haline gelen Tekel işçileri bugün açlık grevine başlıyor. İşçiler, 'Ölümüz dirimizden daha pahalı, en azından gelecek nesle bu 4-C rezilliğini bırakmayacağız' diye isyan ediyor

 

SONGÜL SELVİ  

 

ANKARA - Özelleştirilen kamu kurum ve kuruluşlarında işçi statüsünden özlük haklarının baltalanarak geçici işçi statüsüne geçirilmesini içeren 4-C kadrosunun simgesi haline gelen Tekel işçileri bugün açlık grevine başladı. Hükümetin açlık grevine kulak tıkaması durumunda binlerce işçi ölüm orucu için şimdiden kararlı gözüküyor. İşçiler, “Ölümüz dirimizden daha pahalı en azından gelecek nesile bu 4-C rezilliğini bırakmayacağız” diye isyan ediyor.
Tekel işçileri yaklaşık 35 gündür Ankara’da gerçekleştirdikleri oturma eyleminin ardından bugün açlık grevi ile mücadelelerini sürdürmeye devam ediyorlar. Adıyaman, Siirt, Muş ve Tokat gibi Türkiye’nin dört bir yanından Ankara’ya gelip hak mücadelesi veren Tekel işçileri, hükümet yetkililerinin kendilerine ilişkin ‘ortalama 40 bin TL tazminat alırlar’ yorumunu maaş bordrolarını göstererek cevap verdiler.
Siirt Tekel Fabrikası’nda muhasebeci olarak çalışan Cemal Özlük, çalışanların tazminat dökümlerini göstererek, “12 yıl çalışan bir insan 28 bin TL tazminata hak kazanmış. En fazla tazminat ise 40 bin TL. Yani ortalamada 40 bin TL alan kimse yok” cevabını veriyor. Batman’dan Ankara’ya gelip 33 gündür ailesinden uzakta olan Şükrü Yavuz ise, “Ölümüz dirimizden daha fazla para eder. Bugün biz ölsek ailemize bin 100 lira maaş bağlanacak. Ben ölmek istiyorum ama mücadelemize son vermemek için burada direneceğim” dedi. 

Bordroları ile cevap
Türk-İş Genel Merkezi’nin çevresini bavullar ve kurdukları çadırlar ile çevreleyen Tekel işçileri ile gerçekleştirdiğimiz sohbette bir dokunup bin ah işittik. Açlık grevine giren Tekel işçileri bir taraftan hükümetin sorunlarını dinlememesinden şikayetçi olurken, diğer taraftan da Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu’nun işçi kesimini kesinlikle dinlemeyip, sendikanın şube yöneticileri ile görüş alış verişinde olmasına tepki gösteriyorlar. Ayrıca sorunlarını dinlediğimiz işçilerin bir kısmı soğuk hava koşulları nedeni ile ilaçlarla ayakta durmalarına rağmen mücadeleye devam edeceklerinde kararlı olduklarını dile getirirken, bazı işçiler hükümetin maaşlarına yönelik söylemlerine ise Tekel işçileri, bordroları ile cevap verdi. 

Sendika bizi anlatmıyor
İzmir’den Ankara’ya gelen Cahit Şahin, özellikle sendika yöneticilerine sert çıkarak, sorunlarını yeterince anlatmadıklarından şikayetçi oldu. Şahin, “Biz 150 bin kişiyi alanlarda topladık. Bizim amacımız Türkiye Cumhuriyetine 4c’nin yerleştirilmemesi, torunlarımıza 4c’yi bırakmayacağız. 4c ile bizim ailemizden birinin bir rahatsızlığı olsa işe gitmesek, Hükümetten yetkililer bizlerle anlaştıklarını söylüyorlar. Bizler onlarla anlaşmadık. Kesinlikle böyle bir durum yok. Bu statü ile senelik izin gibi bir hakkın yok. Ancak ücretsiz izin hakkın oluyor. İşten atılsak mahkemeye başvuramıyoruz. Yani asgari ücretlilerden daha kötü durumdayız. Yatay geçiş denildi. Öyle bir şey olmadığı ortaya çıktı. Türk-İş Başkanı Kumlu bizimle görüşmüyor. Şube başkanları ile görüşüyor. Biz onlarla görüşmek istiyoruz. Niçin bizim haklarımızı yeteri kadar duyurmuyorlar” dedi.
33 gün önce Batman’dan Ankara’ya gelen Yılmaz Atabağı ise şunları söyledi:  “Mücadele ediyoruz. Çocuklarla konuşamıyoruz.Biz burada 33 gündür mücadele ediyoruz. Gerekirse 333 gün daha mücadele edeceğiz. Bu mücadelemiz ölüm orucuna kadar sürecek.”

