Tekstilciden iktidara rest

Tekstilciler, Başbakan Erdoğan'a manifesto yolladı: Vergi ve prim yükü inerse, istihdama yüzde 20 katkı yaparız. Aksi halde ayakta kalabilmek için işçi çıkarıp ithalata yöneliriz."

İSTANBUL - Türkiye'nin ihracatında önemli bir yeri olan ve kayıtlı 2.5 milyon kişinin istihdam edildiği tekstil sektörünün dernek ve birliklerinin 20 başkanı ortak manifesto hazırlayarak hükümete 'Bıçak kemiğe dayandı' mesajı verdi. 2005'te Dünya Ticaret Örgütü tarafından kotaların kalkması üzerine Çin'in ucuz işgücü sayesinde piyasalara hâkim olmasının yanı sıra prim yükü ve ağır vergilerin de etkisiyle zor bir döneme giren sektör temsilcileri dünkü zirvede kurtuluş reçetesi aradı.
Zirvede alınan kararları dokuz maddelik manifestoya dönüştüren ve Başbakan Tayyip Erdoğan'a iletilmek üzere TİM Başkanı Oğuz Satıcı'ya veren sektör temsilcileri, sosyal patlamaya da dikkat çekti.
Sosyal patlama uyarısı
İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Süleyman Orakçıoğlu tarafından açıklanan manifestoda, 2.5 milyon kişiyi istihdam eden sektörün 2005'te zor döneme girdiği hatırlatıldı ve, "Feryadımız Türkiye adına. Teşvik istemiyoruz. Sadece vergi ve SSK prim yükünün OECD ülkeleri ortalaması olan yüzde 18-20'ye indirilmesini istiyoruz. Bunun gerçekleşmesi durumunda sektör bazında istihdamı yüzde 20 (500 bin kişi) artırma sözü veriyoruz. Bizden kendi başımızın çaresine bakmamız istenirse, bu çatı altındaki her firma kendi başına ayakta durabilecek güçtedir. İşçi çıkarır, ithalat yapar, bunu başarırız. Biz bu şekilde ayakta kalmak yerine toplumsal barış korunarak ilerlemek istiyoruz" denilerek sosyal patlama uyarısı yapıldı. 'Üretim, İstihdam ve Sosyal Barış Tehdit Altında' başlıklı 'istihdam manifestosu'nda bazen koskoca bir ülkeye yön verenlerin, yanı başlarında atılmakta olan çok büyük çığlığı duymaz hale gelebildikleri de vurgulanarak, "18.2 milyar dolar ihracat yapan, 10 milyar dolara yakın iç pazar büyüklüğüne sahip olan muazzam bir sanayi devletin istihdamdaki vergileri nedeniyle rekabet gücünü kaybetmekte ve kararsızlaştırılmaktadır. Kendimizi anlatma konusunda aklımız karışmış durumda. Türkiye'nin son 25 yıldır ekmek yediği, en büyük istihdamı yarattığı ve böylelikle sosyal barışa müthiş katkıda bulunduğu tekstil sektörünün sorunlarına çözüm bulunmalı" ifadesine yer verildi.
Sektörün geleceğinin geçmişinden çok daha parlak olacağı, ağır vergi, SSK ve enerji maliyetlerine rağmen, sektörün kendi alanında hâlâ dünyanın en rekabetçi sektörlerinden biri olduğu vurgulanan manifestoda şöyle denildi:
"Başımızın çaresine bakarız ama işsizliği artan bu ülkede eğer bu sektör ithalata zorlanırsa hiçbirimiz güvenle yaşayamayız. Artan işsizlik ve öfke ortamında kazanılan paranın kime ne faydası olacak? Bu anlamda tekstil ve konfeksiyon sektörü, ülkemizin sosyal güvenlik sigortasıdır. Şu anda gösterdiğimiz direnci bir an için bıraksak ülke ağlamaya başlar."
Manifestoda, gelişmiş ülkelerin bu sektörden çıktığını iddia edenlerin yanıldıkları savunulurken, şu görüşlere yer verildi: "Onlar, bu sektörün üretiminden çıktı. Katma değerinden ve ekonomisinden çıkmadı. Bugün biz de bunu rahatlıkla yapabiliriz. Ama çalıştırdığımız işçilere ve ailelerine karşı sorumluluk hissetmek, bize bugün şu cümleyi kurduruyor. Türk tekstil ve konfeksiyon sektörü, Cumhuriyetimizin 100. yılında da moda sanayi olarak bugünkünden daha parlak biçimde dimdik ayakta olacaktır. Bir sektör düşünün ki herkesi etkileyecek haldeyiz. ABD'yi, AB'yi harekete geçirmişiz. Sektör lehine büyük kazanım elde etmişiz. Dünya Ticaret Örgütü taleplerimizi tartışıyor ama biz yöneticilerimize sıkıntılarımızı anlatamıyoruz. Sonuçta 'tekstil ve hazır giyimci ağlıyor' deniyor. Aslında ağladığımız yok. Biz ülkenin gerçeklerini anlatıyoruz."
'Bankalar bizi anlamalı'
Manifestoda, bankacılık sektörünün Türkiye ihracatının ve üretiminin ayrılmaz bir parçası olması gerektiği vurgulanarak, "Bankacılık sektörümüz, reel sektörü gerçek anlamda anlamaya ve uzun yıllardır unuttuğu proje bankacılığına dönmeye çalışmalıdır. Tüm bu gelişmeler olurken, kulaktan dolma bilgilerle sektör hakkında olumsuz düşünceler üretmek ve buradan hareketle kredilendirme anlayışını oluşturmak son derece yanlış olur" uyarısı yapıldı. Manifestoda, Başbakan Tayyip Erdoğan'dan, sektör için zirve daveti beklendiği belirtildi.
Manifestoyu kimler imzaladı?
İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, İstanbul Tekstil ve Hammadde İhracatçıları Birliği Başkanı İsmail Gülle, Ege İhracatçı Birlikleri Başkanı Jak Eskinazi, Akdeniz İhracatçı Birlikleri Başkanı Tarık Bozbey, Uludağ İhracatçı Birlikleri Başkanı İsmail Beceren, Denizli Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Raşit Güntaş, Ege Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Nedim Örün, Ankara Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Canip Karakuş, Osmanbey Tekstilci İşadamları Derneği Başkanı Cengiz Say, Triko Sanayicileri Derneği Başkanı Oktay Eryılmaz, Türkiye İç Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Bahri Özdinç, Laleli Sanayicileri İşadamları Derneği Başkanı Ayhan Karahan, Çorap Sanayicileri Derneği Başkanı Sami Kariyo, Türkiye Konfeksiyon Yan Sanayicileri Derneği Başkanı Kahraman Öztürk, Birleşmiş Markalar Derneği Başkanı Saruhan Tan, İstanbul Nakış Sanayicileri Derneği Başkanı Nuri Yüksel, Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Aynur Bektaş, Emprime Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Mehmet Sarıca, İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon Fasoncular Derneği Başkanı Yılmaz Kocaoğlu, Denim Sanayicileri Derneği Başkanı Nedim Özbek.