‘Çocuklarım kızıyor’
Siirt’ten gelen Mustafa Taşkıran, “Sivil toplum kuruluşlarından daha fazla destek bekliyoruz. Bu işe başlarken kendimize güveniyorduk. Kendisine güvenmesek başkasına güvenmeyiz. İnşallah etkinlikler daha da artacaktır. Biz bu grevlere başlarken de söylemiştik, “Ölmek var dönmek yok” diye. İki tane küçük çocuğum var. Çocuklarım artık Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a düşman kesildi. Haberlerde çıktığı zaman sinir oluyorlarmış, keşke bunlar yaşanmasaydı” diye konuştu. 

Kölelik sözleşmesi
Cemal Özlük, yaklaşık 1 ay önce Siirt’ten geldiğini belirtirken, “Bize kölelik sözleşmesi imzalatıyorlar. Bu sözleşme ile iş akdi feshedilmesi durumunda her hangi bir açıklama yapılmıyor. Ben Siirt’te fabrikanın muhasebe biriminde çalışıyordum. 22 sene çalışan bir işçinin alacağı tazminat en fazla 48 bin TL. Bu kazanılmış hakkımız” dedi. 

‘Ölsem aileme daha iyi’
Batman’dan günler önce Ankara’ya gelip soğukta mücadelesini inatla sürdüren Şükrü Yavuz ise şöyle isyan etti:
“33 gündür memleketimden uzakta buralardayız. Ölümüz dirimizden daha fazla para eder. Bugün biz ölsek ailemize bin 100 lira maaş bağlanacak. Ben 11 ay çalışacağım ve alacağım maaş aylık 700 milyon lira. Ölmeye teşvik ediyorlar. Ben ölmek istiyorum ama mücadelemize son vermemek için burada direneceğim.” 

‘Hastayım ama...’
Muş’tan uzun bir süre önce Ankara’ya gelip geceleri ayazda dışarıda kalan ve sağlık durumunun kötüleşmesi nedeni ile hastaneye kaldırılan Esat Güvercin, “Yaklaşık 33 gündür burada ailemden uzaktayım. Gece gündüz demeden dışarıda soğukta bekliyoruz. Bu nedenle soğuk algınlığı oldu. Üç gün önce hastaneye kaldırıldım ama yarın (bugün) açlık grevine başlayacağımız gün. Arkadaşlarımı yalnız bırakmamak için buradayım. Soğuk havadan dolayı kronik bronşitim dahada arttı” diye konuştu. 

‘Faranjit oldum’
Muş’tan Ankara’ya gelen Sevda Sönmez ise, “33 gündür buradayız. Faranjit ortaya çıktı ve idrar yollarımda iltihaplanma meydana geldi. Ayaklarım sızlıyor. Kat kat üstüne giyiyoruz ama yeterli değil. Açlık eylemine başlayacağız. Çocuklarım Muş’ta. Onlarla ancak telefonla konuşabiliyoruz” dedi.

İşçiler niçin eylem yapıyor?
Tekel işçilerinin günlerdir alanlarda eylem yapmalarının nedeni özelleştirmeler sonrası işsiz kalan işçilerin başka kamu kurum ve kuruluşlarında geçici istihdamlarını sağlayan  657 sayılı devlet memurları kanununun 4. maddesinin c fıkrası. İşçiler kıdem tazminatlarını aldıktan sonra bu kapsama girecekti. Bu maddeye göre bir işçi en çok 10 ay çalışabiliyordu. Ancak Tekel işçilerinin direnişiyle süre 11 aya çıkartıldı.  Bu, en yüksek süre. Gerçekte ise bir yıl içinde çalışılan ay sayısı 4’e kadar düşebiliyor. İşçilerin karşı çıktığı en önemli düzenlemelerden biri de maaşların tırpanlanması. Yaklaşık bin 200 TL alan bir işçinin maaşı, 4-C kadrosunda 630 TL’ye düşüyordu. Ancak direniş beraberinde bir miktar zammı getirse de sıkıntı var. Ayrıca 4-C kadrosunda çalışan bir işçinin ne mesai, ne de ücretli izin hakkı bulunuyor ve kazanılmış tüm özlük hakları elinden gidiyor.

bigPara.com